Navigation

Dünya

Şili ve Meksika’da Öğrenciler ve Öğretmenler Sokakta

Burjuvazinin kâr hırsı yüzünden tüm dünyada işçi ve emekçiler üzerindeki baskılar arttırılıyor, iş saatleri uzatılıyor, ücretler düşüyor, sosyal haklar tırpanlanıyor, eğitim, sağlık gibi temel kamu harcamalarında kısıtlamalara gidiliyor. Kapitalist sistemin insanlıkdışı doğası, emekçilerin ve onların çocuklarının yaşamlarını çekilmez hale getiriyor. Ne Şili’de ne Meksika’da ne de dünyanın başka bir yerinde emekçilerin yaşam koşulları, eğitim hakkı, sağlık hakkı kapitalistlerin umurunda değildir.

Makedonya’da Neler Oluyor?

Makedonya’da yaşanan durum sadece kitlelerin yükselen tepkileri, burjuva güçlerin tutum ve konumlanışı bakımından değil, yükselen hareketin kapitalist düzen sınırları dışına taşmasına yol gösterecek devrimci bir önderliğin eksikliğinin tüm yakıcılığıyla yaşanması bakımından da pek çok örnekle benzerlikler taşıyor.

Baltimore: Siyahların İsyanı Sürüyor

Amerika’nın siyah işçi ve emekçileri, her geçen gün daha fazla farkına varacaklardır ki, siyahlara yönelik ırkçılık ve ayrımcılık, aslında sınıfsal bir sorundur. Dolayısıyla ancak düzeni hedef alan örgütlü bir mücadele bu sorunların çözüm yolunu açabilecektir. Bu yüzden de beyaz işçi kardeşleriyle bir araya gelmeleri, güçlerini işçi sınıfının devrimci mücadelesine katmaları hayati derecede önemlidir. Ferguson ve Baltimore’da gelişen hareketler, bunun olanaklarını ortaya koymuştur. Ferguson’dan bu yana gerçekleştirilen onlarca gösteride beyazlar, siyahlar ve diğer etnik kökenden insanların yan yana, omuz omuza durması ve kavga vermesi bunun göstergesidir.

İran’la Batı Arasındaki Nükleer Görüşmeler

İran ile 5+1 ülkeleri (Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi olan ABD, Rusya, Çin, Fransa, İngiltere ve Almanya) arasında, İran’ın nükleer programı üzerine uzun süredir devam eden görüşmelerde, taraflar, ön anlaşmaya varıldığını Nisan ayı başında açıkladılar. İran’ın nükleer programı 12 yıldır ABD ile İran arasındaki çekişmenin ana kaynağı durumundaydı.

Yemen’e Müdahale ve Genişleyen Ortadoğu Savaşı

Yemen krizi, Ortadoğu’daki savaşın karmaşık boyutlarını da gözler önüne sermektedir. Meselâ Türkiye dışarıdaki sıkışmışlığını aşmak amacıyla Suudi Arabistan’a ve dolayısıyla Sünni eksen politikasına destek vermektedir. Böylece ittifak yaptığı Müslüman Kardeşler’i iktidardan indiren ve kolunu kanadını kıran Sisi’nin Mısır’ıyla ve ona destek veren Suudi Arabistan’la aynı safta birleşmiş olmaktadır. Diğer taraftan aynı Türkiye, kanlı bıçaklı olduğu İsrail ile de, Suudi Arabistan öncülüğünde aynı safta buluşmaktadır. Elbette Türkiye’nin Suudi Arabistan öncülüğündeki Sünni eksene destek vermesinin nedeni, aynı zamanda İran’ı dengelemeye dönüktür.

Ortadoğu Halkları Bir Gün “Kral Öldü, Yaşasın Yeni Kral” Demeyecek!

Korunaklı saraylarında yaşayan, altın dolu havuzlarda yüzüp altın kaplama klozetlere oturan bu egemenler dünyanın en zenginleri arasındalar. Brunei Sultanı 20 milyar dolar, Birleşik Arap Emirlikleri Şeyhi 18 milyar dolar, Katar Emiri 2 milyar dolar, Umman Sultanı 900 milyon dolar, Kuveyt Emiri 400 milyon dolarlık servetle listedeki yerlerini alıyorlar.

Frankfurt’ta Polis Terörü

Kemer sıkma politikaları uzun zamandır protesto ediliyor. Kitlelerin barışçıl eylemlerine bile tahammül edemeyen burjuva hükümetler polis terörüyle kitleleri geri püskürtmeye çalışıyor. Bu eylemlerde polisin uygulamaları, otoriterleşme eğiliminin sadece Türkiye ile sınırlı olmadığını, krizden kurtulmaya çalışan burjuvazinin tüm dünyada işçi sınıfına karşı saldırılarını arttırdığını gösteriyor.

Brezilya’da Yolsuzluk ve Çürüyen Kapitalizm

Brezilya'da devlet başkanı Dilma Rousseff’i istifaya çağıran kitlesel protesto gösterileri patlak verdi. Bu gösterilerin başını, yolsuzluk gerçeğini kendi siyasi ve ekonomik çıkarları için sömürmeye çalışan parababalarının önderliğindeki sağ hareketler çekmekte. Gösterileri destekleyen milyarderler, yolsuzluğa konu olan ve göz diktikleri dev petrol şirketi Petrobras’ın özelleştirilmesini istiyorlar. Anti-komünist pankartlar taşıyan, orduyu darbeye çağıran faşist grupların da yer aldığı bu gösterilerin kitle tabanını ise mevcut ekonomik durumdan hoşnutsuz olan küçük-burjuva kesimler oluşturuyor. Brezilya, reformist partilerin, burjuva işçi partilerinin yarattığı hayal kırıklığının nasıl gericiliğin önünü açtığının yeni bir örneğini sergiliyor.

Avrupa Ordusu Mümkün mü?

Farklı emelleri olan AB ülkelerinin, ortak bir ordu kurması büyük bir hayaldir. Bir an için bu çelişkilerin ortadan kalktığını ve birleşik bir Avrupa ordusunun kurulduğunu düşünsek bile, şurası çok açık ki bu ordu “barışın teminatı” olmayacaktır. Tersine böylesi bir ordu daha kanlı çatışmaların bir parçası olacaktır. Kapitalistlerin kurdukları çeşitli birliklerin dünyaya barış ve demokrasiyi getireceğini iddia etmek büyük bir yalandır.

Lieberman’ın Dilinden Kan Damlıyor

Ortadoğu halkları Lieberman benzeri faşist siyasetçilerin kan kusan saldırgan politikalarının tehdidi altındadırlar. Tek bayrak, tek devlet, tek dil, tek din gibi kışkırtıcı söylemlerle halklar arasında düşmanlık tohumları ekmektedirler. Alt-emperyalist bir güç konumuna yükselen Türkiye egemenlerinin uyguladığı yayılmacı siyaset de, Ortadoğu’daki çözümsüzlüğe yeni sorunlar eklemektedir.

Libya’da İç Savaş ve Burjuva Kapışma

Şubat 2011’de patlak veren halk isyanını fırsat bilen emperyalist güçlerin, halkı Kaddafi zulmünden kurtarıp demokrasi ve özgürlüğe kavuşturmak vaadiyle iç savaş cehenneminin içine fırlattıkları Libya’da, son bir yıldır alabildiğine derinleşen bir kaos yaşanıyor. Merkezi bir hükümetin kalmadığı, neredeyse her bir kentin savaş ağalarının derebeyliğine dönüştüğü ülkede, burjuva güçler, emperyalist odaklara da yaslanarak kanlı bir iktidar savaşına tutuşmuş durumdalar.

Yemen’de Derinleşen Siyasal Çıkışsızlık

Egemen güçlerin iktidar kavgası ve giderek keskinleşen çelişkiler, Yemen’i içinden çıkılmaz geniş bir iç savaşa doğru çekmektedir. Kaçınılmaz olarak mezhepsel bir renge de bürünecek böyle bir iç savaş, açlık ve yoksulluğun pençesinde kıvranan emekçilerin canını alıp, Yemen’in korkunç bir yıkıma sürüklenmesine neden olacak. Şurası açık ki Yemen’de derinleşen siyasal buhran, emperyalist-kapitalist boy ölçüşmenin merkezi haline gelmiş Ortadoğu’da yürüyen emperyalist savaştan bağımsız değil. Her geçen gün genişleyen siyasal kriz, çatışma ve savaş, şu gerçeği döne döne gözler önüne seriyor: Kapitalist düzen çerçevesinde bir çıkış yolu yoktur.

Sayfalar

Dünya beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.