Kuruluşunun 77. yılında, daha agresif bir silahlanmayla ve militarist politikalarla öne çıkan NATO, bugünlerde Türkiye’de yeni bir kolordu kurmaya girişmesiyle de özel bir gündem oluşturuyor. Ukrayna savaşıyla birlikte kan tazeleyen bu emperyalist savaş makinesinin İran savaşına da müdahil olması yolundaki ABD basıncı devam ederken pratiğe geçirilen yeni kolordu kararı, aynı zamanda Türkiye’nin savaşın doğrudan parçası haline gelmesine ramak kaldığını gösteriyor. Önümüzdeki Temmuz ayındaki NATO Zirvesinin Ankara’da toplanacak olması da bu açıdan önem taşıyor. Tüm bunlar Türkiye ve bölge halkları açısından yıkıcı tehdidin büyüdüğüne işaret ederken, bu tehdit karşısında gösterilen tepki de güçleniyor.
Ne var ki bu tepkiler büyük ölçüde milliyetçi bir temele dayanırken, TC ordusunun 74 yıldır NATO’nun ikinci büyük ordusunu oluşturduğu ve dolayısıyla NATO’nun dışsal değil içsel bir olgu olduğu gerçeği görmezden geliniyor. Gerek NATO’nun kuruluşu ve bugüne dek geçirdiği evrimi, gerek Türkiye’nin bu aygıt içindeki rolü, gerekse ona karşı alınması gereken doğru tutuma ilişkin temel değerlendirmelerimizin yer aldığı üç yazımızı bir kez daha okurlarımızın dikkatine sunuyoruz.
link: Emperyalist Savaş Makinesi NATO ve TC’nin 74 Yıllık Suç Ortaklığı, 4 Nisan 2026, https://marksist.net/node/8741
Küba’da Abluka, Kıtada ABD Haydutluğu!



