Navigation

Nuriye ve Semih’e Savunma Gaspı, Tahliye Reddi

Bugünkü duruşmada yaşananlar hükümetin aylardır sürdürdüğü tutumun devamı niteliğindedir. Sanıkların getirilmediği, avukatların gözaltında olduğu, mahkemenin polis ablukasına alındığı bu duruşmadan, beklendiği üzere tahliye kararı çıkmadı. Savcı dalga geçer gibi, “duruşmada hazır bulunup savunma yapmadıkları için” tutukluluğun devam etmesini talep etmişti. Mahkeme başkanı savcının bu talebini yerinde bularak duruşmanın 28 Eylül’e ertelendiğini ve Sincan Kapalı Cezaevi yerleşkesinde görüleceğini duyurdu. Bunun tüm kamuoyuna malolmuş bir davanın halktan kaçırılması anlamına geldiği açıktır.

190 gündür açlık grevinde olan ve 23 Mayısta tutuklanan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın ilk duruşmaları bugün Ankara Adliyesinde yapıldı. Aşırı kilo kaybına, yürüyemez hale gelmelerine ve çektikleri ağrılara rağmen duruşmaya katılmak isteyen Nuriye ve Semih’in bu talebi reddedildi.

Çağdaş Hukukçular Derneği Ankara Şube Başkanı Murat Yılmaz, Ankara Jandarma Komutanlığının mahkemeye gönderdiği yazıda “personel yetersizliği”, “provokasyon ihtimali”, “tekerlekli sandalye ile taşınmalarında sorun yaşanabileceği” gibi gerekçeler sunduğunu söyleyerek şöyle konuştu: “Duruşmaya getirmemelerinin güvenlik ya da personel yetersizliğiyle ilgisi yok. 3-5 jandarma rahatlıkla onları duruşma salonuna getirebilirdi. Amaçları davayı Sincan Cezaevi Kampüsündeki mahkeme salonlarına taşımak.” 

“İşimizi geri istiyoruz” diyerek açlık grevine başlayan ve eylemleri geniş yankı bulduğu için tutuklanan Nuriye ve Semih aylardır mahkemeye çıkarılmadılar. Avukatları duruşmadan iki gün önce gözaltına alınarak savunma hakları da gasp edilmeye çalışıldı. Gözaltına alınan 18 avukatın evlerine ve bürolarına kapıları kırarak giren polis bir kez daha yasaları ayaklar altına aldı. Bu saldırı karşısında çok sayıda avukat Nuriye ve Semih’i savunmak için duruşmaya katılacaklarını açıklamıştı.

Bugün duruşma öncesinde Adliye önünde yapılmak istenen basın açıklamasına da izin vermeyen polis, avukatlara ve kitleye saldırıp çok sayıda kişiyi gözaltına aldı.

Semih ve Nuriye olmaksızın başlayan duruşmaya katılmak isteyen milletvekilleri, sanatçılar, siyasi parti temsilcileri, sendika ve meslek odalarının temsilcileri, bilinçli olarak küçük seçilen salona giremediler. Adliye koridorunda buna tepki gösterenlerse yine polis saldırısına maruz kaldı.

Nuriye ve Semih için yapılan dayanışma eylemlerinde destekçiler aylardır aynı muameleyle karşılaşıyorlar. Hükümet iki eğitimcinin sağlık durumunun ciddiyetini dikkate almamakta ısrar ederken, haklarında hiçbir dava olmaksızın işten atılan eğitimcileri ve onlara destek verenleri terörist ilan ediyor.

Yakınları, sağlık durumlarının ciddileşmesi üzerine cezaevi hastanesine kaldırılan Nuriye ve Semih’in güneş görmeyen ve havalandırması olmayan odalarda kaldıklarını ifade ediyorlar.

Bugünkü duruşmada yaşananlar hükümetin aylardır sürdürdüğü tutumun devamı niteliğindedir. Sanıkların getirilmediği, avukatların gözaltında olduğu, mahkemenin polis ablukasına alındığı bu duruşmadan, beklendiği üzere tahliye kararı çıkmadı. Savcı dalga geçer gibi, “duruşmada hazır bulunup savunma yapmadıkları için” tutukluluğun devam etmesini talep etmişti. Mahkeme başkanı savcının bu talebini yerinde bularak duruşmanın 28 Eylül’e ertelendiğini ve Sincan Kapalı Cezaevi yerleşkesinde görüleceğini duyurdu. Bunun tüm kamuoyuna malolmuş bir davanın halktan kaçırılması anlamına geldiği açıktır. Üstelik sağlık durumları son derece kötüye giden Nuriye ve Semih için değil haftalar, saatlerin bile önemi büyüktür. Karşı karşıya oldukları sağlık sorunlarının ve hayati riskin sorumlusu siyasi iktidardır.

Gülmen ve Özakça derhal serbest bırakılmalı ve görevlerine iade edilmelidir!

OHAL kaldırılmalı, KHK’lar iptal edilmeli, barışın, demokrasinin, adaletin sesi oldukları için işten atılan kamu çalışanlarına tüm hakları iade edilmelidir!