Navigation

HDP’ye Yönelik Baskılar Artıyor

Demokrasiden, birlikten bahseden AKP hükümeti ve Erdoğan, Kürtleri bu “birlik”ten tümüyle dışlarken, gasp edilen demokratik hakları konusunda da tek kelam etmiyor. Fethullahçıları temizleme adı altında tüm muhalif kamu çalışanları açığa alınıyor, görevden atılıyor. Üstelik tüm bunlar CHP ve MHP ile “milli mutabakat” halinde yapılıyor. “Birlik, demokrasi, uzlaşma” perdesi altına gizlenmeye çalışılan bu siyasi linç operasyonuna geçit vermemek, başta sendikalar olmak üzere emekten yana tüm güçlerin görevidir.

AKP hükümetinin “demokrasi şöleni”, HDP’ye ve Kürt basınına yönelik saldırılarla devam ediyor. İstanbul’da HDP il ve ilçe binalarına ve partililerin evlerine yönelik baskınlar “PKK operasyonu” adı altında genişleyerek sürerken, Kürt gazeteciler keyfi bir şekilde gözaltına alınıyor, hiçbir resmi suçlama olmaksızın evleri basılıp aile üyeleri taciz ediliyor. Aralarında Özgür Gündem ve DİHA’nın da bulunduğu çok sayıda gazetenin, haber ajansının twitter hesapları bloke ediliyor.

İstanbul’da HDP bürolarına yapılan polis baskınlarında kapılar kırılıp bilgisayarlara ve teknik teçhizata el koyulurken, mobilyalar parçalandı, onlarca kişi gözaltına alındı. Bu saldırı İstanbul’da ve diğer kentlerde yapılan basın açıklamalarıyla protesto edilirken, HDP grup başkanvekili İdris Baluken de Meclis’te bir basın toplantısı gerçekleştirdi.

İktidarın HDP’yi bilinçli bir şekilde dışladığına, yeni anayasa sürecine bile dahil etmediğine dikkat çeken Baluken, bunun tehlikeli bir yaklaşım olduğunu vurguladı. HDP’yi dışlayan tavrın artık HDP’ye yönelik bir saldırı aşamasına geçtiğini belirten Baluken şunları söyledi: “Son olarak İstanbul il binamıza yapılan baskında tam bir düşman hukukuyla hareket edilmiştir. Ortaya çıkan görüntülerin Cizre’de, Silopi’de, Sur’da evlere yapılan talan görüntülerinden hiçbir farkı yoktur. Binadaki her şey tahrip edilmiştir. Düşünün ki saksıdaki çiçeğe bile tahammül etmeyen, düşman hukukuyla hareket eden bir faşist anlayış ortaya konulmuştur. Bu anlayışın kendisi, sadece HDP tarafından değil, bütün demokrasi ve barış çevreleri tarafından sert bir şekilde kınanmalıdır.”

Baluken, darbe girişimini fırsata çeviren Erdoğan ve AKP’nin siyasi soykırım operasyonlarıyla HDP’yi tasfiye etmeye çalıştığını, yüzlerce HDP’linin gözaltına alındığını belirtti ve sözlerine şöyle devam etti: “Erzurum Karayazı’da göz altına alınan 57 arkadaşımızın, 10 gün geçmesine rağmen henüz ifadeleri bile alınmış değildir. Bu arkadaşlarımızın rehine gibi bir kapalı spor salonunda göz altında tutulması, bu siyasi soykırım zihniyetini göstermesi açısından son derece önemlidir. Aynı şekilde Ardahan’da, il eşbaşkanlarımızın da aralarında olduğu onlarca tutuklama oldu.” 

FETÖ bahanesiyle, KESK’e bağlı sendikalar başta olmak üzere Fethullahçı yapıyla hiçbir ilgisi olmayan toplum kesimlerinin de cendere altına alındığını vurgulayan Baluken, Erdoğan’ın açıklamalarının ezilenlere yönelik saldırıların daha da artacağına işaret ettiğini belirtti. Baluken, Erdoğan’ın dokunulmazlıklar üzerinden yargıya bir kez daha yasaları ayaklar altına alacak şekilde talimat verdiğini vurguladı ve bununla aslında nasıl bir darbe zihniyetine sahip olduğunu da bir kez daha ortaya koyduğunu dile getirdi.

“Halklarımızın, Erdoğan’ın devreye koymak istediği bu faşizme asla geçit vermeyeceğini bir kez daha kendilerine hatırlatıyoruz” diyen Baluken, siyasi iktidarın yol yakınken bu yanlıştan vazgeçmesi gerektiğini söyledi.

Demokrasiden, birlikten bahseden AKP hükümeti ve Erdoğan, Kürtleri bu “birlik”ten tümüyle dışlarken, gasp edilen demokratik hakları konusunda da tek kelam etmiyor. Fethullahçıları temizleme adı altında tüm muhalif kamu çalışanları açığa alınıyor, görevden atılıyor. Üstelik tüm bunlar CHP ve MHP ile “milli mutabakat” halinde yapılıyor. “Birlik, demokrasi, uzlaşma” perdesi altına gizlenmeye çalışılan bu siyasi linç operasyonuna geçit vermemek, başta sendikalar olmak üzere emekten yana tüm güçlerin görevidir.