Navigation

Tarihin Çağrısı ve Mülteciler

Emperyalist hevesleri ve Kürt kazanımlarına darbe indirme isteğiyle bizi Suriye savaşının içine atan ve bu süreçlerde Suriyeli mülteciler üzerinden çıkar devşirmeye çalışan AKP hükümeti, mültecilerin ne durumda olduğunu, ne hissettiklerini çok umursuyormuş gibi vatandaşlık demagojisiyle siyasi çıkarlar peşinde.

Tarihten ders çıkaranlar için tarih, alınan mağlubiyetler üzerinden zayıf noktalarımızı onarmamızı, güçlendirmemizi, yaklaşan fırtınayı öngörüp buna karşı tedbirli olmamızı sağlar. Kapitalizmin tarihine bakıldığında onun doğası gereği krizler ve savaşlar yarattığı görülür. Ancak böylesi dönemler çelişkileri ve sınıf mücadelelerini de keskinleştirir ve işçi sınıfı örgütlüyse bunu tarihi bir fırsata dönüştürerek kapitalizmi alaşağı edebilir..

Bugünlerde derinleşen krizi atlatma “çabaları” Ortadoğu ülkelerinde savaşın daha da derinleşeceğinin belirtilerini veriyor. Kapitalist tekellerin kabına sığmayan kâr hırsının yaratmış olduğu pazar kavgalarıyla birlikte, çatışmalar şiddetleniyor, silahlar patlıyor, evler yıkılıyor, milyonlarca insan ölüyor, milyonlarcası yurdunu terk edip mülteci konumuna düşüyor. Bunların çoğu denizlerde boğularak can veriyor ama bu vahşet kapitalist-emperyalist güçlerin umurunda bile olmuyor.

Suriye’de yakılan savaş ateşinin ve devamında gelişen olayların sorumlularında biri de AKP hükümetidir. Egemenler Suriye’de en baştan beri barbar çeteleri desteklediler, beslediler, lojistik mühimmat sağladılar. Bu plan amacına ulaşamadı ve bu kirli oyunun diğer perdeleri “bir umut” mülteciler üzerinden oynanmaya başladı.

Önce tampon bölge hedefleri uğruna şevkle teşvik ederek mültecileri topladılar. Gerekli izni emperyalist ağabeylerinden alamayınca manevra yeteneklerini kullanıp ülkeye göçmüş milyonlarca mülteci üzerinden şantaj ve tehditlere başladılar. “Açarız kapıları, salarız mültecileri” dediler. Aldıkları paralarla birlikte kapıları kapadılar ve ülkeyi kocaman bir hapishaneye dönüştürdüler. Oyunun bu kısmı alınan şantaj parasıyla tüketildi ve şimdi “mültecilere vatandaşlık vereceğiz” diyerek yeni oyunlar peşine düşüldü.

AKP her zamanki gibi halkı iki seçenek arasına sıkıştırıp kendi oyunlarının piyonu haline getirmekte ustaca davranıyor. Ya öneriyi kabul edip onun ekmeğine yağ sürmüş olacaksın ya da ırkçılığın en koyu tonunu takınacaksın! Ne yazık ki halkın büyük çoğunluğu bu iki berbat uçtan birisine savruluyor.

Emperyalist hevesleri ve Kürt kazanımlarına darbe indirme isteğiyle bizi Suriye savaşının içine atan ve bu süreçlerde Suriyeli mülteciler üzerinden çıkar devşirmeye çalışan AKP hükümeti, mültecilerin ne durumda olduğunu, ne hissettiklerini çok umursuyormuş gibi vatandaşlık demagojisiyle siyasi çıkarlar peşinde.

Hepimizce malûm ki, Suriyeli mültecilere vatandaşlık verildikten sonra da durumlarında bir iyileşme olmayacak. Nitekim AKP’nin derdi vatandaşlık ile mültecilerin durumunu iyileştirmek değil, vatandaşlıkla gelecek ekstra oylardan fayda sağlamaktır. Mültecilerin durumlarının iyileştirilmesi için ve yükseltilmeye çalışılan ırkçılığa karşı biz Marksistlerin güçlü bir mücadele vermesi gerekir.

Ve tarihin sesine bir kez daha kulak veriyoruz;

Savaş, ölüm, mültecilik ve kölelik koşullarında yaşam: kapitalizm tam olarak budur. Bunu ortadan kaldıracak olan ise birleşen işçilerin demir yumruğudur.

Yaşasın İşçilerin Uluslararası Mücadele Birliği!