Navigation

Ulusal Sorun

“Çöktürme Planı”: İnkâr, İmha ve Asimilasyona Devam

AKP burjuvazisi sıkıştıkları köşeden çıkış yolunu, baskı ve imha politikasını daha da arttırmakta, içeride faşizan bir rejimi inşa etmekte ve dışarıda askeri maceralara girişmekte arıyor. Köşeye sıkıştıkça daha da saldırganlaşıyorlar. Bu yolun sonu felâkettir. Kendi feci sonlarını hızlandırıyorlar. Ancak açık ki eğer engellenmezlerse, kendi felâketlerine doğru koşar adım giderken, Türk ve Kürt halklarını ve hatta Ortadoğu’nun tüm emekçilerini daha da büyük ateşlerin içine sürükleyeceklerdir.

Hrant Dink Cinayetinin Gerçek Sorumlusu AKP İktidarıdır!

Dink cinayetinde görüldüğü gibi egemen sınıf, işçi sınıfından, halkların kardeşliğinden yana olan sosyalistleri katletmekten çekinmez. Her türlü kumpasla, toplumun gözünde sempati kazanmış insanları acımasızca katleder. İşçi sınıfı hesap soracak durumda olmadığında, genellikle iktidarların yaptıkları yanına kâr kalır. Dink cinayetinde AKP hesabı Gülen cemaatine kesiyor. Gülencileri öne sürerek bu işteki sorumluluğundan kurtulmaya çalışıyor. Bizler zaten egemen sınıfın hükümetiyle, polisiyle, yargısıyla, hiçbir zaman emekçiler için adalet getirmeyeceğini biliyoruz. Bu davanın da tüm “faili meçhullerin” de gerçek sorumlularının gün yüzüne çıkarılması, işçi-emekçi sınıfın her türlü adaletsizliğe, haksızlığa karşı ayağa kalkmasına bağlıdır.

“Ölümden Değil Yaşamdan Yanayız!”

Barış İçin Kadın Girişimi’nin çağrısıyla bir araya gelen çeşitli kadın örgütleri, “Ölümden Değil Yaşamdan Yanayız!” başlığıyla bir kampanya başlattı. 77 kurumun imzasını taşıyan ve Kürt halkına yönelik kirli savaşın son bulması talebiyle başlatılan kampanyanın duyurusu 18 Ocakta Taksim’deki İstanbul Çevre Mühendisleri Odası’nda bir basın toplantısıyla yapıldı.

Emek ve Demokrasi Güçlerinden Basın Açıklaması: “Akademisyenler Susturulamaz”

16 Ocakta Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından akademisyenlere karşı yürütülen bu linç kampanyasına tepki olarak bir basın açıklaması gerçekleştirildi. “Yaşasın Halkların Kardeşliği”, “Baskılar Bizi Yıldıramaz” sloganlarıyla başlayan açıklamada ilk olarak AKP’nin geleceğini savaşa bağladığı vurgulandı.

Faşist Baskı Dalgası Genişliyor

Türkiye’de faşist tırmanış ivmeleniyor. Doğuda Kürt halkına karşı azgın bir savaş yürütülüyor, abluka altındaki kentlerde insanlar katlediliyor. HDP ve DBP binaları basılıyor, Kürt gazeteciler tutuklanıyor, gözaltında işkenceler yaygınlaşıyor, KCK davaları 10 ilâ 15 yıla varan hapis cezalarıyla yeniden hortlatılıyor. Batıda da aynı baskılar sosyalistlere, demokratlara uygulanıyor. AKP hükümeti her vesileyle muhalefet odaklarını “devletin yanında olmak zorundasınız” diyerek kendisine biat etmeye zorluyor.

Barış İstemek Suç mu?

AKP hükümetinin izlediği düşmanlaştırıcı politikaya karşı çıkan en ufak bir sese dahi tahammülü yoktur. İş o noktaya gelmiştir ki, ölümlerin son bulmasından, barıştan bahseden kim olursa olsun hakkında “terör örgütünün” propagandasını yapmaktan davalar açılıp, “vatan hainliği” ile suçlanmaktadır. 8 Ocakta Kanal D’de yayınlanan Beyaz Show programına Diyarbakır’dan telefon bağlantısıyla katılan Ayşe Çelik’in haykırışı, saldırgan devletin bütün mekanizmalarını harekete geçirdi.

Emek Örgütlerinden Basın Açıklaması: “Yaşamak, Yaşatmak İstiyoruz”

11 Ocak Pazartesi günü saat 18.00’da DİSK, KESK, TMOBB ve TTB Ankara örgütleri sokağa çıkma yasaklarında yaşanan ölümlere dikkat çekmek için basın açıklaması gerçekleştirdi. Madenci Anıtı önünde toplanıp, ellerinde meşalelerle Yüksel Caddesi’ne yürüyen kitle, “Faşizme Boyun Eğmeyeceğiz”, “AKP’ye Teslim Olmayacağız”, “Faşizme Karşı Omuz Omuza”, “Direnen Halklar Kazanacak”, “Anaların Öfkesi Katilleri Boğacak”, “Susma Haykır Barış Hemen Şimdi” sloganlarını haykırdı. “Çocuklar Öldürülmesin, Analar Ağlamasın, Savaş Durdurulsun” pankartı arkasında, alkışlarla, ıslıklarla, sloganlarla, Kürt kentlerinde yaşananlara karşı tepki yol boyunca dile getirildi.

“Öldürmeyi İyi Bilenler” Emperyalist Çıkarlar Temelinde El Sıkışıyor

Ortadoğu’da çelişkilerin alabildiğine keskinleşip emperyalist eksenlerin çok daha kalın çizgilerle çizilmeye başlandığı bugünlerde, Türkiye ile İsrail arasındaki buzlar da erimeye başladı. Tam da Suudi Arabistan öncülüğündeki Sünni savaş cephesinin (“Teröre Karşı İslam İttifakı”) kuruluşunun ilan edildiği günlerde, Erdoğan ve hükümet temsilcilerinden, peşpeşe, İsrail’le ilişkilere yönelik ılımlı açıklamalar gelir oldu.

Kürt Sorunu ve Sahte Demokratlar

Türkiye’deki Kürt hareketinin, sorunun demokratik ve barışçıl çözümü için diretmesi, Türkiye içerisinde “yerli” bir çözüm için çaba sarfetmesi, birlik yönünde bir eğilim sergilemesi, aslında Türkiyeli emekçiler için, demokratik hak ve özgürlükler mücadelesi için büyük bir şanstır. Ne var ki, TC’nin egemenlerinin genlerine işlemiş olan geleneksel korkularıyla giriştikleri imha saldırıları bu demokratik birlik eğilimini her geçen gün daha da zayıflatmaktadır.

Sokağa Çıkma Yasakları ve Saldırılar İstanbul’da Protesto Edildi

HDP İstanbul İl Örgütü ve HDK İstanbul Meclisi, 3 Ocak Pazar günü Kadıköy Altıyol’da ve Beyoğlu Galatasaray Meydanında, Sur, Dargeçit, Nusaybin, Cizre ve Silopi’de uygulanan sokağa çıkma yasaklarını ve saldırıları protesto etti. Eş zamanlı yapılan eylemlerde gerçekleştirilen açıklamalarla devlet terörü ve savaş politikaları kınandı. Kürt halkı ile dayanışma çağrısında bulunuldu.

Terör Söylemi Kime Hizmet Ediyor?

Egemenler terör ve terörizm kavramlarını kendi politik çıkarları doğrultusunda istedikleri gibi kullanıyorlar. Bu takdirde şu sonucu çıkarmak mümkün: Bugün gerek Türkiye’de gerekse de dünyada yaşanan ana gelişmeleri anlayıp kavramak için terör kökenli kavramların işlevsel bir faydası yoktur. Bugün esas olan, emperyalist güçlerin dünyayı yeniden paylaşmak için yürüttükleri emperyalist savaştır. Eğer terör, kelime anlamıyla dehşet ve korku salarak amacına ulaşmayı anlatıyorsa, hiç şüphe yok ki, en büyük terör örgütleri kapitalist devletlerdir.

DTK Olağanüstü Genel Kurulu Diyarbakır’da Toplandı

Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) Genişletilmiş Olağanüstü Genel Kurulu, 26-27 Aralık tarihlerinde Diyarbakır’da toplandı. Kürt halkına yönelik büyük bir abluka ve imha harekâtının yürütüldüğü olağanüstü koşullarda gerçekleştirilen genel kurula, HDP, HDK, DBP eşbaşkan ve sözcülerinin, milletvekillerinin yanı sıra, çok sayıda konuk katıldı. Pek çok sosyalist örgütün ve demokratik kitle örgütünün temsilcileri, bu zor günlerde Kürt halkına destek vermek üzere Diyarbakır’daydı.

DTK: Özyönetimlerle İlgili Siyasi Çözüm Deklarasyonu

Diyarbakır’da 26 Aralıkta başlayan DTK Genişletilmiş Olağanüstü Genel Kurulu 27 Aralıkta sona erdi. Genel kurulun sonuç bildirgesi, “Özyönetimlerle ilgili siyasi çözüm deklarasyonu” başlığıyla DTK eşbaşkanları Selma Irmak ve Hatip Dicle tarafından Kürtçe ve Türkçe olarak okundu.

Yakıp Yıkıp TOKİ’yi “Göreve” Çağırmak!

AKP hükümeti, bir yandan HDP etrafında kenetlenen Kürt halkından intikam almaya ve onu boyun eğdirmeye çalışırken, bir yandan da bu yıkım harekâtını, karşılaştığı direnç nedeniyle uygulamaya koyamadığı rantsal dönüşüm projelerini devreye sokmak için fırsat olarak değerlendirmektedir. “Gecekondulardaki vatandaşlar modern konutlara yerleşecek” diyenler, talan ettikleri mahallelerden sürdükleri yoksul Kürtlerle adeta dalga geçmektedirler. Ama unutmamalılar ki, bu yalanlarla batıyı belli bir süre kandırabilseler de, katlettikleri, kentlerini harabeye çevirdikleri Kürt halkının sillesini yemeye devam etmekten kurtulamayacaklardır.

İHD ve Barış Bloku’ndan Meclis Önünde Basın Açıklaması

Kürt illerindeki savaş hali devam ediyor. Devlet, zorla halkın evlerini boşaltmasını, kentleri terk etmesini söylüyor. 21 Aralık günü, Cizre ve Silopi’de, ordu birlikleri anonslarla halka mahalleleri terk etmelerini, aksi takdirde olacaklardan sorumlu olmayacaklarını duyurdu. Bölgedeki öğretmenlerin zorla sürgünüyle alenen katliam sinyalleri veriliyor. 22 Aralık Salı günü İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Ankara Barış Bloku TBMM önünde basın açıklaması ve oturma eylemi yaptı.

Ve Direnmek Kalırdı Kürde…

AKP, Kürt halkına karşı 7 Haziran seçimleri öncesinde başlattığı savaşı 1 Kasım seçimlerinden sonra tam bir intikam savaşına dönüştürdü. Gelinen noktada AKP medyasının “Topyekûn Temizlik” manşetleriyle psikolojik ayağını yürüttüğü bu kirli savaş, doksanlı, hatta seksenli  yılları aşan biçimler altında yürütülüyor. Bölgede artık fiili olağanüstü halin de ötesinde, mevcut düzen hukukuna bile tümüyle aykırı biçimde adı konulmamış bir sıkıyönetim ve savaş hüküm sürüyor.

Türkiye’nin Musul Hamlesi

Küresel ve bölgesel güçler de kendi nüfuzlarında bir Irak için pozisyon alıyor, siyasi ve askeri adımlar atıyorlar. Türkiye’nin Musul çevresindeki askeri kuvvetlerini arttırmak istemesinin önemli sebeplerinden birisi budur. Şii milisler tarafından ele geçirilecek bir Musul’da İran’ın Türkiye’ye göre söz hakkının daha fazla olacağını düşünen Türkiye mevzi tutmaya çalışıyor. ABD de, Türkiye de sözde Sünnileri güvence altına almak adına, Musul gibi IŞİD’in elinde olan bölgelerin kurtarılması için yapılacak operasyonlarda Şii milislerin yer almamasını istiyor. Gerek ABD’nin Ortadoğu politikaları, gerekse Türkiye’nin bölgenin hamisi olmak için izlediği mezhepçi politikaya baktığımızda, bunun tam bir ikiyüzlülük olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bölgesel güçler ve küresel güçler için asıl önemli olan Musul kurtarıldıktan sonra ne olacağı, fiilen üçe bölünmüş olan Irak’ın resmen bölünüp bölünmeyeceği ve nüfuz alanlarının nasıl oluşacağıdır.

Sokağa Çıkma Yasakları Ankara’da Protesto Edildi

Kürt illerinde sokağa çıkma yasakları ve ölümler devam ediyor. HDP Ankara İl Örgütü, 14 Aralık Pazartesi günü, sokağa çıkma yasaklarını protesto etmek için Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde basın açıklaması düzenledi. Demokratik kitle örgütlerinin de katılımıyla, “Artık Silahlar Konuşmasın, Biz Hep Birlikte Bu Savaşı Durduracağız!” dendi.

10 Ekimde Katledilen Emekçiler Anıldı

Katliamdan 2 ay sonra, yaşamını yitirenlerin yakınları, milletvekilleri, sendika yöneticileri ve emek örgütleri, barış şehitlerini anmak ve katliamı protesto etmek için Ankara Tren Garında bir araya geldi. İlk olarak hayatını kaybeden emekçiler adına saygı duruşunda bulunuldu. “Anaların Gözyaşı Katilleri Boğacak”, “Gün Gelecek Devran Dönecek Katiller Halka Hesap Verecek” sloganlarıyla beraber Kürtçe ağıtlar yakıldı.

Kıbrıs’a “Suyu Özelleştirin” Dayatması

AKP hükümeti Kuzey Kıbrıs yönetimine “suyu özelleştirin” dayatmasında bulunmuştu. Bu dayatma kabul görmeyince, AKP seçim öncesinde bu projeyi propaganda malzemesi olarak kullanmak üzere açılış töreni düzenledi ancak gerçekte vanaları açmadı. Kıbrıs halkına en kirli ve gayri insani şantajlardan birini yaparak “ya dediğimi kabul edersin ya da susuz kalırsın” diyen AKP, böylece su gibi hayati bir maddenin bile (aslında “bile” değil, tam da bu nedenle) kolayca şantaj malzemesi yapılabildiğini bir kez daha gösterdi.

Sayfalar

Ulusal Sorun beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.