Navigation

Dünya

Sudan’da Halk İsyanı ve Askeri Darbe

Burjuvazi, emekçilerin bu sancılı süreçten edindikleri derslerle mücadeleye her defasında daha kararlı ve dirayetli bir şekilde atılmasının önüne geçemiyor. Gerek Sudan’da gerekse Cezayir’de, “diktatör yetmez, tüm sistem gitmeli” sloganının bugün 2011-12’deki isyan dalgasında olduğundan çok daha yaygın ve kararlı bir şekilde atılması, devrim köstebeğinin harıl harıl çalışmaya devam ettiğini ve eninde sonunda kapitalizmi temellerinden sarsacağını göstermektedir.

Emperyalist Merkezlerde Kara Propaganda Manzaraları

Şunu bilelim, bir yandan emperyalist güçler arasındaki hegemonya mücadelesi, bunun bir sonucu olarak yürümekte olan üçüncü dünya savaşı bir yandan da kapitalizmin yaşadığı tarihsel krizin bir başka görünümü olan geniş emekçi yığınların çalışma ve yaşam koşullarının gitgide ağırlaşması; düzenin her iki bağlamda da olağanüstü, anti-demokratik, baskıcı, bel altı, karanlık yöntemlere daha fazla başvurmasını getirmektedir. Tersinden söyleyecek olursak, bu yöntemlerin daha fazla kullanılıyor olması sistemin krizinin bir sonucudur.

Kapitalizmin Çıkmazında Körüklenen Faşizm

Faşizmle, onu küçümseyerek, “bir daha yaşanmaz” diyerek mücadele edilemeyeceği, bu zihniyetle ancak işçi sınıfının ezilmesine zemin hazırlanacağı açıktır. Faşist hareketler tüm dünyada güç kazanırken, işçi sınıfının tüm örgütleri bu canlı tehdit karşısında sınıfı bilinçlendirme ve “faşizme karşı sınıf cephesi” perspektifiyle mücadeleye hazırlama göreviyle yüz yüzedir.

Cezayir: Rejim Krizde, Kitleler İsyanda

Cezayir’de yüz binlerce işçi ve emekçi yıllar sonra tekrar sokaklara dökülmüş durumda. En son 2011 yılında kitleler büyük protesto gösterileri düzenlemiş ve iktidar kimi tavizler de vererek gösterileri güç bela bastırabilmişti. O zamanki gösterilerin temelinde rejime duyulan tepki, aşırı yoksulluk, işsizlik ve sürekli artan hayat pahalılığı yatıyordu.

Hindistan-Pakistan Gerilimi ve Emperyalist Hegemonya Kavgası

Burjuva güçler kendi çıkarları temelinde hesaplar yapıp adımlar atarken, yüz milyonlarca emekçinin korkunç bir savaş tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını zerrece umursamamaktadırlar. Onları ilgilendiren tek şey, daha fazla kâr, daha büyük nüfuz alanları, daha geniş pazarlardır. Kapitalist sömürü ve zulüm düzeni, Hindistanlısıyla, Pakistanlısıyla, Keşmirlisiyle, Çinlisiyle tüm emekçilerin çıkarlarını da ortaklaştırmaktadır.

Venezuela: Devrimle Oyun Oynanmaz

20 yıllık Bolivarcı iktidar, bu süre boyunca sorunları ülkenin emekçilerinden yana köklü ve kalıcı bir şekilde çözmek için ciddi bir adım atmadı, atamazdı da. Zira bu sorunların gerçek bir çözümü için kapitalizmin tasfiye edilmesi gerekiyor. Oysa tüm aldatıcı sol söylemlerine rağmen Bolivarcı iktidarın sınıf tabiatı burjuvadır. Bir burjuva iktidardan işçilerin iktidarı ele geçirmesinin ve kapitalist mülkiyeti tasfiyeye girişmesinin önünü açmasının beklenemeyeceği açıktır, kuşkusuz dünyaya Marksizmin penceresinden bakanlar için!

Kapitalizmin Tosladığı Duvarlar

Son dönemde Trump’un ABD-Meksika sınırına ördürmek istediği duvar hem ABD’de, hem de dünya kamuoyunda gündem olmuş durumda. Meksika sınırına duvar meselesi Trump’un 2016 başkanlık seçimlerinde dile getirdiği gerici vaatlerden biriydi.

Dünya İsyanda

2008 krizi, büyük bir yıkıma uğrattığı işçi ve emekçi kitleleri aynı zamanda sarsarak harekete geçirmenin yanı sıra, burjuvazinin ideolojik cephaneliğinde de onulmaz bir tahribat yarattı: Olmaz denilen kriz üstelik de hiç görülmemiş bir yıkımla tüm dünyayı allak bullak etti, yok oldu denen işçi sınıfı dünyanın dört bir yanında “ben buradayım” diyerek ayağa kalktı.

Kapitalist Sistemin Sancısı

Davos’un ışıltılı bir gösteri gibi dünyaya empoze edildiği o şaşaalı yıllar çoktan geride kaldı. O yıllarda Davos umutlu ve iyimser bir perspektif içinde dünyanın gidişatına yön verecek gündemleri ortaya koyan, bunları dünyaya tartıştırmayı amaçlayan emperyalist güçlerin başını çektiği bir burjuva oluşumdu. Şimdi ise gündem belirleme ve iyimserlik tersine dönmüş durumda.

40. Yılında İran’da Devrim ve Karşı-Devrim

İran’da işçi ve emekçiler, 12 Şubat 1979’da büyük bir devrimle Şah diktatörlüğünü yıktılar. Ne var ki devrim bir işçi iktidarına ilerleyemedi. Devrim sürecinde, bir yanda işçi sınıfı il il, fabrika fabrika oluşturduğu şuralarıyla sahnede yer alırken, öte yandan da Molların önderliğindeki bazaari burjuvazisi ve küçük-burjuvazisi iktidarı ele geçirmeye çalışıyordu. Küçük-burjuva sosyalizminin tüm renkleriyle baskın olduğu o günün koşullarında, işçi sınıfı Bolşevik tipte bir önderlikten yoksun oluşunun bedelini, bu devrimin Mollalar tarafından gasp edilmesiyle acı bir şekilde ödedi ve halen de ödemeye devam ediyor.

Faşizmin Din ve Aile Üzerinden Tahakkümü

İşçi Partisini ve solcuları ülkedeki suç ve yolsuzluk gibi sıkıntıların kaynağı olarak gösteren Bolsonaro, “sorumsuzluk bizi tarihimizdeki en büyük etik ve ekonomik krizin içine soktu” diyerek işçi ve emekçi kitlelerin öfkesini Brezilya burjuvazisinden uzaklaştırmaya çalışıyor.

Hindistan İşçi Sınıfının Ayak Sesleri

Çürüyen kapitalizm sorunları derinleştirmekte ve yeni sorunlar yaratmaktadır. Biriken çelişkiler ve sorunlar karşısında ayağa dikilmeye ve savaşmaya hazır olduğunu gösteren Hindistan işçi sınıfının, kendisine doğru temellerde yol gösterecek bir devrimci önderliğe duyduğu ihtiyaç ortadadır.

Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’de Paylaşım Kavgası Kızışıyor

Öyle gözüküyor ki, önümüzdeki dönemde Doğu Akdeniz’de sular çok daha fazla ısınacaktır. Türkiye’nin egemenleri, güney kara sınırlarının derdine düşmüşken, güney denizlerinde de giderek artan ölçüde bir sıkışma yaşamakta ve Batılı güçlerle bir de bu hususta gerilimler büyümektedir.

Fransa-Almanya Anlaşması Ne Anlama Geliyor?

Geçtiğimiz günlerde Belçika sınırındaki Alman kenti Aachen’de Fransa ve Almanya arasında yeni bir işbirliği anlaşması imzalandı. Bu anlaşma ile AB, uluslararası ilişkiler, askeri, ticari, diplomasi ve eğitim gibi alanlarda iki ülke arasında işbirliği hedefleniyor.

Venezuela’da Kriz ve Maduro’yu Devirme Operasyonu

Venezuela’da uzun bir süredir devam eden siyasi kriz, sağcı muhalefetin kontrolündeki Ulusal Meclise sadece üç haftadır başkanlık eden Juan Guaido’nun kendisini “geçici devlet başkanı” ilan etmesiyle doruğa tırmandı. Yaşananlar, Venezuela’nın gayet açık bir Amerikan darbesiyle yüz yüze olduğunu gösteriyor.

Sayfalar

Dünya beslemesine abone olun.

e-broşür ve e-kitaplarımız

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.