Navigation

Kürt Sorunu

ABD ile Dalaşma, Yaptırımlar ve Sol

Hükümet ABD karşıtı söylemle milliyetçiliği kışkırtarak emekçilerin gözbağlarını daha da sıkılaştırıyor. “Ekonomik savaştayız”, “aynı gemideyiz” söylemlerinin işçilerden fedakârlık talep etmekle eş anlamlı olduğu ve milliyetçi histeri geriletilemezse bunun sınıf cephesinde yankı bulacağı ortadadır. Bu koşullarda yapılması gereken, hükümetin temel argümanlarını çürütmek için çalışmaktır.

Ortadoğu’da Savaş Sona mı Eriyor?

Akıldan çıkartılmaması gereken en önemli nokta, Suriye savaşının, bugün yürüyen dünya savaşının bütününü değil, yalnızca bir cephesini temsil ediyor oluşudur. Savaşlar büyük güçler arasında, nüfuz alanlarını yeniden paylaşmak üzere yürütüldüğüne göre, elbet bir noktada taraflardan biri, o nokta ya da alanda, diğerinin üstünlüğünü kabul eder. Ama sözkonusu olan bir dünya savaşıdır ve mesela Suriye cephesinde bir tarafın ağır basması savaşın tamamen sonuçlandığı anlamına gelmez.

Newroz’da Barış ve Özgürlük Talepleri Öne Çıktı

Ağır baskı ve engelleme çabalarına rağmen, Newroz çok sayıda kentte kitlesel bir şekilde kutlandı. Kürt halkının tüm haftaya yayarak kutlama doğrultusundaki isteğinin, hükümet tarafından “ancak 21 Mart günü yapılabilir” tutumuyla reddedilmesine rağmen, gerek İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde gerekse başta Diyarbakır olmak üzere birçok Kürt ilinde yüz binlerce insan Newroz alanlarına aktı.

HDP Kongresi On Binlerin Katılımıyla Gerçekleştirildi

Haftalardır gözaltılarla, ev baskınlarıyla ve tutuklamalarla devam eden yıldırma operasyonuna rağmen HDP 3. Olağan Kongresi, 11 Şubatta, Ankara Spor Salonunda, on binlerce partilinin ve konuğun katılımıyla gerçekleştirildi. Baskı ve saldırılara rağmen kongreye katılım çok yoğun ve coşkulu oldu.

Ortadoğu’da Savaş Kızışıyor

Amerika ile Rusya arasındaki çelişki ve açmazlar, uluslararası alandaki sıkışıklığını emperyalist güçler arasındaki çatlaklardan yararlanarak aşmaya çalışan Türkiye’nin önüne fırsatlar sermiştir. Uzun bir zamandır Suriye’deki Kürt halkının kazanımlarını ortadan kaldırmayı hedefleyen Türkiye, bu iki emperyalist güç arasındaki çelişkiden yararlanarak Afrin’e bir harekât başlatmıştır. Milliyetçiliği kışkırtan, barışı savunanları vatan haini ilan eden ve toplumsal muhalefeti sindirmeye girişen egemenlerin maceracı girişimi, yalnızca Suriye’deki savaşı daha da girift hale getirmekle kalmaz, bununla birlikte, Türkiye’yi sonu belirsiz olayların içine çekerek halkları büyük acılarla karşı karşıya bırakır.

Ortadoğu Savaşı, Kudüs ve Filistin Sorunu

ABD’nin aldığı bu yeni karar, Üçüncü Dünya Savaşının hâlihazırdaki merkezi olan Ortadoğu’da kaynayan kazanın altına yüklü miktarda odun atılması anlamına gelen gayet de bilinçli bir karardır. Net konuşmak gerekir, ABD’nin istediği tam da budur: Yangını büyütmek, yıkımı derinleştirip yaygınlaştırmak, sonuçta eğer emellerine ulaşabilirse Ortadoğu’daki hâkimiyetini pekiştirip, bölgeyi kendi çıkarları doğrultusunda yeniden dizayn etmek.

Suriye Savaşı Nereye?

Suriye’de halklara büyük acılara mal olan emperyalist paylaşım savaşının kısa vadede bitmeyeceği açıktır ama mesele bundan da ibaret değildir. Ortadoğu savaşının Suriye cephesi kapansa ya da çatışmalar gerilese bile, emperyalist güçler, büyük savaşı hem bölgede hem de diğer paylaşım alanlarında yeni cepheler açarak yayma doğrultusunda hazırlıklarını yürütüyorlar.

Ortadoğu Savaşına Yeni Halkaların Eklenmesine Doğru

Ortadoğu’da yaşanan son gelişmeler, bölgede yürüyen savaşın sona ermek şöyle dursun daha da derinleşeceğinin ve yeni halkalarla büyüyeceğinin işaretlerini veriyor. Savaş bazı cepheleri şimdilik kapatarak ve fakat bir yandan da yeni cepheler açarak devam ediyor. İster bugünkü gibi devam etsin ister topyekûn bir kapışmaya dönüşsün, mevcut dünya savaşı insanlığı büyük bir yıkımın eşiğine getirmiştir. Bu yıkımdan kurtulmanın tek yolu dünya işçi sınıfının kapitalist sömürü sistemine karşı devrimci mücadeleyi yükseltmesidir.

HDP’li Vekiller Bir Yıldır Tutuklu!

HDP eş genel başkanları ve milletvekilleri geçtiğimiz yıl 4 Kasımda tutuklanarak hapse atılmışlardı. Demokratik siyasete yapılan bu darbenin birinci yıldönümünde söz konusu saldırı HDP’nin düzenlediği çeşitli eylem ve etkinliklerle protesto edildi. Ayrıca HDP Merkez Yürütme Kurulu da “4 Kasım Darbesini Protesto Ediyoruz” başlıklı bir açıklama yayınladı.

Tüm Mesele Hayatın Olağan Akışına Ters Aksiliklerde!

7 yaşındaki Muhammet ve 6 yaşındaki Furkan şans eseri dışarıdaki kurşunlardan kurtulmuşlardı… Bir gece yarısı çocuklar yataklarında uyuyorken 18 tonluk bir araç, bir panzer evin içine girip ikisinin de canını aldı.

HDP 5. Yılında: “Baskılara ve Zulme Rağmen Direnmeye Devam Edeceğiz”

Eş başkanları da dâhil çok sayıda vekilinin, belediye başkanlarının, binlerce üyesinin zindanlara atıldığı, parti merkezlerinin saldırılara uğradığı Halkların Demokratik Partisi, kuruluşunun 5. yılını, 15 Ekimde, İstanbul Beşiktaş Mustafa Kemal Kültür Merkezinde bir etkinlikle kutladı.

“Çocuklar Ölmesin” ve “Devletin Bölünmez Bütünlüğü”

Ayşe Öğretmen, “çocuklar ölmesin” diyordu. Suçu büyüktü! İnsani duygularını dile getirmiş, hiçbir suçlama yapmadan ve hiçbir isim vermeden söylemişti söylemek istediklerini. Devletin kolluk güçlerine methiyeler düzmemişti. Kürt çocuklarının öldürülmesine sessiz kalmamıştı. Tez elden soruşturma başlatılmalı, cezası kesilmeliydi! Nitekim hakkında hemen soruşturma başlatılan Ayşe Öğretmene bir yıl üç ay hapis cezası verildi.

İdlib Macerası: Türkiye Halklarına Yeni Acılar

Yeni Osmanlı hayalleriyle “bu kez oyun kurucu biz olacağız” diyerek giriştikleri maceralar iflasla sonuçlanan egemenler, başkalarının kurdukları oyunları bozmak için beyhude bir şekilde çırpınıp duruyorlar. Ama tek hedefleri Kürt halkının demokratik hak ve özgürlüklerini kazanmasına engel olmak olduğu sürece, koşar adım kendi sonlarına gitmekten kurtulamazlar. Oysa bu karabasandan tek çıkış yolu, Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkını tanımak ve böylelikle sorunun demokratik, adil ve barışçıl bir çözümünün önünü açmaktır.

Referandum, Musul-Kerkük, Türkmenler ve Bitmeyen Yalanlar

Baş döndürücü taklalarla beyni dumura uğratılan emekçi kitlelere dönük yeni algı operasyonu bir kez daha “Kerkük-Musul bizimdir” teranesi etrafında şekillendiriliyor. Ortadoğu’daki emperyalist paylaşım savaşı, bu savaşın doğurduğu çok boyutlu sonuçlar ve onunla iç içe geçen kangrenleşmiş sorunlarla iyice köşeye sıkışan Türkiyeli egemenler, döne dolaşa aynı teraneyi okumaktan bıkmıyorlar. Aslında bıkmak da değil, yapabilecekleri başka bir şey, kullanabilecekleri başka hiçbir argüman bulunmadığından bu pespaye iddialara bel bağlıyorlar.

Tutuklu HDP’li Vekiller İçin Edirne Cezaevi Önünde Açıklama

Meclis yeni yasama yılına tutuklu 10 milletvekiliyle girdi. HDP’li vekiller, Meclis açılışına tutuklu milletvekillerinin durumuna dikkat çekmek için katılmazken, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın ve Hakkari milletvekili Abdullah Zeydan’ın tutulduğu Edirne Cezaevi yakınında bir basın açıklaması düzenlediler.

Sayfalar

Kürt Sorunu beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.