Kitaplarımız

Our books

Kitaplarımız

Burjuva Devlet


Bonapartizmden Faşizme Kitabının Güncelliği

Dünyada otoriterleşmenin güçlendiği, Türkiye’de ise daha da ötesine gidilerek totaliter bir rejimin kurumsallaştırılmaya çalışıldığı bir dönemden geçiyoruz. Olağanüstü rejimler olağanüstü koşulların ürünüdür. Bugün tüm dünyayı sarsan kapitalist kriz, Ortadoğu’da yoğunlaşan emperyalist savaş ve ...

Faşizm ve Kitle Psikolojisi

Nasıl oluyor da geniş emekçi kitleler, demokratik hakları ortadan kaldıran ve milyonları ağır baskı ve zorbalıkla yöneten faşist/faşizan rejimlere geçit verebiliyorlar? Hatta pasif bir izin verme durumuyla da kalmıyor, bizzat faşizmin tabanı haline gelebiliyorlar. Nasıl oluyor da emekçi ...

Totaliter Diktatörlüğe HAYIR!

Toplumu bu referandum aşamasında “hayır” için mobilize edecek güçler çeşitlilik arz ediyor ve bu da iyi bir şey. Devrimci çevrelerin, sınıf devrimcilerinin de kendi etkileme kapasiteleri oranında emekçi kitlelerde faşizme karşı bir “hayır” bilinci ve uyanışı yaratabilmeleri son derece gerekli ve ...

Fransa Nereye?

Bu sayfalarda ileri işçilere önümüzdeki yıllarda Fransa’yı bekleyen kaderi açıklamak istiyoruz. Bizim açımızdan Fransa ne borsadır, ne bankalardır, ne tröstlerdir, ne hükümettir, ne devlettir, ne de kilisedir –tüm bunlar Fransa’nın ezenleridirler–, Fransa işçi sınıfı ve sömürülen köylülüktür.

Düzenin Otoriterleşmesi

Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin ...

“Güçlü Devlet” ve Faşizm

“Güçlü devlet” işçi-emekçi yığınların çıkarına mıdır? Burjuva ideolojisinin etkisi altında kalan emekçi yığınlar bu soruya tereddütsüz evet cevabı verseler de gerçeklik bunun tam tersidir.

Bonapartların ve Hitlerlerin İktidara Tırmanış Süreci

Yakın dönemde öğrenciler karşısında bir konuşma yapan Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı onlara bir öneride bulundu: Marx’ın Louis Bonaparte’ın 18 Brumaire’ini okumalıydılar. Belki de Bakan, entelektüel kapasitesini sergilemek ve kendince öğrencilere iyi bir ders vermek istedi. Lakin tarihin ...

Düzenin Otoriterleşmesi

Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü

Kapitalist sistem krizinin derinleşmesine ve emperyalist savaşların yaygınlaşmasına bağlı olarak dünya genelinde tanık olduğumuz otoriterleşme eğilimleri bir yana, artık çürüyen kapitalizmin çürüyen burjuva rejimler yarattığı son derece açık bir gerçektir. Demokrasi isteyen, kendisini kusursuz ...

Düzenin Otoriterleşmesi

Demokrasi ve Plütokrasi

İşçi sınıfının ve emekçi kitlelerin kapitalist toplum altında demokratik hakları uğruna yürütecekleri mücadele son derece önemlidir ve savsaklanamaz. Ama bu asgari mücadele hedefinin ötesinde, bugünün dünyasında insanlığın kurtuluşunu ve gerçek demokrasiyi isteyen, kapitalizmi yıkacak bir ...

Marx, Cumhuriyetçilik ve Kemalist TKP

SİP-TKP’nin önde gelen isimlerinden Kemal Okuyan, burjuva cumhuriyetin 90. yıldönümü kutlamalarının yapıldığı 29 Ekimde, “Marx Cumhuriyetçiydi” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Daha yazının girişinde Okuyan şöyle diyor: “Marx’ın ABD’deki Cumhuriyetçilerin destekçisi olduğunu bilir misiniz? Bush’un partisinin yani…” Marx önce Cumhuriyetçi Parti yanlısı ilan ediliyor, sonra da kaşla göz arasında ABD emperyalizminin azılı temsilcisi Bush gibilerin destekçisi gibi gösteriliyor. Peki bir buçuk asır öncesine ait bir meseleye dair herhangi bir not düşülmeden, bodoslamadan Marx’ın, Cumhuriyetçiliğin ve Bush’un yan yana dizilmesinin amacı nedir?

Sandık, Darbe ve Burjuva Demokrasisi

Türkiye’de rejimin otoriterleşme yönündeki eğilimi istikrarlı biçimde sürüyor. Bir yandan “demokratikleşme paketi” açılacağı söylenerek mavi boncuk dağıtılırken, diğer yandan demokratik hak ve özgürlükler alanının daraltılması yönünde uygulamalar, girişimler ve devlet terörü hız kazanıyor. Öteden beri süren ve özellikle 12 Eylül faşizmi tarafından güçlendirilen anadilde eğitim yasağı ya da yüzde 10’luk seçim barajı gibi temel nitelikte baskı ve yasaklamalar AKP tarafından ısrarla sahiplenilip korunurken, şimdilerde, savcı kararı olmaksızın polise gözaltı yetkisi veren düzenlemelerde örnekleri görülen yeni baskı uygulamaları birbiri ardına gündeme getirilmekte.

Burjuva İktidara Karşı Mücadelede Sınıf Çizgisi

Burjuva ideolojisinin ve bu ideolojiden beslenen çevrelerin “örgütsüzlük iyidir” yolunda etrafa saçtığı zehir mutlaka mücadele edilmesi gereken asıl baş belâsıdır. Tüm bunlar hesaba katılacak olursa, günümüzde kapitalizme karşı mücadelede kilit sorunun işçi sınıfının devrimci örgütlülüğünün ...

Kuvvetler Ayrılığı Tartışmaları Üzerine

Kuvvetler ayrılığı, burjuvazinin mutlak monarşiye ve aristokrasiye karşı bir sloganı haline gelmiştir. Yasama, yürütme ve yargının birbirinden ayrışması ve tek elde merkezileşmemesi burjuva demokrasisinin temel prensibini oluşturur. Kapitalist devlette kuvvetler ayrılığının ortadan kalkması ve iktidarın tek bir elde merkezileşmesi ancak olağanüstü burjuva rejimlerde gerçekleşir.

Ulus-Devletten Emperyalistleşen Ulus-Devlete ve AKP

Kemalizm, Osmanlı imparatorluğundan artakalan coğrafyada tek bir etnisiteyi esas alan ve diğerlerini inkâr eden bir ulus-devletin (TC) kuruluş ideolojisidir. Bu resmi devlet ideolojisi, Türklük temelinde kurulan ulus-devletin kuruluş gerekçesini oluşturmak ve savunmak üzere sonradan ...

Polis, Halk ve Devlet

Kapitalist düzende işçi-emekçi sınıfların çıkarlarını güden, tüm sınıf kesimlerine eşit uzaklıkta duran bir polisten söz etmek mümkün olamaz. Bu düzende polisin demokratikleşmesi, “şeffaflaşması” vb. söz konusu bile olamaz. Dolayısıyla bir zor aygıtı olan polis de, burjuva devletin alaşağı edilmesiyle birlikte ortadan kalkmak zorundadır. İşçi demokrasisinde ise, polise gerek olmayacaktır.

Milletvekili Maaşları ve Burjuva Parlamentarizmi

Biz Marksistler, tarihsel olarak miadını doldurmuş olan bu burjuva parlamentarizminden kurtulmayı, emekçileri doğrudan siyaset sahnesinin içine çekmeyi, kendi kaderlerini kendi ellerine almalarını, kendilerini gerçekten de kendilerinin yönetir hale gelmesini hedefliyoruz. Bizler burjuva demokrasisinden milyon kat daha demokratik bir işçi demokrasisini hedefliyoruz. Temsili kurumları ortadan kaldırmayı değil, onları gerçekten de seçmenlerini temsil eden kurumlar haline getirmeyi, sayılarını arttırmayı ve yönetim işlerinin bu kurumlar eliyle yürütülmesini savunuyoruz.

Batı Demokrasilerinde “Derin Devlet” Olmaz mı?

Faşizm belâsıyla mücadelede işçi sınıfının burjuva demokrasisine ve devletine güvenmek gibi bir lüksü yoktur. Bugün Almanya’daki olaylar karşısında Alman devletini faşist çeteleri kullanmakla suçlayan ikiyüzlü Türk egemenler, kendi devletlerinin öncü işçilere, devrimcilere, Kürtlere karşı faşist çeteleri ve terörü nasıl kullandıklarını gözden saklamaya çalışıyorlar. Türk kontr-gerillasının ve faşist hareketinin Almanya’yla nasıl “derin” bağlantılara sahip olduğu da malûmumuzdur. Faşizm öyle kanlı bir belâdır ki, en küçük bir yanılsama ve ona karşı mücadelede en küçük bir zafiyetin telâfisi mümkün değildir. 1980 öncesi süreç ve 12 Eylül faşizmi bu gerçeği Türkiye işçi sınıfına acı derslerle göstermiştir.

“İkinci Cumhuriyet” Tartışmaları

Her yıl olduğu gibi bu Ekim ayında da Türkiye’de cumhuriyetin kuruluş yıldönümü kutlamalara sahne olacak ve burjuva cumhuriyet 88 yaşına girmiş olacak. İşçi sınıfı ve diğer yoksul emekçiler için, komünistler için, Kürtler için, gayrimüslimler için, her türlü mezalimle, katliamlar, işkenceler, zindanlar, sürgünler, açlık, yoksulluk ve mahrumiyetlerle dolu 88 yıl geride bırakılmış olacak. Tam da bu sebeplerle olsa gerek, ne denli şaşaalı olursa olsun, diğer birçok resmi kutlamalar gibi 29 Ekim kutlamaları da onca zorlamalara rağmen geniş yoksul emekçi kitlelerde pek ilham uyandırmıyor, yankı bulmuyor.

İşçi Sınıfı ve Demokrasi Mücadelesi

Burjuvazi, işçi sınıfının devrimci basıncı altında köşeye sıkışmadıkça toplumun genelinin çıkarları lehine demokratik hak ve özgürlükleri geliştirme doğrultusunda bir adım atmaz. Bir başka deyişle, tarihsel açıdan demokrasi ve özgürlük bayrağını çoktan elinden bırakmış olan burjuvazi, bu ...

Halka Dayanan Jakobenizm, Tepeden İnmeci Kemalizm

İşçilerin, emekçilerin, yoksulların, kısacası geniş halk kitlelerinin desteğine dayanan, hatta bu halk kitlelerinin ileri itmesinin bir sonucu olarak daha da radikalleşen bir burjuva devrimciliği ile halktan ölesiye korkan, onu küçümseyen ve sürecin dışına iten ve cebir yoluyla baskılayan tepeden inmeci sınırlı bir burjuva devrimciliği aynı olabilir mi? Birincisi Jakobenizm, ikincisi ise Türkiye’deki özgün formuyla Kemalizmdir.

Hukukun Üstünlüğü Yalanı!

Soyut “eşitlik”, “özgürlük” ve “hukukun üstünlüğü” yalanlarına işçi sınıfı kitlelerinin karnı tok olmalıdır. İşçi sınıfı bu soyut genellemelere kanmamalıdır. İşçi sınıfı açısından ölçüt, bu soyut genellemelerin anayasada yer alması değil, hak ve özgürlüklerin pratikte ne kadar geniş olduğudur. Hak ve özgürlükler soyut değil somuttur. İşçi sınıfının önüne konan siyasal ve sendikal yasaklar kaldırılmalı, sınırsız grev, toplanma ve basın özgürlüğü sağlanmalı, Kürt halkının demokratik talepleri karşılanmalı, devrimcilerin, Kürt tutsakların ve on binlerce emekçinin hapishanelerde tutulmasına son verilmelidir. Ancak işçi sınıfı bu talepler uğruna mücadele vermediği müddetçe burjuvazi soyut genellemeleri tekrarlayıp duracak, “hukukun üstünlüğü”nden dem vurmaya devam edecektir.

Zoraki Demokratlar, Statükocular ve İkiyüzlülük

Kürt sorununda olduğu gibi toplumun gündemindeki tüm demokratik sorunlarda, AKP’sinden CHP’sine kadar bütün düzen partileri, son tahlilde kendilerine ve işlerine geldiği kadar demokrattırlar. Bu sorunların kalıcı ve tutarlı biçimde çözülebilmesi için işçi sınıfının bağımsız çıkarları temelinde siyaset sahnesinde yerini alması gerekmektedir. Unutmamalı ki, sonuna kadar tutarlı demokrat olan tek sınıf, devrimci işçi sınıfıdır.

Anayasa Tartışmaları ya da Burjuva Siyasal Düzenin Değişim Sancıları

Sınıfsal konumları gereği, özünde hepsi de burjuva egemenlik sistemini savunan burjuva fraksiyonlar (liberalinden muhafazakârına, statükocusundan sosyal-demokratına vb.), sıra devlet iktidarının paylaşımına geldiğinde, kendi aralarında kıyasıya bir kavgaya tutuşmaktan da geri durmazlar. Çünkü ...

Egemenlerin Kırmızı Kitapları

“Kırmızı Kitap” ya da “gizli anayasa” gibi adlarla anılan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (MGSB) geçtiğimiz günlerde bir kez daha gündeme geldi. Her ne kadar bu konu referandum ve Kürt sorunundaki yakıcı gelişmeler arasında bir parça geri planda kalsa da, ele alınması gereken önemli yönler barındırmaktadır. Dahası MGSB gündemin bu yakıcı başlıklarıyla da çok yönden alâkalıdır.

Asker Olunacak, Ol!

Toplumsal hayatın askeri değerler temelinde şekillendirilmesi, bu değerlerin yüceltilmesi ve bütün topluma egemen kılınması olarak tanımlanabilecek olan militarizm, sınıf mücadelesinin yükselişiyle yakından ilişkili olarak tüm burjuva devletlerin başvurduğu ideolojik bir silahtır. Ne var ki militarizm, yaşadığımız topraklarda, ideolojinin çok ötesine geçen ve devletin ve toplumun köklerine damgasını vuran bir olgudur aynı zamanda. Ordunun siyaset üzerindeki hâkimiyeti, savaşın ve askerliğin kutsanması, hak ve özgürlüklerin değil görev ve sorumlulukların öne çıkarılması, “baba devlet” anlayışının yaygınlığı, devlet şiddetinin meşru görülmesi, otoriteye kayıtsız şartsız boyun eğilmesi gibi sosyal ve siyasal özelliklerle kendini gösteren bu olgu, Doğu toplumlarına has bir karakteristik ...

Statükocu Cephenin Sivil Faşizm Demagojisi

Statükocu-devletçi Kemalist burjuva kesimler, yürüyen iktidar kavgasında geniş kitleleri yanlarına çekmek için bir dizi yeni ideolojik argümanlar geliştirmeye çalışıyorlar. “Sivil faşizm” ya da “İslamofaşizm” gibi kavramların siyaset sahnesinde arz-ı endam etmeye başlaması, statükocu-devletçi Kemalist cenahın yeni ideolojik argüman ihtiyacının bir tezahürüdür.

Devletin “Derin” İşleri

Bugüne kadar açığa çıkmış olan resmi belgeler ve yaşanan olaylar, burjuva devletlerin kapitalizmin bekası adına yapmayacakları şeyin olmadığını gösteriyor. Üstelik ifşa olunmuş belgelerle açığa çıkmış olan sırlar buzdağının görünen ucudur sadece. Örneğin, NATO’ya bağlı tüm ülkelerde Gladyo denilen kontrgerilla örgütlenmeleri bulunmaktadır. Türkiye’de Seferberlik Tetkik Kurulu adı altında kurulan bu yapılanma daha sonra Özel Harp Dairesi adını almıştır. Bugünkü adı ise Özel Kuvvetler Komutanlığıdır. İsimler değişse de bu yapılanmalar nice katliamların, cinayetlerin, provokasyonların ve darbelerin failidir.

Bir Oportünistin “Marksizm ve Devlet” Sorununa Yaklaşımı (I-II)

Marksist harekette oportünizm nitelemesi, ilkeli bir devrimci siyasetin yerine fırsatçı bir politik çizgiyi ikame edenler için kullanılıyor. İşçi hareketinde oportünizm, işçi-emekçi kitlelerin temel tarihsel çıkarlarını, kesimsel faydacılık ve kolay yoldan siyasal başarı kazanmak uğruna feda etmek anlamına geliyor. Sınıf mücadelesinde önemli karar anları geldiğinde, zor görünen devrimci yolu tutmayı göze alamayıp, düzen içi siyasal çözümler üretmeye çalışmak oportünizmin temel özelliğini oluşturuyor. Oportünizm bir eğik düzleme benziyor, bir kez bu yola girildiğinde dur durak olmuyor.

Linç Kampanyalarının İçyüzü

Linç girişimleri Türkiye açısından yeni olmadığı gibi, TC devletinin de sicili bellidir. “Sabrı taşan vatandaş”ların öfkesini kusması ve devlet yetkililerinin anlayışlı bir tavırla bu “tepki”leri sahiplenmesi ve saldırganları himaye etmesi durumu, sermaye düzeni tarafından uzun yıllar boyunca ihtiyaç hissedildiğinde sistemli biçimde kullanılmış bir mekanizma. Bu durum linç uygulamalarının altında yatan nedenleri, egemen sınıfın hangi ihtiyaçlarını karşıladığını ve şovenizmle zehirlenen ve kışkırtılan güruhların nelere hizmet edebileceğini ortaya koymayı gerektiriyor.

Liberal Demokratların Kapitalist Düşleri

AKP’nin ordu karşısında tarihen mağdur burjuva kanadın temsilcisi konumunda olması onu bir demokrasi havarisi kılmıyor. Aslında A. Altan gibilerin dillendirdiği değişim arzusu haklı bir arzu olsa bile, bunun ancak örgütlü kitlelerin mücadelesi sayesinde sağlanabileceği de bilinmeli. Bugün ...

e-broşürlerimiz

  • Mehmet Sinan
    Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi ...
  • Marksist Tutum
    Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
  • Elif Çağlı
    Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
  • Elif Çağlı
    Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
  • Elif Çağlı
    Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine ...
  • Mary Harris Jones
    İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını ...
  • Elif Çağlı
    Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
  • Elif Çağlı
    Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Örneğin günümüzde anarşizm daha ziyade burjuva karakterli unsurlar tarafından gelgeç bir radikalizm türü olarak benimsenip öğrenci hareketine yansıtılıyor. Özünde milliyetçi olan sözde bir anti-emperyalizmin çıkmaz ...
  • Marksist Tutum
    Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.

Kısa Okur Mektupları

Takip et

Kategoridekiler