Navigation

Sürekli Devrim ve Geçiş Programı

Elif Çağlı

Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.

Okur mektupları

“Büyük Türkiye” Fotoğrafındaki Yerimiz

Büyük pankartın hemen önündeyse umut torbasını, ekmeğini sırtına yüklemiş 20’li yaşlarda kâğıt toplayıcı bir genç. Yüzünden yorulduğu, nefes nefese kaldığı rahatlıkla okunabiliyor. Fakat kim bilir belki de arkasında duran o büyük fotoğrafı hiç görmedi. Ya da gördüyse de, dönüp kendi hayatına bakıp “fakir evleri ziyaret etmek bana enerji veriyor” diyenleri anımsamış mıdır?

Şiddetle Beslenen Sömürü Düzeni

iktidar en küçük sese bile tahammül edemiyor, etmiyor. Bu sesin kadın-erkek ya da çocuk-genç-yaşlı olması fark etmiyor, tahammülleri kalmamış. Toplumun tamamıyla her noktada kendisine biat etmesini istiyor iktidar. Bu uğurda baskısını, zorunu, şiddetini hiç esirgemeden arttırmaya devam ediyor. Ve sonrasında da bunu yapanlar elini kolunu sallaya sallaya geziyorlar.

Kapitalizmin Krizi ve Yunanistan’da Yangın

Yaptığı grevlerde ve direnişlerde ciddi bir devrimci potansiyel taşıdığını ortaya koyan Yunan işçi sınıfının örgütlenmesi, Yunan sosyalistlerinin önünde duran en büyük görevdir. Sosyalistlerin düşeceği ve bir kısmının düştüğü en büyük hata ise reformizmin kıskacına kısılıp kalmaktır. Yunan ve dünya işçi sınıfını yangınlardan kurtaracak olan ise sadece ve sadece KENDİ İKTİDARIDIR!

Sermaye İçin Dikensiz Gül Bahçesi

Berat Albayrak’ın açıklamalarının özü şudur: Türkiye’nin sermaye açısından daha cazip hale gelmesi için, iktidar sermayenin önündeki tüm dikenleri temizlemekte ve muhalefet üzerinde de tam bir baskı kurmaktadır. Gelin hep birlikte iktidarın sermaye için nasıl bir sömürü düzeni kurduğuna ve işçi sınıfının haklarını nasıl tırpanladığına şöyle bir göz atalım.

Yunanistan’daki Yangın Felâketi: Düşmanlığa Son!

İnsanların ve doğadaki diğer bütün canlıların yanıp kül olmasından mutlu olan bu zihniyetin tek nedeni bilinçlerini karartan milliyetçilik zehridir. Bu öyle bir zehirdir ki görüldüğü gibi insanın vicdanını yok edip böyle canice fikirler üretmesine neden olur.

“Türkülerimizden Korkuyorlar Robson”

Paul Leroy Robeson 1898 yılında Amerika’da doğmuş siyahî bir atlet, müzisyen, oyuncu, yazar ve sosyalisttir. Renginden dolayı okul yıllarından başlayarak ölümüne dek pek çok zorluk yaşamıştır. Kendi müzik grubunu kuran Robeson, Ku Klux Klan tarafından tehditler almaya başlamıştır. Sonrasında müziği bırakıp oyunculuğa dönmüştür.

Faşizmi Durduracak Kum Taneleri

Gerçek hayatta yaşanmış bir olayı aktaran ve Hans Fallanda’nın aynı isimli romanından uyarlanan “Berlin’de Tek Başına” (Alone in Berlin) adlı film, orta yaşlı bir çiftin oğullarının savaşta ölmesinden sonra Nazi iktidarına karşı verdikleri direnişi anlatıyor. En karanlık dönemlerde bile mücadelenin çok çeşitli yolları olabileceğini gösteriyor.

İşçi Sınıfıyız, Koca Bir Aileyiz

Metrobüste gören herkesin ilgisini çeken minik bebek küçük çocukların da ilgi odağı oldu. Bir anne çocuğuna “sevdin mi bebeği” deyince çocuk, “onu televizyonda görmüştüm” diye cevap verdi. Oradaki diğer çocuklu anneler çocuklarına “hadi bir oyuncağını ona ver” diyordu.

Zaferimize!

Bedrettin gibi dağlarda coşan / Veysel’den Nâzım’dan aldık bu aşkı / Sen ki ay ışığıydın yolumuzda / Sabah yıldızı gibiydin yüreğimizde / Sen ki dağların serinliğinde dost sıcaklığıydın umut. / Gözünde büyütmek değil her şeyi önemli kılan / Asıl sevmektir / Ve yürekte hissetmektir yaşamı

“Rüyalar Ülkesi”nde Milyonlar Aç!

Süper güç, silahlanmada en ön sıralarda yer alan, dünyanın dört bir köşesinde iş yürüten, “hayaller ülkesi” ABD ve aç insanların ABD’si. İşte gerçek bu! Bu durum sadece ABD’ye has değil. 23 ülkede bu oranın bariz bir şekilde artmış olması dikkat çekicidir.

Kadın Cinayetlerinin Suç Ortağı: Burjuva Medya

“Erkeğin bir bildiği vardır”, “kadın da öyle yapmasaymış” dendi. Her zaman şiddet uygulayan erkek, tecavüzcü ya da katil için bahaneler üretildi. Parkta hamile bir kadın tekmelendi, saldırgan serbest bırakıldı, TRT ekranlarında bir avukat “hamile kadın o karınla sokakta gezemez” diye buyurdu.

Kupanın İçinde Bir Top, Topun Ağzında Bir Dünya

Dünya futbol endüstrisinin en görkemli şovu haline gelen ve hiçbir masraftan kaçınmaksızın düzenlenen Dünya Kupası, bu yıl da ekran başına kilitlenen yüz milyonlarca futbolsever için büyük bir heyecan kaynağı oldu. Milli takımı listede yer alan ülke vatandaşları için ise aynı zamanda milli duyguların okşandığı bir meydan okuma aracına döndü.

Sınıf Penceresinden Bakmak Gerek

Bugün idamı getirmek, (bir kısım insanların haykırdığı gibi) “suçluyu Taksim Meydanında sallandırmak” ne çözüm olacak, ne de bu gibi yollarla sistemin içine düştüğü çürümüşlük koşullarında kadın ve çocuk tacizlerinin son bulmasını sağlayacaktır. İdam sehpasına ise kapitalist sömürü düzenine karşı çıkanlar çıkartılmak istenecektir. Çocuk tacizleri, kadına şiddet ve tecavüz son bulsun diye kapitalist sömürü düzenine karşı mücadele verenler yani…

Gezegeni Kim Yiyip Bitiriyor?

Kuraklık, buzulların erimesi, nesli tükenen canlılar, yoğun hava kirliliği! Dünyamız bir yok oluşa doğru sürükleniyor. Sorun ortada, burjuva bilim insanları da bunu inkâr etmiyor. Ama sorunun asıl müsebbibi teşhir edilip ona karşı mücadele edilmedikçe bu felâketten kaçılamayacağı da ortada.

Kâr Hırsının Bilançosu: 24 Ölü, 338 Yaralı!

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde Uzunköprü-Halkalı seferini yapan yolcu treninin raydan çıkarak devrilmesiyle resmi rakamlara göre 24 yolcu hayatını kaybetti, 338’i ise yaralandı. 8 Temmuz Pazar günü göz göre göre gelen facia, resmi makamların sorumluluktan kaçan açıklamalarının aksine, alınmayan önlemlerin ve denetimsizliğin bir sonucu olarak gerçekleşti. Yaşanan tren kazasından sonra alınan ilk “önlem” ise kazaya dair haberlere ilişkin yayın yasağı getirmek oldu!

“Yansın Dünya, Bana Ne!”

“Fakir doyar evde yemekle, zengin oynar çekle senetle. …Zengine rezidans, fakire gecekondu. …Erkek yapar eder dediniz de kadının şiddette yararı ne…” Bir şarkıda geçen birkaç söz bunlar. Sözler basit ve kısa; müziği etkileyici, kolaylıkla gençlerin diline dolanıyor. En sıradan, aynı zamanda en çok eğlendiren hiç de politik görünmeyen şarkılar ve TV programları, kimi zaman en tehlikeli ideolojik propaganda araçları olabiliyor.

Ali Oğlu Halit’in Garip Ali’si

Dedem Garip Ali, bir asır yaşadıktan sonra 2018’in Şubat ayında göçüp gitti bu dünyadan. Garip Ali, ailesinin I. Emperyalist Paylaşım Savaşında ve sonrasında yaşadıklarını ninesinden, anası ve babasından dinlemiş. Kendisi de eşine ve çocuklarına anlatmış. Ailesindeki ve çevresindeki insanlar Garip Ali dedemin anlattıklarının, o savaşların geride kaldığını düşünmüşler.

Hiçbir Zorbalık Sonsuza Kadar Hüküm Süremez

İnsanlık tarihte pek çok kereler Prokrustlarla karşılaştı. Onları tanıdı ve yöntemlerini gördü. Çeşitli kereler bu türden baskıcı rejimler eliyle yaratılan toplumsal düzene pek çok kuşağını kurban verdi. Türkiye de bulunduğu coğrafyada bu konuda yeterince örnek biriktirmiş bir ülke.

“Ben Zaten Elli Liralık Alıyorum”

“Ben zaten 50 liralık alıyorum” dedi bir arkadaş benzin istasyonunda. Akaryakıt zam şampiyonu olduğundan bu yana, AKP’yi ve Erdoğan’ı desteklemiş olan insanlardan bazıları böyle diyorlar. Sanki 50 liralık yakıt alan insanların arabalarının deposuna giren yakıt azalmıyormuş gibi davranıyorlar.

Deneme Tahtasına Çevrilen Eğitim Sistemi

Türkiye’de AKP hükümetinin özellikle son yıllarda eğitim sisteminde sık sık yaptığı tutarsız değişiklikler, sistemi adeta bir deneme tahtasına çevirdi. Öğrenci ve velilerde çok büyük bir kaygı oluşturdu. Çocuk- ebeveyn çoğu insanın psikolojisini kötü yönde etkiledi. Ezbere dayalı, dinci ve milliyetçi yanı ağır basan, kindarlığı ve itaatkârlığı aşılayan derslerle dolu bir eğitim müfredatı oluşturarak sorgulamayan nesiller yetiştirme hedefindeler.

Çevrenin Katili Çarkı Bozuk Düzene Hayır!

Yaşanan dev çevre sorunlarının tek sorumlusu, kâra ve sermayenin büyümesine dayanan bu bozuk düzendir, kapitalizmdir. Patronlar daha fazla kâr edebilmek için doğayı ve çevreyi talan etmekten, tahrip etmekten geri durmazlar. İşçilerin sömürüsünde sınır tanımayan patronlar, doğanın talan edilmesinde de sınır tanımazlar.

Seçimler ve İktidarın Matematik Hesapları

Eğer tek adam rejimine dur demezsek ve mücadeleyi yükseltemezsek, emekçiler ve gençler olarak bizleri çok daha zorlu süreçler bekliyor. Ama umut rüzgârları esmeye başladı bile.

Kördüğüm

Hadi çık işin içinden / Attığın adımlar getirdi seni buraya / Çıkmaz sokağa… / Neden ağlarsın şaşkın? / Hadi kalk ayağa, / Kalkabilecek misin? / Doğrulabilecek misin? / Dur dinlen, biraz düşün / Nedir bu telaşın?

Herkes Bize Düşmanmış!

Peki, “dünya bize düşman” derken “biz” diye tanımladıkları topluluk kimlerden oluşuyor? Biz emekçiler, biz sefalet ücretiyle geçinmeye çalışanlar, bin bir zorluk içinde zar zor okuyabilen biz öğrenciler, biz işsizler, biz ezilenler, biz sömürülenler, zenginliği üreten ama ondan yoksun bırakılan bizler, onların “biz” diye tanımladıkları öznenin içinde miyiz? Ya da “onlar” dedikleri kimlerdir?

Metal İşçileri Tek Adam Rejimine Hayır Diyor!

Merhaba işçi arkadaşlar, bizler çeşitli metal fabrikalarında çalışan işçileriz. Türkiye’nin ana gündemi 24 Haziran seçimleri. Bizlerin bulunduğu bölge büyük bir sanayi havzası ve haliyle bu bölgedeki işçilerin gündeminde de seçimler var. Bizler bu seçimi her açıdan önemsiyoruz.

Tam Zamanıdır

Yola çıkmışsın /Bakmışsın ki yol uzun, / meşakkatli. / Yol uzun muzun amma, / sonu nereye varır bu yolların hiç düşündün mü? / Hiç düşündün mü gül bahçelerini? / Adım bile atmadan / ve düşünmeden ulaşacağın yeri / Dağlara, kayalıklara, / dikenli yollara aldanıp / daha da ayakların gerisin geri gidiyorsa / Bir dön, bir bak şu yaşadığın dünyaya / Hani şöyle doyasıya yaşadın mı?

İşçiler Tek Adam Rejimine Karşı Çıkmalıdır!

Hükümete ve Erdoğan’a özellikle büyük kentlerde işçilerin desteğinin azalma eğiliminde olduğu gerçeği, 16 Nisan referandumundan bu yana kendisini gösteriyor. Rejim esas gücünü elinde bulundurduğu devlet aygıtından alıyor ve medya gücü ile yanılsama yaratıyor.

Sorun Dış Güçler mi, Tek Adam mı?

Son günlerde doların önlenemez yükselişinin faturasını “tek adam” yine dış güçlere kesti. 16 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarı ülkede ekonomi ne zaman kötüye gitse, ne zaman siyasal krizler yaşansa hemen dış güçlerden, faiz lobisinden bahsetmeye başlıyor.

50. Yılında 68 Ruhuyla Mücadeleye!

Çıkmaza giren kapitalizmin büyüyen çelişkileri gençliğin bu tepkisini daha da derinleştirecek ve arttıracaktır. Asıl soru bu tepkilerin nereye akması gerektiğidir.

“Fakir Ziyareti Geleneği”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz günlerde bir TV programında yaptığı açıklamada belediye başkanlığı döneminden beri fakir aile ziyaretlerini gelenek olarak gerçekleştirdiğini söylüyor. Cumhurbaşkanlığı bütçesinin yüz milyarlarca lirayı bulduğunu düşünürsek, 1150 odalı sarayından halkın arasına inerek gelenek haline getirdikleri fakir aile ziyaretleri doğrusu yürek parçalıyor!

Sayfalar

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.