Navigation

Bu Dünyaya Marx Geldi!

Elif Çağlı

Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.

Okur mektupları

Onlar Utansın!

Savaşın yıkıcılığını yaşadığımız bu coğrafyada o ve ona benzeyen birçok çocuk görüyoruz. Sokaklarda,  köşe başlarında, kaldırımlarda... Sokakta tanımadığım, ismini bilmediğim, bir küçük çocukla başladı tüm hikâye. Her gittiğimde o çırılçıplak küçük bedeniyle dolaşıyordu o hiç bilmediği sokaklarda.

Umudumuz Sende

Güzellik büyür bahçesinde / Sevgi kucağında / Yüreğinde umut büyür / İki kara kömürdür bakışları / Tarladaki nar gibidir gülüşü / Dişleri inciler gibi / Yaşamak coşkusu kendinden yetişir onda / Sıcacık ekmeği kardeş sofrasına böler / Dünyanın haşmeti onun elinde, zihnindedir / Yapar her bir dokusunu yaşamın

Çocuklar Ailelerin ve Toplumun Aynasıdır

Ailelerin siyasal tercihleri, oy verdikleri partilerle kurdukları bağ, inanç, kültür ve mezhepsel ayrımlara kadar pek çok olgunun etkisi, çocuklarda daha küçük yaşlarda belirmeye başlar. Görece olağan dönemlerde bu olgular nispeten normal sayılabilecek sonuçlarla karşımıza çıkarken, içinden geçtiğimiz olağanüstü koşullarda bambaşka sonuçlar doğurur.

Yemen Ağıdı

Osmanlı Yemen’den, 1918 yılında imzaladığı Mondros mütarekesiyle çekilir. Ancak yüzyıllar boyunca, yüz binlerce gariban askere mezar olmuştur Kanlı Yemen! İşte bu yüzden Yemen’le ilgili yakılan tüm ağıtlar koca bir tarihe yakılan çaresizliğin ağıtıdır. Egemenler, yüzyıllar boyu göz göre göre açlığa, kırıma, ölüme yollamıştır yoksul halkı. 

Ateşin Gerçek Sahibi İşçi Sınıfı!

Yunan mitolojisinde Prometheus ayrı bir yere sahiptir. Onu bu denli özel kılan ise tanrılardan ateşi çalıp insanlara vermesidir. Yani tanrılara karşı ölümlülerin, insanların yanında yer alarak kendini feda etmiş ve müthiş bir irade göstererek tanrılara karşı koymuştur.

Bir, İki, Üç, Dört, Beş...

Siz bu başlığı okurken bir çocuk daha önlenebilir hastalıklardan dolayı hayatını kaybetti. Bir canımızı daha yitirdik. Birler artarak oldu onlar, yüzler, binler ve milyonlar... Kimisinin zatürree, kimisinin sıtma ve kimisinin ishal diye yazıldı ölüm nedeni.

Motor Türküleri, Bir Devrimci Yürek: Nikola Vaptsarov

Zararlı otların her yanı sardığı bir ortamda bir tutam çiçek filizlenir en umulmadık zamanlarda ve kavga çetin, kavga kıyasıya olur. İşte bu zararlı otların içinden filizlenen işçi sınıfının şairlerinden birisi de Nikola Vaptsarov’dur.

Gençliğin Kurtuluşu Örgütlü Sınıf Mücadelesindedir

Dünyada sermaye sahiplerinin saldırıları, bir yandan gelir dağılımındaki adaletsizlikleri, eğitim olanaklarının eşitsizliğini, savaşları, doğa talanını arttırırken, öte yandan işçi sınıfının içinde örgütlü gençlerin öfkesini de kabartıyor.

Yüreğine Pranga Vurulamayanlardan Biri: Sabahattin Ali

Göremediği o denizden daha engindi yüreğindeki kavga ateşi. Karadeniz gibi hırçın ve kavgayla dolu bir yürek taşıyanlardandı. Hapisten çıktıktan sonra da mücadelesine devam etti. Bulgaristan’a gitmek isterken egemenler tarafından kalleşçe katledildi.

Burjuva Medya İftiharla Sunar: “Havalimanı Komplosu!”

Giderek ağırlaşan ekonomik kriz, milyonlarca emekçinin yaşam ve çalışma koşullarını daha da katlanılamaz kılıyor. Bu durum emekçi kitlelerde yavaş yavaş da olsa hoşnutsuzluğu körükleyecektir. Temel hakları için mücadele eden inşaat işçilerine dönük bu zorbalıkta, mega projelerinin gözden düşmesinden duydukları korku önemli bir rol oynasa da, en büyük korkuları emekçilerin hoşnutsuzluğunun yüksek sesle dillendirilmeye başlamasıdır.

Yeşilin Yağması, Ayder’in Gözyaşları!

Şimdilerde, Ayder Yaylası Kentsel Dönüşüm Projesi üzerine çıkan haberlerden de anlaşıldığı gibi iktidar doğal kaynakları burjuvazinin yağmasına açıyor. Yeşille bezeli Ayder Yaylası bu projeyle tam bir çevre katline uğrayacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “kirlettik, rezil ettik” söyleminden ne olacağı belliydi aslında.

Gerçek Bedel

Gerçek bedel, çürümüş ve yıkılmayı kesinkes hak eden kapitalizmin inkâr ettiği bedeldir. Günlük 2 dolara canları pahasına çalıştırılan insanların ahıdır. Doğanın hunharca ve şuursuzca tükenişe sürüklenmesidir. Üretim tek bir gün durmasın diye hiç umursanmadan çalıştırılan işçilere mezar olan işyerleridir.

Beni Bul Anne!

Sessiz bir çığlık onlarınki, 23 yıldır Galatasaray Meydanında yankılanıyor her Cumartesi. Ellerinde oğullarının resimleriyle her Cumartesi toplanıp oturma eylemi ve basın açıklamasıyla “kayıp” olan çocuklarının hesabını soruyorlar.

Savaş, Kriz ve Maduro’nun Tuvaleti!

Zatı muhterem, filler sultanı gibi haykırır: “Yurtdışında tuvalet temizlemeyi bırakıp vatana dönün” der, aşağılayarak. İnceden inceye de şovenizmin zehirli şerbetini yutturmaya uğraşır. Üstelik bu şoven sözleri söyleyen sözüm ona “sosyalist”tir! Kimi solcular yıllarca Chavez’e selam durdu. Şimdilerde “sosyalist” Chavez’in halefi “sosyalist” Maduro. 

Tarihe Düşülen Bir “Son Not”

“Son Not” isimli film de Haydari kampında yaşanmış olayları ele alıyor. 2017 yapımı olan bu filmin yönetmeni Pantelis Voulgaris’tir. “Son Not” filmi 1944 yılında dört Alman generalin öldürülmesine misilleme olarak Haydari kampında esir tutulan 200 sosyalistin 1 Mayıs günü kurşuna dizilerek katledilişini anlatıyor.

Kinimiz Patronlara

Bizim oturduğumuz evin birinci katında oturan Jorjet teyze o yıllarda 8-9 yaşlarında bir kız çocuğuymuş. Evleri portakal bahçesinin içerisinde küçük bir evmiş. Ailesi geçimini narenciye ile sağlıyormuş. O gün, 6 Eylülde İstanbul’da olan olayları radyoda dinlediklerinde ailesinin ne kadar korktuğunu, üzüldüğünü anlattı.

Özgürlüğün ve Devrimci Onurun Sembollerinden Biri: Elektra

Avrupa’da faşizmin yükselişi ve alt edilmesi süreci farklı biçimlerde de olsa, faşist rejimlerle mücadele etmek isteyenler için öğretici deneyimlerle doludur. İtalya’dan Almanya’ya, Bulgaristan’dan Yunanistan’a faşizme direnenlerin deneyimleri ve cesaretleri insanlığa ümit ve ilham veriyor. “Benden Selam Söyle Anadolu’ya” adlı romanıyla tanıdığımız Dido Sotiriu’nun “Elektra” adlı romanı da bu deneyimlerden bir demet aktarıyor.

Dış Mihrak Nedir, Kimdir?

Eskimeyen hatta her fırsatta ortaya çıkan dış mihrak söylemi özellikle bu günlerde dillerden düşmüyor. Devlet büyüklerinin ayağı taşa değse onun altından da dış mihraklar çıkıyor. Bunlar ülkelerin düzenini bozmakla kalmıyor, adıyla bile toplumlara korkular salıyorlar. Peki, bu kimliği meçhul dış mihraklar kim ya da kimler?

Asıl Biz Farkındayız!

Totaliter rejim kendi ideolojisini “yerli ve milli kültür” kılığında kitlelere dayatmaktadır. Kitleleri gerçek dışı hayallerle besleyip ruhlarını ele geçirerek kuyruğuna takmaya çalışmaktadır. Savaş ve kahramanlık filmleri, tarihi çarpıtan çeşitli diziler vb. bu kapsamda gündeme getirilmektedir.

Memleketimden Dolar Manzaraları

Konumuz Ordunun berberleri. Yanlış okumadınız berberleri. Çünkü Ordu’nun Ünye ilçesindeki berberler bir araya gelerek “Amerikan tıraşı” yapmama kararı almışlar. Bu kararlarını da işyerlerinin camlarına asarak son günlerde hızla yükselen dolara karşı tepkilerini dile getirmişler.

Hindistan’daki İntiharlar ve Çelişkiler

Geçtiğimiz Temmuz ayında Hindistan’da bazı ailelerin intihar haberleri yansıdı basına. Bir ay içinde üç aile toplu halde intihar etti. Bu ailelerden biri 11 kişilikti, diğer ikisi ise 6 ve 9 kişilik. Bu üç aileden ikisinin (9 ve 6 kişilik olanların) intihar nedeni komşularının ifadelerine göre yoksulluk ve çaresizlik.

23 Sentlik Askerlerden Biri: Koreli Sarı Oğlan

Nâzım Ustanın 23 Sentlik Asker şiirini her dinlediğimde, her okuduğumda babam “Koreli Sarı Oğlan” gelir aklıma. Nâzım Usta bilirdi dostunu, düşmanını. Nâzım Ustanın dostları dünyanın tüm ezilenleriydi. Severdi ezilenleri, kendi çocuğunu sevdiği gibi. Tanırdı ezilenleri, elini, yüzünü tanıdığı gibi.

Nitsa’ya Mektup

Bu cihandan bir devrimci kadın Nitsa Elanour geçti. Geçmişten bugüne kurban verdiğimiz milyonlarca insanımızın adlarının yanına gururla yazın onun adını da. Sevgimizle atsın yüreği, öfkemizle dolsun ciğerleri, kararlılığımızla yürüsün ayakları ve mücadelemizle yeşersin umudu. Kılıçlarımız bir kez de Nitsa Elanour için saplansın düşmanın o taş kalbine.

Türkiye’yi Sarsan İki Uzun Gün

15-16 Haziran büyük işçi direnişi bizlere örgütlü işçilerin neler yapabileceğini gösteriyor. Bugünse sendikalı olmak isteyen işçilerin işten atıldığı, birçok toplu sözleşmenin işçilerin lehine gerçekleşmediği ve grevlerin yasaklandığı hatta greve çıkanların “terörist” diye yaftalandığı baskıcı bir dönemden geçiyoruz.

“Büyük Türkiye” Fotoğrafındaki Yerimiz

Büyük pankartın hemen önündeyse umut torbasını, ekmeğini sırtına yüklemiş 20’li yaşlarda kâğıt toplayıcı bir genç. Yüzünden yorulduğu, nefes nefese kaldığı rahatlıkla okunabiliyor. Fakat kim bilir belki de arkasında duran o büyük fotoğrafı hiç görmedi. Ya da gördüyse de, dönüp kendi hayatına bakıp “fakir evleri ziyaret etmek bana enerji veriyor” diyenleri anımsamış mıdır?

Şiddetle Beslenen Sömürü Düzeni

İktidar en küçük sese bile tahammül edemiyor, etmiyor. Bu sesin kadın-erkek ya da çocuk-genç-yaşlı olması fark etmiyor, tahammülleri kalmamış. Toplumun tamamıyla her noktada kendisine biat etmesini istiyor iktidar. Bu uğurda baskısını, zorunu, şiddetini hiç esirgemeden arttırmaya devam ediyor. Ve sonrasında da bunu yapanlar elini kolunu sallaya sallaya geziyorlar.

Kapitalizmin Krizi ve Yunanistan’da Yangın

Yaptığı grevlerde ve direnişlerde ciddi bir devrimci potansiyel taşıdığını ortaya koyan Yunan işçi sınıfının örgütlenmesi, Yunan sosyalistlerinin önünde duran en büyük görevdir. Sosyalistlerin düşeceği ve bir kısmının düştüğü en büyük hata ise reformizmin kıskacına kısılıp kalmaktır. Yunan ve dünya işçi sınıfını yangınlardan kurtaracak olan ise sadece ve sadece KENDİ İKTİDARIDIR!

Sermaye İçin Dikensiz Gül Bahçesi

Berat Albayrak’ın açıklamalarının özü şudur: Türkiye’nin sermaye açısından daha cazip hale gelmesi için, iktidar sermayenin önündeki tüm dikenleri temizlemekte ve muhalefet üzerinde de tam bir baskı kurmaktadır. Gelin hep birlikte iktidarın sermaye için nasıl bir sömürü düzeni kurduğuna ve işçi sınıfının haklarını nasıl tırpanladığına şöyle bir göz atalım.

Yunanistan’daki Yangın Felâketi: Düşmanlığa Son!

İnsanların ve doğadaki diğer bütün canlıların yanıp kül olmasından mutlu olan bu zihniyetin tek nedeni bilinçlerini karartan milliyetçilik zehridir. Bu öyle bir zehirdir ki görüldüğü gibi insanın vicdanını yok edip böyle canice fikirler üretmesine neden olur.

“Türkülerimizden Korkuyorlar Robson”

Paul Leroy Robeson 1898 yılında Amerika’da doğmuş siyahî bir atlet, müzisyen, oyuncu, yazar ve sosyalisttir. Renginden dolayı okul yıllarından başlayarak ölümüne dek pek çok zorluk yaşamıştır. Kendi müzik grubunu kuran Robeson, Ku Klux Klan tarafından tehditler almaya başlamıştır. Sonrasında müziği bırakıp oyunculuğa dönmüştür.

Sayfalar

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.