Kitaplarımız

Our books

Kitaplarımız

Kıbrıs Sorunu


Kıbrıs’a “Suyu Özelleştirin” Dayatması

AKP hükümeti Kuzey Kıbrıs yönetimine “suyu özelleştirin” dayatmasında bulunmuştu. Bu dayatma kabul görmeyince, AKP seçim öncesinde bu projeyi propaganda malzemesi olarak kullanmak üzere açılış töreni düzenledi ancak gerçekte vanaları açmadı. Kıbrıs halkına en kirli ve gayri insani şantajlardan birini yaparak “ya dediğimi kabul edersin ya da ...

Kıbrıs’ta Akıncı’nın Galibiyeti ve Erdoğan’ın Hezeyanı

Kıbrıs meselesi adanın kuzey ve güneyi bir yana Türkiye ve Yunanistan’la da sınırlı olmayan uluslararası bir meseledir ve tüm yakıcılığıyla süren kriz ve savaş konjonktürü bu meselenin daha çok su kaldıracağını göstermektedir. Adalı emekçiler kendi kaderlerini ele almak üzere harekete geçip burjuva planları ve oyunları bozmadıkça, ne yazık ki ...

Kıbrıs’ta Yeni Müzakere Süreci

Kıbrıs işçi sınıfı, kendisini çok yakından ilgilendiren bu süreçte, kaderini burjuvazinin ellerine teslim etmemelidir. Kıbrıslı emekçiler adanın bölünmüşlüğü ve Kuzey’in işgal altında oluşu nedeniyle ortaya çıkan ulusal sorunun tüm yıkıcı etkilerine karşı mücadeleyi, onları sefalete iten ekonomik krizin nedeni olan kapitalizme karşı mücadeleyle birleştirmelidirler.

Kıbrıs’ta Neler Oluyor?

Kuzey Kıbrıs’ta, 28 Ocakta, Sendikal Platform öncülüğünde düzenlenen “Toplumsal Varoluş Mitingi”ne 40 bini aşkın emekçi katıldı. Mitinge muhalefet partileri ve esnaf odaları, akademisyenler ve sanatçılar da destek verdi. Böylelikle, yaklaşık 270 bin nüfusa sahip Kuzey Kıbrıs’ta, tarihinin en büyük mitinglerinden biri gerçekleşti. Miting nedeniyle devlet daireleri ve özel sektör kuruluşlarının büyük bölümü de grevdeydi.

Kıbrıs Sorunu Çözülüyor mu?

Rum ve Türk işçi-emekçi kitleler birleşik ve bağımsız bir Kıbrıs’tan yana olmalarına karşın, bağımsız sınıf çizgisini egemen kılacak bir örgütlülüğe sahip değiller. Bu nedenle, yabancı güçlerin boyunduruğuna karşı duydukları öfke ve ihtilafın çözülmesi yönünde verdikleri mücadele Talat ve Hristofyas’ı aşamayarak onların burjuva siyasetine kan veriyor. Anlaşılması ve kavranması gerekiyor ki, Kıbrıs’ta bugünkü statükonun devam etmesi de, Türkiye’nin, Yunanistan’ın ve emperyalist güçlerin arzusu doğrultusunda varılacak olası bir çözüm de ada halklarının gerçek çıkarına değildir ve bu çözümler kalıcı olmayacaktır.

Kıbrıs'ta Referandumun Ardından

Adanın Kuzey ve Güneyindeki sağ partilerin-çevrelerin "hayır" çağrısını benimseyip öne çıkartmalarının sebepleri fazlasıyla bilinen ve bu yazı kapsamında ayrıca bir kez daha üzerinde durulması gerekli olmayan bir nokta. Bununla birlikte, gerek Türkiye'deki gerekse de Güney Kıbrıs'taki sol cenahtan yükseltilen "hayır" çağrılarının üzerinde durulması ve bu zeminde yaşam bulan ulusalcı-şovenist yaklaşımlarla hesaplaşılması, üzerinden atlanamayacak bir nokta

Kuzey Kıbrıs Seçimlerinin Ardından

Kıbrıs'ın Rum ve Türk kesimlerinde bir bütün olarak işçi sınıfı ve emekçiler, sınıfsal-politik çıkarlarının ifadesi olabilecek bir çözümü somutlama kudretine sahip bir örgütlülükten yoksundurlar. Komünistler, ada halkına işçi sınıfının tarihsel-politik ihtiyaçları ekseninde bir çözüm seçeneğini sunabilecek örgütlülüğe ve güce sahip değildir. Zaten büyük ölçüde bu sebepten dolayı, adada yaşanan soruna dair ortaya konulan bütün seçenekler burjuvazinin etiketini taşımakta ve ada halkı bu seçeneklerden herhangi birisinin peşine takılmaktadır. Bugün revaçta olan seçenek AB üyeliğidir. Gelinen noktada AB üyeliği ve adanın bu eksende bütünlüğünün sağlanması, Kıbrıs'ın hem Güney'inde, hem de Kuzey'inde, bütün sorunları çözecek sihirli bir değnek gibi görülmekte.

Kıbrıs’ta “Çözüm” Arayışları

İşçi-emekçi sovyetleri temelinde oluşturulması gereken sosyalist bir federasyonun yaratılması mücadelesinde, bugün en büyük görev adanın, Türkiye'nin ve Yunanistan'ın komünistlerine düşüyor. Ada halkı ve işçi sınıfı içinde bugüne dek yaratılan tüm milliyetçi yanılsamalar ve bu temelde oluşturulan korkular, işçi sınıfının yaratılacak ortak politik ve ekonomik örgütlülükleri içinde aşılmaya çalışılmalıdır. Bu ortak örgütlülükler temelinde yükseltilecek ortak mücadele olmaksızın, gerek ulusal gerekse uluslararası burjuvazinin saldırılarının püskürtülemeyeceği bilince çıkartılmalıdır.

Tek Çözüm Kıbrıslı Rum ve Türk İşçilerin Birleşik ve Ortak Mücadelesinden Geçiyor

Bir yandan kapitalizm Türk ve Yunan işçileri yoksulluk ve işsizliğe iterken, bir yandan da burjuvazi sömürüyü ve kendi kârlarını artırmanın yollarını buluyor. İşçiler kendi sendikaları ve sol partileri aracılığıyla mücadelelerini birleştirmelidirler. Sorunlara kalıcı bir çözüm ancak Yunanistan, Türkiye ve Kıbrıs'ın Sosyalist Federasyonuyla gelecektir. Böylece düşmanlığa, bölünmeye ve çatışmalara yol açan nedenler nihai olarak ortadan kaldırılacaktır.

Kıbrıs Sorununa Marksist Yaklaşım

Kıbrıs sorununun, kapitalizm altında kalıcı bir çözüme ulaşması mümkün değildir. Emperyalist politikaların uzantısı olan hiçbir çözüm, ister AB altında, ister bağımsız bir Kıbrıs devleti altında olsun, Kıbrıs’ın kalıcı bir barışa kavuşmasını sağlayamaz. Bugün şu ya da bu formülle çözülmüş gibi görülen sorun, yarın aynı “sorun ...

e-broşürlerimiz

  • Marksist Tutum
    Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
  • Elif Çağlı
    Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
  • Elif Çağlı
    Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
  • Elif Çağlı
    Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine ...
  • Mary Harris Jones
    İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını ...
  • Elif Çağlı
    Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
  • Elif Çağlı
    Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Örneğin günümüzde anarşizm daha ziyade burjuva karakterli unsurlar tarafından gelgeç bir radikalizm türü olarak benimsenip öğrenci hareketine yansıtılıyor. Özünde milliyetçi olan sözde bir anti-emperyalizmin çıkmaz ...
  • Marksist Tutum
    Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.

Kısa Okur Mektupları

Takip et

Kategoridekiler