Navigation

Tarih

1929 Krizinde Amerikan İşçi Sınıfı: “Mücadele Et, Açlıktan Ölme” /2

İşçi sınıfının tarihi yerel değil enternasyonal bir tarihtir; ondan çıkan dersler de bir bütün olarak işçi sınıfının kurtuluşu davasına hizmet etmektedir. İşçi sınıfı, en karamsar dönemlerde bile, olmaz denileni oldurtma, yapılamaz denileni yapma becerisini gösteren devrimci bir sınıftır. Ondan umudu kesenler, dönüp tekrar tekrar tarihe bakmalıdır. Zira o tarih, geleceğin meşalesini de içinde barındırmaktadır.

1936-37 General Motors İşgali

30’ların ortasında patlak veren fabrika işgalleri dalgası Amerika’nın dört bir yanına yayılmıştı. İşçiler, fabrikaları işgal ederlerse sadece üretimi durdurmakla kalmayıp, grevkırıcıların onların yerine gelmesini de engelleyebileceklerini anlamışlardı.

“Kristal Gece”

9 Kasım gecesi başlayan Kristallnacht yani “Kristal Gece” katliamı, Nazilerin koordine ettiği pogromların ilkiydi. Yahudilere ait pek çok ev, dükkân ve sinagogun yakılmasıyla etrafa saçılan cam kırıklarının pırıltısına istinaden bu geceye Kristal Gece denmişti.

1929 Krizinde Amerikan İşçi Sınıfı: “Mücadele Et, Açlıktan Ölme”

Mücadele tarihi, işçi sınıfının en olumsuz gibi görünen koşullara örgütlenerek karşı koyabildiğinin ve imkânsız denilen pek çok şeyi başarabildiğinin örnekleriyle doludur. Amerikan işçi sınıfının 1929 Büyük Buhranı esnasında yaşadığı örgütlü mücadele deneyimleri de bunun bir parçasını oluşturuyor.

1930’larda Bronx’ta İşsizlerin Örgütlenmesi

1930’larda, işten atılan on binlerce işçi, işsiz işçilerin haklarını savunmak için konseyler oluşturdular. Bu işsiz konseyleri yürüyüşler düzenlediler, grevleri desteklediler ve evden atmalara karşı mücadelelere destek verdiler. Onların çabalarının hikâyesini, Bronx’ta evden atmalara karşı protestolarda aktif olarak yer alan Rose Chernin anlatıyor.

Yemen Ağıdı

Osmanlı Yemen’den, 1918 yılında imzaladığı Mondros mütarekesiyle çekilir. Ancak yüzyıllar boyunca, yüz binlerce gariban askere mezar olmuştur Kanlı Yemen! İşte bu yüzden Yemen’le ilgili yakılan tüm ağıtlar koca bir tarihe yakılan çaresizliğin ağıtıdır. Egemenler, yüzyıllar boyu göz göre göre açlığa, kırıma, ölüme yollamıştır yoksul halkı. 

ABD Belgelerinde 12 Eylül

Darbeden iki hafta sonra ABD’nin İstanbul Başkonsolosu Robert Houghton 12 Eylül’ü değerlendirdiği yazısında, burjuvaların “terör ve belirsizlik ortamının” geçmiş olmasından dolayı havalara uçtuklarını, kendilerini artık garanti altında hissettiklerini belirtiyor.

Tarihe Düşülen Bir “Son Not”

“Son Not” isimli film de Haydari kampında yaşanmış olayları ele alıyor. 2017 yapımı olan bu filmin yönetmeni Pantelis Voulgaris’tir. “Son Not” filmi 1944 yılında dört Alman generalin öldürülmesine misilleme olarak Haydari kampında esir tutulan 200 sosyalistin 1 Mayıs günü kurşuna dizilerek katledilişini anlatıyor.

Kinimiz Patronlara

Bizim oturduğumuz evin birinci katında oturan Jorjet teyze o yıllarda 8-9 yaşlarında bir kız çocuğuymuş. Evleri portakal bahçesinin içerisinde küçük bir evmiş. Ailesi geçimini narenciye ile sağlıyormuş. O gün, 6 Eylülde İstanbul’da olan olayları radyoda dinlediklerinde ailesinin ne kadar korktuğunu, üzüldüğünü anlattı.

Nitsa’ya Mektup

Bu cihandan bir devrimci kadın Nitsa Elanour geçti. Geçmişten bugüne kurban verdiğimiz milyonlarca insanımızın adlarının yanına gururla yazın onun adını da. Sevgimizle atsın yüreği, öfkemizle dolsun ciğerleri, kararlılığımızla yürüsün ayakları ve mücadelemizle yeşersin umudu. Kılıçlarımız bir kez de Nitsa Elanour için saplansın düşmanın o taş kalbine.

Türkiye’yi Sarsan İki Uzun Gün

15-16 Haziran büyük işçi direnişi bizlere örgütlü işçilerin neler yapabileceğini gösteriyor. Bugünse sendikalı olmak isteyen işçilerin işten atıldığı, birçok toplu sözleşmenin işçilerin lehine gerçekleşmediği ve grevlerin yasaklandığı hatta greve çıkanların “terörist” diye yaftalandığı baskıcı bir dönemden geçiyoruz.

50. Yılında 1968 Devrimci Dalgası

Çok açık ki, dünya nüfusunun çoğunluğunu oluşturan emekçiler için sosyal ve ekonomik koşullar hiç de parlak değil. Kapitalizm gençlere bir gelecek vaat edemiyor. Kapitalizmin tek sunduğu umutsuzluk, hayal kırıklığı, öfke! ’68 kuşağı gibi, burjuva ideolojisiyle zihinleri dumura uğramamış bugünün gençleri de, azgın sömürü ve saldırganlık hırsıyla dünyayı cehenneme çeviren emperyalist kapitalist sisteme karşı giderek daha büyük öfke duyuyorlar.

1943 FIAT Grevi: İtalyan Faşizminin Ölüm Çanı

75 yıl önce, 5 Mart 1943’te, İtalya’nın kuzeyindeki bir sanayi kenti olan Torino’da, FIAT’ın Mirafiori otomobil fabrikasında çakılan kıvılcımla ateşlenen grev dalgası, Mussolini ve İtalyan faşizmi için sonun başlangıcı olmuştu. İşçiler başlangıçta ücret artışı gibi ekonomik taleplerle mücadeleye atılmış olsalar da, kısa süre sonra, eylemlerin kitleselleşmesiyle birlikte, talepler daha siyasi ve anti-faşist, savaş karşıtı bir nitelik aldı.

Faşizm ve Gençlik

İşçi sınıfının gençliği, direngenliği ve cesaretiyle daha pek çok ülkede faşizme karşı verilen çeşitli mücadelelerde yerini aldı. İtalya’da gerek işçi kentlerinde yürütülen grevlerde, gerekse Partizan hareketinin silahlı eylemlerinde, faşistlere yönelik gerçekleştirilen sabotajlarda gençler yerlerini aldılar. Benzer şekilde faşist iktidarların işgaline uğrayan Fransa, Yunanistan, Yugoslavya, Arnavutluk gibi pek çok ülkede de gençler, faşist baskıdan ve işgalden kurtulmak için direnç gösterdiler, mücadele ettiler. Gençler, direnişlerde niceliksel olarak dikkat çekmelerinin yanı sıra cesaret ve dinamizmleri açısından niteliksel olarak da önemli bir yer tutmaktadırlar.

Faşizme Karşı Direniş Çiçekleri: Beyaz Gül

Gençliğin özünde heyecan, dinamizm, değişim ve mücadele isteği vardır. Faşizm dönemlerinde egemen güçler de bu özden faydalanmak, gençliği kendi saflarında yedeklemek isterler. Bu tornadan geçmeyi reddedenler baskı ve şiddetle sindiriliyordu. Zulme boyun eğmeyen, sorgulayan, faşizme karşı direnmeyi seçen gençler de vardı Hitler Almanya’sında; İkinci Dünya Savaşı sırasında üniversiteli gençler tarafından kurulan Beyaz Gül grubu gibi.

Sayfalar

Tarih beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.