Navigation

Tarih

50. Yılında 1968 Devrimci Dalgası

Çok açık ki, dünya nüfusunun çoğunluğunu oluşturan emekçiler için sosyal ve ekonomik koşullar hiç de parlak değil. Kapitalizm gençlere bir gelecek vaat edemiyor. Kapitalizmin tek sunduğu umutsuzluk, hayal kırıklığı, öfke! ’68 kuşağı gibi, burjuva ideolojisiyle zihinleri dumura uğramamış bugünün gençleri de, azgın sömürü ve saldırganlık hırsıyla dünyayı cehenneme çeviren emperyalist kapitalist sisteme karşı giderek daha büyük öfke duyuyorlar.

1943 FIAT Grevi: İtalyan Faşizminin Ölüm Çanı

75 yıl önce, 5 Mart 1943’te, İtalya’nın kuzeyindeki bir sanayi kenti olan Torino’da, FIAT’ın Mirafiori otomobil fabrikasında çakılan kıvılcımla ateşlenen grev dalgası, Mussolini ve İtalyan faşizmi için sonun başlangıcı olmuştu. İşçiler başlangıçta ücret artışı gibi ekonomik taleplerle mücadeleye atılmış olsalar da, kısa süre sonra, eylemlerin kitleselleşmesiyle birlikte, talepler daha siyasi ve anti-faşist, savaş karşıtı bir nitelik aldı.

Nazizmin İktidara Gelişi ve Sol

Faşizmin Alman işçi hareketi ve sosyalist hareket açısından yol açtığı yıkımın büyüklüğünü görmek için bugüne bakmak yeterlidir. Bir zamanlar sosyalist hareketin Avrupa’daki en büyük üssü olan Almanya, bugün onun en zayıf olduğu Batı ülkesi konumundadır. Tüm bunlar, solun faşizme karşı uyanık olup doğru politikalarla onu ezememesinin ürünüdür ne yazık ki. Bugün de faşizm çıplak biçimde karşımızda duruyor ve gerek faşizm cephesinde gerekse sosyal demokrat bönlük cephesinde 90 yıl önce yaşananların önemli bir bölümü bugün de tekrar ediliyor. Bunu çok daha yıkıcı kılansa, o günlerdeki kadar güçlü sosyalist/komünist örgütlerin var olmamasıdır.

Faşizm ve Gençlik

İşçi sınıfının gençliği, direngenliği ve cesaretiyle daha pek çok ülkede faşizme karşı verilen çeşitli mücadelelerde yerini aldı. İtalya’da gerek işçi kentlerinde yürütülen grevlerde, gerekse Partizan hareketinin silahlı eylemlerinde, faşistlere yönelik gerçekleştirilen sabotajlarda gençler yerlerini aldılar. Benzer şekilde faşist iktidarların işgaline uğrayan Fransa, Yunanistan, Yugoslavya, Arnavutluk gibi pek çok ülkede de gençler, faşist baskıdan ve işgalden kurtulmak için direnç gösterdiler, mücadele ettiler. Gençler, direnişlerde niceliksel olarak dikkat çekmelerinin yanı sıra cesaret ve dinamizmleri açısından niteliksel olarak da önemli bir yer tutmaktadırlar.

Faşizme Karşı Direniş Çiçekleri: Beyaz Gül

Gençliğin özünde heyecan, dinamizm, değişim ve mücadele isteği vardır. Faşizm dönemlerinde egemen güçler de bu özden faydalanmak, gençliği kendi saflarında yedeklemek isterler. Bu tornadan geçmeyi reddedenler baskı ve şiddetle sindiriliyordu. Zulme boyun eğmeyen, sorgulayan, faşizme karşı direnmeyi seçen gençler de vardı Hitler Almanya’sında; İkinci Dünya Savaşı sırasında üniversiteli gençler tarafından kurulan Beyaz Gül grubu gibi.

Tarihten Hatırlamak: Hitler Faşizminin Kurumsallaşma Süreci

Geçmişte gerek Mussolini İtalyası’nda gerekse Hitler Almanyası’nda meclislerin kapısına kilit vurulmamıştı. Fakat faşist rejimin yöneticileriyle doldurulan bu meclislerin hiçbir işlevi kalmamıştı. Hitler, başbakanlık koltuğuna oturur oturmaz tertiplediği olaylarla olağan parlamenter süreçleri işlemez hale getirmiş ve topluma korku atmosferini egemen kılarak seçimlerden galip çıkmıştı. İktidara yerleşen faşizm, başvurduğu plebisitlerle güya gücünü halktan aldığını göstermekten de geri durmamıştı.

Paris Komünü ve Kadın Komünarlar /2

İşçi sınıfı her 18 Martta, Komünü ve “göğü fethe çıkan Komünarları” saygı ve sevgi ile yâd etmeye devam ediyor ve onların intikamını Komünün kızıl bayrağını tüm dünyada dalgalandırarak alacağı günlere hazırlanıyor. Selam olsun Paris Komününe! Selam olsun onun yiğit kadın ve erkeklerine! Ve selam olsun onların yolundan gidenlere!

Salozların Mavalları

Faşist iktidara muhalif olanlar barbardırlar, vatan hainidirler! Dış mihrakların oyunudur bunlar! Mülkiyeti, aileyi, dini, yani düzeni bozmak için zehirli fikirler yayarlar! Devletin tüm imkânlarını arkasına alsa da, faşizmin bu propagandası hayatın gerçeklerinin gücü karşısında tutunamaz ve yıllar ilerledikçe inandırıcılığını ve etkisini kaybetmeye başlar. Portekiz'deki faşist Salazar diktatörlüğünün akıbeti bunu gösteriyor.

Paris Komünü ve Kadın Komünarlar

İşçi sınıfının ilk iktidar deneyimi olarak 72 gün boyunca ayakta kalan Paris Komünü, aynı zamanda proletaryanın hem iç hem de dış düşmana karşı verdiği destansı bir direnişin de adıdır. İşçi sınıfının kadınları proletaryanın mücadele sahnesine çıktığı günden bu yana gerçekleşen tüm devrimlerde ve devrimci hareketlerde, ön saflardaki rolleriyle sınıf kardeşlerine cesaret ve güven aşılarken, düşmanlarına da korku salmışlardır. Emekçi kadınların mücadele tarihinin en parlak sayfalarından birini de Paris Komünü oluşturmaktadır.

2. Dünya Savaşından Kanlı Bir Sayfa: Babi Yar Katliamı

Bundan 77 yıl önce Hitler faşizmi, tüm Avrupa’da yaptığı toplu kıyımlardan birini de Ukrayna’nın Kiev yakınlarındaki Babi Yar bölgesinde gerçekleştirdi. Babi Yar katliamı, Nazilerin 2. Dünya Savaşında insanlara ne denli büyük acılar yaşattığını gözler önüne seren en büyük katliamlardan biriydi.

Bedreddin İsyanı ve Eşitlikçi Toplum Düşü

Egemen sınıfların yazdırdığı tarih kitaplarında ne ezilenlerin zulüm içinde yaşadıklarından ne de kendilerine karşı ayaklanan kitlelerin haklı özlemlerinden, daha adil bir yaşam istemlerinden söz edilir. Ancak her çağda, her dönemde zulme karşı mücadele verilmiştir. Ezilenlerin ileriye yürüyüşü zorlu zamanlardan geçmiştir ve devam etmektedir. Karanlık dönemlerde verilmiş çabalar tarih bilinci ışığında günümüze aktarılıyor. Günümüzde bile Bedreddin ve yoldaşlarının sahip çıktığı eşitlikçi-komünal değerler önemini hiç yitirmeyen tarihsel özlemler olarak korunuyor. Ölümünden 600 yıl sonra bile Bedreddin ve yoldaşlarının savunduğu değerler hâlâ taptazedir.

Umudun ve Direncin Sesi: Victor Jara

Victor Jara 28 Eylül 1932’de Şili’nin küçük bir köyü olan Lonquen’de yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Daha küçük bir çocukken babası evi terk eder. Annesi Amanda düğünlerde, cenazelerde, çeşitli etkinliklerde gitar çalıp şarkı söyler. Jara’nın müziğe ve gitara olan ilgisi de böyle başlar. İlerleyen yıllarda müzik her zaman hayatında olacak, yeri geldiğinde gitarını ve şarkılarını silah olarak kullanacaktır.

Sayfalar

Tarih beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.