Navigation

Ulusal Sorun

Cizre: AKP, Polis, Hizbullah, Cemaat ve Ötesi

6-8 Ekim öncesinde başlayan kışkırtmalar, 6-8 Ekimde gerçekleşen çatışmalar ve 27 Aralıktaki Cizre provokasyonu, PKK ile Hüda-Par arasında savaş çıkarmaya yönelikti. Tutmayınca, polis saldırılarıyla Kürt kitleleri terörize edilmeye çalışıldı. Ancak Kürt halkının ve siyasetçilerinin basiretli tutumu bu oyunları da boşa çıkardı. AKP bir yandan suçu “paralelciler”e, öte yandan PKK içerisindeki “barış istemeyen provokatörlere (!)” yıkıp kendisini sıyırmaya çalışıyor. Başbakan Davutoğlu Kürt illerine gidip Kürtçe birkaç kelime söyleyip “keşke zamanım olsa da Kürtçe öğrenebilsem” diyerek şirin görünmeye çabalıyor.

On Binler Hrant İçin Haykırdı: “Buradayız Ahparig!”

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, sermaye devletinin uzantıları tarafından katledilişinin 8. yılında on binlerin katıldığı bir yürüyüşle, katledildiği yer olan Agos Gazetesi önünde anıldı. Anma için saat 13:00’da Taksim’de toplanmaya başlayan kitle, “1915’ten Hrant’a, Soykırım Sürüyor!” pankartı arkasında, Osmanbey’de bulunan Agos Gazetesi önüne yürüyüşe geçti.

Üniversitelerde Roboski Protestosu: Roboski’yi Unutmadık!

İşçi, emekçi ailelerin çocukları olan biz gençler; üniversitelerde polisiyle, özel güvenlikleriyle saldırılarını arttırıp bizi geleceksizleştirmeye uğraşanların Roboski’yi, Soma’yı yaşatanlar olduğunu biliyoruz. Bize sunulan geleceğin acıyla, yoksullukla, ölümle dolu olduğunu görüyoruz. Ve yapılan tüm haksızlıkların, katliamların hesabını sormanın tek yolunun ise ait olduğumuz işçi sınıfının içerisinde mücadele etmek olduğunun farkındayız.

Roboski Yarası Kanamaya Devam Ediyor

Roboski’de devlet zulmünün açtığı yara halen kanamaktadır. Devrimci işçi sınıfı haklı temellerde mücadele eden tüm ezilenlerin olduğu gibi ezilen Kürt halkının da yanındadır. Ezilen Kürt halkının mücadelesinin bir parçası olarak Roboskili ailelerin adalet arayışına destek olunmalı, TC bu katliamı yaptığını kabullenmeye ve bunun bedelini ödemeye zorlanmalıdır. Bu katliamda fiilen sorumluluk alanların ve onlara emirleri verenlerin en ağır cezaları almaları sağlanmalı, devlet mağdur ailelerden özür dilemeli ve bunun gereklerini yerine getirmelidir.

Kobanê’nin Bizimle Alâkası Yok mu?

İşçi sınıfı haklı temellerde mücadele eden tüm ezilenlerin yanında olmalıdır. Bu yüzden işçi sınıfının öncüleri, işçi sınıfı içinde hâkim olan ve kapitalistlerin çıkarına hizmet eden “Kobanê’nin bizimle ne alâkası var” anlayışı ile mücadele etmelidir. Türkiye işçi sınıfının, emperyalist paylaşım savaşının kızıştığı ve kendi burjuvalarının da bu savaşın bir parçası olduğu mevcut koşullarda sadece genel çıkarları açısından değil yakın tehlikeler bakımından da enternasyonalist fikirlerle donanmaya ihtiyacı vardır.

Kobanê Aynasında Solda İki Sorunlu Tutum

Birçok sosyalist çevre Rojava’da yaşananlar konusunda gerçeklerle bağdaşmayan ve kafa karışıklığı yaratacak türde savlar ileri sürebilmektedir. Oysa Kürt halkının haklı davasına desteği gerekçelendirebilmek için bu tür anlamsız zorlamalara gerek yoktur. Sağlıklı yaklaşım her şeyi yerli yerine oturtmaktan geçer. Kendi görevlerini yerine getiremeyen sosyalistlerin, Kürt hareketinde sosyalist erdemler keşfetmesi, bir taraftan bir akıl tutulmasıdır, bir taraftan da acınası bir kompleksin ifadesidir.

Dersim Katliamını Kim Yaptı?

AKP’nin söylemleri kimseyi kandırmasın. Sözlerle, vaatlerle sadece bir oy deposu olarak gördükleri Kürtleri ve Alevileri kandırmaya çalışıyorlar. Eğer AKP tek parti döneminde yapılan katliamlar konusunda samimi olsaydı, kuru özürler ve vaatler yerine somut adımlar atardı.

Filistin Yine İntifadanın Eşiğinde

Filistin halkına yaşam hakkı tanımayan Siyonist İsrail devletinin varlığı koşullarında bu sorunun adil ve kalıcı çözümünün olanaksız olduğunu itiraf edenler de var. Fakat bunların geldikleri yer nihayetinde “çözümsüzlük” noktası oluyor. Oysa söz konusu çözümsüzlük, burjuva çerçeveyle sınırlanmış dar ufkun ürünüdür. Filistin sorunu gibi alabildiğine karmaşık bir sorunda, adil, kalıcı, yaşayabilir ve demokratik çözüme ancak bu dar çerçevenin aşılmasıyla ulaşılabilir.

Doğu Türkistan Sorunu Alevlenirken

Çin devletinin uygulamaları Uygur halkı ile Çin halkı arasına nefret ve düşmanlık tohumları ekmekte ve hakların kardeşliğinin önünde büyük bir engel oluşturmaktadır. Bu nedenle Uygur sorununun çözülmesi Çin işçi sınıfı açısından da önem taşımaktadır. Bu sorunun köklü bir şekilde çözülmesi için Uygur halkının kendi kaderini tayin hakkı, bağımsızlık da dahil olmak üzere kayıtsız şartsız tanınmalı ve demokratik talepleri karşılanmalıdır.

HDK: Saldırının faili hükümettir!

HDP PM üyesi Ahmet Karataş'a yönelik faşist saldırıyı kınıyor ve HDK'nın konu hakkındaki açıklamasını yayınlıyoruz.

1 Kasım Dünya Kobanê Günü

Kobanê’de IŞİD’in saldırılarına karşı direnen Kürt halkına destek amacıyla, dünya çapında tanınan bilim adamları, yazarlar ve siyasetçilerin çağrılarıyla 1 Kasım Dünya Kobanê Günü olarak ilan edildi. Bu kapsamda birçok ülkede ve Türkiye’nin birçok kentinde eş zamanlı eylemler gerçekleştirildi.

Cumartesi Anneleri 500. Haftada Bir Araya Geldi

Cumartesi Anneleri, 500 haftadır kayıplarının bulunması için Galatasaray Meydanında bir araya geliyorlar. 27 Mayıs 1995’te ilk defa toplanan aileler, kaybolan çocuklarının, eşlerinin, yakınlarının hesabını sormak, akıbetlerini öğrenmek ve onlardan geriye kalanlara ulaşabilmek istiyorlar.

AKP’nin Kirli Savaş Dili

Kendi çıkarları için Ortadoğu’yu cehenneme çeviren de, ezilen halkların ayağına pranga vuran da, milliyetçiliği kışkırtıp halkları birbirine kırdıran da odur. Egemenlerin şovenist dilini ve tezgâhlarını, işçi sınıfının birliği, halkların kardeşliği anlayışıyla boşa çıkaralım. Halkların özgürce ve barış içinde yaşayacağı bir Türkiye, böyle bir Ortadoğu ve böyle bir dünya yaratmak için mücadeleye!

IŞİD ve Destekçilerine Karşı Kürt Halkıyla Dayanışmayı Yükseltelim!

AKP’nin oyalama taktikleriyle pasifize etmeye çalıştığı Kürt halkı, TC’nin Kobanê’nin düşmesi karşısında sergilediği “oh olsun” tavrına sessiz kalmıyor. İstanbul’dan Van’a, İzmir’den Diyarbakır’a Türkiye’nin dört bir yanında tepkisini gösterip sokağa dökülerek AKP hükümetinin izlediği bu kirli politikaya tepkisini dile getiriyor.

Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği'nin (UİD-DER) Basın Açıklaması

Kobanê’den Elinizi Çekin! Ortadoğu’ya Barış, Tüm Ezilen Halklara ve İnançlara Özgürlük!

İşçilerin Birliği ve Halkların Kardeşliği İçin Mücadeleye!

Kobanê’de kendi kaderine terk edilen Kürt halkıyla dayanışmak ve AKP hükümetinin sinsi tutumunu kınamak için yapılan eylemler tüm Türkiye’ye yayılmış durumda. Dün gece başta Kürt kentleri olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında öfke sokağa taştı. Protesto gösterilerinde 19 kişi yaşamını kaybetti.

IŞİD’in Kobanê Saldırısı ve AKP’nin Rojava Düşmanlığı

Katliamcı IŞİD çeteleri ile AKP hükümetinin zalim planları, emperyalist güçlerin teşviki ya da göz yumması ile hayata geçebilir. Rojava’daki fiili özerklik, IŞİD’in kıyımları ve Türkiye’nin “tampon bölge” planlarıyla boğulabilir. İşçi sınıfına düşen görev, savaşa ve Kürt halkının ezilmesine karşı mücadele bayrağını yükseltmektir.

İskoçya’da Bağımsızlık Referandumu

Emekçilerin toplumsal değişim ve statükonun kırılması doğrultusundaki arzusunun hayata geçirilmesinin yolu, İskoçya örneğinde küçük-burjuva milliyetçiliğinin peşine takılarak anlamsız parçalara ayrılmaktan değil, enternasyonalist bir bilinçle devrimci mücadeleye atılmaktan geçiyor; hem Britanya’nın diğer parçalarının işçileriyle, hem Avrupa’nın işçileriyle hem de dünyanın tüm emekçileriyle birlikte…

“Afedersin” Irkçılık!

Öncü işçiler Erdoğan gibilerin ayrıştırıcı, aşağılayıcı dillerini ve ikiyüzlü, sinsi tutumlarını tüm bu yönleriyle sınıf içerisinde teşhir etmelidirler. İşçi sınıfının tüm halklardan ve dini inanışlardan emekçileri bir araya getiren devrimci programının ortaya koyduğu değerler bütününün burjuvazinin gerici değerleri karşısında ne denli üstün olduğu bu vesile ile de gösterilmelidir.

Ortadoğu Savaşı

2003’te ABD emperyalizminin savaş makineleri Irak’ı yerle bir ederken, dönemin ABD başkanı Bush sonsuz bir savaş başlattıklarını açıklamıştı. Söz konusu ifade gelişigüzel bir şekilde telaffuz edilmiş değildi. Pek çok ABD sözcüsü benzeri ifadeler kullanmaktaydı ve onlar, fitilini ateşledikleri emperyalist savaşın bugünden yarına bitmeyeceğini ve değişik biçimler alarak on yıllarca sürebileceğini anlatmak istemekteydiler. Bizler Marksist Tutum sayfalarında kapitalizmin içine yuvarlandığı tarihsel krizi ve açmazı derinlemesine analiz etmiş, Balkanlar’da başlayan ve çeşitli biçimler altında devam eden, Afganistan ve Irak’la birlikte yeni bir aşamaya yükselen emperyalist savaşın tahripkâr sonuçlarını ve siyasal dengeleri nasıl değiştireceğini öngörmüştük. Pazar, yatırım ve enerji kaynaklarının yeniden paylaşılması ve emperyalist-kapitalist sistemin hegemonik gücünün yeniden tayin ve tesis edilmesi amacıyla başlatılan savaş, bugün esas itibariyle Ortadoğu’da yoğunlaşmış ve alabildiğine karmaşık bir Ortadoğu savaşına dönüşmüştür.

İsrail-Filistin Arasında “Kalıcı Ateşkes” mi?

Mısır’ın arabuluculuğunda Kahire’de devam eden görüşmeler, 26 Ağustosta İsrail ile Filistin arasında “kalıcı ateşkes” için anlaşmaya varıldığına dair açıklamayla sonuçlandı. İsrail’in 8 Temmuzda başlattığı savaşın Gazze için faturası ağır oldu. Birleşmiş Milletler verilerine göre, önemli bir kısmı kadın ve çocuklardan oluşan çoğu sivil 2 bin 143 Filistinli yaşamını yitirdi, 11 bine yakını yaralandı, 100 bin kişi evsiz kaldı. Savaş boyunca Gazze’de evlerini terk etmek zorunda kalarak BM’nin kontrolündeki okullara sığınan yüz binlerce insan ateşkesin ardından evlerine dönmeye başladı. Ancak 100 bin insanın evlerinin yerinde şimdi enkaz yığını var.

Sayfalar

Ulusal Sorun beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.