Sistem Krizi ve 3. Dünya Savaşı

Kapitalizm tarihinin en derin ve uzun süreli krizlerinden biriyle boğuşuyor. Tarihsel bir sistem krizi niteliğindeki bu derin bunalım, giderek şiddetlenen bir emperyalist paylaşım savaşını, ileri ülkelerde bile faşist ve ırkçı hareketlerin güç kazanmasını, demokratik hakların budanıp polis devleti uygulamalarının artışını da beraberinde getiriyor. Bugün parçalı biçimde cereyan eden Üçüncü Dünya Savaşı giderek daha da şiddetleniyor, daha da yaygınlaşıyor ve daha fazla ülkeyi içine çekiyor.
Sistem kriziyle birlikte ortaya çıkan bu yeni paylaşım ve hegemonya savaşını, başta Elif Çağlı’nın analizleri olmak üzere, Marksist Tutum olarak yüz elliden fazla makalede çeşitli boyutlarıyla ele almış bulunuyoruz. ABD’nin Irak işgaline hazırlandığı 2002 yılından itibaren, Elif Çağlı, 1990’larda iki kutuplu dünya koşullarının sona ermesiyle birlikte emperyalist sistemin yeni bir paylaşım kavgasına tutuştuğunu açıklıyordu. 2007’deki değerlendirmelerinde ise Üçüncü Dünya Savaşı sürecinin kendine özgü biçimlerde sürmekte olduğunu ortaya koymuştu. Bugün gerek ülke gündemine gerekse de dünya gündemine damgasını vuran hiçbir önemli olay yoktur ki, kapitalizmin sistem krizi ve Üçüncü Dünya Savaşı bağlamına oturtulmadan anlaşılabilsin. Aşağıda yer alan makaleler, özellikle 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra ABD’nin doğrudan başlattığı emperyalist savaşın neden ve nasıl geliştiği, bu savaşın daha da yayılacağı üzerine odaklanıyor. Bu sebeple sözkonusu makaleler içerisinden yaptığımız bir derlemeyi okuyucuların ilgisine tekrar sunmanın işlevli olacağını düşünüyoruz. Bu makaleler, içinden geçtiğimiz dönemi kavramaya ışık tuttuğu gibi, yaşanılan gerçeği kavramak noktasında Marksist yöntem ve ilkelerin ne denli geçerli ve hayati olduğunu da ortaya koyuyor.

115-27.jpg
Elif Çağlı
30 Kasım 2015
Kapitalist sistem krizinin derinleşmesine ve emperyalist savaşların yaygınlaşmasına bağlı olarak dünya genelinde tanık olduğumuz otoriterleşme eğilimleri bir yana, artık çürüyen kapitalizmin çürüyen burjuva rejimler yarattığı son derece açık bir gerçektir. Demokrasi isteyen, kendisini kusursuz işleyecek burjuva demokrasisi hayalleriyle kandırmak yerine, kapitalizme karşı mücadeleye katılmalıdır. Demokrasi ve barış ancak geniş işçi-emekçi kitlelerin kapitalist düzene karşı mücadelesiyle kazanılabilir ve bu amaç doğrultusunda örgütlenmek günümüzün acil görevidir. Unutulmasın ki, bu örgütlü mücadele burjuva devletin baskı ve katliamlarına, burjuva ideolojik aygıtların yarattığı esarete, vicdan ve akıl tutulmasına karşı ayağa dikilmenin de yegâne yolunu oluşturuyor!
10339776_10153285502634268_6379385861213655578_n.jpg
Elif Çağlı
1 Ekim 2008
80’lerde dünyadaki siyasal atmosferi derinden etkileyen ve genç kuşakların zihniyetini bulandıran olumsuz koşulların bugün tamamen ortadan kalktığı söylenemez. Ne var ki, toplumsal alanda içten içte yürüyen bir değişim başlamıştır. Evet, devrimci işçi mücadelesi bakımından dünyanın hiçbir yerinde henüz esaslı bir toparlanma gerçekleşmiş değildir. Fakat yakın gelecekteki büyük değişimleri hazırlayan küçük birikimler öbeklenmeye, çeşitli işçi grevleri, direnişleri orada burada patlak verip yaygınlaşmaya koyulmuştur.
dunya-savasi-1024x548.jpg
Serhat Koldaş
2 Aralık 2015
ABD’nin Irak işgaline hazırlandığı 2002 yılında ve ABD’nin 2003’deki Irak işgalini takip eden süreçte kaleme aldığı makalelerde Elif Çağlı, 1990’larda iki kutuplu dünya koşullarının sona ermesiyle birlikte emperyalist sistemin yeni bir paylaşım kavgasına tutuştuğunu açıklıyordu. ABD’nin 2. Dünya Savaşı sonunda elde ettiği hegemonik pozisyonu aynı güçle sürdüremediği, pozisyonunu korumak üzere, terörle mücadele gerekçesini ileri sürerek bir dizi savaşa giriştiğini açıklıyordu. 2003’de Avrupa şehirlerinde ve İstanbul’da El Kaide’nin gerçekleştirdiği bombalı saldırıların ardından yaptığı analizlerde bu saldırılara “terör saldırıları” denilerek geçilemeyeceğini, bu saldırıların emperyalist paylaşım savaşı sürecinden ayrı değerlendirilemeyeceğini açıklıyor; bu tür patlamaların emperyalist paylaşım savaşının giderek daha yaygın hale gelecek bir yöntemi olacağını öngörüyordu. 11 Eylül ile başlayan ve 2003’deki sansasyonel bombalamalarla devam eden saldırılar üzerine Elif Çağlı’nın yaptığı değerlendirme ve öngörüleri tarih haklı çıkarmıştır.
Kollwitz_the_prisoners.jpg
Elif Çağlı
29 Kasım 2007
Çürüyen kapitalizm büsbütün saldırganlaşıyor. Diğer yandan çağımız, siyasal koşullardaki ani değişimlerle seyreden patlayıcı bir nitelik taşıyor. Nitekim günümüz dünyasında çeşitli bölgelerde ve ülkelerde birbiri ardı sıra patlak veren karışıklıklar, halk ayaklanmaları vb. bu tespiti doğrulamaktadır.
savasa-karsi-sinif-mucadelesi.img_assist_custom-370x316.png
Elif Çağlı
28 Mayıs 2006
Emperyalist savaşın yaygınlaşma tehlikesini küçümseyen, Irak savaşını ABD’de Bush takımının iktidarıyla sınırlı bir “çılgınlık” olarak yorumlayan siyasal yaklaşımlar, dünya proletaryasının devrimci mücadelesini yönetemez ve güçlendiremezler. Savaş cehenneminin alevleri kendilerinden uzakta diye, Üçüncü Dünya Savaşının beklenmeyeceği yolunda görüşler geliştirenler, can yakan gerçeklerden köşe bucak kaçtıklarını sergilemişlerdir. Keza rakip emperyalist güçlerin dünyanın belirli bölgelerini açıkça kana buladığı bir dönemde, bu bölgelerdeki yakıcı gerçekleri ikinci plana atıp, savaş alanından uzak görünen Latin Amerika’nın “sol” rüzgârlarıyla avunmaya çalışmak da düpedüz bir kaçış eğilimidir. Militarizmi, ırkçılığı, gericiliği, faşizm tehdidini yükselten kapitalist sisteme karşı mücadele ulusalcılık çerçevesine hapsedilemeyeceği gibi, proletaryanın devrimci enternasyonal mücadelesi kolaycı ve fırsatçı siyasi yaklaşımlarla, reklâmcı tutumlarla örgütlü güç katına yükseltilemez. Kimse kendini kandırmasın. Emperyalist savaşların yayılma tehlikesini ortadan kaldırmanın da, yeniden paylaşım savaşlarına kalkışan kapitalist güçleri bozguna uğratmanın da yolu bellidir. İşçi sınıfı dünyanın her yerinde, kendisini kandırmayacak ve gerçekler ne denli acıtıcı görünürse görünsün bunları doğru ve net biçimde çözümleyip, enternasyonal ölçekli mücadeleyi ilerletmek amacıyla elini taşın altına sokacak siyasi önderliklere ihtiyaç duyuyor.
yumruklar-sikili-AA.jpg
Elif Çağlı
25 Mart 2003
Devrimci fikirlerle donanmış örgütlü işçilere, işçi-emekçi kitlelerin aydınlatılmasında, sınıfın anti-kapitalist mücadelesinin yükseltilmesinde büyük görevler düşüyor. Yoksul insanların yaşamını mahveden kapitalist düzene karşı kitlelerin bilinçlendirilmesi için, her bir somut talep militan bir mücadele silahı düzeyine yükseltilebilmelidir. … Kapitalist silah harcamalarına hayır! Kamusal fonlar işçi-emekçi semtlerine, okullara, hastanelere ve emeklilere tahsis edilmeli! İşçi sınıfının denetimi ve demokratik yönetimi altında kamulaştırılmış planlı ekonomi!
dunya-deniz-firtina.jpg
Elif Çağlı
31 Aralık 2015
Kapitalist sistem 21. yüzyılın başlangıcından bu yana kriz ve savaşlar eşliğinde yol alıyor. Kapitalizm ekonomik ve siyasal bunalımlarına çare üretemediği ölçüde, dünya genelindeki otoriterleşme ve savaş yangını da büyüyor. Burjuva düzen aygıtları, yaydıkları çeşitli yalanlarla kitleleri manipüle etmeye çalışsa da nafile. Zira, derin ve tarihsel bir sistem krizinin içinde debelenen ve bunalımını Üçüncü Dünya Savaşı ile aşmaya çalışan bu kapitalist dünyada gerçekler ortada! Devrimci Marksizmin ışığında yol alan Marksist Tutum, uzun süredir kapitalist dünyanın yakıcı gerçeklerine dikkat çekiyor ve peş peşe yaşanan gelişmeler değerlendirmelerimizi doğruluyor.
safe_image.jpg
Utku Kızılok
19 Aralık 2015
Ortadoğu’daki emperyalist savaş kritik bir eşiğe gelirken, paylaşım masasına güçlü bir şekilde oturmak isteyen emperyalist-kapitalist güçler mevzi tutmaya çalışıyorlar. Önümüzdeki dönemde Suriye’nin nasıl şekilleneceği, hiç kuşkusuz Ortadoğu’daki emperyalist paylaşımın genel seyrine bağlı olacaktır. Lakin şu hususu da hesaba katmak lazım: Bugün Irak, Suriye ve Yemen gibi ülkelerde çeşitli güçler üzerinden dolaylı olarak kozlarını paylaşan emperyalist-kapitalist devletler, hiç beklenmedik anda doğrudan karşı karşıya gelebilirler. Bu hiç de zayıf bir ihtimal değildir. Aslında Ortadoğu’da sürüp giden emperyalist savaşın genel eğilimi bu yöndedir. Akdeniz’e bu denli yoğun bir savaş yığınağının yapılması tesadüf değildir. Emperyalist savaşın dinamikleri bunu zorunlu kılmaktadır. Dolayısıyla çok daha yıkıcı bir düzeye sıçrayacak ve daha da genişleyecek bir emperyalist savaş süreciyle karşı karşıyayız.
Paris2_Getty.jpg
Levent Toprak
19 Kasım 2015
Fransa’da gerçekleşen eş zamanlı saldırılarda 132 sivil hayatını kaybetti, 100’e yakın insan ise ağır yaralı durumda yaşam savaşı veriyor. Bu saldırılarla, adı konulmamış bir üçüncü dünya savaşı içinde olduğumuzu kanıtlayan katliamlar dizisine bir yenisi daha eklenmiş oldu. Fransa bu kanlı saldırılarla gerçek anlamda bir korku ve savaş atmosferi yaşadı. Böylece savaşın sadece Ortadoğu gibi kanıksanmış bölgelere özgü bir olgu olmadığı da bir kez daha ortaya serildi. Elif Çağlı’nın Marksist Tutum sayfalarında uzun süre önce tespit ederek dikkat çektiği üzere, bu, günümüz koşullarına uygun yöntem ve araçlarla yürüyen bir dünya savaşıdır ve henüz aynı derecede etkilenmese de dünyanın her köşesi bu savaşın kapsama alanındadır.
B7aU1U2CIAAchpB.jpg
Kerem Dağlı
8 Eylül 2015
Türkiye ile IŞİD arasında inkâr edilemez ve kanlı-kirli bir ilişki, bir ittifak mevcuttur. Bu durum, Erdoğan-AKP iktidarının izlediği emperyalist siyasetin sonucu ve parçasıdır. Türkiye, başından beri Ortadoğu’da ve özellikle de Suriye’de yürüyen emperyalist savaşın tarafı konumundaydı. Devlete bağlı resmi ve gayri resmi güçler, Suriye’de savaşmaktadırlar.
timthumb.jpg
Utku Kızılok
11 Nisan 2015
Yemen krizi, Ortadoğu’daki savaşın karmaşık boyutlarını da gözler önüne sermektedir. Meselâ Türkiye dışarıdaki sıkışmışlığını aşmak amacıyla Suudi Arabistan’a ve dolayısıyla Sünni eksen politikasına destek vermektedir. Böylece ittifak yaptığı Müslüman Kardeşler’i iktidardan indiren ve kolunu kanadını kıran Sisi’nin Mısır’ıyla ve ona destek veren Suudi Arabistan’la aynı safta birleşmiş olmaktadır. Diğer taraftan aynı Türkiye, kanlı bıçaklı olduğu İsrail ile de, Suudi Arabistan öncülüğünde aynı safta buluşmaktadır. Elbette Türkiye’nin Suudi Arabistan öncülüğündeki Sünni eksene destek vermesinin nedeni, aynı zamanda İran’ı dengelemeye dönüktür.
isid_abd.jpg
Zeynep Güneş
1 Nisan 2015
Amerika’nın Afganistan’ı ve Irak’ı işgal ederek Ortadoğu’da haritaları yeniden çizmek üzere tetiklediği süreç, son iki yıldır daha yüksek bir ivmeyle yol alıyor. Afrika’dan Afganistan’a çok geniş bir alanı kapsayan bu coğrafyada, ABD’nin “Büyük Ortadoğu” projesine her geçen gün biraz daha yaklaşan bir bölünmüşlük yaşanıyor. Irak’ın ve Suriye’nin bir bölümünü içeren bir Sünni devleti, Irak’ın güneyinde bir Şii devleti ve kuzeyde bir Kürt devletini öngören bu harita giderek daha net bir görünüm kazanırken, IŞİD’in burada büyük bir rol üstlendiği görülüyor.
fft99_mf5176775.Jpeg
Levent Toprak
14 Ocak 2015
Charlie Hebdo baskınını ele alırken olayın açıklamasını esasen “İslamcı gericilik” temelinde yapmak ve tepkiyi de bu doğrultuda şekillendirmeye çalışmak, en hafif ifadeyle politik aymazlık olacaktır. Bu şartlar altında devrimci işçi sınıfı mücadelesinin odaklanması gereken nokta, işçi-emekçi kitlelerin Batı’da özellikle İslamofobi etrafında Müslüman dünyanın emekçilerine karşı düşmanlaştırılmasına, Müslümanlığın ağır bastığı ülkelerde de Batı ülkelerindeki işçi-emekçi kitlelerin Batı emperyalizmi ile bir tutulup Batılı emekçilerin düşman bellenmesine karşı direnmektir. Emperyalist komplolara, emperyalist saldırganlığa, yeni baskı yasalarının cenderesine, ırkçılığa ve dinsel bağnazlığa karşı, işçi sınıfının enternasyonalist mücadele birliğini yükseltelim!
kibrista_ve_ortadoguda_savas_tamtamlarinin_calinmasina_karsiyiz_h21234.jpg
Utku Kızılok
Eylül 2014
2003’te ABD emperyalizminin savaş makineleri Irak’ı yerle bir ederken, dönemin ABD başkanı Bush sonsuz bir savaş başlattıklarını açıklamıştı. Söz konusu ifade gelişigüzel bir şekilde telaffuz edilmiş değildi. Pek çok ABD sözcüsü benzeri ifadeler kullanmaktaydı ve onlar, fitilini ateşledikleri emperyalist savaşın bugünden yarına bitmeyeceğini ve değişik biçimler alarak on yıllarca sürebileceğini anlatmak istemekteydiler. Bizler Marksist Tutum sayfalarında kapitalizmin içine yuvarlandığı tarihsel krizi ve açmazı derinlemesine analiz etmiş, Balkanlar’da başlayan ve çeşitli biçimler altında devam eden, Afganistan ve Irak’la birlikte yeni bir aşamaya yükselen emperyalist savaşın tahripkâr sonuçlarını ve siyasal dengeleri nasıl değiştireceğini öngörmüştük. Pazar, yatırım ve enerji kaynaklarının yeniden paylaşılması ve emperyalist-kapitalist sistemin hegemonik gücünün yeniden tayin ve tesis edilmesi amacıyla başlatılan savaş, bugün esas itibariyle Ortadoğu’da yoğunlaşmış ve alabildiğine karmaşık bir Ortadoğu savaşına dönüşmüştür.
emperyalizmin-oyunlari-AA_02.jpg
Kerem Dağlı
Temmuz 2014
Ortadoğu birçok kangrenleşmiş sorunla boğuşmaktadır ve bu sorunları gerçek anlamda çözecek olan işçilerin devrimci mücadelesidir. Filistin ve Kürt sorunu gibi ulusal sorunların kalıcı ve halkların yararına biçimde çözülmesi, Sünni ve Şii halklar arasındaki çatışmalar başta olmak üzere her türlü mezhepsel, etnik vb. çatışmanın son bulması da aynı koşula bağlıdır. Bölgeyi yıllardır acıya boğan ve sefalete sürüklemiş olan emperyalist kapışma da ancak işçi ve emekçi sınıfların ortak devrimci mücadelesiyle durdurulabilir. Emperyalistlerin ve kapitalistlerin planlarını, tezgâhlarını boşa çıkaracak olan da budur.
ukrayna_6.jpg
Kerem Dağlı
Mart 2014
Ukrayna’da son birkaç ayda meydana gelen olaylar, aslında dünyanın pek çok farklı bölgesinde yürüyen süreçlerin en bariz örneklerinden birini oluşturuyor. Bu süreçler ikili bir karaktere sahiptir. Yoksulluktan, sefaletten, çürümüş ve baskıcı rejimlerden bıkan halk kitleleri, içinde bulundukları derin hoşnutsuzluğun ve huzursuzluğun sonucu ayağa kalkıyor, kitlesel protestolar düzenliyor, isyan ediyor. Ancak devrimci alternatiflerin yokluğunu fırsat bilen burjuva güçler, kitlelerin muazzam enerjisini kendi çıkarları doğrultusunda manipüle etmeye, kullanmaya çalışıyorlar.
aa_179.jpg
Kerem Dağlı
Şubat 2014
Arap coğrafyasını altüst eden isyan dalgasının üzerinden üç sene geçti, ama Arap halklarına “artık yeter” dedirten koşullar ortadan kalkmış değil. Emekçi sınıfların ayağa kalktığı ülkelerin hiçbirinde sorunlar çözülmedi. Demokratikleşmeden söz etmek zor, siyasi istikrarsızlık hâlâ varlığını sürdürüyor. Barış ve huzurdan bahsetmekse hiç mümkün değil. Suriye’de kanlı bir içsavaş sürüyor ve diğer ülkelerde de içsavaşlara ucu açık çatışmalı-gerilimli durumlar mevcut.
China-Africa6.jpg
Kerem Dağlı
Kasım 2013
Dünyanın gittikçe daha fazla bölgesi emperyalist savaşın alanı haline geliyor. Bazı coğrafyaların talihi ise öteden beri “kara” harflerle yazılmış durumda, tıpkı Afrika gibi… Yüzyıllar boyu Avrupalı sömürgecilerin elinde çekmediği kalmayan, köleleştirilen, aşağılanan, acıların ve sefaletin en derinine mahkûm edilen Afrika halklarının çilesi kapitalizmin bu en “modern” çağında da son bulmuş değil.
Suriye-cikmazi.jpg
Utku Kızılok
1 Ekim 2013
Suriye’de süren iç savaş, 21 Ağustosta kimyasal silah kullanılarak gerçekleştirilen saldırıyla birlikte kritik bir noktaya geldi. Şam’ın kenar semtlerinden Guta’da yüzlerce insanın ölümüyle sonuçlanan bu katliamın, tam da Esad’ın muhalif güçlere karşı bariz bir üstünlük kazandığı, uluslararası alanda ise elinin güçlendiği bir döneme denk gelmesi dikkat çekiciydi.
6372.jpg
Oktay Baran
Mayıs 2013
Bu kafa karışıklığı tüm dünyada olduğu gibi yaşadığımız topraklarda da hayli yaygın. Bir yanda, emperyalizmin artık başkalaştığı iddiasıyla “insani” amaçlarla emperyalist müdahaleden yana tutum alan sol-liberal, sosyal-demokrat ya da reformistler; diğer yanda, anti-emperyalist oldukları iddiasıyla burjuva despotları, diktatörleri vb. açıkça ya da üstü örtük biçimde destekleyen türlü oluşumlar. Bir yanda, dayandıkları sınıfsal temele, siyasal pratiklerine ve programatik hedeflerine bakmaksızın, emperyalist devletlerle çatışma ya da çekişme içerisinde olan tüm İslamcı hareketleri anti-emperyalist olarak onurlandıran ve onlarla ilkesiz cepheler inşa eden bir oportünizm; diğer yanda İslami sembolleri, söylemleri vb. görür görmez, İslamofobik reaksiyonlar göstererek tüm İslamcı grupları siyaseten gerici, karşı-devrimci vb. olarak yaftalayan iflah olmaz bir sekterlik.
erdogan-6712.jpg
Oktay Baran
Şubat 2013
Türkiye kapitalizmi, son yıllarda yaptığı atılımla alt-emperyalist bir güç konuma ulaştı ve mümkün olan en kısa sürede, bu konumunu daha da geliştirerek emperyalist hiyerarşide daha üst basamaklara tırmanmanın derdinde. Bunun için bir taraftan içeride sermayenin emeği daha da azgın bir şekilde sömürmesi için dikensiz bir gül bahçesi yaratılırken, diğer taraftan da dışarıda hem ekonomik hem de siyasi ataklarını yoğunlaştırıyor, militarist maceralara hazırlanıyor. Henüz boyundan büyük işler gibi gözükse de, geç kalmanın verdiği sabırsızlıkla her türlü çılgınlığı yapmaya hazır görünüyor.
shutterstock_288308888.jpg
Utku Kızılok
Kasım 2012
95. yıldönümünde 1917 Ekim Devrimi kapitalizm karşısında işçi sınıfına fener olmaya devam ediyor. Uluslararası ölçekte büyük sarsıntılar yaratan bu devrimin evrensel sonuçlarından biri de, hiç kuşku yok ki sürüp giden I. Dünya Savaşına “dur” demesi ve halkların barış çığlığının aracı haline gelmesiydi. Kurulan işçi iktidarı, “tazminatsız ve ilhaksız” barış talebini yükselterek ve tüm gizli savaş anlaşmalarını deşifre ederek Rusya’nın savaştan çekildiğini açıklamıştı.
4.jpg
Oktay Baran
Ekim 2012
Geçtiğimiz ay neredeyse tüm Müslüman coğrafyası irili ufaklı protesto gösterilerine şahit oldu. Bu gösterileri tetikleyen olgu, açıkça İslam karşıtlığı temelinde İslam dinine ve onun peygamberine dönük aşağılamalar ve hakaretler içeren bir filmin (Müslümanların Masumiyeti – The Innocence of Muslims) internette yayınlanan kısa versiyonu idi. Sanatsal olarak da düşünsel olarak da beş paralık bir kıymeti olmayan bu ucube filmin bu denli yankı uyandırması, hak ettiğinden milyon kez daha fazla bir tepkiyle karşılanması, içinden geçtiğimiz konjonktürün niteliğine dair önemli ipuçları sunuyor.
syria-rubble2.jpg
Levent Toprak
Eylül 2012
Türkiye işçi sınıfına düşen işte tam da böylesi tehlikeli bir ortamda, militarizme ve emperyalist savaşa karşı mücadeleyi yükseltmeye çalışmak olmalıdır. Geniş ölçekte kitleler bir Suriye savaşına ikna olmuş değillerdir ve bu böylesi bir mücadelenin olanakları bakımından olumlu bir faktördür. Daha önce Irak savaşı sırasında Türkiye’de savaşa karşı belirgin bir seferberlik oluşmuştu. Benzer bir mücadele yükseltmek yine mümkün ve gereklidir.
5836900722_a7411626a8_z.jpg
Elif Çağlı
Şubat 2012
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
ust-duzey-baas-liderlerinin-isim-listesi-sizdirildi.jpg
İlkay Meriç
Eylül 2011
Kuzey Afrika’da başlayan isyan dalgasının ciddi ölçüde sarstığı ülkelerden biri olan Suriye’de, rejim karşıtı protestolar kitleselleşerek devam ederken, Esad yönetimi halk isyanını kanla bastırma politikasını terk etmiyor. Suriye’de katliamların yanı sıra, kitlesel tutuklamalarla, gözaltında kayıplarla ve işkencelerle tam bir devlet terörü uygulanıyor. Muhalif kitlelere azgınca saldıran Baas diktatörlüğü, “dış mihrakların oyununa gelen silahlı teröristler” söylemiyle Mart ayından bu yana 2200’den fazla insanı katletti, binlercesini yaraladı.
osama-bin-laden-death-killed.jpg
Levent Toprak
Haziran 2011
Tarihin akışının hızlandığı bir dönemden geçiyoruz. 2011 yılı bu açıdan şimdiden tarihe geçmeye aday. Yılın ilk günlerinden itibaren Arap ülkelerinde birbiri ardına gerçekleşen halk isyanlarına, yıkılan diktatörlere ve iç savaşlara tanık oluyoruz. Bu gelişmeler zincirine en son eklenen halkalardan biri de, şeytani güçlere sahipmiş gibi gösterilen ve “yeryüzünün en tehlikeli adamı” gibi sunulan Usame Bin Ladin’in Amerikan ordusunun bir operasyonuyla Pakistan topraklarında öldürülmesi oldu.
bm-askerlerini-tasiyan-konvoyun-vurulma-ani-video-.jpg
Zeynep Güneş
20 Mayıs 2011
Örgütsüz ve devrimci bilinçten yoksun işçi ve emekçilerin bilincini belirleyen eninde sonunda burjuvazi olur ve Libya’da da yaşanan bu olmuştur. Gerek direniş cephesindeki, gerekse Kaddafi’nin kontrolü altındaki bölgelerdeki emekçilerin bilinci yanılsamalı bir bilinçtir. Komünistlerin görevi bu yanılsamayı ortadan kaldırarak, işçi sınıfını proleter sınıf bilinciyle donatmak ve bağımsız çıkarları doğrultusunda harekete sevk etmektir, bu yanılsamayı beslemek değil. Reformistler, reel politika adına, sınıf-işbirlikçi politikalarıyla Libya’da emekçi kitlelerin muhalif burjuva kliğin kuyruğuna takılmalarını savunurlarken, devrimci Marksistler, ezilen ve sömürülen kitlelere, kendi güçleri ve sınıf kardeşlerinin uluslararası destek ve dayanışması dışında hiçbir güce güvenmemeleri gerektiğini anlatmak zorundadırlar.
1442667359546.jpg
Kerem Dağlı
1 Eylül 2010
Tüm dünyada burjuva medya, büyük puntolar ve iddialı manşetlerle ABD’nin bütün muharip askerlerini Irak’tan çektiğini duyurdu. Gazeteler gelişmeyi sanki ABD tüm askerlerini Irak’tan çekiyormuş –ve dolayısıyla da Irak işgali sona eriyormuş– gibi verdi. Oysa gerçekte, ne ABD Irak’taki askeri varlığını sona erdirmekte ne de işgal son bulmaktadır.
kapak_62_abdulhamit_969012547.jpg
Levent Toprak
1 Temmuz 2010
Enternasyonalist komünistler AKP’nin izlediği Ortadoğu siyasetinin emperyalist özüne karşı çıkarlar. Bu emperyalist çıkarcı öz nedeniyle onun asla gerçekte ezilen halkların davasının destekçisi olmayacağını teşhir ederler. Bu noktada, Kürt halkına ve ulusal hareketine reva gördüğü baskıcı muamele ortadayken Filistin halkının davasına sahip çıkar görünmesinin riyakârlığını özellikle öne çıkarırlar. Bu temelde Ortadoğu’nun mazlum iki halkı olan Filistin ve Kürt halklarına özgürlük şiarını yükseltmek ve her iki halkla enternasyonalist dayanışmayı vurgulamak son derece önemlidir.
th.jpg
İlkay Meriç
1 Şubat 2010
Arap Yarımadasının güneybatı ucundaki Yemen, Kızıldeniz’in Aden Körfezi aracılığıyla Hint Okyanusuna açıldığı ve petrol sevkıyatı başta olmak üzere deniz ticaretinin kalbinin attığı stratejik bir coğrafyada yer alıyor. İran’ın bölgedeki etkisini giderek daha da arttırması ve Çin’le birlikte Afrika ülkeleriyle yüklü ticari anlaşmalar yapması da ABD ve müttefiklerini fazlasıyla rahatsız ediyor.
1383493_916165521748715_4841453338133504392_n.jpg
Elif Çağlı
30 Ocak 2010
AKP’nin ordu karşısında tarihen mağdur burjuva kanadın temsilcisi konumunda olması onu bir demokrasi havarisi kılmıyor. Aslında A. Altan gibilerin dillendirdiği değişim arzusu haklı bir arzu olsa bile, bunun ancak örgütlü kitlelerin mücadelesi sayesinde sağlanabileceği de bilinmeli. Bugün burjuva çerçevede cereyan edecek sınırlı değişimlerin dahi yalnızca üstten, şu ya da bu burjuva politikacının “cesareti” veya “dürüstlüğü” sayesinde bahşedilmeyeceği ve kitle mücadelesinin alttan bindireceği basınç sayesinde gerçekleşebileceği de yeterince açık olmalı. Üstelik Türkiye benzeri ülkelerin tarihi, Kürt sorunu vb. gibi kangrenleşmiş sorunlarda burjuva değişimlerin, yani tarihsel burjuva reformların ancak devrimci kitle mücadelesinin yan ürünü olarak sağlanabileceğini fazlasıyla gözler önüne seriyor. O nedenle, liberal demokrat yazarların yakın geleceğe dair çizdikleri pembe tabloların hoş yanları olsa bile, bunların her seferinde can sıkıcı çatırtılarla parçalanmasına da hiç şaşmamak gerek!
04944172_400.jpg
Oktay Baran
1 Ocak 2010
Enternasyonalist komünistler, bu tür uygulamalar karşısında ilkeli bir mücadele yürüten, sonuna kadar tutarlı demokratlardır aynı zamanda. Bizler her türlü dinsel, etnik, ırksal ve cinsel ayrımcılığa karşı mücadele ederiz. Günümüzde, gerek ulusal gerek bölgesel gerekse de uluslararası gelişmeler, komünist hareketin dine, laiklik ve inanç özgürlüğü sorununa ilişkin doğru tutumlar sergilemesinin önemini kat be kat arttırmıştır. Böylesi bir tutumu ortaya koyabilmek ve bunu emekçi kitlelere mücadele içinde kavratabilmek içinse, her şeyden önce sosyalist hareketin kendisini milliyetçilikten ve Kemalist laiklik anlayışından özenle arındırması gerekiyor.
cakallar.jpg
Utku Kızılok
1 Kasım 2009
Bugün dünyayı saran kriz ve başta Ortadoğu olmak üzere dünyanın birçok bölgesine sıçrayan emperyalist savaş alevleri, kapitalist düzende kalıcı barış ve huzurun neden bir aldatmaca olduğu gerçeğini de gözler önüne sermektedir. Ama dünyaya gerçekten de barış ve huzur getirmek, ezilen uluslara özgürlük tanıyarak halkların kardeşliğini sağlamak, tüm ülke sınırlarını ortadan kaldırmak ve sınıfsız sosyalist bir medeniyete giden sürecin önünü açmak olanak dâhilindedir. Bunu da ancak işçi sınıfı ve onun devrimci iktidarı başarabilir. Bölge işçi sınıfının enternasyonalist birliğini sağlamak ise, bu hedefte önemli bir mesafe kaydetmek anlamına geliyor.
kapitalizm-615x3071.jpg
Elif Çağlı
25 Mart 2008
Uzun süredir çeşitli yazılarımızda döne döne vurguladığımız önemli bir gerçeklik var. Kapitalist sistem artık tarihsel bir gerileme ve durgunluk eğilimi içine girmiş bulunuyor. Bu eğilim, kapitalist ekonomideki kısa dönemli iniş çıkış döngülerinin çok ötesine geçen uzun dönemli bir düşüş dalgası yaratmıştır. Kapitalist işleyişin olağan periyodik krizlerinden ayırt etmek ve çarpıcı biçimde ifade etmek gerekirse, bu bir sistem krizidir.
vicdani-retciler-istanbulda-bulusacak-40906.jpg
Levent Toprak
12 Şubat 2008
Bugün savaş sorunu bağlamında görev, işçi sınıfının bilinç ve örgütlük düzeyini yükselterek, onu savaş karşıtı hareketin ana ekseni durumuna yükseltmek ve bu sayede hareketin ufkunu savaş sorununun gerçek niteliğine uygun düzeye sıçratmak için ter dökerek çaba harcamaktır. Daha güçlü ve etkili eylemler bunun sonucunda gelecektir. Bu başarıldığında Türkiye’deki militarist geleneklerin ve kültürün ağır havası da kırılmış olacaktır. Savaşların aynı zamanda devrimlerin de yatağı olduğunu söyledik. Ancak savaşların başarılı devrimlerin ebesi olabilmesi için proleter devrimci öncünün göreve uygun bir bilinçle hazırlanması bir zorunluluktur.
700x309347_british-soldiers-in-afghanistan_1.jpg
Utku Kızılok
Ocak 2008
Ekonomik kriz ortamlarında ve emperyalist savaşın gelişip yayıldığı dönemlerde sınıf mücadelesi unsurunu asla akıllardan çıkartmamak ve dolayısıyla da umutsuzluğa kapılmamak gerekiyor. Zira ekonomik ve emperyalist yıkım, bünyesinde karşıt eğilimleri de barındırır. Her büyük ekonomik kriz ve savaş toplumu derinden sarsar, kitleleri uykusundan uyandırarak olayların içine çeker. Burjuvazinin hemen her saldırısının sınırlarını nasıl ki sınıf mücadelesinin düzeyi belirliyorsa, savaşın nasıl gelişeceğini ve nasıl boyutlar alacağını belirleyen temel etmen de sınıf mücadelesidir.
resized_ae8c1-a8516d6ass.jpg
Mehmet Sinan
29 Ekim 2007
Emperyalist iştahı kabarmış olan Türkiye’deki kimi “askeri” ve “sivil” burjuva kesimler, medya aracılığıyla yürüttükleri yoğun bir şovenizm ve savaş kışkırtıcılığı propagandasıyla, toplumu yakın bir savaş psikolojisine sokmuş bulunuyorlar.
sergi-pera-muzesi.Jpeg
Utku Kızılok
Ekim 2007
Medeniyetler çatışması ve uluslararası terörizm derken, uluslararası siyasal literatüre yeni bir kavram daha sokuldu: ılımlı İslam! Bu kavramlaştırma üzerinden gerek Türkiye’de gerekse uluslararası düzeyde İslamın ılımlılaştırılması ve demokrasiyle bağdaşıp bağdaşmayacağı tartışılıyor.
emperyalizm-guvenlik-politikasi-AA.jpg
Oktay Baran
Ağustos 2007
Şiisiyle Sünnisiyle, Yahudisiyle Hıristiyanıyla, Arabıyla Türküyle, Acemiyle bölgedeki tüm burjuva güçler, emekçi yığınların kanı ve kemikleri üzerinden güç, iktidar ve kâr savaşı veriyorlar. Hepsi de diken üstünde duran bu burjuva iktidarların ya da güç odaklarının mevcut konumlarını sürdürebiliyor olmalarının tek nedeni, emekçi kitleleri etnik, dini, mezhepsel ve aşiretsel fay hatları boyunca bölmeyi başarıp, onları burjuva ideolojisine mahkûm etmiş olmalarıdır.
image001499.jpg
Elif Çağlı
24 Haziran 2007
Türkiye’nin emperyalist savaş cehenneminin içine çekilme olasılığı bugün işçi-emekçi kitleler açısından can yakıcı bir önem kazanmış bulunuyor. Cumhurbaşkanlığı seçimi vesilesiyle statükocu-darbeci güçler tarafından yaratılan ve Kürt halkına yönelik şovenist bir kampanya ve savaş tehdidi eşliğinde sürdürülen büyük kriz tüm şiddetiyle devam ediyor. Genelkurmay mevcut burjuva hükümetin varlığını hiçe sayarak, adeta ikinci bir hükümet gibi gece yarısı muhtıralarıyla ipleri tamamen eline geçirme niyetini yeterince sergiledi. Liberal burjuva çevrelerin “ordunun siyasetten elini çekmesi” tartışmalarıyla üstünlük kazandıkları günler şimdilik geride kaldı. Bugün Türkiye, darbe heveslisi asker-sivil cuntalar eliyle bir kez daha olağanüstü bir rejime sürüklenmek istenmektedir.
fuzeler.jpg
Utku Kızılok
Ocak 2007
ABD’nin işlerinin Afganistan’da ve Irak’ta istediği gibi gitmemesi; savaşın yürütülme biçimine ve izlenen taktiklere dair Amerikan burjuvazisi içinde bir “çatlağın” oluşması ve Rumsfeld’in istifa etmesi; ABD’nin Irak’taki durumunu tespit etmek üzere oluşturulan Irak Çalışma Grubu’nun yayınladığı rapordan sonra çekilme tartışmalarının yaşanması, dünya sosyalist hareketinin büyük bir kesimince Amerikan emperyalizminin yenilgisi biçiminde yorumlandı.
page_papa-16-benedikt-28-subat39ta-istifa-edecek_559483482.jpg
İlkay Meriç
Kasım 2006
Nazi artığı Ratzinger, bir başka çalkantılı süreçte, emperyalist savaşın Asya’dan Afrika’ya geniş bir coğrafyayı içine almasının planlandığı bir dönemde tahta oturtuldu. Onun misyonlarından biriyse açıktır ki “medeniyetler çatışması” safsatasıyla hedefleneni hayata geçirmek ve böylece emperyalist planların uygulanmasını kolaylaştırmaktır. Bugün dünya işçi sınıfı, Hıristiyanıyla Müslümanıyla, tehlikeli bir tuzağın içine çekilmeye çalışılıyor.
sadabad-atatc3bcrk-paktc4b1.jpg
Nazım Yıldırım
2 Ekim 2006

Bu tarihsel kesitte hayata geçen politikaların anlattığı gerçek, TC burjuvazisinin kendi çıkarlarını hayata geçirebilmek için emperyalist güçlerin genel planlarına uyumlu davrandığıdır. Bugün de bu durumun özü değişmemiştir. SSCB yıkılmış ancak kapitalizmin genel ekonomik krizinin derinleştiği koşullarda emperyalistler arası paylaşım kavgası kızışmıştır. TC de bu paylaşım kavgasında tarafını netleştirmeye ve bu doğrultuda üzerine düşenleri yerine getirmeye uğraşmaktadır. Lübnan’a asker gönderme ve daha sonra buna benzer konularda ortaya konulacak tavırlar, emperyalistler arasındaki paylaşım kavgasında payına düşeni artırma kaygısının ifadesidir.

3219_5.jpg
Oktay Baran
1 Eylül 2006
Emperyalizm çağında nasıl ki büyük güçlerin kozlarını paylaştıkları savaşlar emperyalist savaşlarsa, onların çıkarlarını koruyan ve garanti altına alan bir barış da ancak emperyalist bir barıştır. Gerçek şu ki, emperyalist kapitalist sistem egemenliğini sürdürdüğü sürece, sözde barış dönemleri gerçekte emperyalist savaşlar arasında verilen geçici bir ateşkes döneminden başka bir şey değildirler.
lanet.jpg
Utku Kızılok
Mayıs 2006
AB’ye girmek için, AB burjuvazisinin bastırmasıyla demokrasi makyajı yapmak zorunda kalan Türk egemen sınıfı, şimdi AB ülkelerini de saran gericilik dalgasıyla birlikte, zaten akmış olan makyajını rahatça temizlemeye girişebiliyor. Boşuna söylenmemiş: Haydan gelen huya gider! Bütün bu gerici saldırılar, kalıcı demokratik kazanımların ve özgürlüklerin ancak işçi sınıfının devrimci mücadelesiyle elde edilebileceğini ve yalnızca bir işçi iktidarı altında garantiye alınabileceğini bir kez daha kanıtlamaktadır.
11-eylul-saldirilari.jpg
Levent Toprak
Mart 2006

Gerici “medeniyetler çatışması” safsatasının geniş halk kitleleri nezdinde kabul görmesi büyük bir tehlikedir ve emperyalistlerin (ve onların ekmeğine yağ süren radikal İslamcıların) yapmak istedikleri budur. En başta da işaret ettiğimiz gibi bununla insanlık “medeniyet” denilen çizgiler üzerinden bölünerek birbirine düşürülmeye ve yeni kan banyolarına sürüklenmeye çalışılmaktadır. Bu emperyalist bir kapandır. Binbir türlü provokasyon ve komployla gerçeklik kazandırılmaya çalışılan bu safsataya karşı dünya işçi sınıfının proletarya enternasyonalizmi bayrağını öne çıkarması yegâne çıkış yoludur.

1_eylul_2012_resim_2.jpg
Oktay Baran
1 Ağustos 2005
“Gerçek düşman kendi evinde” şiarıyla emperyalist savaşı işçi sınıfının iktidarı almak için yürüteceği bir iç savaşa çevirme politikasını izleyen Bolşevizmin yaklaşımı şu tespitten yola çıkıyordu: Hele emperyalizm çağında hiçbir siyasal kavram sınıfsal bir sıfat olmaksızın bir anlam ifade etmez. Vatan, devlet, demokrasi, özgürlük, şiddet, savaş ve barış. Peki ama hangi sınıfın?
madrid-bombing-large-011.jpg
Elif Çağlı
28 Temmuz 2005
Masum insanların ne “terör” sopasıyla korkutulmaya ne de “terörü lanetliyoruz” masallarıyla uyutulmaya ihtiyacı var. Onların yegâne ihtiyacı, onları sömürüp açlığa ve yoksulluğa mahkûm eden, onlara olmadık acıları yaşatan ve kapitalist savaş makinalarıyla üzerlerine ölüm kusan bu vahşi düzenden kurtulmaktır. İnsan yaşamının esenliğe kavuşturulması egemenlerin yalanlarına boyun eğmekle değil, ezilen sömürülen kitlelere kurtuluşun yolunu gösteren gerçeklerin takipçisi olmakla sağlanabilir.
a6183f5d3a7d1b6298790b3c04ea933f_1275741030.jpg
Akın Erensoy
5 Nisan 2004
Emekçi yığınların bu kan ve barut atmosferinde ayağa kalkması ezilen ulusların emekçi kitlelerinin hareketinin proletaryanın mücadelesiyle birleşmesi “Büyük Ortadoğu”yu bir devrimci buhran sürecine itecektir. “Büyük Ortadoğu” sonuna kadar devrim, karşı-devrim anaforuna çekilecektir. Böyle bir gelişme döneminde ise ya proletarya başında bir devrimci önderlik bularak devrimi başarıya ulaştıracak veya karşı-devrim başarı kazanarak proletaryanın devrimci hareketini ezecektir. Karşı-devrimin gelişimi ve başarılı olması toplumsal hareketin ezilmesi, ezilen ulusların boynuna vurulan boyunduruğun sıkıştırılması ile sonuçlanacak ve koyu bir gericilik dönemi başlayacaktır. Sınıf mücadelesi basıncından kurtulan emperyalistler kapitalizmin krizini çözmek için savaşı daha da genişleteceklerdir. Kapitalizm bir dönem için yeniden soluklanma ortamı bulacaktır. Şurası açıktır ki dünya tarihi yeni bir döneme girmiştir ve genişletilmiş emperyalist paylaşım olan “Büyük Ortadoğu Projesi” ancak proletaryanın devrimci iktidarıyla parçalanabilir.
sdfdsf.jpg
Tuncay Alp
6 Ocak 2004
ABD emperyalizmi Ortadoğu’da henüz istediği ölçüde istikrarı sağlayamamıştır, ama en azından bu bölgeyi tüm dünyanın gözünde kendi nüfuz alanı olarak tescil etmeyi başarmıştır. Ancak ABD emperyalizminin politikaları Ortadoğu ile sınırlı olmadığı ve hatta paylaşım kavgasının cereyan ettiği asıl coğrafyanın Avrasya olduğu hatırlanırsa, Irak işgali üzerinden Ortadoğu’da elde ettiği kısmi başarı, dünya ölçeğinde yaşanan emperyalist kapışmanın sonuçlanması için yeterli değildir. ABD emperyalizminin Ortadoğu’daki kısmi-geçici başarısı, onun emperyalist piramidin tepesindekini yerini biraz daha sağlamlaştırmasını sağlamış, fakat aynı zamanda diğer emperyalist güçlerle arasındaki çekişmeyi de kızıştırmıştır. ABD emperyalizminin aktif, müdahaleci ve son derece saldırgan politikası sayesinde ilerleme kaydetmesi, diğer rakiplerinin de onunla aynı metotları kullanmasını kaçınılmaz hale getirmektedir. Böylece de emperyalist güçler arasındaki kapışma hem daha geniş bir coğrafyaya yayılma eğilimi göstermekte hem de artık mazide kalan “barışçıl” dönemin politikaları bir bütün olarak yerini saldırgan tutumlara terk etmektedir.
110520131832455847053_2.jpg
Elif Çağlı
29 Kasım 2003
El-Kaide tarafından üstlenilen ya da onun yaptığı söylenen bombalı saldırılar zincirine İstanbul’da gerçekleşen patlamalar da katıldı. 15 Kasım günü iki sinagoga yönelik saldırıda 25 kişi öldü, 300’e yakın insan yaralandı. Aradan yalnızca beş gün geçmişti ki bu kez Taksim’de Britanya Başkonsolosluğu ve Levent’te HSBC Bankası önünde patlayan bombalar 30 insanın ölümüne, 400’den fazlasının da yaralanmasına yol açtı. Olayların ardından çeşitli ülkelerin yetkilileri, her zaman olduğu gibi demeçler verdiler, terörü lanetleme adına adeta birbirleriyle yarıştılar. Egemen güçlerin yaratmak istediği toz duman bulutu içinde çeşitli yorumlar birbirine karıştı. Fakat hepsinde ortak olan yön, emperyalist ve kapitalist devlet temsilcilerinin bu olayları fırsat bilerek kendi icatları olan bir düşmanın, “uluslararası terör”ün ardına sığınıp hep birlikte masumu oynamaya çalışmalarıydı.
kkvdd.png
Elif Çağlı
2 Kasım 2003
"Kapitalist sistemin II. Dünya Savaşı sonrasından 21. yüzyıl başlangıcına dek uzanan dönemi, tüm iniş ve çıkışlarına rağmen ekonomik yaşamda genel bir canlılık sergiledi. Derin krizlerin ve nice insanın yaşamını yok eden iki büyük dünya savaşının ardından gelen bu canlılık dönemi, "kapitalist üretim sürecinin önemli ölçüde karakter değiştirdiği" yolundaki görüşlerin de yaygınlık kazanmasına yol açacaktı. Zamane iktisatçıları, kapitalist sistemin artık krizlerini atlatabilecek yetkinliğe ulaştığını ve sistemin eski dönemin özelliklerine benzemeyen yeni bir tarihsel döneme girdiğini şişinerek ilân ediyorlardı. Burjuva iktisatçıların ekonomik yükseliş dönemi boyunca kapitalist sistemi tahkim edici ideolojik çıkarsamalar yapmalarında ve kapitalizmin artık ölümsüz bir çağa girdiği mavalını okumalarında garipsenecek bir yan yoktu. Tuhaf olan, bir zamanlar Marksist geçinen kişilerin de neredeyse burjuva iktisatçıların kuyruğundan sürüklenircesine bu propagandadan etkilenmeleriydi."
US_empire_cartoon.jpg
Elif Çağlı
11 Mayıs 2003
Emperyalist savaş baronlarının, bugün Ortadoğu’da yürüttükleri huruç harekâtında iki sefer arasındaki savaş molası bizi şaşırtmasın, rehavete sürüklemesin. Böylesi savaş araları, emperyalist savaşların gerçek karşıtlarıyla sözde muhaliflerin ayırdedilmesini sağlayan test dönemleridir. Emperyalist-kapitalist sisteme kökten karşı çıkmaksızın ne gerçek bir sosyalist, ne gerçek bir barış yanlısı ve hatta ne de gerçek bir çevre dostu olunabilir. İnsanlığı yıkıma ve gezegenimizi felâkete doğru sürükleyen bu sistemden kurtulabilmek için, dönem dönem parlayıp sönen istikrarsız küçük-burjuva bir muhalifliğe değil, her koşul altında diri ve mücadeleci olmayı becerebilen örgütlü militan bir işçi hareketine ihtiyaç var. Sıcak savaş dönemlerini olduğu kadar, savaş molalarını da emperyalist sisteme karşı mücadelenin yükseltilmesi bilinciyle değerlendiren enternasyonalist komünist tutumu tüm dünyada güçlendirmek için ileri!
petrol-amerika.jpg
Elif Çağlı
31 Aralık 2002
Burnumuzun dibinde işçi ve emekçilerin birbirlerine kırdırılacağı bir emperyalist savaşın tamtamları çalınırken, Türkiye de alt-emperyalist hesaplarla bu savaşa müdahil olmaya hazırlanıyor. Elif Çağlı bu yazısında bir yandan Türkiye'nin şu anda içinde bulunduğu politik atmosferi irdeleyerek yaklaşan savaşa dikkat çekiyor. Öte yandan, işçi sınıfı öncü ve örgütlü gücüyle siyaset sahnesinde yer almadıkça, reel politikanın çeşitli burjuva çevreler arasındaki siyasal çekişmelerden ibaret olmaya devam edeceğini vurguluyor.
savas6.jpg
Akın Erensoy
1 Ekim 2002
Savaş, emperyalist sistemin anarşik doğasından kaynaklanan ve tekrar edip duran bir olgu olarak kendini gösteriyor. Bu bağlamda küçük-burjuva pasifistlerinin genel olarak “savaşa hayır” demeleri, savaşın insanlığı yok edecek bir gerçeklik oluşunu ortadan kaldırmıyor, engellemiyor. Savaş, emperyalist güçlerin dünyayı yeniden paylaşmasından kaynaklanıyorsa, onu durdurmanın yolu, emperyalist savaşı burjuva düzene karşı bir savaşa çevirmekten, işçi sınıfının mücadelesini kapitalist sistemin temellerine yöneltmekten geçiyor.
Berlin-duvari_5.jpg
Akın Erensoy
16 Aralık 2001
Berlin Duvarının yıkılması, ardından Doğu Avrupa’daki bürokratik yapıların çökmesi, dünyadaki dengelerin hızlı bir değişim sürecine girdiğinin habercisiydi. Kısa bir süre sonra, bürokratik rejimlerin merkezi ve hegemon gücü olan SSCB’nin de çökmesiyle birlikte, dünyadaki politik dengeler altüst oluyordu. Emperyalist ideologların deyişiyle, artık “yeni bir dünya düzeni”yle karşı karşıyaydık. Ancak bu hiç de iddia edildiği gibi, “sınıf mücadelesinin sona erdiği” ve neoliberalizmin kendi bayrağını ebedi bir şekilde göndere çektiği bir dünya olmayacaktı.
55eb404df018fbb8f8b512bd.jpg
Özgür Doğan
12 Kasım 2001
11 Eylül, içine girdiğimiz yeni bin yılda yalnızca takvimlerde değil, sınıf mücadelesinin gidişatında da yeni bir sayfanın açıldığı bir gün oldu. Dünya kapitalizminin en büyük gücü, kendi evinde, üstelik kapitalist ihtişamın sembolleri olarak gösterilen İkiz Kulelerin ve Pentagon’un yerle bir edilişine şahit oldu. Çoğu işçi, binlerce insan öldü. Burjuvazi ve onun temsilcileri, olayı başlangıçta bir terör eylemi olarak nitelemiş olsalar da, derhal, bunun bir savaş ilânı olduğunu açıklamanın kendi çıkarları açısından çok daha kullanışlı olduğunu keşfettiler.
yeni-dunya-duzeni.jpg
Deniz Moralı
21 Şubat 2002
1989'da Berlin Duvarı debdebeli gösterilerle yıkıldığında, burjuva yorumcular, dünyaya yeni bir barış çağının geleceğini vazettiler. Öyle ya, yeryüzündeki tüm kötülüklerin kaynağı "Şer İmparatorluğu" artık yıkılıyordu. Ancak o günden bugüne yaşananlar, bırakalım yeni bir barış çağının açılmasını, eskisi kadar bile bir istikrarın sağlanmadığını ortaya koydu...
Marksist TUTUM ana sayfa Yeniden yükle