Navigation

Ulusal Sorun

Katalonya’da Referandum

Katalan işçilerin çoğunluğunun kendisini, bir Katalan burjuvasından ziyade İspanyol işçisiyle kader birliği içinde gördüğünü, İspanya sınıf mücadeleleri tarihinden de biliyoruz. Gerici Bourbon hanedanına, Franco faşizmine ve kapitalist sömürüye karşı yıllarca omuz omuza aynı sendikalar ve aynı devrimci örgütler içerisinde mücadele vermiş İspanyol ve Katalan işçilerin birliklerini korumaları, geliştirip pekiştirmeleri, İber yarımadasının işçileri için en uygun yoldur. Bağımsız ama kapitalist bir Katalonya, Katalan emekçilerinin hiçbir sorununun çözümüne hizmet etmeyecek, tersine onlara da İspanyol sınıf kardeşlerine de çok büyük şeyler kaybettirecektir.

Ateşle Oynayan Sonunda Kendini Yakar!

Şimdi de kalkmış “Müslümanlığa yakışmaz” beyanatları veriyorsunuz. Bir kere önce insanlığa yakışmaz efendiler! Ama sizin için ne önemi var? Bütün bu açıklamalarınız ikiyüzlülükten başka bir şey değil. Çünkü bunu zaten siz istediniz. Ateşi siz büyüttünüz. İktidar hırsıyla o kadar dönmüş ki gözünüz çok önemli bir şeyi unuttunuz. Ateşle oynayan sonunda kendini de yakar!

Kürt Anasını Görmesinden, Kürt Anasını Defnetmesine...

Annesini kaybeden Tuğluk’un acısı, defnedildiği yerden çıkarılmak zorunda kalınan annesinin cansız bedeninin memleketi Dersim’e götürülmesi artık sürecin bambaşka bir boyuta ulaştığını gösteriyor. Kuşkusuz bu yaşananlar kolay unutulamayacak bir trajedi. Umudun ve kardeşliğin düşmanları olan ırkçı, faşist güruh fütursuzca saldırıyor. Fakat sözümüz olsun; Hatun Ana, Taybet Ana, Berfo Ana ve daha niceleri… Elbet soracağız tüm yaşatılanların bir bir hesabını. Bitecek bir gün bu acılar, çökecek saraylar ve saltanatlar…

Arakan Sorunu ve Egemenlerin İkiyüzlülüğü

Arakan sorununu Türkiye dâhil her birinin sicili diğerinden bozuk burjuva devletlerin kınamaları, insani yardım çağrıları çözemez, zaten böyle bir niyetleri de yoktur. Kerem Dağlı’nın da dediği gibi “bu yüzden, açıkça söylemek gerekir ki, emperyalist-kapitalist sistem son bulmadıkça ve emekçi sınıfları, halkları ezen, sömüren egemenler ortadan kaldırılmadıkça, ne ezilen halkların acısı ne de emekçi sınıfların çilesi son bulacaktır.”

HDP’li Vekillerin Vicdan ve Adalet Nöbeti AYM Önünde

Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri, üç gündür Ankara’da Anayasa Mahkemesi önünde “Vicdan ve Adalet Nöbeti” tutuyor. Bilindiği gibi, aralarında HDP’nin eş genel başkanları da olmak üzere 11 milletvekili 4 Kasım 2016’dan bu yana tutuklu olarak hapiste tutuluyor. Dokunulmazlıkları AKP-MHP-CHP ortaklığıyla kaldırılan milletvekillerinin tutuklulukları her açıdan bir hukuksuzluk örneği. HDP eş başkanı Demirtaş bunca süredir henüz mahkeme önüne çıkartılmış, duruşmaları başlamış bile değil.

Aram Acının Resmini Çiziyor

Yani Aram, kaderimiz ortaksa demek ki kavgamız da ortak. Görülecek bir hesabımız var onlarla. Kadınlarımızın, çocuklarımızın yüzünden akan acının, umutsuzluğun, çaresizliğin son bulması için, görülecek bir hesabımız var. Anadolu’da halkların kardeş olabilmesi, birbirinin yaralarını sarabilmesi için görülecek bir hesabımız var. Sürgünler, mahpuslar, boyun eğmeyip mücadele edenlerin yürüdüğü yoldan yürüyüp onlardan hesap soracağımız günler de gelir elbet.

Filistin Davası ve Riyakârlık

AKP iktidarının ikiyüzlü siyasetinin çok net ortaya çıktığı konulardan biridir Filistin sorunu. Diğer taraftan ise burjuva medya marifetiyle görünmez kılınan bir ikiyüzlülüktür bu. İslam âleminin hamisi pozları kesen AKP iktidarı bir yandan Filistin’deki Müslüman kardeşleri için “gözyaşı dökerken”, diğer taraftan söz konusu ekonomik çıkarlar olunca İsrail’le iş tutmaktan geri durmuyor.

Bozacının Şahidi Şıracı

Yıllardır İsrail devletinin Filistinli emekçi kardeşlerimize yaptığı zulme karşı çıkıyoruz. Filistinli işçi-emekçi kardeşlerimizin taleplerine destek veriyoruz. Ama Türkiyeli egemenlerin bu ikiyüzlülüğü insanın sabrını zorluyor.

Hamas’ın Yeni Siyaset Belgesi ve Filistin Sorunu

Filistin burjuvazisi, kendi iktidar çıkarları doğrultusunda ne kadar uzlaşmacı bir çizgiye gelirse gelsin, emperyalist-kapitalist güçler Ortadoğu’da kozlarını paylaşıp yeni dengeler kurulmadan Filistin sorunu yüzeysel anlamda bile çözülemez. Filistin meselesi Filistin’le sınırlı bir sorun değildir. Tarih bize Filistin topraklarının Ortadoğu’nun özgünlüğünden dolayı emperyalistlerin kapışma alanı olmaktan çıkmayacağını göstermektedir. Emperyalist dengelerle bir Filistin devleti kurulsa bile dengeler bozulduğunda yeniden sorun olmaya devam edeceğinden, asla kalıcı ve adil bir çözüm sağlanamayacaktır.

Şovenizmin Vardığı Nokta: Artık Çocuklar Yuhalanıyor!

Hani Edirne’den Diyarbakır’a bir millettik! Nasıl oluyor da bu çocuklar hem de bakanlığın düzenlediği bir yarışmada böyle bir muameleye uğrayabiliyorlar?Ödünç alınan kostümlerle, zar zor denkleştirilen yol paralarıyla küçücük hayatlarında yarışmada birinci olarak bir umut yarattılar. Ama bu muameleyi reva görenler bu çocukların bu kadar bile umut etmesine tahammül edemediler. İnsanların gözlerini bu denli körleştiren nedir? Gencecik çocuklara bu yaklaşımı reva görenler hangi zihniyetin ürünü olabilir?

HDK’den “HAYIR” Şöleni

Halkların Demokratik Kongresi (HDK), 2 Nisanda “Tek Olmaz Hep Birlikte Hayır” şiarıyla bir şölen gerçekleştirdi. İstanbul Bostancı Gösteri Merkezinde düzenlenen ve salonun tıklım tıklım olduğu şölene; HDP milletvekilleri, HDK bileşenleri ve binlerce emekçi katıldı.

Yasaklara, Acılara, Katliamlara Hayır!

Bunca yıkım ve vahşetin sorumlusu kendileri değilmiş gibi, şimdi de çeşitli göz boyamalarla “tek adam rejimi” için bölgeden “evet” oyu istiyorlar. Yıllar boyu ezildik, hor görüldük. Bizi bizden başkası, sınıfımızdan başkası anlamayacaktır ve sınıfımız azımsanmayacak kadar kalabalıktır. İnsanlığın, insanlarımızın, ezilen halkın gerçek kurtuluşu ancak işçi sınıfının iktidarıyla mümkündür. Hep birlikte HAYIR’a yürüyelim!

Yasaklara Rağmen Newroz’da Hayır Sesleri Yükseldi

Hükümetin ağır baskılarına ve engelleme çabalarına rağmen Newroz başta Diyarbakır olmak üzere pek çok kentte kutlandı. Hafta sonu yapılmak istenen Newroz etkinliklerini “ancak 21 Martta yapılabilir” diyerek yasaklayan hükümet, buna rağmen yüz binlerin Newroz meydanlarına akmasını engelleyemedi.

Figen Yüksekdağ’ın Vekilliği Gasp Edildi

Bu saldırıların, siyasi iktidarın niyetlerinin aksine ters tepeceği ve “hayır” çığlığını yükselten emek ve demokrasi cephesini tahkim edeceği açıktır. Zorun, toplumsal muhalefeti yılgınlığa sürüklemek yerine AKP’nin ve Erdoğan’ın oyununu bozacağı eninde sonunda görülecektir.

Gerçekler Direngendir!

Tek adam rejiminin anayasal güvence altına alınması için Mecliste yapılan görüşmeler hararetli tartışmalara ve kavgalara sahne oldu. İlk turda tasarıya dair, HDP’li GaroPaylan’ın kürsüden yaptığı konuşmaya verilen tepkiler geçmişin kanıtı, geleceğin ise habercisiydi.

HDP ve DBP’ye Siyasi İmha Operasyonu Hız Kazandı

Her gün yeni bir saldırıyla yüz yüze geliyoruz. Televizyonların, radyoların, gazetelerin, dergilerin kapatılması, HDP milletvekillerinin ve Cumhuriyet yazarlarının tutuklanması, daha önce tutuklanan Özgür Gündem yazarları hakkında müebbet hapis cezası istenmesi, bir kararnameyle 370 vakıf ve derneğin kapısına kilit vurulması derken, bu kez AKP-MHP koalisyonu yeni bir saldırı hamlesinde daha bulundu. 16 ve 17 Kasımdaki operasyonlarla, henüz kayyum atanmayan DBP’li belediyelere de kayyum atanırken, çok sayıda HDP ve DBP yöneticisi ve belediye başkanı tutuklandı.

“Halkın İradesi Teslim Alınamaz, Teslim Olmayacağız”

5 Kasımda, İstanbul’da, Makine Mühendisleri Odasında biraraya gelen sosyalist parti ve gruplar, emek örgütleri ve demokratik kitle örgütleri de, yaptıkları basın açıklamasıyla, “halkın iradesi teslim alınamaz, teslim olmayacağız” diyerek HDP’ye sahip çıkma ve baskılara karşı omuz omuza mücadele etme iradesini beyan ettiler. Yaşananın fiili bir darbe olduğuna dikkat çeken basın açıklamasının tam metnini yayınlıyoruz:

HDP’li Vekillere Gözaltı ve Tutuklama: Milyonların İradesine Saldırı!

Bu gece yarısı, HDP eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 12 HDP milletvekili gözaltına alındı. Üstelik de evleri basılarak, kapıları kırılarak, milletvekilliği dokunulmazlıkları hiçe sayılarak… Aralarında eşbaşkanların da olduğu vekillerin bir bölümü tutuklandı. Cumhuriyet gazetesi yazarlarının gözaltına alınması ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanları Kışanak ve Anlı’nın tutuklanarak belediyeye kayyum atanmasının ardından gerçekleşen bu son saldırı, iktidarın ülkeyi nereye götürdüğünün de son kanıtlarından biridir. Erdoğan’ın fiili başkanlığında Türkiye hızla faşizme doğru sürüklenmektedir.

“Musul Bizimdi” Teranesi ve Gerçekler

Irak ordusunun ve IŞİD karşıtı koalisyon güçlerinin Musul’u IŞİD’in elinden geri almak üzere saldırıya geçmesinden bu yana, AKP de “Musul bizimdi ve orada hâlâ hakkımız var” iddiasını daha yüksek sesle dile getirmeye başladı. Hükümetin ve Erdoğan’ın tüm efelenmelerine ve tehditkâr çıkışlarına rağmen Türkiye Musul savaşına dâhil edilmedi. Buna rağmen iktidar sözcülerinin içeriye yönelik kuyruğu dik tutan tarzda açıklamaları devam ediyor. İktidarın başı Erdoğan, her fırsatta Musul meselesini gündeme getirmeye devam ediyor.

Kışanak ve Anlı Gözaltına Alındı: Kürt Siyasiler Derhal Serbest Bırakılsın!

Kürt sorununda masanın devrilmesiyle egemenlerin yeniden başlattığı haksız savaş giderek alevlenirken, Kürt hareketine dönük saldırılar gerek askeri planda gerekse de siyasi planda boyutlanarak artıyor. Seçilmişlik ve sandıktan çıkmak üzerine ahkâm kesenler, sıra sandıktan ezici bir çoğunlukla çıkan Kürt siyasilere (milletvekillerine, belediye başkanlarına, belediye meclis üyelerine vb.) gelince bu söylemlerinin ne denli ikiyüzlü olduğunu ortaya koyuyorlar. Kürt sorununun demokratik, barışçıl ve adil bir çözümünden şeytandan kaçar gibi uzak duranlar, devamı geleceği belli olan bu gözaltı operasyonlarıyla körükledikleri yangının üzerine adeta benzin döküyorlar. Bu tür uygulamalarla Kürt sorunu asla çözülemeyeceği gibi, ülkenin çok daha büyük boyutlu yıkımlara sürüklenmesi kaçınılmazlaşacaktır. Egemenler iktidarlarını korumak üzere gözlerini karartmışlardır, ülkeyi gerek etnik gerek mezhepsel gerekse de siyaseten gerici bir temelde kutuplaştırmakta ve düşmanlıkları körüklemektedirler. Ortadoğu savaşında, Musul ve Tel-Afer’de, Suriye’de izlenen emperyalist maceracı politikalar da bu iç politikanın bir devamıdır. Yaklaşan felâketin tüm sorumluluğu ülkeyi bu hale getiren, emekçileri birbirine düşürmeye ve dış topraklarda da canlarından etmeye hazırlanan egemenlere aittir.

Sayfalar

Ulusal Sorun beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.