Navigation

Gündem

Kapitalist Sistemin Sancısı

Davos’un ışıltılı bir gösteri gibi dünyaya empoze edildiği o şaşaalı yıllar çoktan geride kaldı. O yıllarda Davos umutlu ve iyimser bir perspektif içinde dünyanın gidişatına yön verecek gündemleri ortaya koyan, bunları dünyaya tartıştırmayı amaçlayan emperyalist güçlerin başını çektiği bir burjuva oluşumdu. Şimdi ise gündem belirleme ve iyimserlik tersine dönmüş durumda.

Bir Mezar Taşının Anlattıkları

Geçtiğimiz günlerde öğrendik ki Marx’ın İngiltere’deki mezarına çekiçle saldırmışlar. Anıt mezarın üzerinde özellikle Marx’ın, eşinin ve çocuklarının adının yazıldığı bölüm çekiç darbeleriyle ağır hasara uğratılmış. Saldırının gerçekleştiği Highgate mezarlığının bakım ve güvenliğinden sorumlu vakfın yaptığı açıklamada, saldırıyı yapanlar ve saldırının zamanı hakkında net bir bilgi verilmemiş.

İktidarın Seçmeci “Çevreciliği”

Sosyal yardım adı altında emekçileri kendine bağlama stratejisinin bir aracı olarak da kullanılan ucuz-kirli kömürlerle havayı solunamaz hale getirenler, açgözlü burjuvazinin ve onun sömürü-yağma-talan sistemi olan kapitalizmin sorumluluğunu, “poşetlerle, plastikle doğayı siz katlediyorsunuz” diyerek, suçu tek tek emekçilerin sırtına yıkarak kendilerini aklamaya çalışmaktadırlar.

Emekçi Kadınlar Emperyalist Savaşlara Karşı Çıkmalıdır

Ezilen sınıfların kadınlarının mahkûm edildiği trajediler tüm savaşlarda aynıdır. Bugün de başta Ortadoğu olmak üzere emperyalist savaşlar birçok bölgede devam ediyor. Bunun bedelini de ezilenler ödüyor. Suriye, Yemen, Filistin’den daha pek çok coğrafyaya emekçiler bombalarla can veriyor, açlığa mahkûm ediliyor, göç yollarında ölüyor ve kadınlar Boko Haram, IŞİD gibi örgütlerin kölesi olarak tecavüz kurbanı oluyor.

Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’de Paylaşım Kavgası Kızışıyor

Öyle gözüküyor ki, önümüzdeki dönemde Doğu Akdeniz’de sular çok daha fazla ısınacaktır. Türkiye’nin egemenleri, güney kara sınırlarının derdine düşmüşken, güney denizlerinde de giderek artan ölçüde bir sıkışma yaşamakta ve Batılı güçlerle bir de bu hususta gerilimler büyümektedir.

Akdeniz’de Mülteci Katliamı Devam Ediyor

Akdeniz, kıtalar arası bir deniz olduğu, çok derin olduğu ya da 2,5 milyon kilometrekarelik bir alanı kapladığı için mezar olmamıştır mültecilere. Mülteci ölümleri kader olmadığı gibi, suçlu da Akdeniz değildir. Mültecilerin boğulup denizin dibine çekilmesinin tüm suçu kapitalist sömürü sistemindedir.

Dünyayı Ancak Örgütlü İşçi Sınıfı Kurtarır!

Reklam panosunda “dünyayı iyi yetiştirilmiş çocuklar kurtaracak” yazıyor, buz mavisi deniz görüntüsünün üzerinde koca puntolarla. Alt taraftaysa hepimizin çok görerek aşina olduğumuz denizin ortasında küçük bir buz parçası üzerinde başı gökyüzüne dönük bir kutup ayısı oturuyor.

Düşüncenin Billurlaşmış Hali “Slogan”

Neredeyse bütün grevlerde, direnişlerde, mitinglerde, işçi eylemlerinde, haklı taleplerin yanı sıra güncel sorunlara, haksızlıklara karşı oluşan düşünceler de sloganlarda billurlaşır ve adeta bir kitap dolusu konu birkaç kelimeyle özetlenir. Atılan bu sloganlar, atanın ideolojik-politik çizgisinin de özetidir aynı zamanda.

İnşaat Sektörü Kapitalizme Can Suyu Olurken, İşçilerin Hayatını Karartıyor

Kapitalist sistemde, sermayesini daha fazla büyütme derdine düşen açgözlü kapitalistler fütursuzca doğayı, su kaynaklarını, havayı, tarihî mirası tahrip etmeyi sürdürüyor. Patronlar sınıfının ve onların hizmetindeki siyasi iktidarın kâr hırsının kurbanı ise işçi ve emekçiler oluyor.

Hrant Dink’in Katledilişinin 12. Yılı: “Vazgeçmiyoruz Ahparig!”

Hrant Dink, 19 Ocak 2007’de, genel yayın yönetmenliğini yaptığı Agos gazetesi önünde hunharca katledilmişti. Ancak aradan geçen 12 yıla rağmen gerçek katiller hâlâ yargılanmadı, gereken ceza verilmedi. “Bu davanın Ankara’nın karanlık dehlizlerinde kaybolmasına izin vermeyeceğiz” diyen AKP iktidarı, Hrant’ın avukatları ve dostlarının yoğun çabalarıyla pek çok ayrıntısı ortaya çıkarılan bu organize cinayet davasını sündürüp unutturarak kapatmaya çalışıyor.

Rejimin Bilime, Bilimsel Çalışmaya Düşmanlığı

Bilime, bilimle uğraşan insanlara düşman siyaset erbabı için tam bir altın çağ yaşanıyor. Biat etmeyeni yok etmek şart görülüyor. Muktedirlerin en muteber gördüğü kişiler, özellikle çeşitli türden akademik unvan ve sıfatlarını Saray rejiminin hizmetine koşan bilim insanı kılıklı kadın ve erkeklerdir. Bunların sayısı da her geçen gün artıyor.

Grev, Hak, İhsan

Sınıf devrimcileri, içinde faaliyet yürüttükleri işçi sınıfını idealize etmekle değil, onun mevcut durumunu en ince detaylarına kadar kavramakla ve buradan hareketle onu dönüştürmeye çalışmakla yükümlüdürler. Bu çerçevede hak mücadelesi ve hak arama bilinci ile çareyi “devlet büyükleri”nden beklemek, bir kurtarıcı beklemek, ihsan ve lütuf beklemek arasındaki önemli farklılıklara değinmekte fayda var.

Yap-İşlet-Devret-Zenginleştir

Doların lira karşısında her gün değer kazandığı günlerde, vatanseverlikten söz edenler, yastık altında döviz tutmayın çağrısı yapanlar, bu projelerin sözleşmelerini dövize endekslemekten, ülke kaynaklarını har vurup harman savurmaktan geri durmadılar, durmuyorlar. Yerli ve yabancı sermayenin cebini şişirmeye devam ediyorlar.

Duvarın Dibinde Bir Dut, Bir Umut Ağacı

Bugün yaşadığımız dünya birçoğumuza bir zindanı anımsatır. Tarihsel kriz içindeki kapitalizm, yaşamın her köşesini cehenneme çevirmiş durumda. Türkiye özelinde de durum farklı değil! Totaliter rejim, her geçen gün artan baskılarıyla, korkunun egemen kılınmasına yönelik politikalarıyla insanları çıkışsızlık duygusunu zerk ediyor.

Ekonomik Kriz ve Kapitalizm

Tüm rakamsal verilerle oynayıp yağmurlu havayı güneşli gösterme gayreti bir süreliğine örgütsüz kitlelerde karşılık bulsa da, yağmurdan nasibini alan ve iliklerine kadar ıslanmaya başlayan yoksul emekçi kitleler, krizin bedelini ödedikçe bir şeylerin ters gittiğinin farkına varmaya başlıyor. Krizin sonuçları işçi sınıfının karşısında bir duvar gibi dikilirken iktidar bir yandan krizi manipüle ediyor, bir yandan da inkâr edilen krizi ucuz atlatması için patronlar lehine teşvik ve önlemleri uygulamaya sokuyor.

Sayfalar

Gündem beslemesine abone olun.

e-broşür ve e-kitaplarımız

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.