Navigation

Gündem

Çürüyen Kapitalizm, Çıkışsız Kitleler ve Sivrilen Uçlar

Madalyonun bir yüzünde faşist hareketlerin güç kazanması, milliyetçilik, ırkçılık, göçmen ve yabancı düşmanlığı varken, madalyonun diğer yüzünde ise göçmenleri kucaklayanlar, onlara dayanışma elini uzatanlar ve sosyalizmin yeniden filizlenmesi var.

Hegemonya Savaşı ve İran’a Yönelik Yaptırımlar

ABD, saldırgan politikalarla İran’ı dize getirmek istemektedir. Onu çepeçevre kuşatmayı, İsrail karşısında güçsüz bırakmayı, Sünni Arabistan öncülüğünde Şii İran’a karşı bir savaş başlatmayı hedeflemektedir. Yaptırımlarla İran’ı zayıflatmayı, bölgedeki etkisini kırmayı ve daha uzun vadede rejimi yıkarak ABD’nin çıkarları temelinde şekillenmiş bir Ortadoğu’nun parçası haline getirmeyi arzulamaktadır.

Barış Lafazanlığı ve Savaş Gerçeği

Bugünkü duruma bakarak, “yeni bir dünya savaşının arifesindeyiz”, “mevcut durum gerek I. gerekse de II. savaşın öncesindeki durumu hatırlatıyor” şeklindeki yorumlar, işin özüne inecek olursak, mevcut gerçekliği çözümleyemeyen, yeni bir dünya savaşının, üçüncü dünya savaşının zaten çoktandır yürümekte olduğu gerçeğinin üzerinden atlayan değerlendirmelerdir.

Kriz ve Sağlık

Ekonomik krizin etkileri her taraftan dışa vuruyor. Sağlık alanındaki yansımaları da ciddi boyutlara ulaşmış durumda. Sağlık hizmetlerinin pek çoğunun verilemediğini gösteren örnekler artıyor. AKP iktidarının tüm yaşanan sorunlara olduğu gibi bu sorunlara da yaklaşımı aynı.

Kriz, İşçi Sınıfı ve Sendikalar

DİSK ve KESK’e bağlı sendikalar krizin bedelini ödememek için çeşitli eylemler, mitingler, basın açıklamaları yapıyorlar. Yürütülen çalışmaların yeterli olup olmadığı bir yana, ileri sürülen talepler her kesimden işçilerin sahipleneceği ve örgütlenerek mücadeleye sevk edilebileceği doğru ve anlamlı taleplerdir.

Anormali Normalleştiren Sermaye Medyası

Vahşet görüntüleri sıkça karşımıza çıkıyor. Her biri hayatımızın normal bir parçası olarak kanıksatılmak isteniyor. Çünkü kapitalist egemenlerin elinde bulunan medyanın amacı insanları “bilgilendirmek”, “gündemden haberdar etmek” değil.

Hegemonya Krizi, Almanya ve “Hasta Adam” Türkiye

Erdoğan iktidarının, üstelik kapitalizmin tarihsel krizine eşlik eden hegemonya krizine ve III. Dünya Savaşına rağmen, ülkedeki krizin çöküşe dönüşmesini daha ne kadar erteleyebileceği bir muammadır. Böylesi bir ekonomik çöküşün Erdoğan’ın içerideki siyasi prestijini ciddi biçimde sarsacağı da bellidir.

Rahip Evine Döndü, Kriz Baki

İktidar, kitleleri uykuda tutmak için çırpınıyor. Ama bu amaç için kullanabileceği cephaneliği de giderek tükeniyor. Bu durumda huzursuzlanmaya başlayan kitlelere karşı sopanın önümüzdeki dönemde çok daha yoğun olarak devreye sokulacağı kesindir. İşçilerin hak arama mücadelelerine dönük olarak son dönemde arttırılan saldırıların sınıfın bütününe verilmiş bir gözdağı niteliğinde olduğu açıktır. Şimdi de enflasyonla mücadele etiketi altında polis ve zabıta ekipleri harekete geçirilip bir yandan halkın gözü boyanmaya çalışılırken bir yandan da küçük esnafa sopa gösteriliyor.

Krizde Sermayenin Yönelimleri

İktidar, krizi kendisi açısından hasarsız atlatma ve hatta bazı bakımlardan fırsata çevirme uğraşı içinde çeşitli tedbirleri gündeme getirirken, çeşitli patron örgütleri, uluslararası kuruluşlar, esnaf örgütleri de kriz vesilesiyle talepler ve çözümler ileri sürüyorlar. Bu çevrelerin hemen hepsi devletten krize karşı kendilerini koruyacak önlem ve düzenlemeler talep ederken; DİSK ve KESK bir yana, büyük işçi sendika konfederasyonlarının pek sesi soluğu çıkmıyor.

Kapitalist Tarım Emekçiler İçin Yıkım Demektir

Tekellerin ve büyük şirketlerin egemenliğinin her geçen gün daha da arttığı ve kâr güdüsünün azami düzeye çıktığı kapitalist tarım sadece küçük çiftçiler için değil, tüm insanlık için hayati bir tehdit kaynağıdır: Suni gübre ve ilaçlarla zehirlenmiş ortamlarda yetiştirilen sağlıksız, besin değeri düşük, zararlı gıdalar; kültürel çeşitliliğin ortadan kaldırılarak sınırlı sayıda tarımsal ürüne mahkûm bir beslenme rejiminin dayatılması; iklimsel ve doğal olayları dikkate almaksızın gerçekleştirilen üretimin kıtlığa davetiye çıkarması; kapitalizmin akıldışılığının çarpıcı bir göstergesi olarak aşırı üretimin doğurduğu yıkımlar; tüm bunların sonucunda tüketici açısından aşırı artan ya da üretici açısından aşırı düşen fiyatların yarattığı sefalet durumu vb.

Kapitalizm Güzellemeleri ve Gerçekler

Kapitalizmin sağladığı ilerlemelere bakarak insanlığı ve dünyayı tehdit eder duruma gelmesini görmezden gelen ya da sorunları önemsizleştiren ve kapitalizme güzellemeler düzen burjuva ideologlar, yazarlar, gazeteciler, televizyon kanalları, gazeteler hiç eksik olmuyor. Sözde farklı ama özünde aynı mahfillerden gelen bu güzellemelerin ortak özelliği “küçük” kusurlarına rağmen kapitalist sistemin olabilecek en iyi sistem olduğunu vaaz etmeleridir.

Burjuva Medya İftiharla Sunar: “Havalimanı Komplosu!”

Giderek ağırlaşan ekonomik kriz, milyonlarca emekçinin yaşam ve çalışma koşullarını daha da katlanılamaz kılıyor. Bu durum emekçi kitlelerde yavaş yavaş da olsa hoşnutsuzluğu körükleyecektir. Temel hakları için mücadele eden inşaat işçilerine dönük bu zorbalıkta, mega projelerinin gözden düşmesinden duydukları korku önemli bir rol oynasa da, en büyük korkuları emekçilerin hoşnutsuzluğunun yüksek sesle dillendirilmeye başlamasıdır.

İnşaat İşçileri Köle Değildir!

Egemenlerin her vesileyle yeni bir övünç payı çıkardıkları üçüncü havalimanı, 14 Eylülde bu kez 25 bin işçinin sabah işbaşı yapmamasıyla gündeme oturdu. İnsanlık dışı çalışma koşullarına ve kesintisiz devam eden iş cinayetlerine isyan eden işçiler, daha önce pek çok kez uyardıkları yönetimin umursamaz tavırları üzerine iş bırakarak seslerini duyurmaya çalıştılar.

Ortadoğu’da Kimin Silahları Konuşuyor?

Ortadoğu’daki savaş süreci boyunca IŞİD’e giden silahların büyük bir bölümünün NATO ve AB ülkeleri orijinli olduğu, silah ve cephane sevkiyatının ABD ve Suudi Arabistan üzerinden yapıldığı, bir araştırma kuruluşu olan Çatışma ve Silahlanma Araştırmaları (CAR) tarafından belgelenmiş durumda. 2014-2017 yılları arasını kapsayan bu araştırma sonuçları, IŞİD’e silah ve cephane akışını gözler önüne sererek, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün üzerinden de yoğun bir silah hareketi olduğunu gösteriyor.

Krizin Sorumlusu Sermaye Düzeni, Mağduru İşçi Sınıfıdır

İktidar ortada bir kriz olduğunu reddedip yaşanılan süreci dış güçlerin Türkiye’nin önünü kesmek için giriştiği ve ekonomik araçlarla yürütülen bir savaş olarak adlandırırken, düzen muhalefeti krizin hükümetin izlediği hatalı iktisadi politikalardan ve tek adam rejimi uygulamalarından kaynaklandığını öne sürüyor. Her iki açıklamada da gerçekliğin bir kısmı abartılıp tek boyutlu olarak öne çıkartılıyor. TC’nin ABD’yle yaşadığı gerilim de, hükümetin kayırdığı sermaye kesimleri lehine aldığı kararlar da, tek adamın keyfi karar ve uygulamaları da gerçektir ve bugünkü krizin seyrinde önemli etkileri vardır. Ancak bunlar ağırlaştırıcı faktörlerdir, mevcut krizin gerçek nedeni değil.

Sayfalar

Gündem beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.