Kapitalist sistem krizi derinleştikçe sermaye sınıfı bunu en az zararla atlatmak istemektedir. İşçi ve emekçilerin kazanımlarına saldırırken, savaş politikalarını içeride de dışarıda da hayata geçirmektedir. Emperyalist devletler sermayenin çıkarları temelinde dünyayı savaş alanına çevirmiş durumdalar. Her ne kadar “yeni bir dünya savaşı çıkar bu gidişle” deseler de Üçüncü Dünya Savaşı çoktandır başladı ve halka halka yayılarak devam ediyor. Suriye, Ukrayna, Filistin de bu savaşın birer cephesidir ve sırada İran’ın olduğu sır değildir.
7 Ekim 2023’teki Hamas saldırıların bahane eden İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarıyla başlayan süreç soykırım boyutuna taşınmıştır. Yaklaşık 70 bin insan katledildi, 200 bine yakın insan yaralandı, sakat kaldı. 2 milyona yakın insan yerinden edildi. Bir halk dünyanın gözü önünde yok edilmeye çalışılıyor. Hayatta kalanlar ya göç yollarında ya da derme çatma çadırlarda yaşamlarını sürdürmeye çalışırken, uygulanan ambargo nedeniyle özellikle çocuklar açlıktan yaşamını yitiriyor. Gazze’de 150’si çocuk 453 kişi açlıktan öldü. Kapitalistlerin gözünü kör eden güç ve zenginlik hırsı nedeniyle Gazze’de onlarca çocuk Siyonist İsrail devletinin kurşunlarıyla ölmediyse, açlıktan ölüyor. Açlık yayılıyor, su, ilaç, tıbbi malzeme ve hijyen malzemelerinin bulunamaması nedeniyle Filistin halkı felâketi kat kat daha keskin yaşıyor.
Kapitalistler ve onların siyasi iktidarları yaşananlar karşısında neredeyse kıllarını bile kıpırdatmıyorlar. Bu gün Filistin’i devlet olarak tanıyan 150’den fazla ülke olmasına rağmen bunlar İsrail devletini kınamanın dışında bir şey yapmıyorlar. Birçok ülke İsrail’le ticari anlaşmaları iptal ettiklerini ya da sınırladıklarını söyleseler de İsrail’le ticarete devam ediyorlar. Filistin halkını katleden İsrail hükümetine resmi ya da gayri resmi desteklerini sürdürerek soykırıma ortak olmaya devam ediyorlar. İsrail’in saldırıları devam ederken geçtiğimiz günlerde BM toplantısında ve öncesinde Kanada, İngiltere, Fransa, İspanya ve Portekiz, Filistin devletini tanıdıklarını duyururken BM’nin 5 daimi üyesinin 4’ü Filistin devletini tanımış oldu. ABD Başkanı Trump “barış olacaksa ben yaparım” diyerek Netanyahu ile görüşüp 20 maddelik bir yol haritası çıkardıklarını açıkladı. İsrail’in en büyük destekçisi olan ve Gazze Şeridi ile ilgili hayalini gerçekleştirmek isteyen Trump “barış komisyonu”nun da başında yer aldığını belirtti.
İsrail hükümetinin yürüttüğü savaş politikalarına ve soykırıma karşı asıl tepki ise dünya işçi sınıfından geldi. Özellikle ABD ve Avrupa işçi sınıfı kitlesel eylemler düzenleyerek bir yandan kendi hükümetlerini savaşı durdurmaya çağırıyor, bir yandan da dayanışmayla Filistin halkının yanında olduklarını gösteriyorlar. Özellikle İspanya, İtalya, Yunanistan gibi ülkelerin liman işçilerinin ortaya koydukları tutum işçi sınıfının yürüyen emperyalist savaşa karşı tutumunun nasıl olması gerektiğini ortaya koyuyor. İsrail’e gidecek olan konteynırların gemilere yüklemesini yapmıyorlar ya da yüklenmesine engel oluyorlar. Geçtiğimiz günlerde İtalya’da liman işçileri İsrail’e mühimmat sevkiyatını durdurdular. Ravenna Limanı işçileri, İsrail’e mühimmat taşıyan iki kamyonu durdurarak, limana girişine izin vermeyerek sevkiyatı engelledi. İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı “bunlar İtalyan silah ve mühimmatı değil” diyerek hükümetin İsrail’e doğrudan silah göndermediğini savundu. İşçiler ve Ravenna Belediye Başkanı başka ülkelerden gelen silahların da sevkiyatının yapılmasını kabul etmediklerini söylediler ve hükümete İsrail’e silah sevkiyatının tamamen durdurulması çağrısında bulundular.
Emperyalistlerin çıkarına olan paylaşım savaşlarından asıl olarak etkilenen yoksul işçi ve emekçiler, ezilen halklar olmaktadır. Milyonların ölmesi, sakat kalması, yerinden sökülüp atılması, göç yollarında perişan olması emperyalistler için, onların siyasi temsilcileri için hiç önemli değildir. Açıklanan rakamlar onlar için istatistik veriden başka bir şey değildir. İşçi ve emekçiler içinse ölüm, açlık, yoksulluk, sakat kalmak demektir. Nâzım Hikmet’in şiirinde dediği gibi;
“sayılar bebelerin kundakları
sayılar tabutları şehirlerin
öldürülmüş
öldürülebilecek olan
sayılar yaklaşan bir şeyleri bildirir
sayılar bildirir uzaklaşan bir şeyleri
nedir yaklaşan bize
bizden uzaklaşan nedir
dünya savaşı: I
dünya savaşı: II
14’ten 18’e 39’dan 45’e 10 yıl 54 milyon ölü
49 milyon sakat
ölülerle sakatların memleketi
103 milyon nüfuslu bir memleket…”
Ve bugün yaşanan emperyalist savaşta da milyonlarca insan öldü, milyonlarcası sakat kaldı, milyonlarcası açlığa, yoksulluğa sürüklendi, milyonlarcası göç yollarına düştü. Emperyalist savaş halka halka yayılmaya devam ediyor. Savaştan etkilenen insan sayısı da artmaya devam ediyor. Bu savaşı bitirecek güç, savaşın asıl mağduru olan işçi sınıfıdır.
Nasıl ki bu dünyayı her gün yeniden yaratan işçilerse, savaşların son bulmasını, Filistin halkının ve tüm halkların özgür olmasını sağlayacak olan, barış dolu bir dünya kurulmasını sağlayacak olan da örgütlü işçi sınıfıdır. Kapitalist devletler sermaye sınıfının çıkarları için tüm insanlığı uçuruma sürüklerken, nasıl ki İtalyan liman işçileri Filistin halkının katledilmesinin önüne geçmek için silahların sevkiyatını durdurduysa, dünya işçi sınıfı da kendi elleriyle tüm insanlığın kurtuluşunu gerçekleştirecek güce sahiptir. Gerekli olan, işçi sınıfının kendi gücünün farkına varması ve örgütlü sınıf bilinciyle hareket etmesidir.
link: İstanbul/Hadımköy’den bir metal işçisi, Filistin Halkı Sadece Emekçilerin Umurunda!, 12 Ekim 2025, https://marksist.net/node/8616
ABD’de Faşist Tırmanış





