Navigation

6-7 Eylül Saldırısı ve Irkçılık Protesto Edildi

6-7 Eylül 1955’te başta İstanbul olmak üzere, İzmir ve diğer kentlerde Rumlara ve diğer gayrimüslimlere karşı büyük bir linç ve yağma hareketi gerçekleşmiş, iki gün boyunca devam eden saldırılarda birçok gayrimüslim yaralanırken, yaşamını yitirenler olmuştu. Maddi hasar ise çok büyük boyutlara varmıştı. Bizzat kontrgerilla güçleri tarafından teşvik edilen kalabalık güruh, gayrimüslimlere ait tüm dükkânları yağmalamış, ibadet yerlerine ve evlere saldırmıştı. Bu katliam ve yağmalar karşısında devlet herhangi bir müdahalede bulunmadan saldırıları izlemekle yetinmişti. Çünkü bu ırkçı eylem ve yağma devlet kademelerince planlanmış, Özel Harp Dairesi tarafından örgütlenmiş ve kolluk kuvvetleri durumdan önceden haberdar edilmişti. Olayların ardından birçok Rum ve gayrimüslim, sahip oldukları her şeyi geride bırakarak yerlerini yurtlarını terk etmek zorunda kalmışlardı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin katliam tarihine kara bir sayfa olarak geçen 6-7 Eylül saldırısı 59. yıldönümünde çeşitli eylemlerle protesto edildi. İstanbul’da düzenlenen eylem, Irkçılığa Karşı Dur De Platformu tarafından Galatasaray Lisesi önünde gerçekleştirildi. Platform üyeleri 6-7 Eylül 1955’te azınlıklara yönelik gerçekleştirilen ırkçı saldırılarda yaşamını yitirenleri andı.

“6-7 Eylül 1955: Mağdurları Saygıyla Anıyoruz” pankartı açan kitle, “Irkçılığa Dur De”, “Unutmadık” ve Rumca “Bir Daha Asla” yazılı dövizler taşıdı. Basın açıklamasını yapan Gonca Şahin saldırıların arkasında devletin etnik temizliğe dayalı uluslaşma sürecinin olduğunu belirtti, devletin bir sonraki adımda da göç ettirme politikasını izlediğine değindi. Gayrimüslimlere yönelik yapılan bu saldırıların arkasındaki zihniyetin hâlâ değişmediğini söyleyen Şahin, bu zihniyetin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ermenilere yönelik hakaretlerinde de ortaya çıktığını ifade etti.

Hükümetin Ermenilere ilişkin inkâr politikalarına da değinen Gonca Şahin, üzerinden 100 yıl geçmesine rağmen devletin aynı politikaları sürdürdüğünü vurguladı. Sermaye medyası ve AKP milletvekillerinin Yahudilere karşı anti-semitizmi meşrulaştıran söylemlerine de dikkat çeken Şahin, bu söylemlerin 1913’ten beri sürdürülen politikalardan bir farkının olmadığını belirtti. Şahin konuşmasını, Cumhuriyet tarihi boyunca yürütülen homojen ulus tasarımından tam bir kopuşun gerçekleşmesi ve geçmişte yaşanan mağduriyetlerin telafi edilmesi, devletin özür dilemesi talepleriyle noktaladı.