Navigation

Tutuklamalar, Yeni KHK’lar ve Cumhuriyet’e Operasyon

İçeride-dışarıda savaş politikasını şiddetlendiren AKP hükümeti, demokratik özgürlükleri ve hukuku tümüyle ayaklar altına alarak, medyayı kendi sesinin dışında hiçbir sesin çıkmayacağı bir borazana dönüştürerek, her türlü muhalefeti bastırarak, gerçekleştirdiği sivil darbeyi adım adım derinleştiriyor. Bu faşist tırmanış karşısında tüm emek ve demokrasi güçlerinin ortak bir mücadele yürütmesi hayati önemdedir.

Siyasi iktidarın toplumsal muhalefeti ezmek için attığı adımlar hızlanarak devam ediyor. Diyarbakır Büyükşehir Belediye eşbaşkanları Gültan Kışanak ile Fırat Anlı’nın yanı sıra, HDP eski milletvekili ve KJA dönem sözcüsü Ayla Akat Ata’nın da tutuklanması Kürt hareketine yönelik siyasi saldırıların artarak devam edeceğini gösteriyor. Nitekim 29 Ekimde yayınlanan son KHK’larla DİHA, JİNHA ve Azadiya Welat başta olmak üzere çok sayıda yayın kuruluşu kapatıldı. Saldırılar sadece Kürt hareketiyle sınırlı değil. Bu KHK’lar vasıtasıyla sosyalist Evrensel Kültür ve Özgürlük Dünyası dergileri de kapatılırken, üniversiteler ve diğer devlet kurumlarındaki çok sayıda sosyalist, demokrat akademisyen ve kamu görevlisi işten çıkarıldı.

Bu süreçte T24 yönetici ve yazarlarından Doğan Akın ve Hasan Cemal’in sürekli basın kartları iptal edildi ve son olarak 31 Ekimde Cumhuriyet gazetesinin yönetici ve yazarlarına yönelik gözaltı kararı alındı. “FETÖ/PDY ve PKK/KCK terör örgütlerine üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” suçlamasıyla alınan bu kararın ardından gazetenin pek çok yazar ve yöneticisinin evleri basıldı. Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyelerinin yanı sıra, aralarında genel yayın yönetmeni Murat Sabuncu’nun ve Aydın Engin, Hikmet Çetinkaya, Kadri Gürsel, Musa Kart, Güray Öz gibi yazar-çizerlerin de bulunduğu çok sayıda yazar ve yönetici gözaltına alındı. Yurtdışında bulunan Can Dündar için ise yakalama ve ev araması kararı çıkarıldı. Gözaltındakilere avukat yasağı da getirildi. Tüm bunlar AKP iktidarının, uzun süredir hedef tahtasına koyduğu Cumhuriyet gazetesini kapatmak için düğmeye bastığını gösteriyor.

MHP’nin eşsiz yardımlarıyla başkanlık sistemine yönelik hazırlıklarını hızlandıran AKP-Erdoğan, hedefledikleri totaliter yönetimin önündeki her türlü engeli yok etmeye çalışıyor. “Darbeyi püskürtme ve FETÖ’yle mücadele” bahanesiyle ilan ettiği OHAL’i de, tüm toplumsal muhalefeti ezmek için sınırsızca kullanıyor. Ucu esas olarak Kürtlere, sosyalistlere, demokratlara döndürülen OHAL silahıyla, kurulmak istenen faşist rejimin altyapısı da döşenmeye çalışılıyor. Yayınlanan son KHK’larla 10 binden fazla kamu çalışanının (1267’sini, aralarında Sezai Temelli, Levent Dölek, Mehmet Altan, Eser Karakaş’ın da bulunduğu akademisyenler oluşturuyor) işine son verilmesi; devlet üniversitelerinde rektör seçimlerinin kaldırılarak rektör atamalarında Erdoğan’ın elinin tümüyle serbestleştirilmesi; vakıf üniversitelerinin rektörlerinin de artık Erdoğan tarafından belirlenmesi; mahkûmların avukat görüşmelerinin kayıt altına alınmasına olanak tanınması bu doğrultuda atılan adımlardan birkaçıdır.

İçeride-dışarıda savaş politikasını şiddetlendiren AKP hükümeti, demokratik özgürlükleri ve hukuku tümüyle ayaklar altına alarak, medyayı kendi sesinin dışında hiçbir sesin çıkmayacağı bir borazana dönüştürerek, her türlü muhalefeti bastırarak, gerçekleştirdiği sivil darbeyi adım adım derinleştiriyor. Bu faşist tırmanış karşısında tüm emek ve demokrasi güçlerinin ortak bir mücadele yürütmesi hayati önemdedir.