Navigation

Tunuslu Emekçiler Diktatörü Devirdi

Tunus’ta Aralık ayından bu yana süren isyan, 23 yıl boyunca kitleleri demir yumruğuyla yöneten Zeynel Abidin Bin Ali’yi iktidardan alaşağı etti. Başkentte ve ülkenin diğer şehirlerinde toplanan on binlerce emekçi, “Bin Ali defol” sloganını haykırırken, Bin Ali ve ailesi apar topar ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Devrik diktatör ve ailesi 14 Ocak akşamı Suudi Arabistan’a sığındı.

Bin Ali, kitleleri yatıştırmak için, 12 Ocakta içişleri bakanını görevden almış ve yolsuzlukları araştırma komisyonu kurulacağını açıklamıştı. Ayrıca, gıda fiyatlarının düşürüleceğini, 300 bin kişiye yeni iş olanağı yaratılarak işsizliğin azaltılacağını, demokrasinin geliştirileceğini, çoğulculuğun sağlanacağını, basın ve internet üzerindeki yasakların kaldırılacağını söylemişti. Ancak bütün bu yalanlar emekçileri kandırmaya yetmedi. İsyan daha da alevlendi.

13 Ocakta Tunus’un varoşlarını saran polis 12 emekçiyi daha katletti. Böylece ölü sayısı 70’i aştı. 14 Ocakta sokağa çıkma yasağı ilan edildi, ancak bu da kitleleri evlerine sokmaya yetmedi. Aynı gün, işçilerin tabandan gelen basıncına dayanamayan sendikalar genel grev çağrısı yaptılar. Kitleler sendikaların çağrısına cevaben rejimin sembolü olan İçişleri Bakanlığı önünde toplandılar. Bakanlığın duvarlarına tırmanmaya başlayan işçiler, polisle de çatıştılar.

Çatışmaların kızışması üzerine, bir hafta önce çocukları Fransa’ya kaçan Bin Ali, karısıyla birlikte 14 Ocak akşamı soluğu Suudi Arabistan’da aldı. Bin Ali’nin kaçmasının ardından cumhurbaşkanlığı görevini meclis başkanı Fuat Mebaza üstlendi ve başbakan Muhammed Gannuşi’yi geçici hükümet kurmakla görevlendirdi. Polisi “kötü adam”, askeri “iyi adam” olarak göstermeye çalışarak kitlelerin sempatisini çekmeye çalışan ordu genelkurmayının desteklediği Gannuşi, aslında eski rejimin önde gelen adamlarından biri. Aynı şekilde, 60 gün içinde seçimlere gitmek üzere yeni oluşturulan “ulusal birlik” hükümetinin içişleri, dışişleri, maliye ve savunma bakanları da değişmeden kalmış bulunuyor. Bununla birlikte bazı muhalif liderlere bakanlık görevi verilerek değişiklik görüntüsü yaratılmaya ve böylelikle kitleler yatıştırılmaya çalışılıyor. Gannuşi, tüm fikir suçlularının serbest bırakılacağını ve sürgündeki muhalif liderlerin geri dönmesinin sağlanacağını açıklarken, burjuvazi bildik oyunlarla kitle hareketini geriletmeye ve iktidarını korumaya çabalıyor.

Arap dünyası emekçilerin ayak sesleriyle sarsılıyor!

Tunus’un ardından komşu ülke Cezayir’de de gösteriler başlamıştı. Cezayir’de Ocak ayının ilk haftasında temel gıda maddelerine %20-30 arasında zam yapılmış ve Tunus’taki isyanın da ateşlemesiyle kitleler sokağa dökülmüşlerdi. Cezayir’de gençler “bize şeker ver” sloganını haykırarak, tıka basa dolu olan depoları açtılar ve hakları olduğu halde onlardan gizlenen yiyecek maddelerine el koydular. Yanı başındaki Tunus’un halini gören hükümet, kaderinin aynı olmasından korkarak, temel gıda fiyatlarında vergi indirimi yaptı ve fiyatları düşürdü. Ancak bu karar hem geç verildi hem de kitlelerin eylemlerini yatıştırmak için yeterli değildi. Nitekim birkaç gün yatışır gibi görünen gösteriler, 16 Ocakta bir gencin kendini yakması ve yaşamını yitirmesiyle yeniden alevlendi. Aynı gün, bir kendini yakma eylemi de Mısır’da gerçekleşti ve bu da emekçilerin sokağa dökülmesi için fitilleyici bir eylem görevi gördü. Mısır’da Tunus Büyükelçiliğinin önünde toplanan kitleler “Mübarek, uçağın seni bekliyor” sloganlarıyla Mübarek diktatörlüğünü protesto ettiler.

Gösteriler sadece Cezayir ve Mısır’la sınırlı olmayıp tüm bölgeye yayılıyor. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki diktatörlükler, Tunus’taki isyanın ülkelerine sıçrayıp kendi tahtlarını da sarsmasından derinden korkuyorlar. 14 Ocakta Ürdün’de toplanan 5 binden fazla emekçi, “Ürdün yalnızca zenginlerin değildir. Kırmızıçizgimiz ekmek! Yoksulluğumuzdan ve öfkemizden korkun” diyerek öfkelerini haykırdılar. 15 Ocakta parlamento önünde oturma eylemi yaparak hükümetin ekonomi politikalarını protesto ettiler. “Yolsuzluğunuzun ve hırsızlığınızın bedelini daha ne kadar ödeyeceğiz? Yalanlarınızdan artık bıktık. Geleceğimizi çaldınız! İnsanların sesine kulak verin!” diyen emekçiler, “Ürdünlülerin kanı emiliyor!”, “Yoksulluk açlık ve işsizlik, artık yeter!”, “Artan fiyatlar bizleri öldürüyor” sloganlarını başbakanın istifasını istediler. Ürdün’ün başkenti Amman’da, Tunus büyükelçiliği önünde toplanan 50 sendikacı da “Tunus devrimi yayılacak!” diye slogan attılar. Ürdün’de enflasyon oranı geçtiğimiz ay %6,1’di. İşsizlik %14 oranında ve işsizlerin %70’i 30 yaş altında. Aylık asgari ücret ise 211 dolar.

Ayaklanmaların kendi ülkelerine de sıçramasından korkan Libya, Fas ve Ürdün’de yönetimler temel gıda fiyatlarını düşüreceklerini açıkladılar. Suudi Arabistan Kralı Abdullah da hemen yiyecek ve benzin fiyatlarıyla, vergilerde indirime gidilmesini emretti.

Arap liderleri Tunus’a korku içerisinde bakıyorlar. Yıllardır çektikleri baskıya “dur” demek için sokağa dökülen Tunuslu emekçiler, yıkılmaz denilen hükümetlerin hiç beklenmedik bir anda nasıl da tepetaklak olabileceğini tüm dünyaya gösterdiler. Ne var ki, yeniden aynı baskıyı, yoksulluğu, zulmü, sömürüyü ve haksızlıkları yaşamamak için, işçilerin ve emekçilerin burjuvazinin oyunlarına gelmemeleri ve kendi iktidarlarını kurmaları gerekiyor.