Türk-İş ve Hak-İş konfederasyonları ile Kamu İşverenleri Sendikası arasında yürüyen toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde siyasi iktidar 600 bin kamu işçisine sefalet ücreti dayatıyor. Açıklanan ikinci zam teklifine göre kamu işçilerine ilk 6 ay için yüzde 17, ikinci 6 ay için yüzde 10 oranında zam reva görülüyor. Sendikalara sunulan ilk teklifte ilk 6 ay için yüzde 16, ikinci 6 ay için yüzde 8 zam önerilmişti. Emekçilerin enflasyonun, hayat pahalılığının altında ezildiği koşullarda iktidarın düşük zam dayatması, kamu işçilerini sefalete mahkûm etmektir.
Siyasi iktidarın ikinci zam teklifini açıkladığı 27 Haziran Cuma günü, camilerde “kamu hakkı dokunulmazdır” hutbesi yayınlandı. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan hutbede “Kamu imkânlarını amacı dışında kullanmak, kamuya ait işleri yavaşlatmak ya da aksatmak, verilen görevleri layıkıyla yerine getirmemek hem vebal hem de günahtır” denildi. Ne tesadüf ki bir gün önce Türk-İş’in örgütlü olduğu kamu işyerlerinde işçiler yarım gün iş bırakmış, Türk-İş “15 Temmuza kadar taleplerimiz karşılanmazsa grev kararı alacağız” açıklaması yapmıştı! Siyasi iktidarın propaganda aygıtı gibi çalışan Diyanet, emekçilerin hak arayışının önüne geçmek için her türlü yalanı söylemekten, işçi ve emekçilerin dini duygularını istismar etmekten çekinmemektedir.
Kısaca içinden geçtiğimiz döneme bakalım. Kamu veya özel sektörde çalışan işçiler, siyasi iktidarın ve sermayenin neden olduğu krizin bedelini ödüyor. İşsizlik, yoksulluk ve pahalılık milyonların ay sonunu getirmesini zorlaştırıyor. Genel ücretler seviyesi açlık ve yoksulluk sınırlarının altında kalıyor. Ay sonunu getirmekte zorlanan işçiler greve çıkmak istediklerinde, asgari ücrete zam istediklerinde, enflasyonu arttırmakla, milli güvenliğe zarar vermekle ve şimdi de “kamu imkânlarını amacı dışında kullanmak”arak günah işlemekle suçlanıyor.
Oysa gerçek tam tersidir. “Kamu imkânlarını amacı dışında” kullananlar, “itibardan tasarruf olmaz” diyerek lüks harcamalarından taviz vermeyenlerdir. Yatırım ve istihdam teşviki adı altında sermaye sınıfının vergi borçlarını silenler, ödeme garantisi verdikleri ucuz kamu ihalelerini yandaş sermaye gruplarına aktaranlar, ormanları, zeytinlikleri, kamu arazilerini, tarım alanlarını maden ve enerji şirketlerine peşkeş çekenlerdir. Kısacası siyasi iktidar ve sermaye sınıfı, işçi ve emekçilerden toplanan vergilerle oluşturulan kamu kaynaklarını sınırsızca yağmalamaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı ise bu yağmadan payını almakta, bunun karşılığını da dini duygularını sömürdüğü işçilerin hak mücadelesinin önünü kesmeye çalışarak, onları iktidara biat etmeye zorlayarak ödemektedir.
Diyanet’in fetvalarının yüzde birinde dahi sömürücü egemenlere, zenginlikten şımaranlara, “kul hakkı yiyenlere”, yağmacılara, talancılara laf edilmiyor. Hepsi domuz topu gibi birbirine sahip çıkıyor, birbirlerini aklıyorlar. “Kamuda tasarruf” diyerek kamu emekçilerinin sosyal haklarını, ücretlerini ve sosyal haklarını kısıyor, yüz binlerce insanı sefalet ücretine mahkûm ediyorlar. Diyanet’in son fetvası onun işlevinin ve amacının ne olduğunu gayet net bir şekilde özetliyor. İktidarın yalanlarına, yapay kutuplaştırıcı söylemlerine, tuzaklarına, dini duyguları sömürmesine karşı işçi sınıfının birliğini ve dayanışmasını örmesi, sıkı sıkıya kenetlenerek mücadelesine sarılması gerekiyor.
link: Gebze’den bir işçi, İktidarın İşçi Düşmanlığı ve Diyanet’in “Kamu Fetvası”, 27 Haziran 2025, https://marksist.net/node/8540
İşçi Sınıfının Neferi Nâzım Hikmet Mücadelemizde Yaşıyor
Çocukların ve Gençlerin Sermayeye Peşkeş Çekilmesine Hayır!





