Navigation
7 Kasım 2003

Rus Devrimini Savunurken

1932 Sonbaharında, bir Danimarkalı sosyal-demokrat öğrenci grubu, Rus Devriminin on beşinci yıldönümü konulu bir konuşma yapmak üzere Troçki’yi Kopenhag’a davet etti. Konuşma, 27 Kasım 1932’de yaklaşık 2 bin kişilik bir dinleyici kitlesi önünde yapıldı. Bu konuşma, Troçki’nin on bir yıllık son sürgünlüğü boyunca büyük bir dinleyici kitlesi önünde yaptığı tek konuşmaydı.

1 Kasım 2003

Birleşik Metal-İş Gebze Şubesi kongresinden notlar

DİSK Birleşik Metal-İş Gebze şube kongresi 26 Ekim 2003 Pazar günü Gebze Gürses Düğün Salonunda yapıldı.

29 Ekim 2003

Yücel Boru'da işçiler zehirlendi

Gebze'de bulunan Yücel Boru fabrikasında son üç aydır işlerin yoğunluğu bahane edilerek, mesai süreleri ay içinde belirli bir süre boyunca 12 saate çıkarılıyor.

Kârlarla birlikte iş cinayetleri de artıyor

Son beş-altı ayda metal sektörünün canlanması yönündeki kıpırdanışlar, iş kazalarının da artmasını beraberinde getiriyor.

İş Yasası çıktı, sırada uygulaması var

Daha önce İstanbul'da bulunan ve Petrol-İş'in örgütlü olduğu Doğan Lastik, 1996 yılında Gebze Organize Sanayi Bölgesine taşınmıştı.

Bolivya: Yarım Kalan Devrim

Latin Amerika ülkelerinin pek çoğu gibi Bolivya da kısa dönemde yeniden bir devrimci durumun eşiğine gelebilir. İşçi sınıfı ve ezilen kitlelerin iktidarı dahi alabilecekleri durumlarla karşılaşabiliriz. Ancak devrimci parti yaratılamadığı sürece, böyle bir durumda bile işçi sınıfının asla muzaffer olamayacağını söylemek kehanet olmaz. İktidarın belli bir süre elde tutulduğu fakat önderlik eksikliği yüzünden devrimin kaçınılmaz olarak yenildiği Paris Komünü deneyimi biliniyor. Dünya işçi sınıfının kapitalizm belasından kurtulabilmesi için Paris Komünü gibi yarım kalmış devrim deneyimlerine değil, yeni Ekimlerin yaratılmasına ihtiyacı var. Bolşevik tarzda örgütlenmiş devrimci bir parti olmadığı sürece, Bolivya'da, tüm Latin Amerika'da ve dünyanın her yerinde işçi sınıfının devrimci ayaklanmalarının yenilgisi kendini acı deneyimlerle göstermeye devam edecektir.

22 Ekim 2003

Genç İşgücü Sömürüsü: Çıraklık ve Stajyer İşçilik

Sermaye sınıfı kendi çıkarları için işçi sınıfını mesleki dar görüşlülük, işkolu ve ulusallık düzeyinde bölmeye çabalamaktan geri durmaz. İşyerlerinde işçileri kadrolu, mevsimlik, çağrı usulü çalışan veya çırak-stajyer işçi statülerine ayırmak da işçi sınıfını bölmek ve gücünü zayıflatmak amacına hizmet eder. Oysaki, işçi sınıfının çıkarları mesleki, yerel ya da ulusal bölünmüşlükte değildir. Dünya işçilerinin çıkarları ortaktır. Daimi işçilerle çırak ve stajyer işçiler arasındaki bölünmüşlük sermaye sınıfının körüklediği bölünmüşlüktür. İşten atılma, atılanların yerine düşük ücretle çırak ve stajyer işçilerin çalıştırılması, fazla mesailere kalmak, daimi işçilerin karşılaştıkları bir dizi sorundur. Ancak işçi sınıfının gücü örgütlü birlikteliğinden gelir. İster daimi isterse çırak ve stajyer işçi olsun bölünmüşlük ve rekabet, işçi sınıfının hiçbir kesiminin sorunlarının bir tekini dahi çözmez, çıkarlarına hizmet etmez. Daimi işçiler, çırak ve stajyer işçiler, sınıf örgütlerinde ortak politikalar temelinde birleşerek ve emek güçlerini sömüren kapitalist sınıfa karşı ortak mücadele ederek sorunlarını çözeceklerdir.

8 Ekim 2003

"Deliler" çıldırdı, "akıllılar" meleşiyor

Kapitalizmin Tanrısı yeni “peygamberini” gönderdiğinde eskilerine oranla çok daha umutluydu. İnsanlık yeniden nizam altına sokulacak ve böylece yaşanan karmaşaya son verilecekti.

1 Ekim 2003

Emek Dünyasından

Sendikal Mücadeleye Militan Yaklaşım

Sendikalar işçi sınıfının birer silahıdırlar. Bu silah bugün paslı, mekanizması bozuk ve uzun süre kullanılmamaktan dolayı işe yaramaz haldedir. Hatta çoğu zaman işçi sınıfı bu silahı kullanmasını da bilmediğinden, burjuvazi tarafından bizzat kendisine karşı kullanılmaktadır. Ama bu durum onun bir silah olduğu ve hatta işçi sınıfının elinde bir silah olduğu gerçeğini değiştirmez. Yapılması gereken, bu silahı temizleyerek işler hale getirmek ve burjuvaziye doğrultmaktır. Ne var ki işçilerin çoğunluğu henüz bu bilinçten yoksun durumdadırlar. Dolayısıyla sendikalarda uzun soluklu, ciddi bir çalışma yürütülmeden, kaybedilmiş mevzilerin tekrar kazanılması mümkün olmayacaktır. Yapılması gereken, işçi sınıfına ve onun ideolojisine yakışır tarzda politikaların, militan bir sınıf sendikacılığı anlayışının savunulması ve örgütlenmesidir.

29 Eylül 2003

"Irak'ta işgale son, Filistin'e özgürlük" mitinginin gösterdikleri

Irak'ta Savaşa Hayır Koordinasyonu'nun, "Irak'ta İşgale Son, Filistin'e Özgürlük" mitingi 27 Eylülde Şişli Abide-i Hürriyet meydanında, yaklaşık beş bin kişinin katılımı ile gerçekleştirildi.

23 Eylül 2003

Enternasyonalizm mi, Milliyetçilik mi?

Emperyalist savaşlar sürecinde, milliyetçilik-yurtseverlik, ulusal çıkarların savunulması, anayurdun savunulması gibi burjuva ideolojik argümanlara karşı doğru yaklaşımın önemi bir kat daha artıyor. Üzerinde yaşadığımız topraklar için bu görev daha da yakıcıdır. Türkiye'de burjuva devlet, Kürt ulusal hareketine karşı sürekli işçileri-emekçileri kışkırtmakta ve düşmanlık tohumları ekmektedir. Kürt halkı yok sayılmakta ya da "kültürel hak" kırıntılarıyla susturulmaya çalışılmaktadır. Türk kapitalistlerinin emperyal niyetlerine karşı savaşmak, Kürt emekçilerinin yanında ve şovenizmin karşısında olmayı gerektirir. Kürt ve Türk emekçilerinin kaynaşıp kardeşleşmesi, işçi sınıfının birliğinin önündeki engellerin kalkması ve Türk milliyetçiliğine-yurtseverliğine karşı mücadele, Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkını tanımaktan geçer. Kürt halkının kendi kaderini kendi özgür iradesi ile kararlaştırmasını, ikircimsiz, özürsüz, koşulsuz bir şekilde savunmadıkça, hiçbir komünist ezen ulus milliyetçiliğinden kurtulmuş olamaz.

22 Eylül 2003

DGM ve Profilo Direnişleri

Bugün işçi hareketinin genç unsurları arasında bırakalım siyasal bir mücadeleyi, sendikal-ekonomik bir mücadelenin bile başarıyla yürütülebileceğine ve kazanımla sonuçlanabileceğine duyulan inanç son derece erozyona uğramıştır. Tam da bu noktada, işçi sınıfının 70’li yıllarda giriştiği mücadelelerden devrimci siyasal talepler taşıyan kesitleri aktarmak ve hatırlatmak, hafıza kaybının önüne geçmek için son derece önemlidir.

13 Eylül 2003

23. Yılında 12 Eylül: Sınıf Mücadelesinde Kırılma

İşçi sınıfına devrimci bir önderlik sunmaya aday Marksist bir örgütlülük gerek ulusal gerekse de uluslararası düzeyde yaratılamadığı sürece, işçi sınıfının 12 Eylüllerden gerekli dersleri çıkarması ve iktidarı eline alacağı o büyük güne hazırlanması mümkün olmayacaktır.

9 Eylül 2003

Filistin Sorununa Marksist Yaklaşım

Filistin sorunu, özünde, Filistin halkının kendi kaderini özgürce tayin etmesi, yani ayrı ve bağımsız bir Filistin devleti kurma hakkına kavuşması sorunudur. Bugün Filistin'deki neredeyse tüm örgütler ve halk böylesi bir devletin kurulmasından yanadırlar. Filistin halkının iradesinin ayrı bir devlet kurma doğrultusunda çoktan tecelli ettiğini hesaba kattığımızda, ulusal sorununun bu coğrafyada ve mevcut koşullardaki çözümünün iki ayrı devletten geçtiği ortaya çıkmaktadır. Bu devlet kurulup, Filistin halkı bağımsızlığa kavuştuğunda Filistin'de ulusal sorun da çözülmüş olacak ve böylece artık Filistin halkı "ezilen bir ulus" olma statüsünden çıkacaktır. Marksizmin ulusal soruna yaklaşımı genel ilkeleri itibariyle Filistin'e uygulandığında durum budur.

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.