Ocak’ın Kardelenlerine


Yaşamlarını, kavgayla, güzel günlerin inancıyla yoğurmuş işçi sınıfının önderlerinden Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht’i 15 Ocak 1919’da, Lenin’i 21 Ocak 1924’te, Mustafa Suphi ve yoldaşlarını ise 28 Ocak 1921’de yitirdik. Onların mücadelesi bugün bize yol göstermeye devam ediyor. Burjuvazi bedenlerini katletse de onların fikirleri yaşıyor ve yaşayacak.


Karla kaplı kış bahçelerinde 
Her Ocak ayında, fırtınanın tam ortasında
Dört kardelen karların arasından göğe uzanır
Boyunları toprağa bakar
Toprak ananın bağrında yatan nice tomurcuklara seslenirler
Seslenişlerinde bir heyecan,
Seslenişlerinde güneşin hasreti...

Aynı gövdede iki kardelenden biri haykırıyor:
“Vardım, varım, varolacağım!”
Aynı gövdedeki diğer kardelen 
“Her şeye rağmen” diyor, 
“Bugün yenilenler yarın zafer kazanacaklardır”.
Bir tanesi var ki bu kardelenlerden
Çiçekleri geniş mi geniş kubbemsi
Ve beyazlığı karlardan bile göz kamaştırıcı
Toprağa eğilmiş başı, yapraklarıyla yarınları anlatıyor 
“Çok az olmamız felâket değil, milyonlar bizimle olacak."
Ve bir diğeri henüz gelişmemiş diğerleri gibi
Gövdesi ince, narin
Yaprakları cansız
Daha gencecik bir fidan daha körpe
Haykırıyor hırçın fırtınaların arasından
Karadeniz’i hatırlatıyor her şafak söktüğünde...

Mevsim zemheri
Toprak ananın üstü karla kaplı
Tomurcuklar baharı düşlüyor
Güneşin sıcaklığını düşlüyor
Güneş ısıtırsa toprağı çıkacaklar yerin üstüne
Rengârenk çiçek açacaklar
Öyle ki bütün çiçekler yedi renge boyayacak toprağı... 
Yakındır güneşin doğması
Yakındır sıcaklığının artması
Bahar gelecektir
Aylardan Ocak
Günlerden 15,
Günlerden 21,
Günlerden 28,
Dört kardelen toprağın altındaki tomurcuklara müjdeliyor baharı
Zifiri karanlığı aydınlatırcasına...