Navigation

Faşizme Karşı Direniş Çiçekleri: Beyaz Gül

Yazıcı içinYazıcı içine-postayla göndere-postayla gönder
Gençliğin özünde heyecan, dinamizm, değişim ve mücadele isteği vardır. Faşizm dönemlerinde egemen güçler de bu özden faydalanmak, gençliği kendi saflarında yedeklemek isterler. Bu tornadan geçmeyi reddedenler baskı ve şiddetle sindiriliyordu. Zulme boyun eğmeyen, sorgulayan, faşizme karşı direnmeyi seçen gençler de vardı Hitler Almanya’sında; İkinci Dünya Savaşı sırasında üniversiteli gençler tarafından kurulan Beyaz Gül grubu gibi.

Gençliğin özünde heyecan, dinamizm, değişim ve mücadele isteği vardır. Faşizm dönemlerinde egemen güçler de bu özden faydalanmak, gençliği kendi saflarında yedeklemek isterler. Hitler Almanya’sında da gençliğin değişim ve mücadele isteği faşist iktidarın çıkarları doğrultusunda kullanılmak isteniyordu. Nazilerin kurduğu çeşitli gençlik örgütlerinde gençler faşizm ideolojisi ile zehirleniyor, rejimin destekçisi-savunucusu haline getiriliyordu. Bu yapılarda gençlik bir torna makinesinden geçiriliyor, sorgulamayan, itaat eden, milliyetçi, ırkçı bir nesil yaratılmak isteniyordu. Bu tornadan geçmeyi reddedenler baskı ve şiddetle sindiriliyordu. Zulme boyun eğmeyen, sorgulayan, faşizme karşı direnmeyi seçen gençler de vardı Hitler Almanya’sında; İkinci Dünya Savaşı sırasında üniversiteli gençler tarafından kurulan Beyaz Gül grubu gibi.

Sophie Scholl, ağabeyi Hans Scholl, Christoph Probst gibi genç insanlardan ve Nazi karşıtı kimi akademisyenlerden oluşan bir direniş grubuydu Beyaz Gül. Bu genç insanların amacı insanların Führer’in savaşında can vermesine engel olmak; Yahudilere yapılan soykırımı teşhir etmek; Alman halkını soykırıma ve savaşa karşı çıkmaya çağırmaktı. Savaşın her geçen gün kızıştığı, milyonlarca insanın cephelerde öldüğü, binlercesinin faşist rejime karşı geldiği için katledildiği bir ortamda bu genç insanlar sessiz kalmayı kabul etmediler. Grubun kurucularından olan Sophie de öncesinde Hitler Gençliğine katılmıştı. Ancak bu sürede yaşadıkları, babasının Nazizm karşıtı, özgürlükçü söylemleri nedeniyle tutuklanması Sophie’nin faşist rejimi sorgulamasına ve ona karşı mücadele vermesine sebep olmuştu. Artık faşizmi, ırkçılığı ve soykırımı eleştiriyordu. Beyaz Gül üyeleri, bir baskı makinesi bulup bastıkları 6 bildiriyle savaşın iç yüzünü, soykırımı teşhir ettiler. Bildirilerini telefon rehberlerinden seçtikleri kişilere postayla yolladılar, fikirlerini yaymak için uğraştılar. Yardımcı olabileceklerine inandıkları insanlara ulaşmaya çalıştılar. Beyaz Gül gençleri Münih’te duvarlara Hitler karşıtı sloganlar yazdılar. Alman halkını faşizme karşı harekete geçmeye çağırdılar: “Hitler Alman halkını uçuruma götürüyor. Halk kendisini baştan çıkaranları körü körüne takip ederek bir yıkıma doğru gidiyor… Sonsuza dek, tüm insanlık tarafından nefret edilen ve reddedilen bir ulus mu olalım?” Sophie ve Hans’ın kızkardeşi Elisabeth Harthnagel, “Sophie Alman halkına başka bir yolun mümkün olduğunu, bir seçenekleri olduğunu göstermeye çalıştı. O Alman halkının yapması gerekeni yaptı” demişti.

18 Şubat 1943 sabahı, bildirilerini Münih Üniversitesinde dağıttılar. Bu esnada yakalanan Sophie ve Hans tutuklandılar, sorguya alındılar. Birkaç gün içinde hızlıca tüm Beyaz Gül üyeleri mahkûm edildi. 22 Şubat günü Sophie, Hans Scholl ve Cristoph Probst giyotinle idam edildiler. Ancak duruşma esnasında da, idama giderken de fikirlerinin ve bu fikirleri yaymak için yaptıklarının arkasında durdular. Sophie mahkemede şöyle diyordu: “Pek çok insan bizim düşündüğümüz gibi düşünüyor ancak bunu söylemeye cesaret edemiyor.” Haklılıklarından aldıkları güçle hep dik durdular. Başlarına geleni bir son olarak görmediler. İdamından önce “Ne kadar güzel, güneşli bir gün ve ben gitmek zorundayım” diyordu Sophie; “Fakat binlerce insan bizim sayemizde uyanır ve harekete geçerse, benim ölümüm neden bir sorun olsun ki!” diye devam ediyordu. Ağabeyi Hans ise idam edilirken “yaşasın özgürlük” diye haykırıyordu.

Beyaz Gül üyeleri idam edildi ama onlar gibi direnişi seçen irili ufaklı gruplar mücadeleye devam ettiler. Führer’in korkusu büyüdükçe büyüyor, sonu yaklaşıyordu. İki yıl sonra faşizm yenildi. Beyaz Gül üyeleri, tıpkı diğer direnişçiler gibi tarih sayfalarında ölümsüzleşen gençler oldular. İşçi sınıfının gençliği onlar gibi sorgulamayı, en zor koşullarda dahi mücadele etmeyi, faşizme karşı direnişi seçmelidir. Gece en nihayetinde bitecek, güneş direnenlerin ellerinde yeniden doğacaktır!