Navigation

Karanlık Dönemlerde Mücadele Deneyimleri

Tarihe Düşülen Bir “Son Not”

“Son Not” isimli film de Haydari kampında yaşanmış olayları ele alıyor. 2017 yapımı olan bu filmin yönetmeni Pantelis Voulgaris’tir. “Son Not” filmi 1944 yılında dört Alman generalin öldürülmesine misilleme olarak Haydari kampında esir tutulan 200 sosyalistin 1 Mayıs günü kurşuna dizilerek katledilişini anlatıyor.

Özgürlüğün ve Devrimci Onurun Sembollerinden Biri: Elektra

Avrupa’da faşizmin yükselişi ve alt edilmesi süreci farklı biçimlerde de olsa, faşist rejimlerle mücadele etmek isteyenler için öğretici deneyimlerle doludur. İtalya’dan Almanya’ya, Bulgaristan’dan Yunanistan’a faşizme direnenlerin deneyimleri ve cesaretleri insanlığa ümit ve ilham veriyor. “Benden Selam Söyle Anadolu’ya” adlı romanıyla tanıdığımız Dido Sotiriu’nun “Elektra” adlı romanı da bu deneyimlerden bir demet aktarıyor.

1943 FIAT Grevi: İtalyan Faşizminin Ölüm Çanı

75 yıl önce, 5 Mart 1943’te, İtalya’nın kuzeyindeki bir sanayi kenti olan Torino’da, FIAT’ın Mirafiori otomobil fabrikasında çakılan kıvılcımla ateşlenen grev dalgası, Mussolini ve İtalyan faşizmi için sonun başlangıcı olmuştu. İşçiler başlangıçta ücret artışı gibi ekonomik taleplerle mücadeleye atılmış olsalar da, kısa süre sonra, eylemlerin kitleselleşmesiyle birlikte, talepler daha siyasi ve anti-faşist, savaş karşıtı bir nitelik aldı.

Faşizm ve Gençlik

İşçi sınıfının gençliği, direngenliği ve cesaretiyle daha pek çok ülkede faşizme karşı verilen çeşitli mücadelelerde yerini aldı. İtalya’da gerek işçi kentlerinde yürütülen grevlerde, gerekse Partizan hareketinin silahlı eylemlerinde, faşistlere yönelik gerçekleştirilen sabotajlarda gençler yerlerini aldılar. Benzer şekilde faşist iktidarların işgaline uğrayan Fransa, Yunanistan, Yugoslavya, Arnavutluk gibi pek çok ülkede de gençler, faşist baskıdan ve işgalden kurtulmak için direnç gösterdiler, mücadele ettiler. Gençler, direnişlerde niceliksel olarak dikkat çekmelerinin yanı sıra cesaret ve dinamizmleri açısından niteliksel olarak da önemli bir yer tutmaktadırlar.

Faşizme Karşı Direniş Çiçekleri: Beyaz Gül

Gençliğin özünde heyecan, dinamizm, değişim ve mücadele isteği vardır. Faşizm dönemlerinde egemen güçler de bu özden faydalanmak, gençliği kendi saflarında yedeklemek isterler. Bu tornadan geçmeyi reddedenler baskı ve şiddetle sindiriliyordu. Zulme boyun eğmeyen, sorgulayan, faşizme karşı direnmeyi seçen gençler de vardı Hitler Almanya’sında; İkinci Dünya Savaşı sırasında üniversiteli gençler tarafından kurulan Beyaz Gül grubu gibi.

Varşova Gettosu Ayaklanması

Varşova Gettosu ayaklanması, ölüm kamplarında katledilmektense onurlarıyla direnerek ve savaşarak ölmeyi tercih eden en genci 13, en yaşlısı 40 yaşında olan direnişçilerin, sosyalistlerin, kendilerinden sonraki kuşaklara bıraktığı muazzam bir direniş destanıdır. Böylesi bir direnişin yaşanabilmesi korkunun felçleştirdiği bir toplumun varlığına rağmen örgütlülüğünü koruyan ve asla pes etmeyen sosyalistler sayesinde mümkün olabilmiştir. Varşova Gettosu ayaklanması neredeyse bir şehrin yok olmasıyla, binlerce insanın katledilmesiyle sonuçlansa da direnişçiler açısından bir yenilgi anlamına gelmiyor. Nitekim bu isyan Polonya’daki direniş hareketini etkilediği gibi, başka gettolardaki ve hatta ölüm kamplarındaki ayaklanmaları tetiklemiştir.

Güney Kore’de Askeri Diktatörlüklere Karşı Mücadelenin Otuz Yılı

Dünya işçi sınıfı, çeşitli türden otoriter, totaliter rejimlere karşı gerçekleştirdiği mücadelelerle gelecek kuşaklara zengin deneyimler armağan etmiştir. Onyıllarını askeri diktatörlükler altında geçiren Güney Koreli işçiler de, baskı ve yasaklara rağmen askeri diktatörlüklere karşı yükselttikleri militan mücadelelerle bu deneyimlere büyük katkılarda bulunmuşlardır.

Kapitalizmin Karanlığını Yırtacak Kızıl Tomurcuklarız

Elif Çağlı’nın Eylül Günlüğü

11 yıl önce kaleme alınmış bu yazı, Elif Çağlı'nın Eylül Günlüğü adlı şiir kitabını okuyucuya tanıtıyor ve 12 Eylül askeri faşizminin karanlığında direncini ve umudunu yitirmeyenlerin sonunda nasıl bu karanlığı yırttığına odaklanıyordu. Bugün de sivil kökenli bir karanlık dönemden geçiliyor. Ve bugün de direnç çiçeklerini büyütmek, bu karanlığa karşı mücadelede tarihsel iyimserliği yitirmemek büyük önem taşıyor. Bu nedenle sözkonusu yazıyı okuyucularımızın ilgisine tekrar sunuyoruz.

İspanya İşçi Komisyonları: Faşizm Koşullarında Sınıf Mücadelesi

Türkiye’de yaşanmış örneklerin yanı sıra farklı ülkelerde faşizm altında mücadele deneyimlerinden alınacak derslerin de irdelenmesi ve özümsenmesi gerekiyor. Bu açıdan, İspanya’da 1936-39 yılları arasında yaşanan iç savaşın ardından gelen ve 36 yıl süren faşist Franco diktatörlüğü döneminde, işçi sınıfının öncü kesimlerinin İşçi Komisyonları adı altında verdikleri mücadeleler de incelenmeyi fazlasıyla hak etmektedir.

Faşizmin Panzehiri Devrimci Dirençtir

Unutulmasın ki, faşizm ve benzeri tüm olağanüstü burjuva rejimler işçi sınıfının mücadelesine, örgütlerine darbeler indirebilir fakat her ne yaparsa yapsın işçi sınıfını ortadan kaldıramaz. Onun tarihsel misyonunu yok edemez ve en karanlık günlerin içinden bile sınıfın duyarlı unsurlarının tomurcuklanmasını engelleyemez. 16 Nisan 2017 referandumu döneminde kendi sınıf çıkarları gereği “Hayır” diye haykıran çeşitli sektörlerden işçilerin ağzından dökülen şu sözler bu gerçekliği ne güzel anlatıyor: “Direnç çiçeğinin gülleri geç açar, çatlattığı kayadan su gürül gürül akar”!

Faşizm ve İtalyan İşçi Hareketinin Deneyimi

İtalyan işçi sınıfının devrimci mücadelesi hem önceki devrimci gelenekleri daha da ilerleterek güçlendirmiştir, hem de, devrim fırsatı her ne kadar yitirilmiş olsa da, işçi sınıfı bu mücadeleden kazanımlarla ve moralli olarak çıkmıştır. İtalyan işçi sınıfı bu geleneklerinin yaşadığını 20 yıl kadar sonra, 1968 dalgası sırasında yine fabrikaları işgal ederek bir kez daha göstermiştir. Hiç kuşkusuz bu gelenek kapitalizmin günümüzdeki krizi derinleştiği ölçüde yeniden coşkulu atılımların temeli olacaktır.

Karanlık Dönemlerde İşçi Sınıfının Mücadelesine Dair

Genel olarak bakıldığında dünya işçi sınıfı hareketi ikinci emperyalist dünya savaşı sonrasındaki süreçte 60’lı ve 70’li yıllarda ulaştığı zirve noktasından sonra 80’li yıllarla birlikte önemli kayıplar yaşamış ve esasen gerilemiştir. 2000’li yıllarla birlikte tarihsel anlamda yeni ve uzun bir sınıf mücadeleleri dönemini haber veren bir hareketlenme ve mücadele eğilimi yeniden ortaya çıkmakla beraber, bu eğilim henüz 80’li ve 90’lı yılların kaybettirdiklerini geri kazandıracak noktaya gelmiş değildir. En önemlisi de hiç kuşkusuz sınıf bilinci ve örgütlülüğünün yaşadığı ağır kayıplardır. Yeni kuşaklar ile eski kuşaklar arasındaki bağlar ciddi bir yara almış, mücadele yoluna koyulan yeni kuşaklar eskinin paha biçilmez deneyimlerinden ciddi ölçüde mahrum biçimde el yordamıyla ilerlemek durumunda kalmışlardır. Dünya kapitalizminin ağır bir kriz içinde olduğu mevcut şartlarda bu hareketlerin yeni yükselişleri mutlaka olacaktır. Yeni yükselişler geldiğinde geçmişin yanılgılarından ne denli uzak durulabilirse hareketin başarıları o denli büyük olacaktır.

Eylül Günlüğü

12 Eylül dönemi bu topraklarda yaşayan devrimci insana, faşizmin gerçekte ne demek olduğunu doğrudan öğretti. Faşizm "içerde" olana da olmayana da baskı ve işkencenin acısını fazlasıyla yaşattı. O günlerin beraberinde getirdiği ölümlerin acısı unutulamaz; insanların yüreklerinde açtığı yaralar hâlâ sızlar. Zor günler zor sınavlara çeker insanı. Çekilen tüm acılara karşın, devrimci bayrağı yarınlara taşıyabilmek için tarihsel iyimserliği her daim yeşertmek gerekir. İnancı ve umudu acıya katık eyleyip yola devam etmeyi becermektedir hüner. Bu noktada bazen düz yazının hükmü sona erer ve şiir egemenliğini ilan eder.

1986 Netaş Grevi

Netaş Grevi, sınıf mücadelesinin ve sınıf dayanışmasının sadece bir fabrikayla sınırlı olmadığını, yerel, ulusal ve uluslararası mücadele ve dayanışmanın zorunlu olduğunu bir kez daha göstermiştir. Netaş işçileri uluslararası dayanışmayı örgütlemenin her koşulda mümkün olduğunu da bu alanda yaptıklarıyla kanıtlamışlardır. Avrupalı sınıf kardeşlerinden önemli miktarda maddi destek görmüşlerdir.

Karanlık Dönemlerde Mücadele Deneyimleri beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.