Kitaplarımız

Our books

Kitaplarımız

İlkay Meriç


Koruculuk Sistemi: Kürdü Kürde Kırdırmak

Kürt sorununda çözüm tartışmalarının alevlendiği ve PKK’nin 1 Hazirana kadar eylemsizlik kararı aldığı kritik bir dönemde, Mardin’in Zanqirt köyünde (Bilge köy) 17’si kadın, 6’sı çocuk 44 kişinin makineli tüfeklerle taranarak katledildiği haberi geldi.

Obama’nın Ziyareti ve Emperyalist Planlar

İster Ortadoğu olsun ister Balkanlar, ister Kıbrıs olsun ister Kafkaslar, tarihsel deneyim, emperyalist planların halklara barış ve huzur getiremeyeceğini sayısız kez kanıtlamıştır. Halklar arasındaki kardeşleşmeyi ancak işçi ve emekçi sınıflar iktidarı kendi ellerine alarak gerçekleştirebilirler. Ancak o zaman tüm sınırları yıkıp, dünyanın bütün zenginliklerini insanlığın hizmetine sunabilirler. Hiç kimsenin açlık çekmeyeceği, işsiz kalmayacağı, köle gibi çalışmaya mecbur olmayacağı, kısacası insanın insanım diyebileceği ve insan gibi yaşayacağı barış ve kardeşlik dolu bir dünya için isyan ateşini körükleyelim!

Sefalet ve Çelişkiler Ummanı Hindistan

Hindistan, kapitalizmin bir avuç azınlık için akıl almaz bir zenginlik, yüz milyonlarca insan içinse korkunç bir sefalet ürettiğinin en çarpıcı örneklerinden biridir. Uzay teknolojisine sahip bir ülkede bin yıllık kast sistemi halen mevcudiyetini sürdürebiliyorsa, çileciliği ve sefaleti kutsayan ilkel bir din halen güçlü bir şekilde varlığını korumaya devam ediyorsa bunun temel nedeni kapitalizmdir. Bir tarafta dünyanın en karmaşık bilgisayar yazılımları üretilirken, hemen yanı başında 800 bin insan açıktan akan lağımları temizlemek için tuvalet temizleyiciliğiyle geçimini sağlıyorsa bunun nedeni kapitalizmdir.

Emperyalist Savaş Makinesi Körükleniyor

değerlendirenlerin egemenliğinin cisimleştiği kapitalizmden insanlık adına en ufak bir hayır beklenebilir mi? “Hamburger” satmak için bombardıman uçaklarını seferber etmekten çekinmeyen böylesi korkunç bir sömürü sisteminin barışçıl olmasını ummak mümkün müdür? Emperyalizm çağıyla birlikte tarihsel olarak tüm ilerici misyonunu yitirip toplumsal yaşamı çürüten kokuşmuş kapitalizmden, barış, demokrasi, özgürlük ve vicdan bekleyenler, son bir asırda milyarlarca insanın bizzat bu sistemin yarattığı felâketlere kurban edilmelerine göz yuman ikiyüzlülerdir.

Gazze’nin Aynasında Emperyalist Savaş Gerçeği

Katil İsrail devleti, 22 gün boyunca soluk aldırmaksızın havadan ve karadan bombardımana tuttuğu Gazze’den, bozulması pamuk ipliğine bağlı göstermelik bir ateşkesin ardından geri çekildi. Haftalarca devam eden bu akıllara durgunluk verici vahşet esnasında, ABD, AB ve onların dümen suyundaki Arap devletleri, var güçleriyle, “Hamas’ın saldırılarına karşı kendini savunma hakkını kullandığını” iddia ettikleri İsrail’in arkasında yer aldılar.

Huzur Bozan Özürcüler

Bir grup liberal aydının, “1915’te Osmanlı Ermenilerinin maruz kaldığı Büyük Felâket’e duyarsız kalınmasını, bunun inkâr edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum” diyerek, internet üzerinden başlattıkları imza kampanyası, milliyetçi-ırkçı-devletçi kesimde büyük bir öfke kabarmasına yol açtı.

Obama: Siyahla Aklamak

Burjuvazi ne kadar çabalarsa çabalasın, Obama’nın gerçek yüzünün ortaya çıkması çok uzun zaman almayacaktır. Siyah emekçilerin sevinç gözyaşları istismar edilerek, seçilmesi “devrim” olarak sunulan Obama da, tıpkı Bush gibi, krizin faturasını işçi sınıfına yüklemeye devam edecek, emperyalist savaşı derinleştirip yayacak, “terörizmle mücadele” adı altında milliyetçiliği ve ırkçılığı tırmandıracak, ezilenlerin, sömürülenlerin ve ayrımcılığa uğrayanların acılarını katmerlendirecektir. Ve çok geçmeden tarihsel gerçeklik, değişim ateşiyle yanan kitlelere bir kez daha kendini dayatacaktır: Devrimci değişimler ancak devrimlerle mümkündür!

Diller Dağından Emperyalist Paylaşım Alanına

Dünyanın en çeşitli etnik bileşimine sahip coğrafyalarından birisidir Kafkaslar. Farklı dillere, dinlere ve etnik kökenlere sahip çok sayıda halk, bin yıllardır bu coğrafyada iç içe geçmiş bir şekilde yaşamaktadır. Ne var ki, halkların gönüllü birlikteliği temelinde muazzam bir kültürel zenginliğin ifadesi olacak ulusal çeşitlilik, kapitalist-emperyalist sistemde, en azgın çatışmaların, boğazlaşmaların ve düşmanlıkların kanlı yatağına dönüştürülmektedir.

Boğazlar Savaş Yolu Olurken

Nasıl Irak savaşı öncesi Amerikan askerlerinin Türkiye topraklarından geçirilmesi ve bir kuzey cephesi açılması sorunu Türkiye devrimci işçi sınıfının gündemine girmişse, bugün de Boğazların savaş yolu haline getirilme girişimleri aynı şekilde işçi sınıfının gündemine girmelidir. Buradan geçen savaş gemileri Türkiye’nin de dahil olduğu Karadeniz ve çevresine “barış ve insani amaçlar” için gitmiyorlar. Bugünkü gerilim mevcut haliyle bir süre sonra dinebilirse de, artık Karadeniz’in yeni bir savaş alanı haline getirilmesi yolunda çok önemli bir dönemeç geçilmiş durumdadır. Bunun bilincine varılmalıdır.

Küba İşçi Sınıfını Savunmanın Yolu Nereden Geçiyor?

Yeni devlet başkanı Raul Castro’nun (Fidel’in kardeşi) geçtiğimiz Temmuz ayında Küba parlamentosunda açıkladığı son kararlar, gerek burjuva basının gerekse sosyalist basının dikkatlerinin bir kez daha bu ülkeye çevrilmesine yol açtı. “Küba kapitalizme geri mi dönüyor” sorularını yeniden alevlendiren söz konusu kararlar, egemen bürokrasinin Küba’nın içinde bulunduğu duruma yönelik tespitlerinin yanı sıra sözde çözüm önerilerini de içeriyordu.

Obama Değişim mi Getirecek?

İşsizlik, düşük alım gücü ve ödeyemedikleri kredi borçlarının bindirdiği basınç altında ezilen, hiçbir sosyal güvencesi bulunmayan, emeklilik denen bir olguyu çoktandır unutan, birbiri ardına çıkarılan faşizan yasalarla ve uygulamalarla kuşatılan milyonlarca Amerikalının öfke ve hoşnutsuzluğu alabildiğine artmış durumda. İşçi ve emekçilerin büyük çoğunluğu artık yeter diyor ve “değişim” istiyor. İşte tam da bu yüzden büyük sermayenin sahneye koyduğu seçim oyununun en önemli yanını “değişim” teması oluşturuyor. Baş aktörlüğü ise Demokrat başkan adayı Barack Obama yapıyor.

Sözde Laik-Dinci Çatışması Ardında Devam Eden İktidar Kapışması

Burjuvazinin iç kapışmasında görece bir yatışma yaşandığı kış aylarının ardından, Türkiye baharla birlikte it dalaşının da yeniden kızışmasına tanık oluyor. Üniversitelerde başörtüsünün yolunu açan anayasa düzenlemelerinin Anayasa Mahkemesine intikal ettirilmesi, bunu takiben AKP’ye kapatma davası açılması, ardından gelen Yargıtay muhtırası ve Mahkemenin türban düzenlemelerini iptal etmesi burjuva siyasetin kaynama noktasına ulaşmasına yol açtı. Ordunun siyasete doğrudan müdahalelerine alışkın olan burjuva rejim, şimdi de yargı aygıtı üzerinden müdahaleyle (kuşkusuz bu ilk kez olan bir durum değildir) karşı karşıya bulunuyor.

İstihdam Paketi mi, Patronlara Kıyak Buketi mi?

Asıl adı “İş Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı” olan ve “İstihdam Paketi” olarak anılan yasa tasarısı geçtiğimiz günlerde Mecliste kabul edildi. Başta TÜSİAD olmak üzere tüm sermaye çevreleri hükümetin bu paketi bir an önce Meclisten geçirmesini sabırsızlıkla bekliyorlardı.

Kapitalizm İnsanlığı Açlığa Mahkûm Ediyor

Dünyayı pençesinde kıvrandıran kapitalizm canavarı, kanını emerek hayat bulduğu emekçi sınıfları her geçen gün bir felâketten diğerine sürüklemeye ve milyonların canını almaya devam ediyor. Irak ve Afganistan’ı cehenneme çeviren emperyalist savaş kısa sürede dünya ölçeğinde derin bir ekonomik krizle bütünleşirken, fahiş biçimde artan gıda fiyatlarıyla korkunç bir hal alan açlık da bu felâket tablosunu tamamlıyor.

Efsaneleştirilen Köy Enstitüleri ve Gerçekler

Kuruluşları günümüzden 68 yıl öncesine uzanan ve Demokrat Parti döneminde kapatılan Köy Enstitüleri, aradan onlarca yıl geçmiş olmasına rağmen halen şu ya da bu vesileyle tartışma gündemine gelen konulardan biridir. Dönemin devlet partisi konumundaki CHP’nin Kemalist ideolojiyi toplumun kılcal damarlarına dek yayma ve iktidarını güvenceye alma amacı da güderek uygulamaya soktuğu bu kurumlar üzerinde özellikle 50’li ve 60’lı yıllarda ciddi tartışmalar yürütülmüştür.

Emekçi Kadınlar ve Emperyalist Savaşlar

Bugün de, Asya’dan Amerika’ya, Avrupa’dan Afrika’ya, dünyanın dört bir yanında kapitalist-emperyalist sisteme ve onun yarattığı kanlı savaşlara karşı mücadele eden devrimciler arasında on binlerce kadın bulunuyor. Onlar işçi sınıfının kadınıyla erkeğiyle en geniş kesimlerinin bu kanlı sömürü sitemine son vermek üzere mücadeleye atılmasını sağlamak için savaşım veriyorlar. Yine günümüzde sömürgeciliğe karşı yükseltilen ulusal kurtuluş mücadelelerinde yer alan Filistinli, İrlandalı, Kürt kadınlar da erkeklerle omuz omuza savaşıyorlar.

Burjuva Devletin Bütçesi ve Vergiler

Devletin finansmanının hangi sınıfların sırtına yüklendiğine ve kaynakların hangi sınıflara akıtıldığına dair önemli bir gösterge oluşturan devlet bütçeleri, burjuva hükümetlerin izledikleri ekonomik ve sosyal politikaların genel bir özetini sunarlar. Bu nedenle de bütçeler burjuvazi kadar işçi sınıfını da yakından ilgilendirirler.

Chavez’in Referandum Yenilgisi

Ya da Oportünizmin ve Reformizmin Hayal Kırıklığı

Venezuela’nın aylardır kilitlendiği ve son dönemde ülkedeki tansiyonu giderek yükselten anayasa referandumu 2 Aralıkta gerçekleşti. Ağırlıklı olarak Chavez’in önerileri doğrultusunda hazırlanan bu reform paketi, nihayetinde %49,2 evet oyuna karşı %50,7 hayır oyuyla reddedildi. Chavez ve avenesi nerede hata yaptıklarını düşünedursunlar, gelinen nokta, Venezuela’da dokuz yıldır yaşanan sürecin ciddiyetle değerlendirilmesinin komünistler açısından ne kadar elzem olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Özelleştirilmiş Savaş Aygıtları ve Profesyonel Ordular

Çeşitli ülkelerdeki vukuatları saymakla bitmeyen Blackwater türü özel ordular, yasal muafiyetleri nedeniyle dokunulmazlık zırhına bürünmüş durumdalar. Bu savaş örgütlerinden suç teşkil eden eylemlerinden ötürü hesap sorulamıyor.

Kapitalizmin Tarihi Soykırımlarla Bezelidir

Üretimin kâr için yapıldığı ve “insani değerler” başta gelmek üzere her şeyin metalaştırıldığı kapitalist bir dünyada yaşıyoruz. Kapitalizmin tüm tarihi, burjuvazinin kendi çıkarları için vahşetin hiçbir türünden kaçınmadığının, bu uğurda on milyonlarca insanı feda edecek kadar gözü dönmüş bir sınıf olduğunun inanılmaz örnekleriyle doludur.

Marksist TUTUM ana sayfa Yeniden yükle

e-broşürlerimiz

  • Elif Çağlı
    "Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek ...
  • Elif Çağlı
    "Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
  • Elif Çağlı
    Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık ...
  • Mehmet Sinan
    Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi ...
  • Marksist Tutum
    Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
  • Elif Çağlı
    Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
  • Elif Çağlı
    Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci ...
  • Mehmet Sinan
    Günümüz koşullarında Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı bu devlet ideolojisi, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek ...
  • Elif Çağlı
    Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
  • Utku Kızılok
    Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, ...
  • Elif Çağlı
    Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine ...
  • Mary Harris Jones
    İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını ...
  • Elif Çağlı
    Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
  • Elif Çağlı
    Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Örneğin günümüzde anarşizm daha ziyade burjuva karakterli unsurlar tarafından gelgeç bir radikalizm türü olarak benimsenip öğrenci hareketine yansıtılıyor. Özünde milliyetçi olan sözde bir anti-emperyalizmin çıkmaz ...
  • Marksist Tutum
    Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.

Kısa Okur Mektupları