Navigation

Hakan Sönmez

Talimli, Terbiyeli Eğitim!

Bugün eğitim sistemi AKP eliyle, milliyetçi, muhafazakâr, mukaddesatçı bir anlayışla, itaatkâr ve dindar bir nesil yetiştirmek için neredeyse yeni baştan organize edilmeye çalışılıyor. Dün Kemalizmin ihtiyacına göre sansürden geçirilen müfredat, bugün de AKP’nin ve onun yandaşı sermaye kesimlerinin ihtiyacına göre şekillendirilmeye çalışılıyor. Ama eğitim sisteminin baskıcı, gerici ve bilimsellikten uzak yapısı devam ediyor. Eğitim hâlâ ezbere dayalı, hâlâ yüzeysel ve hâlâ düşünen, sorgulayan beyinler yetiştirmekten son derece uzak. İşte bu yüzden kitleleri zehirleyen gerici burjuva eğitim sistemine karşı mücadeleyi yükseltmek, parasız, anadilde, demokratik, bilimsel eğitim için mücadele etmek işçi sınıfının görevidir.

Otoyol ve Köprülerin Özelleştirilmesi

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sermaye ve emrindeki AKP hükümeti aynı metodu izlemek suretiyle bütçeden kamu hizmetlerine ayrılan payı kısmakta, kamu hizmetlerini özelleştirerek sermayeye yeni ve kârlı alanlar açmaktadır. İşçi sınıfına yapılan bu saldırılar iyi okunmalı ve sermaye sınıfının gerçek yüzü teşhir edilmelidir. Bunun için sermayeyi ilerici, gerici, yerli, yabancı gibi kimliklere ayıran ve onun ortak bir sınıf olduğu gerçeğini görmeyi engelleyen ön yargılardan kurtulmak şarttır.

MESS Sözleşme Süreci ve İşbirlikçi Türk Metal

Yüz binlerce metal işçisini ilgilendiren 2012-2014 MESS grup toplu sözleşme sürecinin başlamasıyla birlikte, yıllardır işçilere ihanet eden Türk Metal’e tepkiler de yükselmeye başladı. Türk Metal’in TİS taslağını açıklamasıyla birlikte, Bursa Organize Sanayi Bölgesindeki Oyak-Renault fabrikasında 16.00-24.00 vardiyasında çalışan işçiler iş durdurdular.

Yeni YÖK Yasa Tasarısı

12 Eylül askeri faşist darbesinin üzerinden 32 yıl geçmesine rağmen darbenin hesabı sorulmadığı gibi, başta 12 Eylül anayasası ve faşist darbenin yarattığı birçok kurum hâlâ ayakta durmaya devam ediyor. Bunlardan birisi de faşist rejimin düşünmeyen, sorgulamayan, bilimsellikten yoksun nesiller yetiştirmek, gençleri siyasetin ve devrimci mücadelenin dışında tutmak ve burjuva ideolojisini kolayca empoze edebilmek için oluşturduğu YÖK’tür.

Sağlıkta Dönüşüm Devam Ediyor

Sermaye hükümeti AKP’nin sağlığı paralı hale getiren ve sermayenin emrine sunmak için başlattığı sağlıkta dönüşüm projesi yeni eklemelerle devam ediyor. Fakat getirilen uygulama yine sinsi bir yöntemle gündeme düşmüş durumda. SGK’nın özel muayenelerde yapılan diş tedavi masraflarını da karşılayacak olmasını burjuva basın, “Devlet baba dişçi koltuğunda! Diş de sigorta kapsamına giriyor.

Kıdem Tazminatı Saldırısında Yeni Hamleler

Genelde sendikalar bu konuda bugüne kadar laf üretme düzeyini geçemediler. Fakat tekil örnekler de olsa, saydığımız işleri mütevazı bir şekilde yapmaya çalışan UİD-DER (Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği) gibi işçi örgütleri de var. UİD-DER’in yürüttüğü mütevazı fakat azimli çalışmalarla mahallelerde, işyerlerinde, fabrikalarda binlerce işçiyle yüz yüze görüşülerek saldırı teşhir ediliyor, işçiler bir araya getirilebiliyor. Sendika bürokratlarının sınıfı mücadeleden uzak tutan tutumları karşısında, saldırının püskürtülmesi ve sendikal bürokrasinin defedilmesi için mücadeleyi örgütlemek sınıf devrimcilerine düşüyor.

Kapitalist Tüketim Her Araçla Pompalanıyor

Kapitalist sistemde tek amaç vardır, o da daha fazla kâr elde etmektir. İşçi sınıfının ürettiği artı-değere el koyan kapitalistler, bunu ancak üretilen ürünler satıldığında kâr biçiminde realize edebildiklerinden tüketimi alabildiğine körüklemek zorundadırlar. Gözünü kâr hırsı bürümüş kapitalistler tüketimi körüklemek için her yönteme başvurmakta, bu konudaki yaratıcılıklarında sınır tanımamaktadırlar.

Türkiye’de İnsan Hakları İhlallerinin Gösterdikleri

Bugün yürüyen emperyalist savaş ve kriz koşullarında dünyada güvenlik ve terörle mücadele bahanesiyle emekçi kitleler üzerindeki baskılar arttırılmaktadır. Başta ABD emperyalizminin 11 Eylülde İkiz Kulelerin vurulmasını bahane ederek güvenlik gerekçesiyle herkesi terörist olarak göstermesiyle başlayan süreç dünyanın diğer kapitalist ülkelerinde de devam etmiş, burjuva devletler aynı bahanelerle baskı yasalarını devreye sokmuştur.

Burjuvazinin 2012 Yılı Bütçesinden Yansıyanlar

Oluşturulan bütçe burjuvazinin bütçesidir. Dolayısıyla harcamalar da burjuvazinin çıkarları doğrultusunda olacaktır. Ancak burjuvaziyi besleyen bu bütçenin büyük bölümü işçi-emekçilerden toplanan vergilerden oluşmaktadır. Tezatlık da buradadır. Burjuvazi hem işçi sınıfının ürettiği artı-değere el koyarak onu sömürmekte, hem de ondan topladığı vergilerle ona baskı uygulayan devlet mekanizmasını beslemektedir. Dolayısıyla işçi sınıfı kendisinin olmayan, kendisini ezen ve baskı altına alan burjuva devletin finansörlüğünü yapmaktadır. Gerçek çözüm, kapitalist sömürü çarkına çomağı sokmak ve sömürü mekanizmasını yok etmekten geçmektedir.

İşsizlik Artıyor, AB ve ABD’de Kriz Gittikçe Derinleşiyor

Kapitalist devletler “krizi önleme” adı altında batan tekelleri kurtarma paketleri hazırlayıp faturasını işçi sınıfına kesiyorlar. Bunun anlamı emekçiler için daha çok çalışma, hak gaspı, işsizlik, yoksulluk ve sefalettir. Diğer taraftan alınan bu önlemler burjuva ideologları tarafından krizin içinden kısa sürede çıkılacağı, önlemler sayesinde krizin atlatılacağı şeklinde lanse edilip duruldu. Ne var ki kapitalist kriz derinleştikçe derinleşti ve yaşanan yeni gelişmelerle kendini sürekli dışa vurdu.

Srebrenitsa Katliamı ve Emperyalist Savaş

Srebrenitsa’da, 1995 Temmuzunda, 8 bini aşkın Boşnak, Sırp egemenleri tarafından katledildi. Katliamın 16. yıldönümünde, Sırplarca katledilen 613 kişinin kemikleri toplu mezarlarda bulundu. 11 Temmuzda, Saraybosna’da, dünyanın birçok ülkesinden gelenlerin de üç gün süren bir barış yürüyüşünün ardından katıldığı bir cenaze töreni düzenlenerek, toplu mezarda bulunan cesetler toprağa verdi.

Burjuvazi Sendikalara da Saldırıyor

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu tarafından hazırlanan bir rapor, krizin patlak vermesiyle birlikte sendikal mücadeleye saldırıların ne denli arttığını ortaya koyuyor. Krizin faturasını işçilere ödetmek isteyen burjuvazi, hiçbir yasa tanımaksızın işçi sınıfına açıktan saldırıyor. Rapora göre geçen yıl dünya ölçeğinde 90 sendikacı öldürüldü, 75 sendikacı ölümle tehdit edildi. Sendikal faaliyetlerde bulunan 2 bin 500 kişi tutuklandı, 5 bin kişi işlerinden atıldı. En çok ölümün yaşandığı yer Latin Amerika oldu.

Batı’nın İkiyüzlülüğü ve Göçmen Emekçiler

Kapitalistlerin körüklediği milliyetçiliğe, ırkçılığa, yabancı düşmanlığına karşı dünyanın her ülkesinde yerli işçi sınıfı göçmen işçilerin sorunlarına sahip çıkmalı, siyasal, ekonomik ve sosyal haklar için hep birlikte örgütlenmelidir. İşçi sınıfının birliği farklı ülkelerin işçileri arasında her türlü ırksal, dinsel, mezhepsel ayrımların ortadan kalkmasına bağlıdır.

Kapitalizm ve İnsan Sağlığı

Kapitalizm altında insan sağlığı demek, büyük paraların kazanıldığı ticari bir sektör demektir. Kapitalizm kâr uğruna milyonlarca insanın sağlığının bozulmasına, ölmesine neden oluyor. İnsanlık açlığın pençesinde kıvranırken bir taraftan tonlarca gıda maddesi imha ediliyor, diğer taraftan gıda ürünlerine çeşitli kimyasal katkı maddeleri eklenerek milyonlarca insan zehirleniyor, başta kanser olmak üzere çeşitli hastalıklara yakalanıp hayatını yitiriyor.

Artan Gıda Fiyatları ve Devrimci Ayaklanmalar

Kapitalizm milyonlarca insanı açlık ve yoksulluğun pençesine itiyor. Diğer taraftan kendi mezar kazıcılarını da çoğaltmış oluyor. Artan gıda fiyatları ile birlikte açlığın yaygınlaştığı Kuzey Afrika’da, isyan bayrağını çeken emekçi kitleler bugün burjuvazinin yüreğine korku salıyor. Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Gıda Örgütü’nün (FAO) tahıl, bitkisel yağlar, süt ürünleri, et ürünleri ve şeker fiyatlarını baz alarak oluşturduğu Dünya Gıda Fiyat Endeksi verilerine göre, gıda fiyatları Ocak 2011’de artış rekoru kırdı.

Dilovası’nda Kanser Vakaları Artmaya Devam Ediyor

Kocaeli, demir, çelik, kimya, petrol, otomotiv ve lastik sektörü olmak üzere 400’ün üzerinde büyük ölçekli sanayi kuruluşunun bulunduğu, her gün fabrika bacalarından kimyasalların havaya saçıldığı bir havza. Hele ki Dilovası’nda olduğu gibi işçi mahallelerinin fabrikalarla iç içe geçtiği bölgelerde, işçilerin hasta olma olasılıkları çok daha artmış oluyor.

Doğanın Dengesini Bozan Kapitalizmdir

Dünyadaki doğal felâketler de özellikle son yirmi yılda büyük bir artış göstermiştir. Bizzat burjuva yardım kuruluşlarının yayınladıkları rapora göre, dünyada doğal afetlerin sayısı son 20 yılda 4 kat arttı. Kızılhaç, Birleşmiş Milletler ve Belçika’daki Louvain Üniversitesi’nin araştırmalarının verilerine göre, 1980’lerin başında yılda 120 doğal afet meydana gelirken, 2000’lerde her yıl yaklaşık 500 doğal afet meydana geldi. 2006 yılında hava olaylarının yol açtığı afetlerin sayısı 1980 yılına göre 8 kat artarak 240’a çıktı. Yer hareketleri ile ilgili afetlerin sayısı sabit kalırken, raporda küresel ısınmanın yol açtığı zararların arttığı belirtildi. Rapora göre 1985 ve 1994 yılları arasında, her yıl 174 milyon kişi doğal afetlerden etkilendi. Sonraki 10 yıl içinde ise bu sayı 254 milyon kişiye ulaştı.

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.