Navigation

Hakan Sönmez

Sivas Katliamı ve Gerçekler

Bundan 22 yıl önce, 2 Temmuz 1993’te, Sivas’ta 33 aydın, sanatçı ve 2 otel çalışanı, Pir Sultan Abdal’ı anma etkinliğinde kaldıkları Madımak Otelinde yakılarak katledildi. Katliamın ardından yıllar geçmesine rağmen suçlular hesap vermiş değil. Katliam sonrası açılan davadan bir sonuç çıkmadı. Açılan dava 19 yıl sürdü, yargılanan 2 kişi dava süreci içinde ölürken diğer 5 kişi ise zaman aşımından serbest bırakıldı ve böylece dava süreci kapanmış oldu.

Kapitalizm Bataklığında Göçmenler

Artan işsizlik, uzayan iş saatleri, iş kazaları, örgütsüzleştirme, esnek çalıştırma, taşeronlaştırma gibi saldırılarla karşılaşan işçi sınıfına, suçlu olarak göçmen emekçiler gösteriliyor. Bugün Türkiye’de de özellikle Suriyeli göçmen işçilere yönelik aynı suçlama ve saldırı söz konusudur.

Milletvekili Seçimleri ve Adayların “Hizmet Aşkı”

7 Haziran genel seçimleri yaklaşırken milletvekili adayları da büyük bir yarışın ardından netleşmeye başladı. Bugüne kadar on bin kişi, Merclis’te bir koltuk kapabilmek için burjuva partilere aday adayı başvurusunda bulunmuş durumda. Üniversite rektöründen danışmana, müsteşardan valiye, belediye başkanından emniyet müdürüne kadar çeşitli düzeylerde görev yapan yüzlerce bürokrat istifa ederek milletvekilliği adaylığı başvurusunda bulundu.

16 Mart Katliamını Unutmadık, Unutmayacağız

16 Mart 1978 tarihinde Beyazıt Meydanı’nda devrimci gençlerin katledilmesi, burjuvazinin sınıf hareketini ezmek için giriştiği kitlesel katliamların başlangıcı oldu. Aynı yıl, devlet destekli faşist güçler Çorum ve Maraş’ta Alevilere, solcuları karşı katliamlara giriştiler, yine aynı yıl 7 TİP’li öğrenci faşist Haluk Kırcı tarafından katledildi. Kısacası 1978 yılı faşist terörün zirve yaptığı bir yıl olmuştu. Ne var ki faşist saldırılar ve katliamlar sınıf hareketini durdurmaya yetmemişti.

AKP’nin Polis Devleti Uygulamaları ve “İç Güvenlik” Paketi

İçinden geçilen ekonomik kriz ve emperyalist savaş konjonktürü tüm dünyada otoriter, muhafazakâr, milliyetçi ve militarist eğilimleri güçlendirirken, AKP hükümeti de her geçen gün otoriter çizgisini biraz daha pekiştiren uygulamaları devreye sokuyor. Toplum üzerinde tam bir tahakküm kurmaya, artan sömürüye ve baskıya sesini çıkartmayacak, emperyalist politikalara destek verecek itaatkâr bir toplum yaratmaya çalışıyor.

AKP’nin Yolsuzlukları Örtme Çabası

İktidara geliş sürecinden bu yana mazlum edebiyatı yapan, “bir lokma, bir hırka” diyerek kitleleri aldatan Erdoğan ve şürekâsı, 12 yılda Karun kadar zenginleştiler. Şimdi sarayında keyif süren Erdoğan “bir lokma, bir hırka” lafını çoktan unuttu. Şu sıralar dertleri, açığa çıkan yolsuzluk ve rüşvet bataklığının üstünü en az zararla kapatabilmek. AKP hükümeti 17 Aralık 2013’te başlayan yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının üzerini henüz kapatabilmiş değil.

Burjuvazinin 2015 Yılı Bütçesinden Yansıyanlar

İşçi sınıfı örgütsüz olduğu sürece, sorgusuz sualsiz ödediği vergilerle burjuva devletin finansörlüğünü yapmaya devam edecektir. İşçi ve emekçi sınıflara bütçeden düşen payın oranındaki artışı ya da azalmayı belirleyen temel etken son tahlilde sınıf mücadelesinin seyridir. Parasız eğitim, sağlık, konut ve sosyal hizmetlerin karşılandığı ve buna göre oluşturulmuş bir bütçe işçi sınıfının yakıcı mücadele konularından biridir. Bütçe kaynaklarının tümüyle emekçi sınıfların ihtiyaçlarını karşılamaya ayrılmasının tek yolu ise işçi sınıfının devrimci mücadelesiyle kapitalist sistemi yerle bir ederek iktidarı kendi ellerine almasından geçmektedir.

Türkiye’de Çocuk İşçilik

Kapitalizmin doğup büyüdüğü Avrupa’da çocuk işçilik önemli ölçüde azalsa da, dünyanın diğer ülkelerinde küçücük bedenler hâlâ önemli bir sermaye birikim aracı olmaya devam etmektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından açıklanan verilere göre dünya genelinde 250 milyon çocuk çalışmak zorunda bırakılmaktadır.

AKP’nin Yağladığı Kapitalist Ölüm Çarkları

Taleplerimizin karşılanması işçilerin örgütlülüğüne bağlıdır. Yoksa tek başına hiçbir yasal düzenleme ve talep iş kazalarını önlemeye yetmeyecektir. Birçok can alıcı sorunda olduğu gibi, bu sorunda da işçilerin tek garantisi örgütlülükleridir.

17 Ağustos Depreminin 15. Yılında Ne Değişti?

Haramilerin saltanat sürdüğü bu çürümüş sömürü düzeni yıkılmadıkça, kitlesel katliamlar pahasına da olsa bu yağma ve talan devam edecek. Hiçbir deprem, sel ve diğer doğa olayları, felâketleri fırsata çeviren kapitalist düzen kadar insanlığın canını almadı. İşçi sınıfının insanlığı kurtuluşa götüreceği devrim çanları çaldığında, bu haramilerin göreceği ve fırsata çeviremeyecekleri en büyük felâket başlarına gelmiş olacaktır. Kapitalizmin felâketini büyütmek için mücadele ateşini körükleyelim.

Kemal Türkler’in Katilleri Hesap Verecek

Tarihte Türk-İş’in uzlaşmacı “partiler üstü ve siyaset dışı sendikacılık” anlayışı nasıl yükselen sınıf hareketiyle aşıldıysa, bugün de sendikal bürokrasinin uzlaşmacılıkla, işbirlikçilikle ve işçi sınıfına ihanetle karakterize olan sendikal anlayışı kırılıp aşılacaktır. Kemal Türkler’in temsil ettiği mücadeleci sınıf ve kitle sendikacılığı başta DİSK olmak üzere sendikalarda hâkim olduğunda, burjuvazinin pek şansı kalmayacaktır. Önemli olan geçmişten ders çıkararak aynı hataları yapmadan devrimci fikirleri işçi sınıfına taşıyacak ve işçi sınıfını nihai hedefe ulaştıracak devrimci örgütlülüğü güçlendirmektir. O vakit Kemal Türkler gibi nice sınıf mücadelesinde yaşamını yitirmiş öncülerin mezarına güzel haberlerle gitmiş olacağız.

15-16 Haziran Ruhuyla Mücadeleyi Büyütelim

Türkiye işçi sınıfı hareketinde hem bir dönüm noktası hem de doruk noktası olan 15-16 Haziran direnişinin üzerinden 44 yıl geçti. Aradan yıllar geçmesine rağmen 15-16 Haziran 1970’te işçi sınıfının ortaya koyduğu bu büyük eylem henüz aşılmış değildir. Özellikle kapitalizmin içine girdiği küresel kriz ve kızışan emperyalist savaş koşullarında, işçi sınıfının militan mücadelesinin böylesi önemli deneyimlerini sınıfın hafızasında canlı tutmak son derece önemlidir.

Küresel Kriz Sürüyor, İşsizlik Artıyor

İşsizlik kapitalizmin sürekli ürettiği bir olgu olduğu gibi ekonomik krizlerin de temel göstergelerindendir. Bugün kapitalizm 1929 yılında yaşadığı büyük ekonomik buhranı da aşan bir tarihsel kriz içindedir. Artan işsizlik ve yoksulluğun boyutu da bunu çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Burjuvazinin 2014 Bütçesi

Burjuva iç kapışmanın yaşandığı, kapışmaya bağlı olarak burjuva sistemin pisliklerinin ortaya döküldüğü bir dönemde 2014 yılı bütçesi Meclis’ten geçti. Her yıl olduğu gibi bu yıl da bütçe görüşmeleri işçi sınıfının gündemini pek meşgul etmedi. Oysa bu konu işçi sınıfını yakından ilgilendirmektedir, çünkü bütçeler gerek devletin sınıfsal meşrebini ortaya sermesi açısından, gerekse kaynakların sermaye sınıfının çıkarları doğrultusunda nasıl ve ne şekilde kullanıldığını göstermesi açısından önemlidir. Hele ki burjuvazinin iç kapışmasının ayyuka çıktığı, yolsuzlukların birer birer ortaya döküldüğü bir dönemde.

Genel Sağlık Sigortasının Kapsamı Daraltılıyor

Burjuvazinin işçi sınıfına yönelik saldırıları ekonomik kriz koşullarında artarak devam ederken, gerek emeklilik gerekse sağlık ayaklarında yapılan yeni düzenlemelerle sosyal güvenlik sistemi her geçen gün biraz daha devre dışı bırakılıyor. Emeklilik yaşı ve prim gün sayısı arttırılarak mezarda emeklilik dayatılmışken, her ay ödenen SGK primlerine rağmen sağlık hizmeti de kalem kalem paralı hale getiriliyor.

21. Yüzyılda Kölelik Devam Ediyor

Yabancı düşmanlığından, milliyetçilikten arındırılmamış bir işçi sınıfı çelişkileri göremez, kendi haklarına yapılan saldırıya karşı koyamadığı gibi sınıf kardeşlerinin köleleştirilmesine, taciz edilmesine, fuhşa sürüklenmesine, alınıp satılmasına da ses çıkaramaz. Eğer işçi sınıfı göçmen emekçileri de kapsayacak tarzda bir mücadele yürütebilmiş olsaydı, burjuvazi ne göçmen işçileri yarı-köle ya da köle durumunda çalıştırabilirdi ne de işçi sınıfına böylesine azgın bir şekilde saldırabilirdi.

AKP’nin Timsah Gözyaşları

AKP’nin Suriye’deki katliam karşısında döktüğü gözyaşları sahtedir. O AKP ki, ABD’nin Irak ve Afganistan işgali sonucunda 2 milyon insan yaşamını yitirirken, bıraktık ses çıkarmayı Irak işgaline katılmak için adeta yırtınmıştır.

AKP’nin MİT Tahkimatı

Burjuvazinin böylesine saldırması, toplumu dinlemesi, her adımı takip etmesi, azgınca polis terörü uygulaması boşuna değildir. Tüm dünyada birbiri ardına patlak veren isyanlar, işçi sınıfının kriz karşısında yaygınlaşan grevleri burjuvazinin yüreğine korku salıyor. Bu yüzden bütçeden iç güvenliğe ayrılan pay her geçen yıl katlanarak artıyor. MİT’e bu ölçüde geniş yetkilerin tanınmasındaki amaç da iç güvenlik adı altında işçi sınıfının yükselecek devrimci mücadelesini bastırmaktır.

Üniversitelere Yeni Gardiyan: “Koruma Memurları”

Evet, burjuvazi polis teşkilatının bütçesini kesinlikle tartışmamaktadır. Kuşkusuz burjuvazi için en büyük tehdit işçi sınıfının devrimci mücadelesinin yükselmesidir. Bu nedenle burjuvazi ve emrindeki AKP hükümeti polis teşkilatını olabildiğince güçlendirmektedir. Çünkü Avrupa’da yükselen sınıf hareketi, işçilerin yapmış olduğu grev ve direnişler, protesto ve çatışmalar, burjuvaziyi kaygılandırmaktadır.

Havada Direniş Var!

THY işçileri kendi koşullarını ve sıkıntılarını anlatarak aslında sadece THY’nin değil bir bütün olarak sermayenin de ne şekilde palazlandığını göstermektedirler. AKP hükümeti bugüne kadar birçok saldırı yasasını yürürlüğe koyarak, taşeronlaştırmanın ve sendikasızlaştırmanın önünü açarak ekonomiyi büyüttü. İşçi sınıfının örgütsüzlüğünden yararlanarak, yaptığı saldırıları “ulusal çıkar” kisvesi altında gizleyebildi. Kısacası Türkiye ekonomisi nasıl işçilerin kanı, canı pahasına büyüyorsa, THY de işçilerin yoğun sömürüsü temelinde büyüdü.

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.