Navigation

“İmaj” Projeleri Can Almaya Devam Ediyor!

Çorlu’daki tren faciasının üzerinden henüz 6 ay bile geçmemişken demiryolları bir kez daha kana bulandı. Ankara-Konya seferini yapan Yüksek Hızlı Tren (YHT), saatte ortalama 90 km hızla giderken aynı hat üzerinde bulunan kılavuz lokomotif ile kafa kafaya çarpıştı. 13 Aralık sabah saatlerinde, Yenimahalle Çiftlik’te bulunan Marşandiz İstasyonunda meydana gelen felâket sonucu üçü makinist 9 kişi hayatını kaybetti. Bir kısmı ağır olmak üzere 86 insan da yaralandı. Sermayenin kâr hırsı ve iktidarın “imaj” politikaları yüzünden bir kez daha nice ocağa ateş düştü!

Konuyla ilgili en yetkili merci olan Ulaştırma Bakanlığından gelen açıklama “kontrol lokomotifinin o rayda olmaması gerekiyordu” gibi ciddiyetsiz ifadelerden ibaretken, sendikalar ve meslek örgütleri tarafından felâketin nedenlerine ilişkin pek çok somut bilgiler paylaşıldı. KESK’e bağlı Birleşik Taşımacılık Sendikası ve TMMOB tarafından ortaklaşa yapılan açıklamada, facianın meydana geldiği tren hattının 8 aydır sinyalizasyon sistemi olmaksızın çalıştırıldığı vurgulandı. Açıklamada, bu durumun faciaya davetiye çıkardığı belirtildi. Öyle ki tren yolu trafiğinin merkezi bir bilgisayar sistemiyle takip edilebilmesine yarayan sinyalizasyon sisteminin bulunmadığı tren hattında, makinistler telsizle ve hatta cep telefonlarıyla haberleşiyorlarmış, makasları ise elle değiştiriyorlarmış! Bir TCDD emekçisinin basına verdiği röportaj her şeyi açıklamaktadır: “Bu sisteme kendi içimizde ‘kelle koltukta’ sistem deriz.”

Peki, neden? Gerekli teknolojik imkan varken neden olası bir faciayı en aza indirmeyi amaçlayan, “insan hatalarını bertaraf eden” bir sinyalizasyon sistemi kurulmamış? Neden emekçiler “kelle koltukta” çalışmaya ve seyahat etmeye mecbur bırakılmış? Bir “mega” proje olan YHT projesi kapsamındaki hattı Haziran seçimlerine yetiştirmiş göstermek için! Hattın güvenlikle ilgili çalışmaları tamamlanmadan bizzat Erdoğan tarafından Haziran seçimleri öncesinde açıldığını hatırlatan emek ve meslek örgütleri, “AKP’nin, kamu hizmetlerini siyasi ranta dönüştürmeyi esas alan bu anlayışı, sadece demiryollarında değil, hayatın her alanında büyük toplumsal trajedilerin yaşanmasına neden olmaktadır” diyerek hakikate dikkat çektiler.

Meslek örgütlerinin doğruları dile getirmesi karşısında Ulaştırma Bakanından gelen şu açıklama aslında bu tür katliamlara yol açan zihniyeti çırılçıplak ortaya koymaktadır: “Sinyalizasyon sistemi demiryolu işletmeciliği için olmazsa olmaz bir sistem değil. Bu sistemin olmamasından dolayı demiryollarında işletme yapılamaz diye bir şey yok. Sinyalizasyon olmadığı için bu kaza oldu gibi değerlendirmeler yapanlar doğru bir değerlendirme yapmıyor.”

Çok açık ki bu açıklama, “biz bildiğimizi okumaya ve yüz binlerce insanın hayatını umursamamaya devam edeceğiz” açıklamasıdır. İktidarın “imaj” oluşturmaya, “prestij” tazelemeye çalıştığı mega projeler, dün İstanbul’da havalimanı şantiyesinde can almıştır, bugün de Ankara’da bir tren yolunda! Ankara’da yaşamdan koparılan 9 insan, rejimin şov tutkusunun ve sermayenin siyasi rant ihtirasının kurbanı olmuştur. Son 15 yıllık AKP iktidarı döneminde 10 tren yolu felâketi daha yaşandı. Bu gibi felâketler “kazayla”, “dikkatsizlikle” ya da “ihmalle” açıklanamaz! Ortada katliam ve dolayısıyla suç vardır. Bu kazanın sorumlusu, henüz güvenlikle ilgili hazırlıkları bitmemiş bir demiryolunu politik rant ve sermayenin çıkarları uğruna sefere açarak insan hayatını hiçe sayanlardır!