Navigation

Dünya

Brezilya’da “Oyun” Devam Ediyor

Brezilya işçi sınıfını zorlu mücadele günleri beklemektedir. Lula ve Rousseff’in liderliğinde PT’nin geçirdiği dönüşüm hiç kuşkusuz emekçi kitleler için büyük bir ders oluşturmalıdır. Yeniden yükselecek olan mücadele dalgasına doğru biçimde hazırlanmak için, işçi sınıfının öncülüğündeki geniş emekçi kitlelere Lula çizgisinin götürdüğü çıkmazı doğru bir tarzda anlatabilmek büyük önem taşımaktadır.

Filistinlilerin “Büyük Geri Dönüş Yürüyüşü”

Filistinlilerin 30 Martta başlattıkları ve 15 Mayısa kadar süreceğini açıkladıkları “Büyük Geri Dönüş Yürüyüşü” bir ayı aşkın bir süredir devam ediyor. İsrail devleti bu süreçte 50’ye yakın Filistinliyi katletti, 5500’den fazlasını yaraladı. Gazze sınırında yaşanan bu katliam, kuruluşunun 70. yıldönümünde İsrail devletinin doğasını bir kez ortaya seriyor.

İtalya’da Sol: Reformizmin Kıskacında Bir Çöküşün Hikâyesi

Mart ayı başında İtalya’da yapılan seçimlerin sonuçları ortaya çarpıcı bir tablo koymuştur. Bir yanda gelişmiş kapitalist ülkelerde son dönemde giderek güçlenen aşırı sağ ve faşist eğilimlerin bir örneği daha yaşanırken, diğer yanda İtalya gibi sol geleneğin hayli güçlü olduğu bir ülkede solun adeta sandıktan silindiği görüldü. Bazı yönlerden ilk bakışta “şaşırtıcı” görünen soldaki dibe vuruşun ise dolaysız seçim bağlamının ötesinde ele alınması gereken yönleri bulunuyor.

Ermenistan’da Sarkisyan’ın Oyunu Bozuldu

Ermenistan’da Serj Sarkisyan’ın, başkanlık süresi dolduktan sonra bu kez de geniş yetkilerle donatılmış başbakanlık koltuğuna oturmasına karşı protestolar amacına ulaştı ve Sarkisyan’ın “tek adam”lık hevesi kursağında kaldı.

Amerikan Gençliği “Yaşam Hakkı” İçin Ayakta

Amerikan işçi sınıfı bugün öğrencisiyle, genciyle ve öğretmeniyle ayağa dikilmek üzere silkinmeye başlamaktadır. Bunu işçi sınıfının diğer kesimleri de takip edebilir. Giderek daha fazla sayıda işçi ve genç, Demokratıyla Cumhuriyetçisiyle burjuva politikacıların düzeni korumak ve sürdürmek dışında bir gayeleri olmadığının farkına varacaktır. Gençler durumlarının kendilerinden önceki kuşaklardan daha kötü olduğunun ve gelecekte hiçbir düzelme olmayacağının farkındalar. Kapitalizmin kendilerine savaştan, krizden ve katliamlardan başka bir şey sunmadığını hissedebiliyorlar.

Mısır Seçimlerinin Anlattıkları

Siyasal muhalefeti bastırıp, etkili muhalifleri tutuklamak, medya araçlarını bütünüyle denetim altına alıp toplumun her konuda tepeden ve sürekli olarak maniple edilmesini sağlamak olağanüstü rejimlerin alâmeti farikalarıdır. Rejime muhalefet edenlerin kriminalize edilerek bastırılması, gerçekliği olmayan endişelerin topluma sürekli olarak zerk edilmesiyle oluşturulan korku atmosferinde emekçilerin paralize edilmesi bu türden yönetimlerin güçlerini arttırır.

İtalyan Seçimlerine Aşırı Sağ Damgasını Bastı

Egemenlerin, ihtiyaç duyduklarında işçi sınıfına ve sola karşı kullanacakları faşizm sopasını her zaman yedeklerinde tuttuklarını biliyoruz. Son yıllarda bu sopanın artık çok daha açıktan gösterilir hale geldiğini de görüyoruz. Son olarak İtalya’da da, 4 Martta yapılan parlamento ve senato seçimlerinde, faşist partiler şimdiye dek aldıkları en yüksek oya ulaştılar ve bunların bazıları koalisyon alternatiflerine dâhil olma noktasına geldiler.

Buazizi’nin Ruhu Yine Tunus Sokaklarında

Tunus’ta 3 Ocakta başlayan protesto eylemleri ülkenin dört bir yanına yayılırken, binlerce işçi ve emekçi, Bin Ali’nin ülkeyi terk edişinin yıldönümü olan 14 Ocakta meydanlara aktı. Yedi yıl önce olduğu gibi bugün de “iş, özgürlük, onur” sloganlarıyla sokağa çıkan emekçiler, meydanlarda hükümete öfkelerini haykırdılar.

İran Halkı Değişim İstiyor

Gösteriler şimdilik sönümlense de, altta yatan nesnellik değişmediği için tekrarlanması kaçınılmazdır. Protestolar birçok şehre yayılsa ve toplamda yüz binlere ulaşsa da katılım İran nüfusuna göre sınırlı düzeyde kalmış ve hareket sönümlenme sürecine girmiş görünmektedir. Ancak bu görünüm yanıltıcı olmamalıdır. Hareketin şimdilik sönümlenmesi ne değerini azaltmakta ne de tamamen geri çekildiği anlamına gelmektedir. Aksine, harekete temel oluşturan nedenler ortadan kalkmak bir yana her geçen gün daha da arttığı için, aslında kitlelerde daha çok öfke birikmekte ve tepki de artmaktadır.

Hegemonya Krizinin Kucağında Otoriterleşen Polonya

Bazı ülkelerde, daha önceleri çok cılız olan faşist hareketlerin son dönem seçimlerinde meclise girebilecek kadar güçlendiğini görüyoruz. Meselâ Almanya’da AfD önce eyalet seçimlerinde oylarını arttırdı ve ardından da 24 Eylülde yapılan seçimlerde 3. parti olarak federal meclise girmeyi başardı. Ekim ayında yapılan Avusturya seçimleri de aşırı sağın güç kazanması bakımından kıtanın diğer ülkelerinde yapılan seçimleri takip etti. Polonya’da ise faşizan söylemleriyle öne çıkan bir parti olan PiS (Kanun ve Adalet Partisi) 2015 yılında tek başına iktidar olarak ülkeyi hızlı bir şekilde otoriter bir çizgiye taşıdı.

Suriye Savaşı Nereye?

Suriye’de halklara büyük acılara mal olan emperyalist paylaşım savaşının kısa vadede bitmeyeceği açıktır ama mesele bundan da ibaret değildir. Ortadoğu savaşının Suriye cephesi kapansa ya da çatışmalar gerilese bile, emperyalist güçler, büyük savaşı hem bölgede hem de diğer paylaşım alanlarında yeni cepheler açarak yayma doğrultusunda hazırlıklarını yürütüyorlar.

Ortadoğu Savaşına Yeni Halkaların Eklenmesine Doğru

Ortadoğu’da yaşanan son gelişmeler, bölgede yürüyen savaşın sona ermek şöyle dursun daha da derinleşeceğinin ve yeni halkalarla büyüyeceğinin işaretlerini veriyor. Savaş bazı cepheleri şimdilik kapatarak ve fakat bir yandan da yeni cepheler açarak devam ediyor. İster bugünkü gibi devam etsin ister topyekûn bir kapışmaya dönüşsün, mevcut dünya savaşı insanlığı büyük bir yıkımın eşiğine getirmiştir. Bu yıkımdan kurtulmanın tek yolu dünya işçi sınıfının kapitalist sömürü sistemine karşı devrimci mücadeleyi yükseltmesidir.

Sayfalar

Dünya beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.