Navigation

Öğretmenimiz Ekim Devrimi

Marksist Tutumcu öğretmenler olarak insanlık tarihinin en büyük öğretmenlerinden biri olan Ekim Devriminin dersine girdik. Bu sefer sıralarda oturan bizdik.

Marksist Tutumcu öğretmenler olarak insanlık tarihinin en büyük öğretmenlerinden biri olan Ekim Devriminin dersine girdik. Bu sefer sıralarda oturan bizdik. Kürsüde konuya son derece hâkim olan öğretmenimiz, Ekim Devrimi, derse günümüzden başlayarak giriş yaptı ve aynen şöyle dedi:

Krizin her geçen gün derinleştiği, emperyalist savaş yüzünden kitleler halinde insanların katledildiği, dünyanın birçok bölgesinde açlık, hastalık, denizlerde imdat çığlıklarının yükseldiği, kitlelerin milliyetçi ve otoriter liderlerce faşizmin kıskacına çekilmeye çalışıldığı bir zamanda yaşamaktasınız.

Burjuva siyasetinin ikiyüzlü yapısı gereği, kapitalist düzende dostlar aniden düşman, düşmanlar birden bire dost olabiliyor. Bolluk yaşanması gereken bir çağda hemen hemen her gün sefalet görüntüleriyle karşılaşıyorsunuz. Topluma burjuva ahlâkın dayatıldığı bu zaman diliminde tecavüzler, ihanetler, sahte, ruhsuz ilişkiler hâkim…

Basiretsiz, kifayetsiz muhterislerin toplum yönetiminde önemli mevkilere geldiği; talan, rüşvet ve emek sömürüsüyle zenginleşen asalak patronların tüm zenginliklerinizi gasp ettiği; bilimin ve bilcümle üretim araçlarının savaş, kâr, para, iktidar ve her türlü gericilik için kullanıldığı çürümüş bir kapitalizmin emperyalist yozluğunda yaşamaktasınız.

Peki, bu duruma kim, kimler dur diyebilir? Kimler bu cendereden insanlığı kurtarabilir? Meselâ yaşanan bu insafsız kanlı savaşı hangi güç durdurabilir? İnsanlığı bu zalim egemenlerin elinden hangi yöntemle kimler alabilir? Tarihte var mıdır ki örneği? Vardır.

Herkes şahittir. İşçi sınıfı tarihi şahittir. Dost ve düşman şahittir. Ağır, çelik, kara toplarıyla Avrora şahittir.

Saltanatının sonsuza kadar süreceğini düşünen ve bunu hiç utanmadan söyleyen Çariçe Aleksandra Fyodorovna şahittir.

İşçileri 9 Ocak 1905’te çok güvendiği Çar’a yakarışa götüren ve işçilerin eline sözümona Çar babanın ikonlarını tutuşturan ve o Kanlı Pazar gününde Çar’ın kurşunlarından kaçarak kurtulan Papaz Gapon şahittir.

Karşısında toplanan Kürt ve Türk halklarının Erzincan Sovyeti Temsilcilerine işçi devriminin dünyadaki ve bölgedeki etkilerini anlattıktan sonra, “Türkler, Kürtler ve Ermeniler kardeştir. Bizi birbirimize kırdıranlar emperyalistler ve onların yerli işbirlikçileridir. Biz çektiğimiz acıları unutuyoruz ve barışa elimizi uzatıyoruz. Bütün  Kürt, Ermeni ve Türk rençperleri ve ameleleri birleşerek kendi şuramızı kuralım. Bizim Sultanlara ihtiyacımız yoktur. Rus amelesi zalim Çar’ı devirerek kendi hükümetlerini kurdular, biz de birleşerek kendi hükümetimizi kuralım. Lenin ve ordusu bizi destekliyor” diye seslenen Ermeni temsilcisi Muradof Paşa şahittir.

1904 ve 1905 yıllarında Japon denizinde savaştan yana zerre kadar çıkarları olmayan ama militarist Meiji iktidarının ve zalim Rus Çarı’nın doymak bilmez hırslarının kurbanı olarak birbirini boğazlayan zavallı Japon ve Rus asker çocuklar şahittir.

1914’te patlak veren Birinci Dünya Savaşında ölen milyonlar şahittir.

1917 8 Martında Dünya Emekçi Kadınlar gününde, Petrograd sokaklarında, ellerinde kızıl bayraklarıyla “Ekmek”  diye başladıkları günden “Kahrolsun Otokrasi”yle çıkan Rus işçi sınıfının kadınları şahittir.

Şubat devriminde Menşevikler ve Sosyalist Devrimciler burjuvaziye güvenip iktidarı teslim etmekteyken “Tüm İktidar Sovyetlere” diye bağıran Bolşevikler şahittir.

Ekim 1917’den sonra üretim araçlarına sahip olan işçiler şahittir.

Ekim 1917’den sonra topraklara el koyan köylüler şahittir.

Ekim 1917’den sonra kendi kaderleri için söz hakkı kazanan uluslar şahittir.

Ekim 1917’den sonra savaşı, o kahrolası savaşı artık sürdüremeyen zalim, egemen emperyalistler şahittir.

Ekim 1917’den sonra eşitlik ve kurtuluş yolunda dev adımlar atan kadınlar şahittir.

Ve o ki devrimin lideri, “bana bir devrimciler örgütü verin, Rusya’yı altüst ederim” diyen ve o örgütü bizzat inşa eden Lenin şahittir ki;

BU DÜNYADA

AYAKLAR

BAŞ OLDU!

... önceki yazı
Suriye Savaşı Nereye?
sonraki yazı ...
Yabancılaşma Üzerine