Navigation

Aldatmalar ve 1 Mayıs

Uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ı dünya işçi sınıfı olarak çok zor şartlar altında karşıladık. Kriz içindeki kapitalizm, işçi sınıfına adeta dünyada cehennemi yaşatmaya ant içmiş bir şeytanı andırıyor. İşten atmalar, ücretsiz izinler, hayat pahalılığı ve yoksulluk bir yana, örgütsüzlük, çıkışsızlık, bireycilik ve son virüs paranoyasıyla korku ile sinmişlik alabildiğine artmış durumdadır. Onyıllar boyu mücadele edilerek ve bedeller ödenerek elde edilmiş haklarımız kapitalistler tarafından bir bir yok ediliyor.

Kapitalizm yeni teknolojik buluşları ve değişimleri tüm insanlığa artık savaşların ve krizlerin son bulacağı propagandasıyla, bir devrim yaşanmışçasına pazarladı. Fakat bu teknolojik gelişmelerin de etkisiyle kısa sürelerde aşırı üretim krizleri yaşandı. Pazar alanlarını genişletmek isteyen kapitalistler yoksul emekçi kitleleri savaşlarda cephelerin ön saflarına sürdüler ve on binlerce emekçiyi birbirine kırdırdılar, kırdırmaya da devam ediyorlar. El Kaide gibi, IŞİD gibi eli kanlı çeteler, emperyalist savaşın meşruiyetini sağlamak için yaratıldı, beslendi. Bunlar Batı’da milliyetçiliği körüklemek için de kullanıldı. Aynı zamanda Filistin ve Kürt halkının ulusal kurtuluş mücadelelerine karşı inanılmaz bir kara propaganda yürütülerek işçi, emekçi kitleler şovenist dar kafalılığa sürüklendi. Bugün de emperyalist güçler arasındaki rekabetin ve patlak veren büyük krizin üstünü örtecek perdenin adı koronavirüs olmuş durumdadır. Tüm bunlar bizlere bir kez daha göstermiştir ki kapitalizm var oldukça dünya ve insanlık tehlike altındadır ve bir yok oluşa doğru sürüklenmektedir.

Akciğer kanseri yüzde 20 ile en sık görülen kanser tipi olarak biliniyor. Bu kanser tipinin bir numaralı etkeni ise hava kirliliği… Ama kapitalistler doğayı tahrip ederek, kömür, petrol gibi fosil yakıtların kullanımını kışkırtarak hem küresel ısınmaya neden oluyorlar hem de ciğerlerimize dolan havayı kirletiyorlar. Aynı kapitalist egemenler bugün insanları virüs korkutmacasıyla eve tıktılar. O yüzden diyebiliriz ki dünyamız bizi kapitalizme karşı mücadeleye çağırıyor. “Ey insanlar büyük bir yok oluşa sürükleniyor dünyanız. İnsanlığın nefes aldığı bu tek yuva öldürücü bir hastalıkla boğuşuyor. Bu hastalığın adı kapitalizm! Bu hastalık toprağı kirletip dünyanın ciğerlerini nefessiz bırakıyor. Yeşilini beton yığını, mavisini çöplük yapıyor. Durdurun bunu ey insanlar!” diye bağırıyor bize. “İnsanların ihtiyaçlarını, doğanın korunmasını değil kârını önemseyen, bunun için her şeyi mahfeden sistemden kurtulun” diyor. Anarşik, plansız üretim ve bu üretim için harcanan doğal kaynaklar, enerji ve işgücü doğamızı tüketiyor.

Bu sistem altında işçi sınıfının payına hep açlık, yoksulluk, uzun çalışma saatleri, hayat pahalılığı, işsizlik ve acılar düşmektedir. Kapitalizm denen bu beladan, bu ölümcül virüsten tek başımıza kurtulamayız. O yüzden bilinçlenmeli, örgütlenmeliyiz. Ruh ve akıl sağlımızı korumak için burjuva medyadan kendimizi izole etmeli, işçi sınıfının basınını takip edip okuyup okutturmalıyız, izleyip izletmeliyiz. Bugünlerin gelip geçici olduğunu bilelim, haklarımıza, mücadelemize ve sınıf örgütlerimize sahip çıkalım.

Bundan tam 164 yıl önce işçi sınıfının önderleri Amerika’da 8 saatlik işgünü için grevler örgütlediler, mücadele ettiler ve bedeller ödediler. Bugünün işçileri olarak bizler de mücadeleyi yükseltmek için örgütlenelim ve haksızlıklara karşı sınıf bilincini etrafımızdaki tüm işçi ve emekçi kardeşlerimize yayalım. Son olarak bu mücadeleleri örgütleyen öncü işçilerden biri olan Albert Parsons’ın bizlere ve çocuklarına bıraktığı mektuptaki sözlerinin bir kısmını tekrar hatırlayalım:

“Ben tüm bir insanlık için var olduğumun bilincindeydim. Size de böyle bir görev emanet ediyorum yavrularım. Kendiniz için değil tüm insanlık için var olun. Mücadeleniz hep haksızlığa uğrayanlar için olsun. Böylece insanlık size minnettar kalacaktır. Gurur duyabilirsiniz çocuklarım… Babanız haklı bir dava için gidiyor. Hiçbir zaman hayat böyle geldi böyle gidiyor demeyin. Erdemli ve cesaretli olun. Korkmayın hiçbir zaman! Erdeminiz size cesaret verecektir. İyilikleriniz hiç unutulmayacaktır. Dünya var oldukça geride bıraktığınız şerefli yaşam başkaları tarafından anılacaktır. Anılmayacağını bilseniz bile siz iyilik, doğruluk ve adaletten ayrılmayın. Sevgili evlatlarım, hayattan hiçbir zaman nefret etmeyin. Sorumlusunuz yavrularım! Haksızlıkların karşısında durun, sessiz kalmayın.”