Navigation

Cam İşçilerinin Grevine AKP Yasağı

AKP hükümeti bir kez daha büyük bir grevi “erteledi”. Kristal-İş sendikasında örgütlü 5800 işçinin Şişecam’ın çeşitli kentlerdeki 10 fabrikasında, 20 Haziranda başlattığı grev, hükümetin kararıyla yasaklanmış oldu. Böylelikle AKP hükümeti bir yandan işçi sınıfının düşmanı olduğunu bir kez daha tescil ederken, diğer yandan da cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce toplumsal muhalefeti yükseltebilecek tüm gelişmelerden alabildiğine korktuğunu dışa vurdu. Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde bu grevin militanlaşması ve sınıfın diğer kesimlerine de örnek teşkil etmesi olasılığı hükümeti tedirgin etmiştir.

Bakanlar Kurulunun “genel sağlığı ve milli güvenliği bozucu nitelikte olması” gerekçesiyle aldığı 60 günlük “erteleme” kararı pratikte bir yasaklama kararıdır. Yargı yollarına gidilip bu kararın yürütmesinin durdurulması sağlanmadıkça, 60 gün sonra greve yeniden başlamanın mümkün olmadığı daha önceki örneklerle sabittir.

Cam işçilerinin hak mücadelesi AKP hükümeti tarafından ilk kez yasaklanmıyor. Daha bu burjuva hükümetin ilk yılında da cam işçilerinin grevi yine “milli güvenliği tehdit ettiği” gerekçesiyle “ertelenmiş”, mahkemenin bu işkolundaki bir grevin “milli güvenliği tehdit etmediğine” hükmederek yürütmeyi durdurma kararına rağmen, hükümet bu kez aynı gerekçeye “genel sağlığı tehdit” ibaresini ekleyerek ikinci kez “erteleme” kararı alarak grevi kırmıştı.

AKP hükümeti, cam işçilerinin yanı sıra yine “milli güvenliği tehdit” bahanesiyle lastik işçilerinin de grevlerini ertelemiş, havayolu işçilerinin grevini daha baştan yasadışı ilan etmiş ve pek çok büyük grevi baskı politikalarıyla kırmıştır. Onun bu uygulamaları hiç kuşku yok ki, temsilcisi olduğu burjuva sınıfın çıkarları doğrultusundadır. Bu işçi düşmanı politikalarda AKP istisna da değildir. Bugüne dek onlarca büyük grev, gerek AKP gibi sağ/muhafazakâr partiler tarafından gerekse de CHP ve DSP gibi sözümona sol partiler tarafından defalarca yasaklanmıştır. Darbe dönemlerinde yasaklanan grevlerden bahsetmeye bile gerek yok. Görülüyor ki, işçi sınıfının hak arama mücadelesi sözkonusu olduğunda, taşıdıkları sıfatlardan bağımsız olarak tüm burjuva düzen partileri aynı gerici burjuva sınıf refleksiyle davranmaktadır. Hiçbiri, bu yasaklamalar karşısında anlamlı bir ses yükseltmediği gibi, bu tür anti-demokratik yasaların kaldırılması için bugüne dek kıllarını kıpırdatmamışlardır.

AKP’nin grev yasaklama gerekçesi olarak dile getirdiği “milli güvenliğe tehdit oluşturduğu” iddiası asla kabul edilemez. Ancak bu noktada sendika yöneticilerinin, bu grevin “milli güvenliğe” aykırı olmadığını ispat etmeye dönük açıklama ve çabalarının da havanda su dövmenin ötesine geçmediğini belirtmekte fayda var. “Milli güvenliği tehdit” argümanı bir kez geçerli akçe haline gelirse, burjuva ideologları, hangi sektörde olursa olsun tüm grevlerin “milli güvenliğe” aykırı olduğunu çok da fazla zorlanmadan ispatlayacaklardır. Zira onların milli güvenlik dedikleri şey, burjuvazinin çıkarları demektir, her grev doğal olarak bu çıkarlara zarar verir. Hiç kimsenin çıkarlarına dokunmayan bir grev, zaten aldatmacadan başka bir şey olamaz. Sınıf uzlaşmacı bir sendikal anlayışı reddeden bir yaklaşım, apaçık ve çekinmeden “milli güvenlik”, “ulusal çıkar” vb. söylemini ciddiye almadığını ilan edebilmelidir.

İşçi sınıfının mücadelesi meşruluğunu yasalardan değil kendi haklılığından ve örgütlülüğünden alır. Yakın ve uzak geçmişte yaşanılan nice deneyim, kendi örgütlülüğüne dayanan bir sınıf hareketi karşısında hiçbir yasal engelin duramayacağını defalarca kanıtlamıştır. Bugün de gidilmesi gereken yol budur. Hiç kuşku yok ki grev bir amaç değil araçtır. Amaç, sınıfın haklarını korumak ve geliştirmek olduğu sürece, bu yolda yürünmesinin önündeki tek engel yeterli ve sağlam bir sınıf örgütlülüğünün olmayışıdır.

Cam işçileri, Türkiye işçi sınıfı mücadelesi tarihi içerisinde önemli ve saygın bir yere sahiptirler. Nice büyük grevlere, direnişlere ve işgallere imza atmışlardır. Bugün de AKP hükümetinin grev yasağına karşı tepkilerini çeşitli eylemlerle ortaya koymaktadırlar. Cam işçileri eğer sendikal örgütlülüklerine sahip çıkıp inisiyatifi tümüyle kendi ellerine alırlarsa, patronlara ve onların çıkarlarını savunan AKP hükümetine diz çöktürmeyi başarmanın yolunu mutlaka bulacaklardır. Cam işçileriyle dayanışmak ve mücadelelerini destekleyerek bu yasağa birlikte karşı koymak işçi sınıfının bütününün görevidir.