Navigation

COP25: Burjuvazi İkiyüzlülükte Rekor Kırıyor!

1992 yılında imzalanan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine taraf olan ülkeler her senenin sonunda Taraflar Konferansında (COP) bir araya gelirler. Bu sene 25’incisi düzenlenen konferans (COP25) Aralık ayı başlarında İspanya’nın başkenti Madrid’de gerçekleşti. İki hafta süren konferansa 197 ülkeden 29 bin delege katıldı.

Burjuva sınıfın temsilcileri önceki konferanslarda olduğu gibi, içinde bolca rakamın geçtiği konuşmalar yaptılar. Mesela Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) Başkanı, daha önce yayınladıkları “Küresel Isınma 1,5°C” raporundan bahsederek durumun aciliyetini yeniden hatırlattı. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ise açıkladığı raporda 2019’un dünyanın en sıcak ikinci ya da üçüncü yılı olarak tarihe geçeceğini ve atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonunun 2019’da da rekor kırmaya devam ettiğini belirtti. Bunların yanında her konferansta olduğu gibi burjuva temsilciler duygulu konuşmalarıyla yeniden “bam telimize dokundu”! Bakın konferansın açılış konuşmasını yapan BM Genel Sekreteri António Guterres ne diyor: “Gerçekten kafasını kuma gömen, gezegen yanarken vızıldayan bir nesil olarak mı hatırlanmak istiyoruz? İnsanlığın önünde net bir tercih var: Ya dönüşü olmayan bir yola girmek ya da 2050 yılına kadar atmosfere salınan ve atmosferden çekilen sera gazlarını eşitlemek.” Bir Pasifik ülkesi lideri olan Hilde Heine ise şunları söyledi: “İklim değişikliğiyle mücadelede başarısız olursak su seviyesi hızla yükselecek. Bu benim ülkem (Marshall Adaları) için ölüm fermanı anlamına geliyor.”

Meğer bu burjuvalar insanlığın geleceğini ne çok dert edinmişler. Aslında çok daha “dertli” konuşmaları bir ay önce işitmiştik. Erdoğan’ın da katıldığı BM İklim Zirvesinde neler dile gelmemişti ki! 16 yaşındaki Greta Thunberg’in burjuva liderlerin gözlerinin içine baka baka onları yalancılıkla ve geleceğini çalmakla suçlaması unutulur mu hiç! Ama lafla peynir gemisi yürümüyor işte. Bugüne dek yapılan anlaşmaların, konferansların haddi hesabı yok. Gelin görün ki yine elde var sıfır. Çünkü insanlık sömürü düzeni kapitalizmden kurtulmuş değil. Kapitalizm varlığını devam ettirdiği müddetçe diğer sorunlar gibi iklim krizi de günbegün büyüyecektir. Velhasıl bu konferans için de sonucu şimdiden ilan edebiliriz: yeniden riyakârlık, yeniden fiyasko ve yeniden çok laf sıfır icraat!

Marksist Tutum’da bu meseleyle ilgili nicedir yazılar kaleme alınıyor. Her değerlendirmede iklim meselesi çeşitli boyutlarıyla Marksist bir yöntemle ele alınıyor. Böylece burjuvazinin yalanları bir bir teşhir ediliyor ve gerçekler yeniden ortaya çıkarılıyor. Diğer tüm toplumsal sorunlarda olduğu gibi iklim meselesinde de burjuvazinin ikiyüzlülükte sınır tanımadığı döne döne anlatılıyor.[*]

Elbette burjuvazinin riyakârlığı içi boş cafcaflı konuşmalardan ibaret değil. Mesela Madrid’de gerçekleşen konferansın baş sponsorlarından birisi Endesa adlı bir şirket. Peki kim bu zatı muhteremler? Endesa İspanya’nın en büyük elektrik şirketi. Bu şirketin yaptığı kapitalist üretim yüzünden her yıl 60 milyon ton karbon atmosferimizi zehirliyor. Endesa COP25’e sponsor olan tek enerji şirketi de değil. Yine başka bir sponsor olan Iberdrola adlı enerji şirketi de konferansa 2,2 milyar dolarlık bir destek sundu. Onun da atmosferimizi zehirleme bakımından Endesa’dan geri kalır yanı yok. Geçtiğimiz yıl ise Polonya’nın Katowice kentinde gerçekleşen BM İklim Konferansı COP24’ün sponsorluğunu Polonyalı kömür şirketleri PGE ve Tauron üstlenmişti. Bu şirketlerin her birinin kapitalist kâr dürtüsüyle üretim yaptığını düşündüğümüzde sponsorlukların altında yatan niyetleri tahmin etmek de zor değil. İşte kapitalizmin kendi yarattığı iklim krizine bulduğu “çözüm”: Dünyanın en büyük fosil yakıt şirketlerinin sponsorluğunda konferanslar yap, kitleleri boş vaatlerle aldat ve insanlığı uçurumun kenarına her gün bir adım daha yaklaştır!

BM İklim Konferansı COP25 aslında Şili’de yapılacaktı. Ancak emekçi kitlelerin isyanıyla sallanan Şili sokakları burjuvaları hayli korkutmuş olacak ki konferansı Madrid’e taşımak zorunda kaldılar. Şilili egemenlerin boş lafları ve riyakârlıkları nasıl ki Şilili emekçilerin aç karınlarını doyurmadıysa iklim krizi için de aynı şey geçerlidir. Kapitalistlerin ikiyüzlülüğü ve boş lafları iklim krizine çare olamaz. Ne zaman ki emekçi insanlığın örgütlü mücadelesiyle gezegenimiz kapitalizmin esaretinden kurtulur, işte o zaman işçi sınıfa da doğa da rahat bir nefes alacaktır.