Navigation

Eylül Günlüğü

Elif Çağlı

Eylül 2005





Gözlerinin Işığını Özledik

Bir el!
Yüzyılın yüzkarası çizgilerinde gizli
Bir el!
Körpe fidanları kıran, kıyıcı
Bir el!
Bir SS eli
Bir Gestapo 
Bir Kara Gömlekli!

Bir el tetiğe bastı
Bir gül ağacı kırıldı 
Düştü yere
Yiğit bir Anadolu insanı 
Binlerce elin üstünde dalgalandı

Bir kadın
Hıçkırıklarla yüklü
Meyveyle yüklü bir kadın
Dalgalara atladı
O yiğit insan
Dindirebilmek için 
Sevdiceğinin kederini
Kara gözlerinin
Işığını armağan etti.

Kara gözlü bebek
“Babamı görmedim” diye üzülme
Babanın gözlerinin ışığı sende…

Kara gözlü bebeğim
Konuşmaya başladığın gün
Babanı soracaksın
Bütün babasız çocukların sorduğu gibi
Annen gözlerini saklayarak senden
Güzel şeyler anlatacak sana
Sen yumarak kara gözlerini
Tatlı bir uykuya dalacaksın
Güzel masallar dinleyen bebeklerin
Yaptığı gibi.

Bir gün...
Resimleri tanımasını öğrenince
Babanı tanıyacaksın
Seninki gibi gözleriyle
Fotoğrafından bakacak baban.

Bir gün
Daha da büyüyünce
Kara gözlerinin ışığıyla babanın
Dünyaya bakacaksın!

Birlikte doyacaksınız güzelliğine
Dağların...
Ovaların...
Denizlerin...
Ve insanlarınızın güzelliğine
Biz
Senin ışık yüklü kara gözlerine bakıp
Babana doyacağız.