Navigation

Teori

Sandık, Darbe ve Burjuva Demokrasisi

Türkiye’de rejimin otoriterleşme yönündeki eğilimi istikrarlı biçimde sürüyor. Bir yandan “demokratikleşme paketi” açılacağı söylenerek mavi boncuk dağıtılırken, diğer yandan demokratik hak ve özgürlükler alanının daraltılması yönünde uygulamalar, girişimler ve devlet terörü hız kazanıyor. Öteden beri süren ve özellikle 12 Eylül faşizmi tarafından güçlendirilen anadilde eğitim yasağı ya da yüzde 10’luk seçim barajı gibi temel nitelikte baskı ve yasaklamalar AKP tarafından ısrarla sahiplenilip korunurken, şimdilerde, savcı kararı olmaksızın polise gözaltı yetkisi veren düzenlemelerde örnekleri görülen yeni baskı uygulamaları birbiri ardına gündeme getirilmekte.

Dünya Ekonomisini Kimler Kontrol Ediyor? /2

Kapitalizm küreselleştiği ölçüde dünya ekonomisini çok daha organik bir bütün haline sokarak ve krizleri de küreselleştirerek sistemin kırılganlığını iyice arttırmakta, diğer yandan da işçi sınıfının mücadelesini küreselleştirmekte ve dünya devriminin nesnel koşullarını hazırlamaktadır. Son yıllarda Latin Amerika’dan Avrupa’ya, Arap coğrafyasından Asya’ya kadar dünyanın her yerinde patlamalarla kendini açığa vuran toplumsal hareketlerin yayılma ve birbirlerinden etkilenme hızı, bunun apaçık kanıtıdır. Burjuva uzmanların yapmaya çalıştığı gibi, kapitalist işleyişte onun asla sahip olmadığı ve olamayacağı bir rasyonalite aramak boşunadır. Bu yüzden de tek çare, kapitalist sistemi yıkıp tarihin çöp sepetine atmaktır.

Dünya Ekonomisini Kimler Kontrol Ediyor?

Lenin’in emperyalizmi kapitalizmin en üst aşaması olarak tahlil etmesinin üzerinden 100 yıla yakın bir süre geçti. Ondan önce de Marx başta Kapital olmak üzere çeşitli çalışmalarında sermayenin merkezileşme eğilimini toplumsal sonuçlarıyla birlikte ortaya koymuş, kapitalizmin dünya pazarını nasıl yarattığını anlatmış ve bunun tekelleşmeyle başbaşa gittiğini vurgulamıştı. Geçen yıllar boyunca kapitalizmin gösterdiği gelişim Marx’ın ve Lenin’in tahlillerini fazlasıyla doğrulamış, en büyük mali sermaye gruplarından oluşan birkaç yüz şirket dünya ekonomisine yön verir hale gelmiştir. Üstelik de insanlığın çoğunluğunun sefaleti, artan yoksulluk ve işsizlik, çevre felaketleri ve savaşlar pahasına.

“Yeni Toplumsal Hareketler” mi?

Komünist hareketin son otuz yılda büyük bir güç kaybına uğramasını ve tarihsel hafızanın kaybolmasını fırsat bilen egemen sınıf, fikirler dünyasında eskimekten lime lime olmuş ne kadar süprüntü varsa bunları yeni adlar altında ambalajlayıp piyasaya sunmakta ve yine aynı nedenle bu fikirler kolaylıkla alıcı bulabilmektedir. “Yeni” sıfatıyla çeşitli adlar altında boca edilen bu burjuva ya da küçük-burjuva fikirler, hele ki solcu akademisyenler eliyle renkli soslara bulandırıldıklarında, çok daha kolay yutulur hale gelmektedirler. “Yeni” felsefeler, “yeni” orta sınıflar, “yeni” toplumsal dinamikler, “yeni toplumsal hareketler”, “yeni” örgütlenme anlayışları, “yeni” örgütsel biçimler, “yeni” devrim modelleri…

Burjuva İktidara Karşı Mücadelede Sınıf Çizgisi

Burjuva ideolojisinin ve bu ideolojiden beslenen çevrelerin “örgütsüzlük iyidir” yolunda etrafa saçtığı zehir mutlaka mücadele edilmesi gereken asıl baş belâsıdır. Tüm bunlar hesaba katılacak olursa, günümüzde kapitalizme karşı mücadelede kilit sorunun işçi sınıfının devrimci örgütlülüğünün sağlanması olduğu apaçık ortaya çıkıyor.

Marksist Tutum: Bağımsız Proleter Çizgide 100. Sayı

Türkiye’de de önümüzdeki dönemde büyük sınıf mücadeleleri olacağına kuşku yoktur. Yeni kuşak bir işçi sınıfı şekillenmekte ve bunlar şimdilik mevzi mücadelelerle ilk denemelerini yapmaktalar. Türkiye kapitalizminin yakaladığı görece elverişli konjonktür ve içine girilen adeta yeniden inşa süreci, burjuvaziye bir tarihsel nefes aralığı yaratmış olsa da, bunun ilelebet sürmeyeceği açıktır. Bugünkü mevzi mücadelelerde işçilere yol gösteren Marksist Tutum, o büyük günler geldiğinde de mücadele sahasının ön saflarında bilinçli işçilerin ellerinde dalgalanacaktır.

Brezilya’da Emekçi Kitleler Ayakta

Tüm örnekler göstermektedir ki, gerçek anlamda düzenin temellerine yönelebilecek nitelikteki toplumsal hareketlerin olmazsa olmaz lokomotifi örgütlü işçi sınıfıdır. İşçi sınıfının sahnede yer almadığı veya işçilerin örgütsüz biçimde bireysel olarak harekete katıldığı durumlarda, çeşitli nedenlerle yaşanan patlamaların veya isyanların uzun ömürlü olması mümkün değildir. Asıl belirleyici olan işçi sınıfının kendi talepleriyle ve örgütlü gücüyle sahneye çıkmasıdır. Bu da sınıfın bağımsız politik çizgisinin ve örgütlülüğünün yaratılmasıyla mümkündür.

Dış Borç ve IMF Meselesi

IMF gibi konuları kapitalist sistemin bütününü gölgeleyecek şekilde öne çıkarmak, sonunda dönüp dolaşıp kendi ayağına kurşun sıkmak anlamına gelecektir. Böylece koz diye bellediğiniz şey bir bakarsınız ki düzenin elinde size karşı bir koz olmuş. Bir gün bir burjuva hükümet gelip Arjantin’de olduğu gibi moratoryum ilan edip ödemiyorum dediğinde, işçi kitlelerini ideolojik olarak düzene bağlayan bağlara kendi elinizle yeni bir ilmek eklemiş olursunuz. Aynı minvalde ilave etmek gerekir ki, son tahlilde kapitalist düzeni muhafaza etmek anlamına gelecek “ekonomik bağımsızlık” benzeri talepler yerine, proleter dünya devrimini ve işçi iktidarını somutlayan uluslararası işçi konseyleri birliğini savunmak doğrusudur.

İran’da Devrim ve Karşı-Devrim

Marksist Bir Bakış

İranlı sosyalistler tarafından 1984'de kaleme alınmış olan aşağıdaki makaleyi İran'da gerçekleşen devrim ve karşı-devrim sürecini anlamak bakımından yararlı bulduğumuz için İngilizcesinden çevirerek yayınlıyoruz.

Lenin’i Anlamak /3

Devrimci bir partinin işçi sınıfı içinde yer tutması, geniş kitleleri örgütlemesi ve işçi sınıfına önderlik edebilmesi için yalnızca doğru teorik görüşlere sahip olması yetmez. Aynı zamanda, değişen toplumsal ve siyasal koşulları kavrayan, sınıf savaşımında olayların gelişimini öngören ve çalışmaları günün ihtiyaçları temelinde şekillendiren bir bakış açısına ihtiyaç vardır. Değişen ya da değişmekte olan durumun kavranması, işçi sınıfının devrimci iktidar mücadelesinde hayatidir. Ne var ki işçi sınıfının mücadele tarihi, bir dönem için geçerli olan görüşlerin ve çalışma biçimlerinin kaskatı dondurulduğunun ve fikirlerin dogmalaştırıldığının örnekleriyle doludur.

Suriye Sorunu Aynasında Anti-Emperyalist Mücadele

Bu kafa karışıklığı tüm dünyada olduğu gibi yaşadığımız topraklarda da hayli yaygın. Bir yanda, emperyalizmin artık başkalaştığı iddiasıyla “insani” amaçlarla emperyalist müdahaleden yana tutum alan sol-liberal, sosyal-demokrat ya da reformistler; diğer yanda, anti-emperyalist oldukları iddiasıyla burjuva despotları, diktatörleri vb. açıkça ya da üstü örtük biçimde destekleyen türlü oluşumlar. Bir yanda, dayandıkları sınıfsal temele, siyasal pratiklerine ve programatik hedeflerine bakmaksızın, emperyalist devletlerle çatışma ya da çekişme içerisinde olan tüm İslamcı hareketleri anti-emperyalist olarak onurlandıran ve onlarla ilkesiz cepheler inşa eden bir oportünizm; diğer yanda İslami sembolleri, söylemleri vb. görür görmez, İslamofobik reaksiyonlar göstererek tüm İslamcı grupları siyaseten gerici, karşı-devrimci vb. olarak yaftalayan iflah olmaz bir sekterlik.

Lenin’i Anlamak /2

Sebatkâr ve zahmetli çalışmalar olmadan, emek verilmeden ve gerekli ter akıtılmadan başarıya ulaşılamaz. Görünüşte çok devrimci olan, kişileri ya da örgütleri heyecanlandırma ve tatmin etmekle sınırlı kalan bir faaliyetin işçi kitleleri ileriye çekemeyeceği açıktır. Devrimci faaliyetin ana amacı işçi kitleleri durdukları noktadan ileriye çekmek, bilinç dönüşümüne uğratmak ve kapitalizme karşı mücadeleye sevk etmektir. Aksi durumda, işçi sınıfının mücadelesini ileri taşımayan her çaba, Lenin’in önemle belirttiği üzere, coşkulu sloganlar üzerinde yükselen devrimci lafazanlıktan öteye geçemez. Bu bakımdan, en gerici dönemlerde dahi uygun çalışma biçimleriyle işçilere ulaşmayı ve onları ileriye çekmeyi bilmek gereklidir. İşçi sınıfının sendikal, siyasal, devrimci örgüt ve bilinç düzeyinin geri olduğu bugünün Türkiye koşullarında da, bu zahmetli görev değişmemektedir.

Sayfalar

Teori beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.