Navigation

Yaşamıyla Örnek Bir Devrimci: Sverdlov

Ekim Devriminin üzerinden 102 yıl geçti. Buna rağmen bugün bile bütün ihtişamı ile biz sosyalistlere rehberlik ediyor. Hem teorik hem de pratik olarak her zaman bize güçlü bir yoldaştır Ekim Devrimi. O, proletaryanın, Marksist ve Leninist fikirlerin ışığında, Bolşevik Partinin önderliğinde gerçekleştirdiği en büyük devrimdir. Ekim Devriminin başarıya ulaşmasında Bolşevik Partinin varlığının önemi kuşkusuzdur. Lenin önderliğindeki Bolşevik Parti Çarlık rejimine ve burjuvaziye karşı disiplinli ve örgütlü bir şekilde mücadele etmiştir.

Yakov Mihayloviç Sverdlov da bu mücadelede yetişmiş lider Bolşeviklerdendir. Sverdlov, insanı ve emeği sömüren bu sistemin adaletsizliğini ve yıkıcılığını henüz okul yıllarında anlamıştır. Kapitalist sistemin çürümüşlüğüne karşı devrimci mücadeleye katılmıştır. Devrimci mücadeleye atıldığı bu ilk yıllarda kendini yeterli görmeyen Sverdlov politik ekonomi, Kapital ve Batı Avrupa’da işçi hareketleri üzerine okuyup kendini geliştirmeye başlamıştır. Leninist Iskra, onun her zaman yol göstericisi olmuştur. Leninist fikirlerle tanışması ve bu fikirleri benimsemesiyle genç yaşında büyük sorumluluklar almıştır. 1905 devriminden önce Ural’da Bolşevik Partinin istediği gibi bir örgütlülük yoktur. Sverdlov, 21 yaşında merkez komite sorumlusu olarak Ural’a gönderilir. Ona güvenenleri şaşırtmaz. Kısa zamanda Ural’da sağlam bir örgütlülük oluşturur. Lenin Sverdlov’u anma konuşmasında şöyle demiştir: “Sverdlov yoldaş, faaliyetinin daha ilk döneminde siyasi bilince henüz kavuşmuş bir delikanlıyken, kendini bütünüyle ve hiç duraksamadan devrime adamıştır.”

Sverdlov’un bu çalışkanlığı ve mücadeledeki rolü Çarlık Ohrana’sının da (Çarlık gizli teşkilatı) dikkatini çekmiştir. Sverdlov hayatının büyük bir kısmını hapishane ve sürgünlerde geçirmesine rağmen mücadeleden asla kopmamıştır. Girdiği bütün hapishanelere notlarıyla dolu olan Marx’ın Kapital’ini de sokmayı başarır. Hapishane ve sürgün yıllarında gerek teorik gerekse de pratik birçok çalışma yapmıştır. Kendini geliştirmek için her gün disiplinli olarak çalışmıştır. Sverdlov bu çalışmalarını şöyle açıklamıştır: “Kitabı yaşamla sınıyorum; yaşamı da kitapla. Bu benim eğitimim.” Sverdlov ve mücadele arkadaşlarının bu örgütlü ve disiplinli mücadelesi proleter devrimin kapılarını açmıştır.

Kapitalizm tarihsel bir sistem krizinin içindedir. Kapitalist sistemin çürümüşlüğü her geçen gün daha belirgin bir şekilde insanları içine çekmektedir. Emperyalist devletler ve burjuvazi yarattıkları bu pis bataklıktan ve krizden kurtulmak için yeni bir paylaşım savaşının içindedir. İşte bu nedenle dünyanın birçok yerinde emekçiler ayaktadır. Sverdlov biz gençlerin ve devrimci mücadelenin içinde yer almak isteyen herkesin örnek alması gereken kişilerdendir. Genç yaşına rağmen mücadeleye katılması, kendini yetiştirmesi, yaşadığı bütün zorluklara rağmen mücadeleye daha fazla bağlanması bizler için ders niteliğindedir. Bizler de insanların “artık yeter” dediği bugünlerde Sverdlov’un izinden yürüyüp kendimizi geliştirmeli ve devrimci mücadelede yer almalıyız.