Navigation

“Boyun Eğdirenler Boyun Eğdi!”

“Önce boyun eğmeyi öğrettiler insanlara ve sonra susmayı…” diyor Elif Çağlı “Diller, Dudaklar ve Gözler” şiirinde. Dizelerinde dile getirdiği gibi dünya sınıflara bölündüğünden bu yana ezilen insanlığa boyun eğmeyi ve susmayı kabul ettirdiler, öğrettiler. Tıpkı 1. Dünya Savaşı yıllarında Rusya’nın açlığa, sefalete, eşitsizliğe mahkûm edilen işçi ve emekçilerine öğrettikleri gibi. Savaş yılları, tüm dünya halkları gibi Rusya’daki işçi ve emekçiler için de işsizlik, yoksulluk, ölüm demekti. Savaşın yıkımını iliklerine kadar hisseden Rusya işçi sınıfının artık ne buna dayanacak gücü kalmıştı ne boyun eğecek sabrı… Bu birikmiş öfke, 1917’nin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde işçi sınıfının kadınlarının yürüyüşünde taştı. Kendilerini işyerlerinden, evlerinden sokağa atan emekçi kadınların öfkesi harlanmaya başlamıştı. Bu sömürü düzenine son vermek isteyen haykırışlar her yanı sarmıştı. “Ekmek İsteriz, Çocuklarımız Açlıktan Ölüyor!” sloganları “Kahrolsun Çarlık!” sloganlarına dönüşmüştü. Günler, haftalar geçiyor, kadınıyla erkeğiyle sokaklara akan işçilerin kabaran yürekleri umutla dolup taşıyordu. Yumrukları göğe yükseliyor, çoğalarak güç kazanıyorlardı. Artık eve dönüş yoktu, devrim vardı! Çarlık yıkılmıştı. Ve işçiler Lenin’in işaretiyle aydınlanan yolda Ekim Devrimini başlatmışlardı. Lenin ve Bolşevik Partinin önderliğinde Rusya işçi sınıfı nihayet kapitalist düzeni devirdi.

 “Milyonlarca dil, dudak ve göz
 Harekete geçti.
 Kesildi
 Susmayı emredenlerin sesi
 Boyun eğdirenler
 Boyun eğdi!”

Bu dizeleri okurken Ekim Devrimi gözlerimizin önünde canlanıyor. Lenin ve Bolşevik Partinin aydınlattığı yol, 103. yılında dünya işçi sınıfının yolu olmaya devam ediyor. Bugün de burjuva egemenliğinin yarattığı yıkımların altında ezilen dünya işçi sınıfı var. Ancak kapitalist sistem gittikçe yıpranıyor, dünyanın dört bir yanında “devrim!” çığlıkları yükseliyor. Cezayir’de, Sudan’da, Şili’de milyonlar ayağa kalkıyor. Artık mücadeleye sırt dönülmüyor, aksine kafalarda birçok soru işareti oluşuyor. Ekim Devrimi gibi mirasları insanlara taşımakla görevli olan biz gençler, biliyoruz ki bu kapitalist sistemden sadece örgütlü mücadeleyle, devrimci bir bilinçle kurtulabiliriz. Bunun için de örgütlü mücadeleye katılmalı, mücadele tarihimize sahip çıkmalıyız.

Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz!

Yaşasın Ekim Devrimi!