ABD Başkanı Trump, geçtiğimiz haftalarda Savunma Bakanlığının adının “Savaş Bakanlığı” olarak değiştirilmesi gerektiğini açıklamıştı. Kararın ardından Savunma Bakanlığı web sitesinin adresi değiştirildi ve defense.org yerine war.gov adıyla erişim sağlanmaya başlandı. 1789 Anayasasında Savaş Bakanlığı adıyla kurulan bakanlık, İkinci Dünya Savaşından iki yıl sonra “Savunma Bakanlığı” olarak değiştirilmişti. Böylece bu kurumun adı şimdi aslına rücu ederek Savaş Bakanlığı oldu.
Trump yaptığı isim değişikliğini “Dünyanın içinde bulunduğu duruma uygun isim savaş bakanlığıdır. Dünyanın en güçlü ordusuna sahibiz” diyerek açıkladı. Artık daha saldırgan davranacaklarını açıkça beyan etti. Trump’ın ifade ettiği gibi dünyanın en büyük savaş bütçesi 895 milyar dolarla açık ara ABD’ye aittir. ABD dünyanın hegemon emperyalist gücüdür, yani çok büyük bir askeri, siyasi, ekonomik nüfuza sahiptir. ABD’nin hegemonyasını korumak için sürdürdüğü kanlı savaşın da gösterdiği gibi dünyanın içinde bulunduğu durum hiç de hayra alâmet değil.
Bir zamanlar “eşitlik, özgürlük, kardeşlik” sloganıyla iktidara yerleşen burjuvazi, savaş, eşitsizlik ve düşmanlık yarattı. Kapitalist sistem toplumu işçiler ve patronlar sınıfı olarak ikiye böldü. İşçi sınıfının örgütlü gücünü ezen, sömürüyü kat kat arttıran kapitalistler, yaşadıkları derin krizi savaşla çözmeye çalışıyorlar. Dünyaya hâkim olan kapitalist sistem tarihsel bir krizle boğuşuyor. Kapitalist sistem, kendine gençlik aşısı bulamıyor, hayat damarları kuruyor, emekçi kitleleri sürüklediği acı ve yıkım nedeniyle meşruiyet zeminini kaybediyor; sistem baskı ve şiddetle ayakta kalıyor.
Kapitalist güçler yeniden ve çok daha vahşice giriştikleri paylaşım savaşına “terörle mücadele”, “demokrasi ve özgürlük savaşı”, “medeniyetler çatışması”, “önleyici savaş” gibi isimler takıyorlar. ABD, AB, Rusya ve Çin yeniden paylaşım savaşının baş aktörleridir. Dünya üzerinde pek çok bölge sıcak savaş alanına dönüşmüş durumda. Ortadoğu yıllardır savaşın merkez üssüdür. Asya-Pasifik bölgesi de sıcak savaşın eşiğindedir. Trump yönetiminin “Savaş Bakanı” Hegseth, 9 Eylülde Çin Ulusal Savunma Bakanı ile yaptığı görüşmede, “ABD’nin Çin’le çatışma peşinde olmadığını, rejim değişikliğini ya da Çin Halk Cumhuriyeti’ni boğmayı hedeflemediğini ancak ABD’nin öncelikli alan olan Asya-Pasifik’te hayati çıkarları olduğunu ve bu çıkarları kararlılıkla koruyacağını söyledi. “Hayati çıkarlar” dedikleri ABD emperyalizminin bölgedeki çıkarlarıdır. Bu çıkarlar ne Asya-Pasifik bölgesindeki işçi ve emekçilerin ne de Amerikalı işçi ve emekçilerin hayati çıkarlarıdır.
Kapitalist sistem 250 yıldır hüküm sürüyor. Bu uzun dönem boyunca dünya üzerinde savaşlar hiç eksik olmadı. Tek bir gün dahi dünyaya barış, refah ve huzur gelmedi. Kapitalizm güçlendikçe dünya üstünde baskı ve şiddeti de beraberinde güçlendirdi. Bugün en büyük kapitalist devlet en büyük savaş sanayisine sahip. Ama ne kendi içinde, ne komşularıyla ilişkilerinde ne de kurduğu dünya düzeninde barışı sağlayabiliyor. Kapitalist sistemin en büyük gücü tüm dünyanın nefretini kazanıyor.
Trump söz konusu bakanlığın adını ister savaş, ister savunma, isterse barış bakanlığı yapsın sonuç aynı. Kapitalist sistemde hangi adı alırsa alsın tüm burjuva kurumların amacı özünde aynıdır: sömürü düzenini korumak, sermayenin çıkarlarına bekçilik etmek, eşitsizliği sürdürmek, gücü merkezileştirmek. İşçi ve emekçileri sahte umutlar peşinde oyalayan Trump, “Amerika’yı yeniden büyük güç yapacağız” diyor. Gerçekte Amerikan emperyalizmini ve tekellerini daha da güçlendirmenin peşinde. Kapitalist sistemi ayakta tutmak, ABD ve ortaklarının iktidarını güçlendirmek pahasına dünya ateşe veriliyor. Bu nedenle ister Amerikalı ister Çinli isterse Türk olsun dünyaya savaş kapitalistlerle geliyorken tersine dünyaya barış işçilerle gelecek diyoruz.
link: İstanbul’dan bir MT okuru, Trump Savaş Bakanlığını Aslına Rücu Ettirdi, 5 Ekim 2025, https://marksist.net/node/8609
Türk “Milli” Burjuvazisi Nasıl İnşa Edildi? /2
Zeytinlere Ölüm Fermanı, Sermayeye Ab-ı Hayat!





