Navigation

Hrant Dink Katledilişinin 4. Yılında Onbinlerle Anıldı

19 Ocak 2007’de devletin kontrgerilla örgütlerinin organize ettiği bir suikastle katledilen Hrant Dink, on binlerce insan tarafından Agos gazetesi önünde düzenlenen törenle anıldı.

Anma töreninde, “4 Yıldır Hrant Yok”, “4 Yıldır Yargıç Yok”, “4 Yıldır Meclis Yok”, “4 Yıldır Savcı Yok”, “4 Yıldır Yürekleri Yok”, “4 Yıldır Yüzleri Yok”, “4 Yıldır Vicdan Yok”, “4 Yıldır Partisi Var Adalet Yok” dövizleri taşındı. Dink’in arkadaşları ve ailesi, gerçek suçluları yani suikastin planlayıcılarını aklamak üzere yargı sürecinin 4 yıldır yılan hikâyesine döndürülmesini protesto etti.

Anma törenine on binlerce emekçi ve aydının yanı sıra her biri benzer kontrgerilla operasyonları sonucunda hayatlarını kaybeden Sabahattin Ali’nin, Doğan Öz’ün, Abdi İpekçi’nin, Cevat Yurdakul’un, Cavit Orhan Tütengil’in, Ümit Kaftancıoğlu’nun, Sevinç Özgüner’in, Kemal Türkler’in, İlhan Erdost’un, Çetin Emeç’in, Turan Dursun’un ailesi, Musa Anter’in, Uğur Mumcu’nun, Nesimi Çimen’in, Metin Altıok’un, Behçet Aysan’ın, Hasret Gültekin’in, Onat Kutlar’ın, Yasemin Cebenoyan’ın, Hasan Ocak’ın, Metin Göktepe’nin ve Necip Hablemitoğlu’nun aileleri de katıldı. Ahmet Kaya, Necdet Bulut ve Orhan Yavuz’un aileleri de anma töreninde yer aldılar. 91 yaşındaki komünist yazar Vedat Türkali, Hrant Dink’in vurulduğu yere tekerlekli sandalyesiyle gelerek çiçek bıraktı.

Binlerce ağız “Faşizme İnat Kardeşimsin Hrant!”, “Yaşasın Halkların Kardeşliği!”, “Katil Devlet Hesap Verecek!”, “Hrant İçin, Adalet İçin!”, “Hepimiz Hrant’ız, Hepimiz Ermeniyiz!”, “Öldür Diyenler Yargılansın!” sloganlarıyla katilleri protesto etti.

Toplumsal Birlik Platformu adına Abdi İpekçi’nin kızı Nükhet İpekçi, katledilen aydın, demokrat, sanatçı ve devrimcilerin katillerinin açığa çıkması için, adalet için buradayız diye konuştu.

Aslında her şey ortada. Tetikçi ortada, cinayet silahı ortada. Alçakça cinayeti azmettiren kontrgerilla örgütlerinin niyetleri de sır değil: Hükümeti yıpratarak devirmek ve normal yollardan başarılamadığı takdirde bunu bir askeri darbeyle gerçekleştirmek üzere uygun ortamı hazırlamak. Bu doğrultuda uygulamaya konan kapsamlı planın bir kesitini de gayrimüslim aydınları hedef alan bir dizi suikast oluşturuyordu. 4 yıldır devam eden yargı süreci, Hrant Dink suikastinin planlayıcılarını açığa çıkarmak bir yana, tetikçiyi bile çocuk mahkemesine sevk ederek katili kurtarmanın yolunu döşüyor. AKP hükümeti ise bu duruma seyirci kalmaktan öte hiçbir şey yapmıyor. Ne de olsa katledilen sosyalist bir Ermeni!

Bu topraklarda egemenler her dönemde Ermeni halkına düşmanca davrandılar ve milliyetçi saldırganlığın hedef tahtasına koydular. Ermeniler kırıma uğradılar, topraklarından sürüldüler, mülkleri Türk egemenleri ve onların beslemesi faşist güruhlarca yağmalandı. Egemenler Ermenileri katletmekle, sürgün etmekle, mallarını gasp etmekle de yetinmediler, onları her daim aşağıladılar. Onca zalimliğin ardından bir özrü bile çok gördüler. TC devleti, okullarında genç nesillere Türk olmakla övünmeyi ve diğer halklardan nefret etmeyi öğretti kuşaklar boyu. Gencecik beyinleri ırkçılıkla zehirledi. Böylece egemenlerin kirli çıkarlarına alet edebilecekleri, Dink cinayetinde olduğu gibi yeri geldiğinde ellerine silah verip tetikçi olarak kullanabilecekleri Ogün Samastlar yetiştirildi.

Dink cinayetinin sorumluluğu tetikçilerle veya darbe planlarını uygulamaya sokanlarla sınırlı değildir. Tarihsel arka planıyla beraber ele alındığında Dink cinayetinden zalim burjuva devletin bir bütün olarak sorumlu olduğu görülmektedir. Cinayetin üzerinden geçen 4 yıllık süreç bunu bir kez daha ispat etmiştir.

Dink cinayeti ardından yüz binlerin “Hepimiz Ermeniyiz” sloganıyla yürümesi karşısında MHP öfkeden kudurmadı mı? CHP’li bir milletvekili Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Ermeni kökenli olduğunu iddia ederek onu yıpratmaya çalışmadı mı? Gül ise, bu ırkçı saldırı karşısında, Ermeni kökenli olmadığını açıklayarak “aklamaya” çalıştı kendini. Yani burjuva siyaset bir bütün olarak ırkçılığa ve Ermeni düşmanlığına bulanmıştır.

Bugün ne AKP, ne CHP, ne MHP, ne de generaller Dink cinayetinin arka planının bütünüyle açığa çıkmasını istiyor. Dink davasının yargı sürecinin karanlık dehlizlerinde çıkmaza sürüklenmesi egemenlerin bilinçli bir siyasi tercihidir. Kemal Türkler davası zaman aşımı süresinin dolduğu bahanesiyle düşürüldü. Geçtiğimiz haftalarda da binlerce Kürt emekçiyi hunharca katleden Hizbullah’ın işkenceci canileri tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı ve devletin gözleri önünde kayıplara karıştı. TC’nin yargı sistemi işkencecileri kurtarmak konusunda engin tecrübeye sahiptir. TC devletinin adalet mekanizması, devlet adına kan dökenleri kollamaktadır.

Adalet duygusunu yitirmemiş tüm demokrat insanlar Dink davasının takipçisi olacaktır. Ezilenlerin saflarında mücadele edenler, zalimlerden hesap sorulacak günün özlemiyle tutuşmaktadır.