Navigation

Eylül Günlüğü

Elif Çağlı

Eylül 2005





Sevdalı Kavak

Önceleri tepede bir yavru kavaktı
Özlemi büyüyüp güneşe ulaşmaktı
Bir gün fidan boylu delikanlılar gördü
Işıklı başları güneşe eriyordu
Özlem ve özen yürüdü köklerine
Artık tepenin en fidan boylusu oydu.

O gün al gömlekli civanlar geçiyordu
Bir büyük sevdayla titredi genç bedeni
Güneşin rengini kucaklamak istedi
Dallarına baktı
Çıplaklığından utandı
Ve en büyük sevdaları emdi de köklerinden	
Tepenin en güzel yeşillerine donandı

Artık en yeşiliydi
En fidan boylusuydu
Ama en sevinçlisi değildi tepenin
Al gömlekli yârini göremez oldu!

Akşam rüzgârlarıyla aradı sevdiğini
Sevdiğini bir iğrenç binanın üçüncü katında buldu
Her gece, her gündüz
Ufak bir pencereyi gözlüyordu.

Bir gün serin esintiler bir haber getirdi
Sevdiği onu ayın ışıklarında bekleyecekti
Akşam oldu 
Ay doğdu				
Ama sevdiceği yoktu
Kaç gün, kaç gece 
Bekledi, bekledi
Özlemi karşıda bir küçük penceredeydi
Göremedi yiğidini, bir türlü göremedi.

Ağlayan bulutlara karıştı gözyaşları
Yeşil yaprakları yaşlarla ağırlaştı
Yavaş yavaş toprağa eğildi başı
Sevdalısıyla karşılaştı!..

Yeryüzünün en güzel çiçekleriydi bunlar
Kıpkızıl kan çiçekleri!
Sevdalı kavak
Yerde yatan yârini kucaklayarak
Sevdasını, özlemini yeşil yapraklarına serpti
Ve o günkü fidan boylu delikanlılar gibi
Işıklı başı güneşe ermekteydi...