Navigation

Bu Dünyaya Marx Geldi!

Elif Çağlı

Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.

Mikail Azad

Uyuşturucu Sorununda da Gerçeklik Tersyüz Ediliyor

Türkiye’nin de içinde olduğu kapitalist devletlerin, bu sorunu çözmek gibi bir dertleri yoktur. Egemen sınıf, kendisine isyan eden ve mücadeleye atılan bir gençlik istemez. Sorgulayan, gelecek için mücadele eden, kendisi ve çevresiyle uyumlu bir gençlik yerine, beyinleri uyuşmuş, her an suça itilebilecek, kindar nesilleri tercih eder. Bu sorun baskıcı, yasakçı uygulamalarla çözülemez. Sorunu yaratan, gençliği çürüten kapitalizmdir.

Bedreddin İsyanı ve Eşitlikçi Toplum Düşü

Egemen sınıfların yazdırdığı tarih kitaplarında ne ezilenlerin zulüm içinde yaşadıklarından ne de kendilerine karşı ayaklanan kitlelerin haklı özlemlerinden, daha adil bir yaşam istemlerinden söz edilir. Ancak her çağda, her dönemde zulme karşı mücadele verilmiştir. Ezilenlerin ileriye yürüyüşü zorlu zamanlardan geçmiştir ve devam etmektedir. Karanlık dönemlerde verilmiş çabalar tarih bilinci ışığında günümüze aktarılıyor. Günümüzde bile Bedreddin ve yoldaşlarının sahip çıktığı eşitlikçi-komünal değerler önemini hiç yitirmeyen tarihsel özlemler olarak korunuyor. Ölümünden 600 yıl sonra bile Bedreddin ve yoldaşlarının savunduğu değerler hâlâ taptazedir.

“Bir Başka Dünya” Filminin Gösterdikleri

Kriz ve savaşlara neden olan kapitalist sistem insanlığa acıdan ve çileden başka bir şey vermiyor. Emekçi kitleler, her defasında oyalanmak ve kandırılmak isteniyor. Filmde bir emekçi kadın olarak yıllarca ezilen, krizin derinleşmesiyle sofrasında eksilenlerin yanı sıra yaşamında da eksik olan şeylerin farkına varan, faşist kocasını terk eden Maria karakteri; önce korksa da mültecilerin dünyasına girmekten kaçmayan Daphne karakteri; kemer sıkma politikalarını uygulamak için şirketin merkezinden Yunanistan’a gönderilen ve çarkın bir dişlisi olarak acımasızca işten atmalara girişen Elise karakteri, “Alman halkı ile Alman devleti birbirinden ayrıdır” diyerek Yunan halkının asıl düşmanını ortaya koyan Sebastian karakteri… Bu karakterlerin her birinin hikâyelerinin birleştiği yerde taşlar yerine oturuyor ve “kriz”in emekçiler açısından ne olduğu daha net biçimde ortaya çıkıyor. Kapitalist düzene karşı mücadele etmeden “krizden” kurtuluşun yolu olmadığı berraklaşıyor.

“Bir Kuşak Bir Yol Projesi” Krize Çare mi?

Çin emperyalizminin öncülüğünde gündeme gelen, İpek Yolu projesi olarak da bilinen “Bir Kuşak Bir Yol” projesi de yaşanan krizden kurtuluş için büyük bir ekonomik atılım olarak yansıtılıyor. Bu proje Türkiye’nin de gündemine girmiş durumdadır. Özellikle Avrupa ve Ortadoğu pazarında azımsanmayacak oranda gerilemenin içine giren Türkiye, Asya pazarında kendine alanlar açmanın gayreti içinde ve bu projeyi de bu açıdan değerlendirmek istiyor.

Asya-Pasifik Bölgesinde Emperyalist Gerilim

Asya-Pasifik hattında çıkarları çatışan iki kamp mevcut. Bunlardan birini, ABD ve bu süper gücün işbirliği içinde olduğu ülkeler oluşturuyor. Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) örgütü içinde etkisini büyük oranda kullanan ABD, kapitalist krizle birlikte artık mevcut pozisyonunun yetersiz kaldığını anlamış ve uygulamaya geçirdiği stratejik hamlelerle bunu değiştirmeye çalışmaya başlamıştır. Asya-Pasifik hattının diğer kampını ise Şangay Beşlisi olarak yola çıkan ve daha sonra adını Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) olarak değiştiren kamp oluşturuyor. Bu kampın başını Rusya ve Çin (bu örgüte dâhil olan diğer devletler Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan’dır) çekiyor. ŞİÖ, üye ülkelerin yanı sıra 10’un üzerinde ülke ile de ilişkilerini diyalog vb. adlarla sürdürüyor. Üye sayısı önümüzdeki yıldan itibaren 8’e çıkacak bu birlik, bölgede Rusya ve Çin’in önderliğinde hareket ediyor.

Emperyalist Savaş ve Yayılan Nükleer Silahlar

Burjuvazi, kapitalist sistemin dünya çapında içine girdiği krizi atlatmak için savaşı tırmandırıyor. Üstelik burjuva güçlerin kendileri de dahil tüm insanlığın yok olmasına neden olacak nükleer silahları kullanacak kadar ileri gitmeleri de mümkündür. O nedenle işçi sınıfının dünyanın ve insanlığın yok oluşuna seyirci kalması mümkün değildir. Kapitalizm altında barış hayalden öteye geçemez. Dünyaya barışı ve özgürlüğü getirecek tek sınıf işçi sınıfıdır.

Kocaeli’de Kanser Oranları Artıyor

Yüzlerce fabrikanın harıl harıl çalıştığı Kocaeli bölgesinde insan sağlığından ve temiz bir çevreden bahsetmek olanaksızsa, her dört kişiden biri kapitalist kâr hırsı yüzünden ölüme gönderiliyorsa, mücadeleyi tek başına çevre sorunu olarak göremeyiz. Sorunun çözümünü kapitalizme karşı mücadelede değil de, burjuva hükümetlerin çevre politikasını iyileştirmesinde aramak beyhudedir. Kapitalizm doğayı değil kârı düşünür.

Artan “Şüpheli” Asker Ölümleri

Son birkaç hafta içerisinde gerçekleşen “şüpheli” asker ölümleri, basının gündemine gelmiş bulunuyor. Burjuva basın asker ölümlerini TSK’nın servis ettiği biçimin dışına çıkmadan yansıtıyor. Savaş haricinde yaşamını yitiren askerlerin ölüm nedeni “eğitim zayiatı”, “intihar” vb. olarak gösterilerek gerçekler gizlenmek isteniyor.

Hayırseverlik Dünyayı Değiştirebilir mi?

Bir yanda işçi sınıfının yarattığı muazzam zenginlik, öte yanda bu zenginliğe el koyan bir avuç asalak azınlık. Servetlerini iki katına çıkartan kapitalistler, diğer taraftan da topluma şirin görünmek ve vicdan sahibi kimseler olduklarını düşündürtmek için, göstermelik ve bir o kadar da sinsi bir yola başvuruyorlar: “Hayırseverlik!”

Öğrenim Kredisi Borcu Olan Milyonlar

Her şeyin kâra endekslendiği kapitalizmde, okullar ve üniversiteler de birer ticarethaneye dönüşmüştür. Bu sistemde parasız eğitim talebi bir suç olarak görülürken, bu hakkın gasp edilmesi karşısında tepkilerini dile getiren yüzlerce öğrenci okuldan uzaklaştırılmakta, haklarında hapis cezalarıyla davalar açılmaktadır. Kimi burjuva köşe yazarları ise daha da ileri gidip parasız eğitim isteyenleri aşağılamaktadır.

Cezaevi A.Ş.

Amerikan borsalarında kârlarını katlayarak büyüten şirketler arasında cezaevlerini işleten büyük tekeller de yer alıyor. Tüm kıtadaki cezaevlerinin büyük bir kısmını işleten Corrections Corporation of America (CCA) tekelinin değeri 50 milyon dolardan 3,5 milyar doların üzerine çıkmış. CCA tekeli bu pazarın gelecek yıllar içinde iki misli büyüyeceği tahmininde bulunarak, Amerikan yönetimine yeni öneriler sunmaktan da geri durmuyor.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.