Navigation

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Ne İş Yapar?

Basına da yansıyan ve vicdanları yaralayan kadın cinayetleri ve Ensar Vakfı örneğinde olduğu gibi çocuk istismarları karşısında büyük bir sessizlik içinde olan, sosyal hizmet alanında hedeflerinde bir adım ileri gidemeyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının başındaki Betül Fatma Sayan Kaya, son günlerde Hollanda ile yaşanan siyasi krizin başrol oyuncusu olarak öne çıktı. Tek adam rejimine destek vermeyenleri milliyetçilik temelinde kışkırtmak ve oy toplamak için tezgâhlanan bu oyunda şahane bir oyunculuk sergiledi.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı geçtiğimiz günlerde 2016 yılı faaliyet raporunu açıkladı. 214 sayfalık raporun daha girişinde Bakanın, son 15 yılda ülkenin sosyal politikalarda çok büyük başarılar gösterdiğini öne sürdüğü mesajına yer veriliyor. Ancak aynı raporda, senenin başında ortaya konulan hedeflerden sadece birinin, “Çanakkale Zaferi” için 81 ilde mevlit okutma hedefinin gerçekleştirilebildiği; çocukların, kadınların, engellilerin, yaşlıların haklarının korunup geliştirilmesi gibi konulardaki hedeflerde hiçbir ilerleme sağlanamadığı ortaya çıkıyor. 

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, 2011 yılında, sözde “birey, aile ve toplum refahını artırmak amacıyla dezavantajlı kesimler öncelikli olmak üzere tüm toplumu hedefleyen katılımcı anlayışla, adil ve arz odaklı bütüncül sosyal politikalar üretmek, uygulamak ve izlemek” misyonuyla kuruldu. Ancak bu bakanlık, bugüne kadar dezavantajlı kesimlere hizmet etmek bir tarafa onları daha da dezavantajlı bir konuma sürükledi. Kadınlara yönelik şiddet artarken, çocuk tacizleri almış başını gitmişken, engelliler kendilerine yaratılan engellerle boğuşurken, Bakanlık, iktidarın hedefleri doğrultusunda itaatkâr ve kanaatkâr bir toplum yaratılması için politikalar yürüttü, yürütüyor. Bütçesinin çok büyük kısmını oy karşılığında sadaka olarak dağıttı, dağıtıyor. Ailenin korunması adına kadınların boşanmasının ve kürtaj yapmasının önüne geçiyor.

Raporda “çocuğa yönelik şiddetin önlenmesi için ulusal eylem planı”, “ücretsiz özel kreş ve gündüz bakımevi hizmetinden yararlanan çocuk oranı”, “hizmetlerden memnuniyet oranı”, “bakım, koruma ve rehabilitasyon kuruluşlarındaki hizmetlerin standartlara uygunluk oranı”, “çocuk destek ve gelişim programının uygulama oranı”, “Aile Sosyal Destek Programı danışmanı ile ilişkilendirilen aile oranı”, “boşanma danışmanlığı alanların sayısı” gibi alanlarda artış hedefine ulaşılamadığı belirtiliyor. Bu hedeflere ulaşamama gerekçesi ise “çalışanların düşük motivasyonu” olarak sunuluyor. Fatura bakanlık çalışanlarına kesiliyor!

Basına da yansıyan ve vicdanları yaralayan kadın cinayetleri ve Ensar Vakfı örneğinde olduğu gibi çocuk istismarları karşısında büyük bir sessizlik içinde olan, sosyal hizmet alanında hedeflerinde bir adım ileri gidemeyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının başındaki Betül Fatma Sayan Kaya, son günlerde Hollanda ile yaşanan siyasi krizin başrol oyuncusu olarak öne çıktı. Tek adam rejimine destek vermeyenleri milliyetçilik temelinde kışkırtmak ve oy toplamak için tezgâhlanan bu oyunda şahane bir oyunculuk sergiledi. AKP iktidarı boyunca ve Kaya’nın bakanlığı döneminde yaşananlar tek adam rejiminde daha da şiddetlenerek yaşanacakların göstergesidir.

Kaya’nın bakanlığı döneminde en az 476 kız çocuğu cinsel istismara uğradı. Çocuk istismarı ile erken yaşta evliliklerden dolayı çocuk intiharları arttı. 2016 yılında 600 bin kız çocuğu okula gidemedi. En az 455 kadın, cinayete kurban gitti. Geçen yıl işlenen cinayetlerin yarısı OHAL döneminde gerçekleşirken; Türkiye, “cinsiyet eşitliği” sıralamasında 144 ülke içinde 125. sıradan 130. sıraya geriledi. 2016 yılında her gün ortalama 358 kadın, şiddet gördüğü gerekçesiyle kolluk kuvvetlerine başvurdu. Şiddet gören, hayatları ciddi ve yakın tehdit altındaki 41 bin 955 kadın hakkında “Geçici Koruma Altına Alma” kararı verildi. 2015-2017 yılları arasında, şiddet gördükleri gerekçesiyle haklarında “geçici koruma tedbiri” verilen ve korundukları iddia edilen 20 kadın ise göstere göstere katledildi. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra kadın ve çocukların hakları için faaliyet yürüten derneklerin de kapısına kilit vuruldu.

AKP’nin denetimindeki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, toplumu iktidarın amaçları doğrultusunda değiştirip dönüştürmek için çalışmaktadır. Bu bakanlık eliyle AKP, topluma kendi ideolojisi temelinde şekil vermektedir. Dini de kullanarak kindar ve iktidarın vurucu gücü olacak bir genç nesil yetiştirmek buna dâhildir.

Kaya’nın başında bulunduğu bakanlığın kadınlara ve çocuklara en ufak bir hayrı yoktur. Söz konusu bakanlık, kadınların yaşadığı sorunları şiddetlendiren erkek egemen ve gerici anlayışı meşrulaştırmaya çalışmakla meşguldür. Oysa kadına yönelik şiddete, çocuk istismarına, tacize, tecavüze karşı mücadele edebilmek, önce bu sorunları körükleyen zihniyete HAYIR demekle başlar.