Navigation

Polis Terörü ve Tutuklamalar Devam Ediyor

Kürt sorununu baskı ve tutuklamalarla sona erdireceğini sanan AKP hükümetinin polis devleti uygulamaları devam ediyor. 2009’da başlayan tutuklamalar, 12 Haziran genel seçimler öncesi ve sonrasında da devam etti, baskı ve yasaklara, sınır ötesi operasyonlara hız verildi. Kürt hareketiyle birlikte toplumsal muhalefeti susturma operasyonu KCK tutuklamaları eşliğinde sürdürülüyor. 

İstanbul’da KCK yapılanmasında yer aldıkları iddiasıyla Ekim ayında 50 kişi gözaltına alındı. Yayıncı ve yazar Ragıp Zarakolu, Deniz Zarakolu, Prof. Büşra Ersanlı ve BDP eski İl Başkanı Mustafa Avcı’nın da aralarında bulunduğu 46 kişi tutuklandı. Böylece son aylarda KCK’ye yönelik operasyonda 141 kişi tutuklandı. Tutuklamalara hazırlanan kılıf da, BDP Siyaset Akademisinin açılışına katılmak, ders vermek, dinleyici olmak!

AKP’li bakanların yaptığı açıklamalar ve hükümet yanlısı medyanın yayınları, tutuklamalara gerekçe bulmayı ve halkı dezenformasyonla zehirlemeyi hedeflese de, aydın, yazar ve akademisyenler, işçi örgütleri ve sendikalar yaptıkları açıklamalarla yapılan tutuklamaları protesto ediyorlar.

50 kişinin sorgusunun sürdüğü saatlerde Beşiktaş Adliyesi önünde bir araya gelen Halkların Demokratik Kongresi (HDK) bileşenleri, BDP üyeleri ve KESK üyeleri, anti-demokratik tutuklamalara son verilmesi ve Kürt sorununun çözümü için demokratik, barışçıl adımların yeni anayasa öncesi atılması gerektiğini belirttiler. Burada bir konuşma yapan Sebahat Tuncel, “bugüne kadar 7 partimiz kapatıldı, BDP olarak her an kapatılabiliriz, BDP şubeleri böceklerle dinleniyor, bundan sonra toplantılarımızı meydanlarda açık yapacağız, adalete olan güvenimiz kayboldu, başbakan cebinde tutuklama listesi taşıyor, biz halkların birlikte yaşama iradesinden ümitliyiz” dedi. Adliye önünde toplanan kitle “Hepimiz Kürdüz, Hepimiz BDP’liyiz, Hepimiz KCK’liyiz” sloganı attı.

Tutuklanması sonrasında avukatı aracılığıyla yaptığı açıklamada, “gözaltına alınmam ve yasadışı örgüt üyeliği ile suçlanmam, Türkiye’de yaşayan tüm aydın ve demokratlara ilişkin bir korkutma ve özellikle Kürtleri yalnızlaştırma kampanyasının bir parçası” diyen Zarakolu, mektubuna şu cümlelerle son verdi: “Toplumsal linç kampanyası haline getirilen bu gözaltı furyasına herkesin ortaklaşa tepki göstermesi ve yasadışı uygulamalara bir son verilmesi gerektiğini düşünüyorum.”

AKP hükümeti Kürt hareketi ve Kürt halkı üzerinde yoğun bir baskı kurarak, sorunu çözmeden Kürtleri “çözmeyi” deniyor. Yani pek çok kez denenen yöntemlere, kendine vehmettiği güce güvenerek yeniden başvuruyor. Kürt hareketinin önü siyasal alanda kesilmeye, hareketin kadroları tutuklamalarla tasfiye edilmeye çalışılıyor. Bugüne kadar hiçbir baskı ve zorbalık ulusal bilinçle ayağa kalkan, davasına sahip çıkan ezilen bir halkı susturamamıştır. AKP hükümeti ve burjuva devlet bir an önce Kürt halkının demokratik istemlerini karşılamalı, tutuklamalar son bulmalı, emekçi sınıfın çocuklarının ölümüne son verilmelidir.