Navigation

Lübnan: “Her şeyi Çalabilirsiniz, Ama Umudumuzu Çalamazsınız”

Lübnan’da 28 Nisan Salı günü başlayan protestolar halkın hükümete karşı bir güç gösterisine dönüştü. İşçiler ülkenin içinden geçtiği kötü ekonomik durumun düzelmesi ve faturanın artık kendilerine çıkmaması için taleplerini dile getirdiler. Hatırlanacağı üzere 2019 Ekiminde gerçekleşen protestolarda 6 milyon nüfuslu ülkenin 2 milyonu ayaklanmış ve neticesinde Hariri’nin başında olduğu koalisyon hükümeti devrilerek yerine bir teknokrat hükümet kurulmuştu. Egemen sınıfın kurduğu bu teknokrat hükümet elbette emekçi sınıfların hiçbir sorununa çözüm getiremedi.

İşçilerin korkunç koşullar altında yaşadığı Lübnan’da paranın değer kaybı, fiyatlardaki yükseliş ve artan işsizlik açlıkla yüzleşen insan sayısını günden güne arttırıyor. Bu koşullar altında yaşamak istemeyen yoksul kitlelerin protesto eylemleri 15 Martta hükümetin koronavirüs yasaklarını uygulamaya koymasıyla sekteye uğramıştı. Yasakların başlamasının ardından pek çok işyerinin kapanması, zaten krizde olan Lübnan ekonomisini daha da kötüleştirerek emekçilerin açlık ve evsizlik gibi hayati sorunlarla karşı karşıya kalmasına sebep oldu. Korku salma politikalarına rağmen yaşadıkları koşulların gerçekliği daha ağır basan emekçi kitleler haklarını talep etmek için bir araya geliyorlar.

Lübnanlı emekçiler, yaşanan krizin koronavirüs kaynaklı olduğu yalanına kanmıyorlar. Bundan 6 ay önce, yani pandemi henüz ilan edilmemişken de ülkede ağır bir kriz yaşanıyordu. Bu sayede emekçi kitleler “Ha virüs, ha baskıcı hükümet” düşüncesinde daha kolay birleşebiliyorlar. Kitleler korona yasaklarına rağmen protestolarını yükseltmek için yol ve yöntemler geliştirdiler. Bir grup protestocu arabaları ve motosikletleriyle protesto eylemleri düzenleyerek sosyal mesafe engelini aşmanın bir yolunu buldu. Çeşitli kısıtlamalar, yasaklar ve baskılarla hak ve özgürlükleri ellerinden alınmak istenen emekçiler, inatla ve kararlılıkla protesto eylemlerini sürdürüyorlar. Bazı yerlerde protestocularla askerler arasında yaşanan sert çatışmalarda taş atan protestoculara gerçek mermilerle ateş edildi. Kitleler, askerlerin öldürdüğü Fawaz Fouad al-Samman isimli protestocuyu “Açlık Şehidi” diyerek sahiplendiler.

Parlamento binasının yakınındaki tarihi meydanda yoğunlaşan protestoların hedefinde ise Hariri ailesi başta olmak üzere Lübnan halkını soyan, yolsuzluklara boğulmuş egemenler yer alıyor. Protestoculardan birisi “Cebimizde yemek alacak paramız yok. Öyleyse sizi yiyeceğiz” diye haykırıyor. Bir başka emekçi “Onların sarayları var. Her bakanın 3-4 sarayı var. 50-60 tane lüks aracı var. Buradaki genç insanların, bu yozlaşmış insanları tanımalarını istiyorum” diyerek tepkisini dile getiriyor. Ülke genelinde yürüyen protestoların ruh halini özetleyen bir afişte iste şöyle yazıyor: “Her şeyi çalabilirsiniz, ama umudumuzu çalamazsınız.”

Bugün Lübnan’da emekçiler kendilerini sefalet koşullarına iten, yolsuzluklara gömülmüş rejimin devrilmesini istiyorlar. Tüm sorunların çözümünü ve geleceğe dair olan umutlarını “Devrim” sloganıyla ifade ediyorlar. Koronavirüs korkutması ile bastırılmaya çalışılan Lübnanlı emekçiler, en zor şartlarda bile mücadelenin yürüyebileceğini bizlere gösteriyor. Yakın zamanda El Beşir rejiminin baskılarına karşı “Mermi değil, sessizlik öldürür” diyen ve Sudan’daki protestoların sembolü olan Alaa Salah; bugünse tüm olumsuzluklara karşı sokaklara çıkmış olan Lübnanlı işçiler… Onlar dünya işçi sınıfına bir mesaj veriyorlar. Baskılara boyun eğme, mücadele bayrağını yükselt!