Navigation

Emek ve Demokrasi Güçleri 10 Ekim İddianamesini Protesto Etti

10 Ekimde Ankara Garı önünde DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin “Emek, Demokrasi ve Barış”  çağrısıyla düzenlediği miting katliamla sonuçlanmıştı. Geçtiğimiz günlerde de 10 Ekim katliamıyla ilgili iddianame Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlandı ve mahkemeye gönderildi. 571 sayfalık iddianamede 36 sanık hakkında 100’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Ancak bu katliamın siyasi sorumlularına dair hiçbir ifadeye yer verilmedi.

10 Ekimde Ankara Garı önünde DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin “Emek, Demokrasi ve Barış”  çağrısıyla düzenlediği miting katliamla sonuçlanmıştı. Geçtiğimiz günlerde de 10 Ekim katliamıyla ilgili iddianame Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlandı ve mahkemeye gönderildi. 571 sayfalık iddianamede 36 sanık hakkında 100’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Ancak bu katliamın siyasi sorumlularına dair hiçbir ifadeye yer verilmedi.

1 Temmuzda, Ankara Adliye Sarayının önünde, DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve 10 Ekim Dayanışma Derneği’nin katılımıyla, 10 Ekim katliamının siyasi sorumlularını aklayan iddianameye tepki olarak bir basın açıklaması gerçekleştirildi.

Basın açıklamasını okuyan KESK Eş Başkanı Lami Özgen, konuşmasının başında “her gün yeni bir saldırı ve katliam haberi ile sarsılıyoruz” diyerek, İstanbul Atatürk Havaalanında yaşanan katliamı hatırlattı. “Yeni katliamlar karşısında toplumsal tepkiler en az düzeye inmekte, sorumlular hesap vermekten kurtulmakta, IŞİD ülkemizde cirit atmaya devam etmektedir” diyen Özgen, AKP iktidarının başta Suriye olmak üzere Ortadoğu’da izlediği politikaların tüm insanlığı tehdit eder boyutlara ulaştığını belirtti. Hükümetin toplumsal kaygı ve güvensizlik ortamını iktidarına desteğe dönüştürmeye çabaladığını vurguyan Özgen sözlerine şöyle devam etti: “İddianameye en kaba haliyle bakıldığında bile devletin niçin katliamı açığa çıkarma yerine protesto eden, kınayan ve katliama maruz kalan bizleri hedef aldığını anlamak mümkündür. Her katliam sonrasında ‘güvenlik zafiyeti yoktur’ deme sorumsuzluğunda bulunanlardan elbette katliamı aydınlatmalarını beklemiyoruz. 7 Hazirandan hemen sonra birden ülkemiz çatışma alanı haline geldi, ortalık kan gölüne çevrildi. ‘AKP tek başına iktidar olmazsa ne istikrar kalır ne de çatışmasızlık ortamı’ algısı hâkim hale getirildi. Ancak iddianameye bakıldığında siyasi arka plana dair en ufak bir değerlendirmede bulunulmadığı, siyasal sorumluluğa dair bir yargılama sürecinin başlatılmadığı ve dönemin yöneticilerinin iddianameye dâhil edilmediği görülmektedir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanmış olan iddianamede kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin herhangi bir araştırma ve soruşturma yapılmadığı gibi, gerçekleşen eylem ‘AKP hükümetini yıpratmaya dönük bir eylem olarak’ değerlendirilerek, tüm siyasi ve idari işlemlerden birinci derece sorumluluğu olan hükümeti ve ilgili sorumlu kamu görevlilerini aklamaya dönük ifadelere yer verilmiştir.”

Özgen’in açıklamasından sonra 10 Ekim Dayanışma Derneği Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun da söz alarak iddianamedeki çarpıklıklara dikkat çekti. Saldırıda yaralananların sayısının bile gerçekçi yazılmadığını ifade eden Coşgun, iddianamenin gerçek sorumluları açıklamak adına hiçbir ifade içermediğini, gerçekçi ve etkili bir iddianame hazırlanmadığını dile getirdi. Coşgun, gerçek bir yargılama yapılmadığını, gerçek bir yargılama için mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayarak sözlerine son verdi.

Basın açıklaması “Katillerden Hesabı Emekçiler Soracak”, “Karanlığa Teslim Olmayacağız”, “Faşizme Karşı Omuz Omuza” sloganlarıyla sonlandı.