Navigation

Savaşa Gönderilen “Onbeşli”lerin Türküsü

Hey onbeşli onbeşli

Tokat yolları taşlı

Onbeşliler gidiyor

Kızların gözü yaşlı

Duyguların ve düşüncelerin dile gelme aracı olmuştur türküler. Bazen sevinci, bazen acıyı anlatırız türkülerle. Hepsinin bir hikâyesi, bir yaşanmışlığı vardır. Hareketli bir türkü olmasına rağmen “Hey Onbeşli Onbeşli” aslında Anadolu’nun acılı çocuklarını anlatır.

Birinci Dünya Savaşıyla emperyalist güçler dünyayı yeniden paylaşmak istediler ve emekçileri birbirleriyle gırtlak gırtlağa getirdiler. Osmanlı İmparatorluğu da savaşa hevesle girmişti. Bir yandan toprak kaybını önlemek, bir yandan da kaybettiği toprakları geri almak amacıyla yüz binlerce emekçiyi savaşa sürmüştü. Birinci Dünya Savaşına Almanya’nın yanında katılan Osmanlı, bu savaşı kazanacağından çok emindi. Ancak sonuç beklediği gibi olmadı.

Birinci Dünya Savaşının bir cephesi olan Çanakkale’de de on binlerce insan birbirine kırdırılmıştı ve bunların içinde Osmanlı’nın savaşa sürdüğü çocuk askerler de vardı. Çanakkale cephesinde Osmanlı’nın gücü azalınca Sultan V. Mehmed Reşad 14 Mayıs 1331’de (27 Mayıs 1915) bir emir yayınlar. Askerî Mükellefiyet Kanununda değişiklik yapar ve lise talebelerini de cepheye çağırır. Bundan sonra 1315’te doğan ve henüz 15 yaşında olan çocuklar, Anadolu’da “onbeşliler” olarak anılır. Bizim de bildiğimiz “Hey Onbeşli Onbeşli” türküsü o günlerde cepheye çocukların gittiğini gören ve kendisi de Tokat’ta askerlik yapan İboş Ali Ağa tarafından yazılır. Sevgilinin hayaliyle savaşa gitmek istemeyen çocukların ağıtıdır bu türkü.

Aslan yârim kız senin adın Hediye

Ben dolandım sen de dolan gel beriye

Fistan aldım endazesi onyediye

Gidiyom gidemiyom

Az doldur içemiyom

Sevdiğim pek gönüllü

Koyup da gidemiyom

Giderim ilinizden

Kurtulam dilinizden

Yeşil baş ördek olsam

Su içmem gölünüzden

Birinci ve İkinci Dünya Savaşı sonucunda on milyonlarca işçi ve emekçi katledildi. Şu anda ise Üçüncü Dünya Savaşı ile dünyada yeniden bir kıyım yaşanıyor. Gözü dönmüş egemenlerin kâr hırsıyla emekçileri birbirine kırdırdığı bu düzende çocuklar hâlâ ölmeye devam ediyor. Suriye’de on binlerce çocuk bombalarla, kurşunlarla can verdi. Akdeniz’in sularında boğuldu. Bu düzende ne çocuklara ne kadınlara ne de insanlığa rahat yüzü yok. Fakat biz işçi ve emekçiler, “başka bir dünya mümkün diyerek, birleştirip güçlü yumruklarımızı, düzenin çarklarını darmadağın edebiliriz”. Çocuklarımızı yaşatabileceğimiz güzel günler ancak böyle mümkün olur.