Navigation

“Tek Ülkede Sosyalizm” İddiası Sosyalizmin İnkârıdır

Elif Çağlı

"Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu."

Berdan Güney

Irak’ta Emekçilerin İsyanı

Irak’ta ABD işgaliyle ve ardından IŞİD’in baskı, şiddet ve infazlarıyla geçen yıllardan sonra emekçiler, geçim sıkıntısıyla baş başa kaldılar. Irak egemenleri, ülkenin zengin petrol yataklarından kendi servetlerini arttırmak için istifade ederken, emekçilerin payına işsizlik, artan yoksulluk, elektrik kesintileri, temel hizmetlerden yoksunluk düştü. Protesto dalgasının ülkenin güneyinde başlaması, Iraklı egemenlerin bundan sonra işinin kolay olmadığını ortaya koyuyor.

Şirketlerin Kârları Büyüyor, İşsizler Ordusu da!

AKP, istihdam seferberliğini Şubat ayında “Çalışmak isteyene işte fırsat, tarihin en büyük istihdam seferberliği” sloganıyla başlatmış, hedefinin 2 milyondan fazla istihdam yaratmak olduğunu duyurmuştu. Bu kapsamda işe alınacak işçilerin tüm vergi ve primlerinin devlet tarafından karşılanacağı ifade edildi. Devlet karşılıyor ama İşsizlik Fonunda biriken paradan karşılıyor. Seferberliğin üzerinden 3 ay geçti. Fakat istenen sonuca ulaşılamamış görünüyor. AKP yanlısı medya haberi tersten servis etse de gerçeklerin üstü örtülemiyor.

1977 1 Mayısının 40. Yılı

Türkiye işçi sınıfı, kaybettiği sınıf kardeşlerinin hesabını, örgütlenerek, sınıf örgütlerine sahip çıkarak, mücadeleyi yükselterek soracaktır. Patronların yalanlarına karşı tek panzehir, işçi sınıfının bilincidir. Edindikçe sınıfının bilincini işçi, bugüne kadar kendisini sömüreni, sonsuza dek süpürecektir.

1928 Tramvay Grevi

Yıkılan Osmanlı devleti ile güçlü bağları olan İttihat Terakki geleneğinden gelen paşalar tarafından kurulan devlet, işçilere demokratik haklarını altın tepside sunmadı. İşgününün ortalama 16-17 saate ulaştığı Cumhuriyetin ilk yıllarında, son derece düşük olan ücretler dahi işçilere ödenmiyor, yabancı uyruklu işçilerle yerli işçilerin ücretleri arasında birkaç kat fark olmasına göz yumuluyor, kadın ve çocuk emeği de alabildiğine sömürülüyordu. Zonguldak madenlerinde “mükellefiyet” adı altında zorla ve kölece çalıştırmayı da hatırlamak gerekiyor. Yeni Cumhuriyette Koçlar, Sabancılar devletin yardımıyla zenginliklerinin temelini o yıllarda atarken, işçi sınıfı ağır çalışma ve yaşam koşullarına mahkûm ediliyordu. İşçiler, ücretlerinin yükseltilmesi, ayrımcılığın kaldırılması, çalışma koşullarının düzeltilmesi için çetin mücadeleler verdiler.

Bireysel Emeklilik Yağması

AKP’nin bu adımıyla emeklilik sisteminin tamamen özel sektöre devredilmesinin yolu açılıyor. Fonda biriken ve 50 milyar liraya yaklaşan para, sermayenin kullanımına bu şekilde sunulacak. Bugüne kadar sadece orta ve üst gelir grubundaki çalışanları kapsayan sistem, otomatik katılım sayesinde asgari ücret alan milyonlarca işçiyi de kapsayacak. Asgari ücretliler, sadece zorunlu süre doluncaya kadar sistemde kalsalar dahi, fonda biriken paranın yüksek oranda artmasına istekleri dışında katkıda bulunacaklar. Tasarruf oranı da sermayenin hedeflediği yüzde 30’lar seviyesine ulaşabilecek, hatta geçebilecektir. Bu seviyeye ulaşmaktaki amaç, 2023 hedeflerine doğru bir adım daha ilerlemek.

Termik Santrallere Havayı Özgürce Kirletme Hakkı

Yaktığı kömürle havayı ve çevreyi kirleten termik santrallerin dünya genelinde kullanımı kısıtlanıyor, ama Türkiye’de sayıları hızla arttırılmaya devam ediliyor. Termik santralleri işleten şirketlerin üretimini ve kârını arttırmak için çeşitli girişimlerde bulunan AKP, son olarak Elektrik Piyasası Kanunu’nda Değişiklik Teklifi’ne eklediği hükümlerle, termik santrallerin çevre mevzuatından muaf tutulmasını sağlamayı amaçlıyor. Teklifin yasalaşması halinde, termik santrallerde ne bacaların filtreli olmasına, ne de atıkların uygun şekilde ortadan kaldırılmasına bakılacak. Santralleri işleten şirketlerin cepleri parayla dolarken, yerin altından çıkarılan kara kömür mavi gökyüzünü ve doğayı karartacak.

İş Kazalarını “İşçinin Hassasiyeti” Değil İş Güvenliği Önlemleri Önler!

AKP işçi hakları, sendikal örgütlenme, çalışma koşulları ve iş kazaları konusunda tam bir işçi düşmanı olduğunu defalarca gösterdi. Çünkü her seçim döneminde tekrar etmeyi çok sevdikleri sözlerdeki gibi “yaptıkları yapacaklarının teminatıdır”. Sermaye hükümeti, patronlara verdiği bir sözü iki etmiyor, bunu da görüyoruz.

ABD’de Siyahlar Katledilmeye Devam Ediyor

“Bütün insanlar için adalet” istediklerini haykıran siyah Amerikalıların da ırkçı saldırılara karşı öfkesi her geçen gün büyüyor. En zengin yüzde 1’in yüzde 99’u sömürmesine karşı Wall Street’ten başlayarak ülke geneline yayılan büyük protesto eylemleri, Amerikan işçi sınfının önemli bir mücadele potansiyeline sahip olduğunu ortaya koymuştu.

“Küresel İşçi Hakları Endeksi”nin Gösterdikleri

ITUC’un raporu işçi haklarında küresel çapta bir geriye gidişin olduğunu ortaya koyuyor. Hak gaspları, kapitalizmin içinde bulunduğu krizin büyümesine koşut olarak gitgide artıyor. Hükümetler, sermayeyi güvenceye almak için işçileri ağır çalışma koşullarına, güvencesizliğe, iş cinayetlerine, geleceksizliğe mahkûm ediyorlar. Ayaklarındaki zincir her geçen gün ağırlaştırılan işçiler için tek yol, kapitalizme karşı mücadeleyi yükseltmektir.

Suriyeli Göçmen İşçiler Kardeşimizdir

Suriyeli, Iraklı, Çinli, Bangladeşli… Tüm göçmen işçilerin içinde bulundukları durumun, ülkelerini saran savaşın ve yoksulluğun nedeni kapitalist sistemdir. İşsizliğin, düşen ücretlerin ve iş cinayetlerinin nedeni de kapitalist düzendir. Sermaye düzeni, işçilerin birlik olmasını engellemek için onları ırkçılıkla, milliyetçilikle zehirliyor. Göçmenlere yönelik şiddet eylemlerinin nedeni de budur.

Güney Sudan’da Bağımsızlık Referandumu

Emperyalistlerin kurtlar sofrası olan Afrika kıtasında halklar yıllar süren iç savaşların, çatışmaların ve yaşanan dizginsiz sömürünün etkisiyle yoksulluğun pençesinde kıvranıyor. Ancak, kanla sulanmış Afrika topraklarından şimdilerde mücadele sesleri yükseliyor. Tunus’ta ve Mısır’da yoksulluğa karşı açılan isyan bayrağı, halkları yoksulluk içinde kıvranırken kendileri sefahat içinde yaşayan yöneticileri yerlerinden ediyor. Sudan’ın Kuzeyli halkı da El Beşir’e karşı olan tepkilerini çeşitli eylemlerle ortaya koyuyorlar. Fakat El Beşir ve onun gibi diğer diktatörlerin saraylarından defedilip bir daha başa musallat olmalarına engel olmak, yükselen devrimci mücadelenin emekçi sınıfların iktidarıyla taçlanmasına bağlıdır. Sonu gelmez çatışma ve katliamlar, Nil Nehrinin rengini değiştirecek kadar oluk oluk akan kan, bunların müsebbibi olan kapitalizm ortadan kaldırıldığında kesilecektir.

“Hayata Dönüş” Katliamını Unutmadık

Devrimci tutsakları F tipi cezaevlerine taşımak, yalıtmak ve kimliksizleştirmek üzere gerçekleştirilen “Hayata Dönüş” operasyonunun üzerinden 10 yıl geçti. Adı dalga geçercesine konulmuş olan bu operasyonun eş zamanlı olarak yapıldığı 20 cezaevinde, 3 günün sonunda 28 tutsak katledilmiş, yüzlercesi yaralanmıştı.

Kapitalizmin Elinde Çarpıtılan Bilim

İsviçre ile Fransa sınırları arasında kalan alanda, 100 metre derinlikte, 27 km uzunluğunda dairesel bir tünel. Bu tünelin beş farklı noktasında her biri binlerce ton ağırlığında ve onlarca dev mıknatıstan oluşan birer detektöre sahip, Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN). Milyarlarca dolar maliyetle inşa edilen bu dev laboratuvarda gerçekleştirilmesi beklenen deney 2008 yılında teknik arızalardan dolayı ertelenmişti; deneye 2010 Nisanında yeniden başlandı.

Kendini Değil Kapitalizmi Öldür!

ABD’de her yıl 16-54 yaşlarındaki 6 milyon işçi psikolojik sorunlara bağlı olarak işini kaybediyor. İngiltere’de yapılan bir araştırma, insanların iki dünya savaşı arasında yaşanan Büyük Buhran dönemine göre bile daha mutsuz olduklarını ortaya koyuyor. Raporda bunun sosyal dayanışma ağları gibi eskinin toplumsal alışkanlıklarının çözülmesinden kaynaklandığı belirtiliyor. Günümüzde sayısı her geçen gün daha da artan işsizler, yalnızlığın girdabına sürükleniyorlar ve yaşadıkları karamsarlığı kendi başlarına aşamıyorlar. Asıl neden yine aynı: Örgütsüzlük.

Berlusconi Mussolini’nin İzinde

Nisan ayı başlarında Abruzzo kentini sarsan depremde yaşamını yitiren 300’e yakın insanın yasını tutan ve çadırlarda yaralarını sarmaya çalışan halka İtalya Başbakanı Berlusconi şu sözlerle seslendi: “Bunu haftasonu tatili saymak lazım!” Yasalarda yaptığı düzenlemelerle göçmenlere karşı baskıların artmasına, faşist saldırganlığın tırmanışa geçmesine zemin hazırlayan Berlusconi, depremzedelere yönelik yaptığı bu açıklamayla insan yaşamına ne kadar önem verdiğini de gözler önüne sermiş oldu.

Güçlükonak Katliamı

Burjuva Devletin Karanlık Tarihinden Bir Sayfa

Ergenekon davası ile birlikte burjuva devletin birçok pisliği ortalığa saçıldı. İşçi mücadelesinin ve Kürt hareketinin önünü kesmek için ne tür provokasyonlara girişildiği, katliamlar tezgâhlandığı bilinmeyen şeyler değildi. Kısa bir zaman öncesinde “devlet için kurşun atan iyi çocukların” Genelkurmay’ın ve devletin en üst makamlarınca nasıl korunduğuna tüm toplum şahit oldu. Şemdinli’de Umut Kitabevini bombalayan JİTEM’ciler bölge halkı tarafından suçüstü yakalanmıştı; ancak “tanırım, iyi çocuktur” açıklamasıyla birlikte, yakalanan kişiler kısa bir süre yargılandıktan sonra salıverilmişlerdi.

“İşkenceye Sıfır Tolerans” ve Gerçekler

Burjuva devletin, işçi sınıfına ve Kürt hareketine yönelik uygulamaları, gerçekte sınıfsal doğasından kaynaklanmaktadır. Varlığını sürdürdükçe de bu tür uygulamaların sonu gelmeyecektir. Demokrasi, kapitalist devlette, “Adalet Mülkün Temelidir” sözünün gerçekte ifade ettiği gibi, üretim araçlarının sahibi konumunda olan patronların çıkarlarını korumak için işler. İşçi sınıfı kapitalizme “DUR” diyene kadar da bu çark dönmeye devam eder.

DİSK 13. Genel Kurulunda Değişenler, Değişmeyenler

Bugün DİSK dâhil hiçbir sendikada işçiler sendikalarını denetleme hakkına sahip değiller. İşçiler sadece birer “oy” olarak görülüyorlar. İşçi sınıfını bağımsız sınıf çıkarları ekseninde örgütleyecek militan bir sendikacılık anlayışını yeşertmek, sendikaların tepelerinden gerçekleşmeyecektir. Bu ancak, işçilerin sendika tabanlarında, fabrikalarda ve işçi semtlerinde yorulmadan, sabırla yürüttükleri faaliyetler sayesinde yeşerebilecektir.

Mısır İşçi Sınıfı Yeniden Hareketleniyor

Mısır işçi sınıfı, tarihinin en hareketli dönemini yaşıyor. 2006 yılının Aralık ayında başlayan ve etkisi genişleyerek yayılıp Mısır’ı sarsan grev dalgası geçtiğimiz ay tekrar canlandı.

Kapitalizm ve Köle Ticareti

İngiltere’de her yılın Ekim ayı, “Siyahların Tarihini Hatırlama Ayı” olarak anılır. Bu yıl da müzelerde ve yerel belediyelerin kütüphanelerinde, Malcolm X ve Martin Luther King gibi siyahi liderlerin konuşmalarının dinletildiği özel anma törenleri gerçekleştiriliyor.

Sayfalar

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.