Navigation

ABD’de Siyahlar Katledilmeye Devam Ediyor

Yazıcı içinYazıcı içine-postayla göndere-postayla gönder
“Bütün insanlar için adalet” istediklerini haykıran siyah Amerikalıların da ırkçı saldırılara karşı öfkesi her geçen gün büyüyor. En zengin yüzde 1’in yüzde 99’u sömürmesine karşı Wall Street’ten başlayarak ülke geneline yayılan büyük protesto eylemleri, Amerikan işçi sınfının önemli bir mücadele potansiyeline sahip olduğunu ortaya koymuştu.

ABD’nin Ferguson kasabasında, 9 Ağustos 2014’te 18 yaşındayken polis tarafından katledilen Michael Brown’ı anmak, ırkçı katliamları protesto etmek için bir araya gelen siyahlara polis yine saldırdı ve olağanüstü hal ilan edildi.

Siyahları katleden polislerin cezalandırılmamasını, süren katliamları ve ırkçılığı protesto etmek için, Michael Brown’ın ölüm yıldönümünde, büyük bir kalabalık toplandı. Brown’ın katledildiği yerde saygı duruşu gerçekleştirildi, çiçekler bırakıldı ve mumlar yakıldı. Katledilen gencin babası, yaptığı konuşmada, kendilerine destek verenlere teşekkür etti ve bu destek sayesinde Brown’ın öldürülmesinin unutturulamadığını ifade etti. Brown’ın babası şöyle konuştu: “Bütün sevgimi aileme, arkadaşlarıma, halkıma, yeni dostlarıma ve dünyaya vermek istiyorum. Benim bütün dünyam sizsiniz, bunlar sizin sayenizde oldu, yoksa hepsi halının altına süpürülürdü.”

Anma sürerken polis katliamlarına tepki gösteren çeşitli gruplar protesto eylemleri gerçekleştirdiler. Gruplara azgınca saldıran polis, 18 yaşındaki Tyron Harris isimli siyah bir genci, kendilerine saldırdığı iddiasıyla vurarak ağır yaraladı. Polis, protestocu grupların da üzerine ateş açtı ve iki göstericiyi daha yaraladı. En az 50 kişiyi gözaltına aldı. Protestoların ve çatışmaların büyümesi üzerine Ferguson’un bağlı olduğu St. Louis bölge yöneticileri, kentte olağanüstü hal ilan ettiler. Gerekçe, “vatandaşların ve özel mülkiyetin zarar görme ihtimali”! Polise “düzeni sağlamak, suçu önlemek ve vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlamak” gerekçesiyle de tam yetki verildi. Bu yetkiyi alan polis, saldırıların şiddetini daha da arttırdı, siyahlara biber gazıyla, coplarla ve mermilerle saldırdı. Ayrıca Ferguson’da silahlı beyaz sivillerin dolaştığı bildiriliyor. Bunların görüntüleri internet ortamında yayınlanıyor. Polislerin bu şahıslara müdahale etmemesi dikkat çekiyor.

Geçtiğimiz yıl Michael Brown’ı öldüren polis Darren Wilson hakkında soruşturma açılmış, fakat jüri tarafından “yargılanmasına gerek görülmeden” serbest bırakılmıştı. Katil polis, Brown’a kendini savunmak için ateş ettiğini ileri sürmüş ama gencin silahsız olduğu ortaya çıkmıştı. Polisin cezalandırılmadan serbest bırakılmasına tepki gösteren siyahların ve onlara destek veren beyaz emekçilerin öfkesi Missouri eyaletinden taşıp ülke geneline yayılmıştı. Devam eden protesto gösterilerini şiddetle bastırmaya çalışan polis birçok siyahı daha katletmişti. Brown’dan sonra çok sayıda siyah Amerikalı, polis kurşunlarıyla katledildi.

Michael Brown’un ölüm yıldönümünden iki gün önce bir siyah Amerikalı daha polis tarafından katledildi. Teksas eyaletine bağlı Arlington kentinde, 19 yaşında bir üniversite öğrencisi olan Christian Taylor, otomobiliyle kaza yaptıktan sonra kaçmaya çalışırken polis tarafından kurşunlanarak katledildi. Taylor’ı silahsız olduğu halde vurarak katleden polis, yine serbest bırakıldı. Polislerin cezasız kalması ve benzeri katliamların sıkça yaşanması, siyah Amerikalıların öfkesini yükseltiyor.

Son 2,5 yılda 800 siyah katledildi

ABD’li bir grup gönüllünün hazırladığı “Polisin Şiddet Haritası” adlı rapor, siyahlara yönelik katliamların ulaştığı boyutu ortaya koyuyor. 2013’ün Ocak ayından bu yana en az 800 siyah, polis tarafından katledildi. Bu yılın Ocak ayından bu yana ise en az 197 siyah, polis kurşunuyla can verdi. Katil polislerden sadece üçü adli makamlar tarafından suçlanmış bulunuyor. Raporda siyahların polis tarafından öldürülme ihtimalinin beyazlarınkinden 3 kat fazla olduğuna dikkat çekiliyor. Bu da ABD’de polisin ırkçı tutumunun açık bir kanıtı.

Geçtiğimiz Mart ayında ABD Adalet Bakanlığı, Ferguson’da polisin ırkçı etki altında hareket ettiğini duyurdu. Bakanlık açtığı soruşturmada, polisin nedensiz şüpheyle hareket ettiğini ve siyahları nedensiz tutukladığını ifade etmişti. Ancak Adalet Bakanlığı’nın itiraf gibi bu beyanına rağmen, siyah katliamlarının önüne geçilmedi, katil polisler cezalandırılmadı.

“Özgürlükler ülkesi”, “istikrar abidesi” ve süper güç olarak anılan ABD, dünyanın her yerinde şiddeti ve savaşı körüklüyor. Ekonomik kriz ve hoşnutsuzluk derinleşirken, bu durum, polisin katliamlarına verilen tepkilerle de kendini dışa vuruyor. Bu nedenle ABD’li egemenler, emekçi kitleler üzerindeki kontrollerini baskıyı arttırarak sağlamaya çalışıyorlar.

“Bütün insanlar için adalet” istediklerini haykıran siyah Amerikalıların da ırkçı saldırılara karşı öfkesi her geçen gün büyüyor. En zengin yüzde 1’in yüzde 99’u sömürmesine karşı Wall Street’ten başlayarak ülke geneline yayılan büyük protesto eylemleri, Amerikan işçi sınfının önemli bir mücadele potansiyeline sahip olduğunu ortaya koymuştu. Kapitalist sömürü düzeninin dünya üzerindeki hâkimiyetinin sebep olduğu yıkımların, savaşların, katliamların, açlığın, yoksulluğun ortadan kaldırılması için, bütün dünya işçilerinin birleşerek burjuvaziye karşı mücadeleyi yükseltmeleri gerekiyor.