Navigation

“Küresel İşçi Hakları Endeksi”nin Gösterdikleri

Yazıcı içinYazıcı içine-postayla göndere-postayla gönder
ITUC’un raporu işçi haklarında küresel çapta bir geriye gidişin olduğunu ortaya koyuyor. Hak gaspları, kapitalizmin içinde bulunduğu krizin büyümesine koşut olarak gitgide artıyor. Hükümetler, sermayeyi güvenceye almak için işçileri ağır çalışma koşullarına, güvencesizliğe, iş cinayetlerine, geleceksizliğe mahkûm ediyorlar. Ayaklarındaki zincir her geçen gün ağırlaştırılan işçiler için tek yol, kapitalizme karşı mücadeleyi yükseltmektir.

İşçiler iş yasalarında yer alan haklarını kullanmak istediklerinde dahi, çoğu zaman ağır baskılarla, polis şiddetiyle karşılaşıyorlar. Patronlar daha fazla kâr için işçileri alabildiğine sömürmek istiyorlar ve bunun için de işçilerin her türlü hakkına saldırıyorlar. Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu ITUC, yaşanan hak ihlallerini gözler önüne seren bir araştırma yayınladı. ITUC, bu araştırmayı 162 ülkede faaliyet yürüten 328 sendikaya gönderdiği anket sorularına gelen yanıtlar üzerinden şekillendirdi. Araştırmada 141 ülkeyle ilgili verilere ulaşılabildi.

Sonuçları 10 Haziranda yayınlanan “Küresel İşçi Hakları Endeksi” adlı araştırmada ülkeler, işçi haklarının korunma düzeyine göre en iyiden en kötüye doğru sıralanıyor. İşçi hakları konusunda veri toplanabilen bütün ülkelerin değerlendirildiği araştırmada, Avrupa’dan Asya’ya, Amerika’dan Afrika’ya, farklı gelişmişlik düzeylerindeki ülkeler yer alıyor. 141 ülke arasındaki en kötü 10 ülke Belarus, Çin, Kolombiya, Mısır, Guatemala, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan, Swaziland ve Birleşik Arap Emirlikleri. İşçi haklarının en gelişmiş olduğu ülkelerse Uruguay, Finlandiya, Norveç ve Avusturya şeklinde sıralanıyor. Araştırmanın sonuçları, gelişmiş kapitalist ülkelerde son yıllarda işçi haklarının kırpıldığına, ciddi hak gaspları yaşandığına dikkat çekiyor. Özellikle Avrupa’da son bir yıldır işçi haklarındaki gerilemenin endişe verici boyutlara ulaştığı ifade ediliyor. Uygulanan kemer sıkma politikalarının işçi haklarında önemli düşüşlere yol açtığının altı çiziliyor.

ITUC Genel Sekreteri Sharran Burrow, araştırmanın önsözünde, “kafala” sisteminin uygulandığı Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinin işçiler için en kötü yerler olduğunu belirtiyor. Kafala sisteminde işçiler, kendilerini ülkeye getiren firmanın kefilliği altında, bu firmaya bağlı olarak çalışmak zorundalar. Başka bir firmada çalışma veya ülkeyi terk etme hakları yok. Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar gibi zengin Ortadoğu ülkelerinde gittikçe yaygınlaşan bu sistemde, işçilerin pasaportuna el konuluyor, işçi ücretini alamasa bile çalışmaya zorlanıyor. Ev işlerinde çalıştırılan kadın işçilerse cinsel taciz, dayak gibi saldırılara da maruz kalabiliyorlar, üstelik kendilerini savunabilecekleri bir hukuki mekanizma yok. Türkiye, Mısır, Suriye gibi ülkelerden Arabistan, Katar gibi ülkelere giden, “kafala” sistemiyle çalışan ve mağdur olan işçi sayısı da çok fazla.

Raporda, araştırmaya konu olan 141 ülkedeki hak ihlallerine ilişkin bazı bilgiler şöyle:

·         Ülkelerin yaklaşık %60’ında işçiler temel haklarından yararlanamıyor.

·         11 ülkede sendikacılar öldürüldü. Bu cinayetlerin 22’si Kolombiya’da gerçekleşti.

·         Ülkelerin %70’inde işçilerin grev hakkı gasp ediliyor.

·         Ülkelerin üçte ikisi işçilerin toplu pazarlık haklarını tanımıyor.

·         Ülkelerin yarısından fazlasında işçiler hukuksal haklarından faydalanamıyor.

Değerlendirilen ülkeler, sendika, grev ve toplu sözleşme hakkına yönelik ihlalleri, sendikacılara ve mücadele eden işçilere yönelik saldırıları da içeren 97 göstergeye göre 5 kategori halinde sıralandılar.

1.       Düzensiz hak ihlalleri: Finlandiya ve Uruguay dâhil olmak üzere 16 ülke

2.       Tekrar eden hak ihlalleri: Japonya ve İrlanda dâhil olmak üzere 26 ülke

3.       Düzenli hak ihlalleri: İsrail ve Avustralya dâhil olmak üzere 36 ülke

4.       Sistematik hak ihlalleri: ABD ve Polonya dâhil olmak üzere 27 ülke

5.       Hakların garantisinin bulunmadığı ülkeler: Belarus, Çin, Nijerya ve Türkiye dâhil olmak üzere 27 ülke

Raporda, “hukuksal aksamalar sebebiyle hakların garantisinin bulunmadığı ülkeler” ise şöyle sıralanmakta: Suriye, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Filistin dâhil olmak üzere 9 ülke

Görüldüğü gibi, Türkiye beşinci kategoride yer alıyor. Bu kategoride Cezayir, Bangladeş, Mısır, İran, Yunanistan, Hindistan, Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler de yer alıyor. Türkiye’de sendikal hak ihlallerine ilişkin verilen örnekler şöyle:

·         Sütaş işçilerinin direnişine yönelik polis müdahalesi ve şirketin eylem alanına gübre dökmesi,

·         Bakanlar Kurulu kararıyla grevlerin yasaklanması,

·         Deva ilaç fabrikasında Petrol-İş’te örgütlenen işçilerin Çalışma Bakanlığı’ndan yetki gelmesine rağmen işten çıkarılmaları,

·         Şişecam’da grevin “milli güvenlik” gerekçesiyle yasaklanması, (son on beş yılda yasaklanan 9. grev)

·         TÜVTÜRK Araç Muayene İstasyonlarında TÜMTİS’te örgütlendikleri için işçilerin işten atılması,

·         Birleşik Metal-İş’te örgütlenen MT Reklam işçilerinin işten atılması,

·         Greif’te oturma eylemi yapan işçilerin polis şiddeti kullanılarak gözaltına alınmaları,

·         Soma’da 301 maden işçisinin ölümünü protesto eden işçilere ve sendikacılara yönelik polis şiddeti,

·         1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak isteyen sendikalara yönelik polis şiddeti.

Bu raporun kapsadığı tarihleri izleyen dönemdeki ihlaller de Türkiye’deki durumu bir kez daha gözler önüne seriyor. Metal işçilerinin grevlerinin yasaklanması, anayasal hak olduğu halde sendika seçme özgürlüklerini kullanarak Türk Metal’den istifa eden yüzlerce metal işçisinin işten atılması, Jokey Plastik örneğinde olduğu gibi işçilerin sendika ve toplu sözleşme hakkının tanınmaması gibi nice ihlaller saymak mümkün.

İşçiler yasal haklarını kullanmak istediklerinde bile işten çıkarılabiliyor, mağdur ve haklı oldukları halde polis şiddetine maruz kalabiliyor. İşçilerin açtıkları davaların sonuçlanması yıllar alabiliyor. Yasal hakların kullanılmasına engel olmak için çeşitli ayak oyunları oynanıyor, işçi baskı altına alınıyor, yıldırılmaya çalışılıyor, tehdit ediliyor…

Metal işçilerinin mücadelesi, hakların korunması ve geliştirilmesinin ancak örgütlü mücadeleyi yükseltmekle mümkün olabileceğini bir kez daha gösterdi. Sendikaların işçilerin çıkarıyla bir ilgileri kalmamış sendika bürokratlarından arındırılmasının ve sınıf örgütleri haline gelebilmelerinin tek yolu da bu.

ITUC’un raporu işçi haklarında küresel çapta bir geriye gidişin olduğunu ortaya koyuyor. Hak gaspları, kapitalizmin içinde bulunduğu krizin büyümesine koşut olarak gitgide artıyor. Hükümetler, sermayeyi güvenceye almak için işçileri ağır çalışma koşullarına, güvencesizliğe, iş cinayetlerine, geleceksizliğe mahkûm ediyorlar. Ayaklarındaki zincir her geçen gün ağırlaştırılan işçiler için tek yol, kapitalizme karşı mücadeleyi yükseltmektir.